YAYINLAMA 19 Ekim 2026 09:00
GÜNCELLEME 19 Ekim 2026 09:15
Fransa'da eğitim koşullarına karşı başlayan öğrenci hareketi Belçika ve İtalya'daki bazı öğrenci gruplarına ilham verirken İspanya'da bir kiracının tahliyesi ülke çapında barınma protestolarını tetikledi.
Portekiz'de kamu çalışanları maaş artışı istedi, Belçika'da sendikalar hükümetin ekonomik politikalarına karşı çıktı, Hollanda'da iklim aktivistleri havacılık sektörünü hedef aldı.
İtalya ve Yunanistan'da ise eğitimden savaş karşıtı eylemlere kadar farklı talepler sokaklara taşındı. Ekim ayında Avrupa'nın yedi ülkesinde yaşanan protestolar, farklı nedenlerle ortaya çıksa da kamu hizmetleri, ekonomik haklar ve gelecek kaygıları etrafında yoğunlaştı.
Peki Avrupa'nın farklı ülkelerinde neler protesto ediliyor, eylemler nasıl başladı ve göstericiler ne talep ediyor?
Fransa: Öğrenciler eğitim koşullarına karşı sokakta
Fransa'da eylül ayında başlayan öğrenci hareketi, ekim ayında ülke geneline yayıldı. Paris yakınlarındaki Créteil kentinde bulunan Saint-Exupéry Lisesi çevresinde ivme kazanan eylemlerin temelinde öğretmen eksikliği, kalabalık sınıflar ve bakımsız okul binaları bulunuyor.
Öğrenciler, bazı okullarda su sızıntıları ve kemirgen istilası gibi sorunlar yaşandığını belirterek eğitim koşullarının iyileştirilmesini istedi. Öğretmen açığının giderilmesi, sınıflardaki öğrenci yoğunluğunun azaltılması ve okul altyapısının yenilenmesi talepler arasında yer aldı.
Eylemler kısa sürede Paris çevresinden diğer kentlere yayıldı. Marsilya, Lyon, Nantes, Bordeaux, Toulouse ve Lille gibi kentlerde okul girişleri kapatıldı, gösteriler düzenlendi.
8 Ekim'de 71 bin 500 kişi sokağa çıktı
Fransa İçişleri Bakanlığı'nın verilerine göre 8 Ekim'de ülke genelinde düzenlenen protestolara 71 bin 500 kişi katıldı. Katılımcıların 24 bin 500'ü Paris'teki gösteride yer aldı. Aynı gün 504 kişi gözaltına alındı.
Protestolar sırasında bazı kentlerde şiddet olayları yaşandı. Okullarda yangınlar çıktı, kamu malları zarar gördü ve polisle göstericiler arasında çatışmalar meydana geldi.
Polis müdahaleleri de eylemlerin önemli gündem maddelerinden biri hâline geldi. 5 Ekim'de kuzeydeki Lens kentinde 15 yaşındaki bir öğrencinin polis müdahalesi sırasında kullanılan bir bombanın patlaması sonucu eli koptu.
Olayın ardından polis şiddetine ilişkin tartışmalar büyüdü.
İçişleri Bakanı Laurent Nuñez, 7 Ekim'de lise öğrencilerinin protestoları sırasında sersemletici bomba kullanımının geçici olarak durdurulması talimatını verdi. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
Hükümet 3 bin yedek öğretmen görevlendirecek
Protestoların ardından Eğitim Bakanı Édouard Geffray, öğretmen açığı bulunan okullarda görevlendirilmek üzere 3 bin yedek öğretmenin görevlendirileceğini açıkladı.
Başbakan Sébastien Lecornu da öğrenci taleplerine ilişkin yeni adımların ekim ayının sonuna kadar açıklanacağını bildirdi.
Ancak öğrenci temsilcileri, hükümetin açıklamalarını yetersiz buldu.
Taleplerin karşılanması için eylemlerin sürdürülmesi kararlaştırıldı.
Fransa'daki hareketin büyümesinde eğitim sistemindeki sorunların yanı sıra öğrencilerin karar alma süreçlerinde yeterince temsil edilmedikleri düşüncesi de etkili oldu. Eylemler ilerledikçe kamu hizmetlerinin finansmanı ve ekonomik eşitsizlikler gibi daha geniş konular da tartışılmaya başlandı.
17 Ekim'de eğitim protestoları hayat pahalılığı tepkisiyle birleşti
17 Ekim'de Fransa'da hayat pahalılığına ve kamu hizmetlerindeki sorunlara karşı geniş katılımlı gösteriler düzenlendi. Sendikalar, öğrenciler ve farklı toplumsal kesimler eylemlere katıldı.
