20 Ekim 2026, Salı · 11:18 Piyasalar Açık
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Sarı yeleklilerin yanına gençler geldi: Bir kuşak geçinemiyor, diğeri geleceğini göremiyor

Sekiz yıl önce karbon vergisine karşı sokağa çıkan Sarı Yelekliler’in yanına bugün öğrenciler katılıyor. Bir kuşak geçinememekten, diğeri geleceğini kuramamaktan şikâyetçi. Fransa’dan yükselen bu ortak ses, COP31 öncesin…

Sekiz yıl sonra değişen ne? Mesele karbon vergisinden çok daha büyük Guattari’nin üç ekolojisine yeniden bakmak İki kuşağın ortak sorusu

Sekiz yıl önce karbon vergisine karşı sokağa çıkan Sarı Yelekliler’in yanına bugün öğrenciler katılıyor. Bir kuşak geçinememekten, diğeri geleceğini kuramamaktan şikâyetçi. Fransa’dan yükselen bu ortak ses, COP31 öncesinde adil dönüşümün en temel açmazını hatırlatıyor: Geleceği kurtarmaya çalışırken bugünün eşitsizliklerini nasıl gidereceğiz?

2018’de Fransa’da karbon vergisine karşı başlayan Sarı Yelekliler hareketi, sekiz yıl sonra öğrencilerle birlikte yeniden sokakta. Bu kez taleplerin merkezinde eğitim, gelir adaleti, çalışma koşulları ve gelecek kaygısı var. İki farklı kuşağın ortak itirazı, sürdürülebilir kalkınmanın en temel sorusunu yeniden gündeme getiriyor: Geleceği dönüştürürken bugünün eşitsizliklerini nasıl gidereceğiz?

10 Aralık 2018’de bu köşede, “Sarı Yelekliler iklim politikalarının sorgulanmasına yol açtı” başlıklı bir yazı kaleme almıştım.

Fransa’da karbon vergisine karşı başlayan protestoların, iklim değişikliğiyle mücadele açısından önemli bir kırılma noktası olduğu gündemdeydi. Çünkü mesele karbon emisyonlarını azaltmanın gerekliliğinden çok, bu dönüşümün maliyetinin toplumda nasıl paylaşılacağıydı.

O yazıda Fransız filozof Félix Guattari’nin 1989’da yayımlanan Üç Ekoloji kitabına yer vermiştim. Guattari, ekolojik krizin doğa, toplum ve insan zihni arasındaki ilişkiler yeniden kurulmadan çözülemeyeceğini savunuyordu. Aradan sekiz yıl geçti.

Bugün Fransa sokaklarında yeniden Sarı Yelekler var. Ama bu kez yanlarında başka bir kuşak yürüyor: Liseliler ve üniversite öğrencileri. 2018’de sokağa çıkanlar ay sonunu getirememekten şikâyet ediyordu. 2026’da gençler, önlerinde nasıl bir gelecek olduğunu sorguluyor. Aslında iki kuşağın söylediği birbirinden çok farklı değil. Biri bugünün geçim koşullarına, diğeri yarının yaşam koşullarına itiraz ediyor.

Ve her ikisi de aynı sorunun etrafında buluşuyor: Ekonomik ve toplumsal dönüşümün bedelini kim ödeyecek?

Sekiz yıl sonra değişen ne?

2018’de Sarı Yelekliler hareketini tetikleyen temel neden, Emmanuel Macron yönetiminin akaryakıt vergilerini artırma kararıydı. Karbon emisyonlarını azaltmayı hedefl eyen bu politika, özellikle otomobil kullanmak zorunda olan, kırsal bölgelerde yaşayan ve gelirinin önemli bölümünü ulaşıma ayıran kesimleri etkiliyordu. İklim açısından doğru kabul edilen bir uygulama, sosyal açıdan ciddi bir tepkiyle karşılaşmıştı. 2026’nın Ekim ayında yaşananlar ise daha geniş bir toplumsal kırılmaya işaret ediyor. Paris banliyölerinde başlayan öğrenci hareketi kısa sürede ülke geneline yayıldı. Kalabalık sınıfl ar, öğretmen eksikliği, yetersiz eğitim altyapısı, üniversiteye geçiş sistemine yönelik eleştiriler ve eğitimde fırsat eşitsizliği protestoların temel başlıkları arasında yer aldı. 13 Ekim’de düzenlenen gösterilere katılım, İçişleri Bakanlığına göre 161 bin 500, organizatörlere göre 480 bin kişiye ulaştı. 17 Ekim’de ise öğrenciler, sendikalar ve Sarı Yelekliler aynı protesto dalgasında buluştu. Ülke genelindeki gösterilere ilişkin katılım tahminleri 550 bin ile 800 bin arasında değişiyor.

Ne yazık ki kitlesel ve barışçıl gösterilere, Paris başta olmak üzere birçok kentte ciddi şiddet olayları, yağma ve kamu binalarına yönelik saldırılar eşlik etti. Bu olaylar, toplumsal taleplerin tartışılmasını gölgede bıraktı. Ancak şiddetin yarattığı tablo, sokaktaki farklı kesimlerin dile getirdiği sorunların ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Fransız basınında yeni hareket için kullanılan ifade oldukça dikkat çekici: “Jeunes et jaunes.” Yani gençler ve sarılar. Bu iki kelime, Fransa’da sekiz yıldır biriken toplumsal huzursuzluğun belki de en kısa özeti.

