YAYINLAMA 19 Ekim 2026 19:02
GÜNCELLEME 19 Ekim 2026 19:24
EKONOMİ gazetesi yazarı Alaattin Aktaş CNBC-e’de Servet Yıldırım’ın sunduğu 4’te Ekonomi programında Merkez Bankası’nın faiz kararına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Aktaş, şirketlerin finansmana erişimindeki sıkışıklığın yalnızca faiz indirimiyle giderilemeyeceğini belirterek kredi büyüme sınırlarının da ele alınması gerektiğini söyledi.
"Faiz 5 puan düşse bile etkisi sınırlı kalabilir"
Faiz indiriminin tek başına piyasada beklenen rahatlamayı sağlamayabileceğini ifade eden Aktaş, kredi artış sınırlarının değişmemesi durumunda faiz indiriminin etkisinin sınırlı kalacağını söyledi.
Mevcut durumu musluk ve boru benzetmesiyle anlatan Aktaş, şu ifadeleri kullandı:
“Faizin düzeyi çok önemli değil. Çok indirse bile, tamam elbette birtakım olumlu taraflar olacaktır ama faizi çok indirse bile eğer kredi artış sınırlaması değişmezse, orada bir değişiklik olmazsa, musluğun sonuna kadar açılmasına olanak tanındığını ama borunun bir yerde Merkez Bankası'nca tıkandığını, daraltıldığını, o yüzden suyun az aktığını söylüyorum. O şekilde bir benzetme yapmayı tercih ediyorum.”
Aktaş, Merkez Bankası’nın faizi 5 puan indirmesi halinde bile kredi büyüme sınırlarını gevşetmemesi durumunda beklenen etkinin ortaya çıkmayabileceğini belirterek, “Musluğu istediğimiz kadar çok açabilir hale gelelim, Merkez Bankası faizi istediği kadar düşürsün... Örneğin Perşembe günü yüzde 37'den 1 puan ya da beklendiği gibi 1-2 puan değil de 5 puan birden düşürsün; eğer o borunun hacminde bir genişleme yapmayacaksa, aylık kredi artış sınırlamasını değiştirmeyecekse ve gevşetmeyecekse faiz düşüşünün pek bir etkisi olmayacak” dedi.
"Faiz düşünce kredi vermek isteyenler artmayabilir"
Aktaş, finansman sıkışıklığının nedenlerinden biri de elinde kaynak bulunan kişi ve şirketlerin bu kaynakları kullandırma konusundaki isteksizliği olduğunu belirterek bu nedenle faiz indiriminin kredi arzını kendiliğinden artıracağı beklentisinin gerçekçi olmayabileceğini söyledi.
Aktaş, “Şu an bu faiz oranlarıyla elindeki kaynağı kullandırmak istemeyenlerin, faiz düştükten sonra koşarak bu parayı kullandırmak için birilerini aramaları gibi bir durum söz konusu olmaz” ifadelerini kullandı.
Kaynak sahiplerinin kararlarında belirsizliklerin de etkili olduğunu söyleyen Aktaş, “Bu faiz, yarın için bir güvence olarak, yeterince bir düzey olarak görülmüyor bile” dedi.
Aktaş, mevcut durumu şöyle anlattı:
“Dolayısıyla insanlar elindeki varlığı, yani parayı satmak için daha yüksek fiyat, daha yüksek faiz istiyorlar. Şu anki tablo bu. Sadece fiyat ya da faiz değil konu, belki önümüzdeki döneme ilişkin belirsizlikler. Kimse varlığını çok fazla kullandırmaktan yana değil çünkü yarın ne olacağı pek bilinmiyor.”
TCMB’nin önünde iki seçenek var
Merkez Bankası’nın piyasadaki sıkışıklığı hafifletmek için faiz ve kredi limitlerine ilişkin iki seçeneği değerlendirebileceğini belirten Aktaş, faiz indiriminin kredi artış sınırlarında gevşemeyle desteklenmesi gerektiğini söyledi.
Aktaş, “Merkez Bankası şu ikisini bir yaparsa birazcık olsun işe yarayabilir: Sadece faizi indirdi, 37'yi 36 yaptı ama kredi kanalları, kredi artış limiti hala aynı düzeyde; değişen bir şey olmayacak o zaman, faizi çok daha fazla indirse bile olmayacak” dedi.
Faiz indirimiyle birlikte kredi limitlerinin gevşetilmesinin piyasaya nefes aldırabileceğini ifade eden Aktaş, alternatif olarak faiz sabit tutulurken kredi artış limitlerinin artırılabileceğini söyledi:
“Belki 36 ile birlikte o limitleri biraz gevşetirse o zaman piyasa nefes alabilir. Ya da bir olasılık şu olabilir: yüzde 37 sabit tutulur ama kredi artış limitleri bir miktar artırılır, o zaman da bir rahatlama sağlanabilir.”
“Faizin düzeyi artık ikinci planda”
Aktaş, kredi kanallarının bir miktar genişletilmesinin enflasyonla mücadele açısından yaratabileceği etkilerin de değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Kredi limitlerinde sınırlı bir gevşemenin piyasada çok güçlü bir talep artışına yol açacağı görüşüne katılmadığını söyledi.
Aktaş, “Şimdi ‘Enflasyonla mücadele ediliyor, onun için böyle oluyor’ falan denilecektir ama enflasyonla mücadele zaten hedeflerin çok ötesinde kalınan bir oran söz konusu, o sanki Türkiye'de ikinci planda kaldı. 2026'da zaten yüzde 28-29 civarına inildi. 29 olmuş, 30 olmuş çok da önemli değil” ifadelerini kullandı.
Kredi kanallarının genişletilmesinin piyasadaki sıkışıklığı azaltabileceğini savunan Aktaş, “Kredi kanallarının birazcık genişletilmesiyle piyasada inanılmaz bir talep ortaya çıkmayacak ama bu sıkışıklığı önleme adına yapılacak çok da başka bir şey görünmüyor” dedi.
Aktaş, Merkez Bankası’nın önündeki temel tercihi ise şu sözlerle özetledi:
“Burada temelde yapılması gerekenin hangisi olduğuna bir karar vermek gerekiyor: Faiz mi, yoksa borunun çapını biraz genişletmek mi? Merkez Bankası borunun çapını biraz genişletecek adımlar atmadığı sürece faizin pek bir önemi olduğu kanısında değilim.”
"İki puanlık indirim de kredi sorununu çözmeyebilir"
Aktaş, olası faiz indiriminin büyüklüğüne ilişkin değerlendirmesinin yalnızca yaklaşan toplantı için geçerli olduğunu belirterek, birkaç ay sonrasına ilişkin öngörüde bulunmanın mevcut koşullarda zor olduğunu söyledi.
İki puanlık faiz indiriminin de şirketlerin krediye erişiminde yeterli rahatlama sağlamayabileceğini ifade eden Aktaş, “Elbette 2 puan da indirilebilir ama bu 2 puan indirim bankaların şirketlere dönük kredi kanallarında bir ferahlama sağlamaktan uzak kalacağı için çok fazla işe yaramaz” değerlendirmesinde bulundu.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.