Fransa İçişleri Bakanlığı, gösterilere ülke genelinde yaklaşık 550 bin kişinin katıldığını açıkladı. Sendika CGT ise katılımı 800 bin olarak tahmin etti.
Gösterilerin bir bölümü şiddet olaylarına dönüştü. Bazı kentlerde mağazalar yağmalandı, araçlar ve barikatlar ateşe verildi. Limoges'da belediye binasında büyük hasara yol açan bir yangın çıktı.
Reuters'ın 18 Ekim tarihli haberine göre olaylarda bir gösterici hayatını kaybetti, ülke genelinde 2 binden fazla kişi gözaltına alındı ve 600'den fazla polis yaralandı. Ölümün gösteriler sırasında yaşanan kalp durmasıyla bağlantılı olduğu bildirildi.
Böylece Fransa'da eğitim koşullarına yönelik öğrenci hareketi, kamu hizmetleri ve geçim sıkıntısına ilişkin daha geniş bir toplumsal tepkiyle aynı dönemde büyüdü.
İspanya: 87 yaşındaki kiracının tahliyesi ülkeyi ayağa kaldırdı
İspanya'da konut fiyatları ve kiralardaki artış uzun süredir tartışma konusu.
Ancak Madrid'de yaşayan 87 yaşındaki María del Carmen Abascal'ın evinden çıkarılması, barınma krizini ülke çapında protestoların merkezine taşıdı.
Maricarmen adıyla tanınan Abascal, 1956 yılından bu yana yaşadığı evde oturuyordu. Babasının imzaladığı kira sözleşmesi önce annesine, ardından kendisine devredilmişti.
Daireyi 2018'de satın alan Urbagestión adlı şirket, kira sözleşmesinin iki kez devredilmesi nedeniyle hukuken sona erdiğini savunarak 2020'de Abascal'dan evi boşaltmasını istedi.
İlk mahkeme kararında Abascal haklı bulunurken şirketin itirazı üzerine üst mahkeme 2022'de kira sözleşmesinin devam etmesine karşı karar verdi. Kararın kesinleşmesiyle tahliye süreci başladı.
Şirketin ilk aşamada aylık 2 bin 650 euro kira talep ettiği, daha sonra bu tutarı bin 650 euroya indirdiği bildirildi. Abascal'ın emekli aylığı ise haberlerde yaklaşık bin 350 euro olarak yer aldı. Önceki kira ve giderleri için yaklaşık 440 ila 500 euro arasında değişen tutarlar aktarıldı.
Düzenli kira ödemelerini sürdürmesine rağmen eski sözleşme üzerinden evde kalma hakkını kaybeden Abascal, yıllarca süren hukuki mücadelenin ardından tahliye kararıyla karşı karşıya kaldı.
Tahliye görüntüleri protestoları büyüttü
2025 ve 2026 yıllarında komşularının ve kiracı örgütlerinin desteğiyle üç kez ertelenen tahliye, 23 Eylül 2026'da gerçekleştirildi. Sağlık sorunları nedeniyle tekerlekli sandalye kullanan Abascal, evinden çıkarıldıktan sonra sedyeyle hastaneye götürüldü.
Tahliye görüntülerinin yayılması üzerine binlerce kişi barınma hakkı için sokağa çıktı. İspanya'nın farklı kentlerinde protesto kampları kuruldu; kiracı örgütleri, uygun fiyatlı konutlara erişim ve tahliyelere karşı daha güçlü koruma talep etti.
28 Eylül'de şirketle Abascal'ın temsilcileri arasında yeni bir anlaşmaya varıldı. Anlaşma, Abascal'ın sekiz yıllık yeni bir kira sözleşmesiyle evine dönmesini öngörüyordu. Ancak hastanede tedavisi devam eden Abascal, sözleşmeyi imzalaması planlanan 8 Ekim'den bir gün önce, 7 Ekim'de hayatını kaybetti.
Bununla birlikte Abascal'ın hikâyesi, İspanya'da konut güvencesizliğinin sembollerinden biri hâline geldi.
Konut krizi erken seçim sürecini etkiledi
3 Ekim'de İspanya'nın farklı kentlerinde binlerce kişi konut krizini protesto etti. Madrid'deki katılım konusunda farklı rakamlar açıklandı: Organizatörler yaklaşık 500 bin kişinin gösteriye katıldığını belirtirken yetkililerin açıkladığı sayı 70 bin civarındaydı.
