Türkiye’de son yıllarda şirketlerin dijital dönüşüm yatırımları hızlanırken, Ürgüp’teki buluşmada 100’ü aşkın uzman geleceğin haritasını çizdi. İş dünyasının üç cephesinde farklı rüzgarlar esiyor. Üretimi ve istihdamı şekillendiren yeni düzende makineyi kodlayanlar mı kazanacak yoksa ona uyum sağlayanlar mı?
Kapadokya Üniversitesi’nin Ürgüp’teki Fabrika Yerleşkesi’nden içeri adım attığımda beni ahşap çatı makaslarının sardığı, geniş ve aydınlık bir salon karşılıyor. Üst kattaki tırabzanlara yaslanmış gençlerin heyecanı, alt katta yan yana dizilmiş sandalyelerdeki takım elbiseli profesyonellerin vizyonuyla birleşiyor.
Ulusal Yapay Zekâ Buluşması’nın üçüncüsü için geldiğim salonda; teknolojinin büyükşehir merkezlerinden çıkıp Anadolu’nun kalbine yönelimini ve üretimin çerçevesini değiştirecek o gücü gözlemliyorum.

“Bilim insanlarını, kamu kurumlarını, iş dünyasını ve öğrencilerimizi ortak bir gelecek projeksiyonu oluşturmak üzere üç yıldır bir araya getiriyoruz” diyor, Kapadokya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Ali Karasar.
Teknolojinin KOBİ’lere sunduğu imkanlar, aynı zamanda üretim bandından çıkıp küresel pazarlara uzanan köklü bir zihniyet değişimini getiriyor. Peki, rekabetin sınırlarını ortadan kaldıran bu yeni çağda asıl söz sahibi kim olacak?

KOBİ’ler İçin Küresel Saha
Anadolu’daki işletmelerin küresel arenada varlık göstermesi, verimli üretim teknolojilerine erişim hızına bağlı bulunuyor.
“Yapay zekâyı, çok küçük yatırımlarla çok önemli kazanımlar sağlanabilecek bir teknoloji olarak görüyoruz” diyor, Mütevelli Heyeti Başkan Vekili Kaan Aktan.
Ürgüp’te hayata geçirilmesi planlanan yeni tematik teknopark, bölgedeki KOBİ’leri uluslararası pazara hazırlayacak bir merkez olma özelliği taşıyor.

“Geliştirilen teknolojileri Türkiye’nin geneline yayılacak ve farklı ölçekteki işletmelerde kullanılabilir hale getirmeliyiz” diye ekliyor Aktan.
İş dünyasındaki dönüşüm, yerel girişimlerin rekabet gücünü artırarak onlara yeni pazarların kapılarını aralıyor.
Bölgesel kalkınmanın hızlanması, aynı zamanda sanayi ile üniversitelerin ortak vizyon etrafında kenetlenmesini gerektiriyor.

“Anadolu’da ekosistemin ve endüstrinin teknolojiyi etik biçimde kullanarak daha iyi noktalara gelmesini istiyoruz” diyor, Kapadokya Üniversitesi Danışma Kurulu Üyesi Barış Karakullukçu.
Kuşkusuz fikirlerin laboratuvar ortamından çıkıp somut ticari ürünlere dönüşmesi, güçlü bir yatırım altyapısını gerektiriyor.
“Türkiye’nin bu alanda yetişmiş insan kaynağı ve kullanıma hazır pek çok çözümü var.” sözleriyle Rektör Hasan Ali Karasar, eldeki potansiyelin büyüklüğüne değiniyor.
Doğru stratejilerle Anadolu’nun, teknoloji ihracatında güçlü bir aktör konuma gelebileceği dile getiriliyor.
Silikon Vadisi ve Felsefe Buluşması
Veri güvenliği ve algoritmik şeffaflık meseleleri, dijital çağın en çok tartışılan konuları arasında yer alıyor.
“Stratejik alanlarda verilerin zehirlenmesi ya da yok edilmesi gibi riskler taşıyan süreçler bulunuyor” uyarısını yapıyor Rektör Karasar.

Üniversitenin kurucusu merhum Alev Alatlı‘nın savunduğu “akıl, ahlak, adalet ve adap” felsefesi, teknoloji şirketlerinin kontrolsüz büyüme hedeflerine insani bir sınır çiziyor.
“Makinenin analiz gücü ona verilen veriye dayanır; o verilerin korunması en öncelikli konulardan biridir.” diyerek konuyu detaylandırıyor, Karasar.
Teknolojiyi insandan bağımsız bir araç olarak konumlandırmak yerine, etik kurallarla sınırlandırılmış bir yapı kurmanın zorunluluğuna değiniliyor.
Güvenilir teknoloji altyapılarının inşa edilmesi, uzun vadede toplumun genel refah seviyesini doğrudan etkileyecek bir durum.
Sorumluluğun makineye devredilemeyeceğini, her teknolojiyi kullananın mutlaka insan olması gerektiği uyarısında bulunuyor.
Ürgüp’teki iki günlük buluşmanın ana ekseni, insanın teknolojiyi denetlediği bu sağlam temel üzerinde yükseliyor.
“Yapay zekâ ekosistemi güller kadar dikenler de barındırıyor.” benzetmesiyle, yeniliklerin getirdiği fırsatlar ile tehlikeler arasındaki ince çizgiye vurgu yapıyor Rektör Hasan Ali Karasar.
Hızla değişen dünya düzeninde insanı ve ahlakı merkeze alan bu yaklaşım, daha dengeli bir geleceğin kapılarını aralıyor.
İstihdamda Dönüşüm Fırtınası
Teknolojik ilerlemelerin iş gücü piyasasında yarattığı kaygılar, zamanla yerini yeni uyum yeteneklerine bırakması kaçınılmaz görünüyor.
“Roller tamamen ortadan kalkmayacak, sürecin alt adımları ve uygulanış biçimleri değişecek” diyor, Kapadokya Üniversitesi Danışma Kurulu Üyesi Barış Karakullukçu.
İnsanların mesleklerini kaybedeceği korkusu, çalışanların yeni yetkinlikler kazanarak iş yapış şekillerini yenilediği bir sürece dönüşmekte.
“Yapay zekâ hiçbir mesleği yok etmeyecek, aksine o mesleğin uygulayıcılarını dönüştürecek” diye ekliyor Karakullukçu.
Şirketlerin ayakta kalabilmesi ise değişimi yakalamak için adım atmalarına bağlı.
Geçiş döneminin sancılarını hafifletmek, yayılım hızı oldukça yüksek olan yeni sistemin işleyişini kavramakla mümkün olabilecek.
“Kuralları tam belirginleşmeden herkesin kullanmaya başladığı bu teknoloji bir tedirginlik yaratıyor” sözleriyle Mütevelli Heyeti Başkan Vekili Kaan Aktan, genel kaygıya dikkat çekiyor.
Tüm süreçleri makinelere devretme telaşı, yerini teknolojiyi verimlilik aracına dönüştüren yeni iş modellerine bırakıyor.
Zaman içinde bunun mesleklerde bir dönüşümle sonuçlanacağını söyleyen Aktan, değişimin kaçınılmaz gerçeğine vurgu yapıyor.
Esen rüzgara direnmek yerine yelkenlerini ona göre ayarlayan işletmeler, geleceğin uzmanlarını kendi bünyelerinde çıkarmayı başarıyor.
İki gün devam eden toplantılar sona eriyor.
Kapadokya Üniversitesi’nin Fabrika Yerleşkesi’nden çıkıp kampüsün taş duvarları arasında yürüyorum.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.