Mesele karbon vergisinden çok daha büyük

2018’de tartışmanın merkezinde iklim politikalarının toplumsal kabulü vardı. Bugün tartışma, ekonomik sistemin genç kuşaklara sunduğu imkânlara kadar uzanıyor. Gençlerin temel talepleri eğitim sisteminin niteliği, eşit fırsatlar ve kamu hizmetleriyle ilgili. Fransa’da yaşananlar, sürdürülebilir kalkınma hedefl erinin birbirinden bağımsız düşünülemeyeceğini bir kez daha gösteriyor. Nitelikli Eğitim (SKA 4), İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme (SKA 8), Eşitsizliklerin Azaltılması (SKA 10) ve İklim Eylemi (SKA 13) aynı dönüşümün birbirini tamamlayan parçaları. Bugünün eğitim ve gelir eşitsizlikleri giderilmeden yarının düşük karbonlu ekonomisini adil bir zeminde kurmak da mümkün görünmüyor. İklim politikalarının başarısı, insanların bu dönüşümde kendilerine nasıl bir gelecek gördükleriyle doğrudan bağlantılı. Mesleki eğitim, yaşam boyu öğrenme, yeniden beceri kazandırma programları ve gençlerin iş gücüne geçişini destekleyen politikalar, iklim stratejisinin ayrılmaz parçaları olmak zorunda. Fransa’da öğrencilerin eğitim koşulları için sokağa çıkması ile çalışanların gelir adaleti talebi arasında bu açıdan güçlü bir bağ var. Çünkü, bugünün eğitim eşitsizliği, yarının istihdam eşitsizliğine dönüşebilir.

Guattari’nin üç ekolojisine yeniden bakmak

2018’de yazımın çıkış noktasını oluşturan Guattari’nin üç ekoloji yaklaşımı bugün çok daha anlamlı geliyor: Doğanın ekolojisi, sosyal ekoloji ve zihinsel ekoloji.

Guattari’nin yaklaşık kırk yıl önce ortaya koyduğu düşünce, yaşadığımız krizlerin neden birbirinden ayrı çözülemediğini anlatıyor. Doğayı korumak için ekonomik sistemi dönüştürmek gerekiyor. Ekonomik sistemi dönüştürürken insanların yaşam koşullarını, alışkanlıklarını ve gelecek beklentilerini dikkate almak gerekiyor. Ve bütün bunları yapabilmek için toplumsal güvene ihtiyaç var. Toplumun karar alma süreçlerine katılımı, kurumlara duyulan güven ve politikaların şeffaflığı, sürdürülebilir kalkınmanın temel koşulları arasında. İnsanlar dönüşümün neden gerekli olduğunu, maliyetinin nasıl paylaşılacağını ve kendilerine nasıl bir gelecek sunacağını bilmek istiyor. Bu sorular yanıtsız kaldığında, en gerekli politikalar bile toplumsal dirençle karşılaşabiliyor.

İki kuşağın ortak sorusu

2018’de Sarı Yelekliler hareketi başladığında dünya, Paris Anlaşması’nın hedeflerine ulaşmak için nasıl daha hızlı hareket edebileceğini tartışıyordu. Bugün COP31’e haftalar kala aynı tartışmayı sürdürüyoruz. Ancak artık iklim politikalarının başarısını değerlendirirken toplumsal etkilerini de çok daha güçlü biçimde hesaba katmamız gerekiyor. Fransa’da yaşananları doğrudan iklim politikalarının başarısızlığı olarak okumak doğru olmaz. Bugünkü protestoların nedenleri çok daha çeşitli. Buna karşılık 2018 ile 2026 arasında önemli bir süreklilik var: Ekonomik kararların toplumsal maliyetini kimin taşıdığı sorusu hâlâ yanıt bekliyor. Ve bu kez tartışmanın içine gençlerin eğitim hakkı, istihdam beklentileri ve geleceğe duydukları güven de katılmış durumda. Bir dönüşümün adil olması için, bugünün çalışanlarını koruması ve yarının çalışanlarına fırsat sunması gerekiyor. İklim politikalarıyla eğitim politikalarını, gelir dağılımıyla istihdam stratejilerini, çevresel hedeflerle sosyal hakları aynı bütünün parçaları olarak ele almak zorundayız. Sekiz yıl önce yazımı şu soruyla bitirmiştim: Bu kötüye gidişi durdurmak için gerekli olan değişimin bedelini ödemeye ne kadar hazırız?

Bugün aynı soruyu biraz değiştirerek sormak istiyorum: Geleceği kurtarmak için dönüşümden söz ediyoruz. Peki o geleceğin içinde yaşayacak insanlara nasıl bir hayat vaat ediyoruz?

İlgili Haberler
Makroekonomi Trump'tan yeni motorin hamlesi: ABD çiftçisine 8 milyar dolarlık destek paketi yolda CNBC-e · 1 saat önce Borsa Japonya'da Takaichi'den iki yıl içinde vergi indirimi mesajı Foreks · 3 saat önce Borsa Benzine dev indirim geldi: İşte 20 Ekim 2026 güncel benzin, motorin ve LPG fiyatları Ekonomim · 3 saat önce Borsa Akaryakıt fiyatlarında son durum! Benzin, motorin ve LPG'ye zam, indirim var mı? (20 Ekim 2026) Dünya Gazetesi · 3 saat önce Borsa Japonya'da 5 trilyon yenlik vergi indirimi için yeni borçlanmaya sınır Foreks Haber · 4 saat önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.