Protestocular kiraların düşürülmesini, kiracıların daha güçlü korunmasını, tahliyelerin önlenmesini ve uygun fiyatlı konut üretiminin artırılmasını istedi.
Hükümetin konut piyasasına ilişkin hazırladığı iki düzenleme parlamentoda reddedildi. Bu gelişme, zaten tartışmalı olan barınma politikalarını siyasi krizin merkezine taşıdı.
Başbakan Pedro Sánchez, 5 Ekim'de erken seçim kararı alarak genel seçimlerin 29 Kasım'da yapılacağını açıkladı. Hükümet daha sonra konut krizine yönelik yeni önlemler hazırladı.
Kiracı örgütleri ve bazı işçi sendikaları, konut hakkı, ücretler ve hayat pahalılığına karşı 11 Kasım'da 24 saatlik genel grev düzenlenmesi için çağrıda bulundu.
İspanya'daki protestolar, konut krizinin yalnızca kira fiyatlarından ibaret olmadığını gösterdi. Konut arzının yetersizliği, yükselen fiyatlar ve kiracıların güvencesizliği, özellikle büyük kentlerde gençlerin ve düşük gelirli kesimlerin bağımsız yaşam kurmasını zorlaştırıyor.
Belçika: Sendikalar hükümetin ekonomik politikalarına karşı
Belçika'da ekim ayının ilk yarısında öğrenciler ve sendikalar farklı taleplerle sokağa çıktı. Öğrenci eylemleri, Fransa'daki hareketten kısmen etkilenirken sendikaların protestoları federal hükümetin bütçe ve çalışma hayatına ilişkin politikalarına odaklandı.
Öğrenciler, özellikle Valonya bölgesinde eğitim maliyetleri, okul koşulları ve eğitim sisteminde planlanan değişikliklere tepki gösterdi. Liège kentinde bazı okul girişlerinde ateş yakıldı ve polis müdahalesi yaşandı.
Reuters'ın 7 Ekim tarihli haberinde, Liège'deki olaylar sırasında yerel basının aktardığı bilgilere göre 107 kişinin gözaltına alındığı bildirildi.
Vergi, ücret ve emeklilik düzenlemeleri tepki çekti
Belçika'da sendikaların temel itirazları arasında katma değer vergisinde yapılması değerlendirilen artışlar, ücretlerin enflasyona göre güncellenmesini sağlayan otomatik endeksleme sisteminde olası değişiklikler, emeklilik düzenlemeleri ve çalışma sürelerinin daha esnek hâle getirilmesi bulunuyor.
Sendikalar, söz konusu politikaların çalışanların satın alma gücünü zayıflatacağını savunuyor. Hükümet ise bütçe açığını kontrol altına almak ve kamu maliyesini sürdürülebilir hâle getirmek için tasarruf önlemlerine ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor.
9 Ekim'de Brüksel'de düzenlenen geniş katılımlı gösteride polis yaklaşık 30 bin, sendikalar ise 50 bin kişinin yürüyüşe katıldığını açıkladı.
Göstericiler, Merkez İstasyonu'ndan Güney İstasyonu yönüne yürüdü.
Sendika üyelerinin yanı sıra eğitim maliyetlerini ve okul koşullarını protesto eden öğrenciler de eyleme katıldı.
Yürüyüşle bağlantılı grevler nedeniyle toplu taşıma ve hava ulaşımında aksamalar yaşandı. Gösterinin bazı bölümlerinde polisle protestocular arasında çatışmalar çıktı.
12 Ekim'de düzenlenen yeni ulusal grev, demiryolu ulaşımını, şehir içi toplu taşımayı, kamu yayıncılığını ve okulları etkiledi.
Belçika'da öğrencilerin eğitim talepleriyle sendikaların ücretler, emeklilik ve kamu harcamalarına ilişkin itirazları aynı dönemde görünürlük kazandı.
Portekiz: Kamu çalışanları maaş artışı istiyor
Portekiz'de kamu çalışanları, ücretlerinin artırılması ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi talebiyle 2 Ekim'de 24 saatlik greve gitti. Grev, hükümetin 2027 yılı bütçe teklifini hazırladığı dönemde gerçekleştirildi.
Kamu yönetiminde görev yapan idari personel, teknik çalışanlar ve farklı kamu hizmetlerinde çalışanların katıldığı grev nedeniyle çok sayıda okul kapandı. Sağlık hizmetleri, üniversiteler, sosyal güvenlik birimleri ve belediyelere bağlı hizmetlerde de aksamalar yaşandı.
