YAYINLAMA 19 Ekim 2026 00:00
GÜNCELLEME 19 Ekim 2026 00:16
MERVE YİĞİTCAN
Türkiye’nin Letonya, Litvanya ve Estonya’dan oluşan Baltık ülkeleriyle olan toplam ticaret hacmi 2 milyar dolar sınırına yaklaşırken; otomotiv yan sanayisinden tekstile, makine ve iklimlendirmeden hazır gıdaya, kimya ve sanayi ham maddelerinden çeliğe kadar pek çok farklı kulvarda Türk üreticileri bölgedeki varlığını güçlendiriyor. Yanı sıra bölgede gelişmiş dijital altyapılar, sıfıra yakın bürokratik engeller, serbest ekonomi bölgeleri ve İskandinav pazarına kıyasla yüzde 40-50’yi bulan maliyet avantajları, ‘Made in Europe’ etiketiyle AB pazarlarında kalıcı olmak isteyen Türk markalarına büyük fırsatlar sunuyor.
Sadece tüketim pazarı değil
Türkiye’nin Vilnius ve Riga büyükelçileri de Baltıklar’ın sadece nihai bir tüketim pazarı olmadığını, İskandinav ve tüm AB pazarına doğrudan erişim sağlayan stratejik bir lojistik ve üretim üssü olduğunu vurguluyor. Türk girişimcilerinin Baltıklarda yalnızca ihracatçı rolüyle yetinmemesi gerektiğine işaret eden diplomatlar; ortak imalat, stratejik lojistik depoları, montaj hatları ve bölgesel dağıtım merkezleri kurmanın Türk markalarının Avrupa’daki kalıcılığını, rekabet gücünü ve vergi avantajlarını teminat altına alacak en stratejik hamle olacağına dikkat çekiyor.
Letonya maliyet avantajı ile önde
Türkiye’nin Riga Büyükelçisi Ahmet Cemil Miroğlu ise Letonya’nın nüfus ve yüz ölçümü bakımından mütevazı görünmesine karşın; güçlü dijital altyapısı, coğrafi avantajları ve sunduğu maliyet efektif çözümlerle Türk özel sektörü için kritik imkânlar barındırdığını ifade etti.
Letonya’nın 1,8 milyonluk nüfusuna rağmen Kuzey Avrupa ve İskandinav pazarlarına açılan güçlü bir kapı olduğunu belirten Miroğlu; ikili ticaret hacminin 440 milyon dolar seviyesinde ve dengeli seyrettiğini, ancak bu rakamların mevcut potansiyeli yansıtmadığını kaydetti. Önümüzdeki dönemde düzenlenecek JETCO toplantıları ve Letonya hükümetinin özel sektörü destekleyen reformcu adımlarıyla ticarette ilk etapta 1 milyar doların hedeflendiğini belirten Miroğlu, kara yolu kotaları ile SKDM kısıtlamalarına karşı Letonya’nın ideal bir depolama ve lojistik merkezi olabileceğini vurguladı.
Miroğlu, bölgedeki maliyet avantajlarına dikkat çekerek, “Letonya’da çok dilli, yükseköğrenimli ve dijital yetkinlikleri yüksek iş gücünün ortalama net maaş seviyesi 1.400-1.500 euro bandında bulunuyor. İskandinav ülkelerine kıyasla elde edilen yüzde 40 ila 50 civarındaki bu maliyet avantajı, bölgede depolama ve üretim tesisi kurmak isteyen Türk yatırımcılara muazzam bir kolaylık sunuyor” ifadelerini kullandı.
Litvanya'nın Dönem Başkanlığı fırsat olabilir
Litvanya’nın coğrafi ve nüfus ölçeğinin ötesinde taşıdığı stratejik değere dikkat çeken Türkiye’nin Vilnius Büyükelçisi Esra Topçu, ülkeyi AB pazarına geçişte kilit bir eşik olarak niteledi. Özellikle yüksek teknoloji, yeşil dönüşüm, savunma sanayisi ve lojistik kulvarlarında ortak yatırım fırsatlarının bulunduğunu aktaran Topçu, iki ülke arasındaki ticaretin son derece dengeli bir seyir izlediğini belirtti.
2022'den bu yana 1 milyar dolar bandının üzerinde seyreden ticaret hacminin geçtiğimiz yıl 1,1 milyar dolara ulaştığını hatırlatan Topçu, Türkiye-Litvanya Karma Ekonomik ve Ticaret Komitesi (JETCO) oturumlarında yeni hedeflerin çizildiğini kaydederek, “Ticari ilişkilerimizde çıtayı 1,5 ile 2 milyar dolar aralığına yükselttik. Mevcut dış ticaretimizin ana omurgasını çelik sektörü oluşturuyor; fakat bu yapıyı farklı iş kollarını dahil ederek çeşitlendirmek durumundayız” dedi.
Litvanya’nın 2027 senesinde AB Konseyi Dönem Başkanlığı görevini üstleneceğini hatırlatan Esra Topçu, bu süreçte küresel ölçekli pek çok iş forumu ve ticari etkinliğin ülkeye taşınacağını dile getirdi. Türk üreticilerinin katma değerli ve düşük emisyonlu imalat altyapısıyla SKDM ve korumacılık duvarlarını aşarak Litvanya’da önemli bir avantaj elde edebileceğini belirten Topçu, şöyle devam etti: “Haritada küçük bir ülke gibi dursa da Litvanya’nın sunduğu teşvikler ve stratejik konum son derece kıymetli. Serbest ekonomi bölgeleri, iş yapma kolaylığı ve AB pazarına doğrudan erişim noktasında çok önemli bir kapı. Gerek Büyükelçilik gerekse Ticaret Müşavirliği olarak bölgeye adım atmayı hedefleyen tüm şirketlerimizin arkasındayız.”
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.