Sendikalar, kamu çalışanlarının ücretlerinin yaşam maliyetlerindeki artışı karşılamadığını savunuyor.
Sendikaların talepleri ne?
Sendikalar, bütün kamu çalışanları için en az yüzde 15 ve asgari 150 euro maaş artışı talep ediyor. Kamudaki en düşük ücretin bin 150 euroya, günlük yemek yardımının ise 13 euroya çıkarılması da talepler arasında bulunuyor.
Protestoların arka planında yalnızca kamu çalışanlarının maaşları yer almıyor. Portekiz'de özellikle Lizbon ve Porto gibi büyük kentlerde yükselen kiralar, düşük ve orta gelirli kesimlerin geçim koşullarını zorlaştırıyor.
17 Ekim'de Lizbon'da hayat pahalılığına, düşük ücretlere ve konut krizine karşı yeni gösteriler düzenlendi. Sendikalar ücretlerin ve emekli aylıklarının artırılmasını istedi; gençler ise uygun fiyatlı konutlara erişim taleplerini gündeme taşıdı.
Portekiz'de konut fiyatlarının 2017'den bu yana iki kattan fazla arttığı bildiriliyor. Bu yükseliş, özellikle gençlerin ve düşük gelirli çalışanların ev sahibi olmasını veya gelirleriyle uyumlu bir kiralık konut bulmasını zorlaştırıyor.
Böylece kamu çalışanlarının ücret talepleriyle gençlerin barınma sorunları, aynı dönemde ülkenin ekonomik gündeminde öne çıkan iki başlık oldu.
Hollanda: İklim aktivistleri havacılık sektörünü hedef aldı
Hollanda'da iklim aktivistleri, 5 Ekim'de Amsterdam yakınlarındaki Schiphol Havalimanı'nda protesto düzenledi. Eylemin hedefinde, havayolu şirketi KLM'nin sık uçan yolcuları ödüllendiren Flying Blue programı bulunuyordu.
Extinction Rebellion üyeleri, havayolu şirketlerinin sık uçan yolculara mil ve çeşitli ayrıcalıklar sunmasının daha fazla uçuşu teşvik ettiğini savunuyor.
Aktivistler, havacılığın karbon emisyonlarını artırdığı gerekçesiyle programın kaldırılmasını talep ediyor.
Havalimanında 32 kişi gözaltına alındı
Aktivistler, güvenlik kontrolünden geçerek havalimanının uçuş alanındaki bekleme bölümüne girdi. Saat 12:00 civarında başlayan protestoda eylemciler alarm saatleri çaldı ve pankartlar açtı.
Hollanda Kraliyet Marechaussee birimi, güvenlik gerekçesiyle gösteriye izin verilmeyen alandaki eylemcilerden havalimanını terk etmelerini istedi.
Çağrıya uymayan 32 kişi gözaltına alındı.
Havalimanı yönetimi ve güvenlik birimlerinin ortak müdahalesi sayesinde uçuş operasyonlarının çok az etkilendiği bildirildi. Aktivistler ise KLM'nin sık uçan yolcuları ödüllendiren programını sona erdirene kadar eylemlerini sürdüreceklerini açıkladı.
Hollanda'daki protesto, diğer ülkelerdeki eğitim ve konut eylemlerinden farklı olarak iklim politikalarına odaklandı. Eylemcilerin temel talebi, havacılık sektörünün daha fazla uçuşu teşvik eden uygulamalarının çevresel etkilerinin dikkate alınmasıydı.
İtalya: Eğitimden Filistin'e farklı talepler sokakta
İtalya'da ekim ayının ilk yarısında eğitim politikaları, antisemitizmle mücadeleye yönelik yasa tasarısı ve Filistin'e destek gösterileri farklı eylemlere konu oldu.
Ülkedeki bazı öğrenci grupları, Fransa'daki protestolardan etkilendiklerini belirterek okullardaki koşullara ve kamu eğitiminin durumuna ilişkin taleplerini dile getirdi.
Roma ve Torino'daki bazı okullarda işgal eylemleri düzenleyen öğrenciler, eğitim sisteminin iyileştirilmesini ve kamu eğitimine daha fazla kaynak ayrılmasını istedi. Öğrenci hareketleri, 17 Ekim'de düzenlenmesi planlanan kamu eğitimini savunma eylemi ve 20 Kasım için duyurulan uluslararası öğrenci grevi öncesinde de gündeme geldi.
Antisemitizmle mücadele tasarısı tartışma yarattı
İtalya'daki siyasi tartışmaların bir başka başlığını, antisemitizmle mücadele amacıyla hazırlanan yasa tasarısı oluşturdu.
Tasarı, Uluslararası Holokost Anma İttifakının (IHRA) antisemitizm tanımının ülke mevzuatında kullanılmasını öngörüyor. Düzenleme, antisemitizmle mücadeleyi güçlendirmeyi amaçladığını belirtenler tarafından destekleniyor.
Buna karşı çıkan bazı sivil toplum örgütleri ise tanımın uygulanma biçiminin İsrail hükümetinin politikalarına yönelik eleştirileri ve Filistin'le dayanışma faaliyetlerini sınırlandırabileceğini savunuyor.
Tartışmanın merkezinde, antisemitizmle mücadele ile siyasi ifade ve gösteri özgürlüğü arasındaki sınırın nasıl çizileceği bulunuyor.
Tasarı 2026'nın ekim ayı başında İtalya Temsilciler Meclisinin gündemindeydi. Bazı kuruluşlar 2 Ekim'de parlamento binası önünde protesto düzenlenmesi için çağrı yaptı.
10 Ekim'de 50 kentte Filistin'e destek gösterileri
İtalya'da 10 Ekim'de Gazze'ye destek amacıyla ülkenin 50'den fazla kentinde gösteriler düzenlendi.
Filistinli kuruluşlar, öğrenci hareketleri, sendikalar ve çeşitli sivil toplum örgütlerinin katıldığı eylemlerde askeri operasyonların sona erdirilmesi, insani yardımların ulaştırılması ve İsrail'e yönelik yaptırımlar uygulanması talep edildi.
Roma'da Kolezyum'dan La Sapienza Üniversitesine uzanan yürüyüşe binlerce kişi katıldı. Torino'da ise binlerce kişinin katıldığı gösterinin sonunda ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu temsil eden maketler ateşe verildi. Bazı kentlerde polisle göstericiler arasında gerginlik yaşandı.
17 Ekim'de İtalya'da hayat pahalılığına karşı düzenlenen protestolar da gündeme geldi. Milano'da başlangıçta barışçıl ilerleyen gösteri, maskeli grupların polisle çatışması, bazı mağazaların yağmalanması ve yangınların çıkmasıyla şiddet olaylarına dönüştü.
Polis göz yaşartıcı gaz ve tazyikli su kullandı.
İtalya'da eğitim, iklim politikaları, Filistin'e destek ve hayat pahalılığı protestoları aynı toplumsal gündemin parçaları olarak tartışıldı; ancak her biri farklı talepler ve örgütlenmeler etrafında şekillendi.
Yunanistan: Öğrenciler eğitim koşullarına ve savaş politikalarına karşı
Yunanistan'da ekim ayının ilk haftasında eğitim politikalarına yönelik öğrenci eylemleri ile savaş karşıtı gösteriler gündeme geldi.
6 Ekim'de Atina'da ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun ziyareti nedeniyle savaş karşıtı bir yürüyüş düzenlendi. Öğrencilerin, sendikaların ve siyasi örgütlerin katıldığı gösteride ABD ile askeri işbirliğine ve Yunanistan'ın askeri çatışmalara dâhil olmasına karşı talepler dile getirildi.
Öğrenciler sınıf mevcutlarının azaltılmasını istiyor
Yunanistan'daki öğrenci hareketinin temel talepleri arasında öğretmen eksikliğinin giderilmesi, kalabalık sınıfların azaltılması ve okul altyapısının iyileştirilmesi bulunuyor.
Atina Öğrenci Koordinasyon Komitesi, 8 Ekim için ülke çapında eylem çağrısı yaptı. Öğrenciler, sınıf mevcutlarının 15 kişiye düşürülmesini, okul binalarının iyileştirilmesini ve eğitim gezilerinin ücretsiz hâle getirilmesini istedi.
Bu talepler, Fransa'daki öğrenci hareketiyle benzerlik taşısa da Yunanistan'daki eylemler ülkenin kendi eğitim sistemine ilişkin sorunlara dayanıyordu.
Farklı talepler, ortak gelecek kaygısı
Eylemlerin sonraki dönemde nasıl şekilleneceği, hükümetlerin taleplere vereceği yanıtlar ve protestoların devam edip etmeyeceğiyle bağlantılı olacak.
Eğitim, konut, ücretler, kamu hizmetleri, iklim politikaları ve uluslararası gelişmeler etrafında yükselen talepler, günlük yaşam koşullarıyla geleceğe ilişkin kaygıların protestoların ortak gündeminde buluştuğunu ortaya koyuyor.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.