ANA SAYFA FOTO GALERİ VİDEO GALERİ SON DAKİKA YAZARLAR GÃNCEL DÃNYA EKONOMİ SPOR CANLI SKOR AÃIK GÃRÃÅ TEKNOLOJİ YAÅAM KOBİ DİÄER Bizi Takip Edin
CumhurbaÅkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, fon soruÅturmalarına iliÅkin, 'Yatırımcı ile manipülatörü birbirine karıÅtırmadan titiz bir Åekilde adli ve idari süreçleri hayata geçiriyoruz, geçirmeye devam edeceÄiz. İnanıyorum ki mevcut sorunların aÅılması ile sermaye piyasalarımız yoluna çok daha güçlü bir Åekilde devam edecek, yatırımcılarına da ülke ekonomisine de kazandıracaktır.' dedi.
AA21 Ekim 2026 ÃarÅamba 15:14 - Güncelleme: 21 Ekim 2026 ÃarÅamba 17:40
ABONE OL
Yılmaz, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ve 2025 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi'nin sunumunu gerçekleÅtirdi.
Kalkınma Planı ve Orta Vadeli Program ile uyumlu hazırlanan bütçenin, kaynakların öncelikli alanlara yönlendirilmesini, üretken kapasitenin artırılmasını ve beÅeri sermayenin güçlendirilmesini esas aldıÄını belirten Yılmaz, para, maliye ve gelirler politikaları arasındaki güçlü eÅ güdümün devamı, mali disiplinin korunması, kamu harcamalarında etkinliÄin artırılması ve dezenflasyon sürecinin desteklenmesinin bütçenin temel dayanaklarını oluÅturduÄunu söyledi.
Yılmaz, zorlu dıŠkonjonktüre karÅın Türkiye ekonomisinin, makroekonomik istikrarı önceleyen politikaların desteÄiyle dayanıklılıÄını koruduÄunu ve dezenflasyon süreciyle uyumlu bir büyüme performansı sergilediÄini dile getirerek, dünya ekonomisinin 2020-2025 döneminde birikimli olarak yüzde 19,3 oranında büyüme kaydederken Türkiye ekonomisinin aynı dönemde birikimli olarak yüzde 35,3 oranında büyüdüÄünü bildirdi.

Yıllık ortalama büyüme açısından bakıldıÄında ise küresel büyüme yüzde 3 gerçekleÅirken, Türkiye'nin büyüme performansının yüzde 5 ile dünya ortalamasının oldukça üzerinde gerçekleÅtiÄini aktaran Yılmaz, Åöyle konuÅtu:
"Güncel tahminler doÄrultusunda, Türkiye ekonomisinin 2026 yılında dünya ekonomileri sıralamasındaki konumunu koruyarak dünyanın 16'ncı büyük ekonomisi olması beklenmektedir. Satın Alma Gücü Paritesi cinsinden bakıldıÄında ise ülkemizin dünyanın 11'inci, Avrupa'nın ise 4'üncü büyük ekonomisi olma konumunu sürdürmesi beklenmektedir. Jeopolitik gerilimlerin tırmandıÄı, enerji ve emtia fiyatlarının yükseldiÄi ve dıŠtalepteki zayıflıÄın belirginleÅtiÄi 2026 yılının ilk yarısında Türkiye ekonomisi dezenflasyon süreci ve sıkı para duruÅuyla uyumlu olarak yüzde 2,5 oranında büyümüÅtür."

Yılmaz, ekonomik büyümenin 2027 yılında yüzde 4,2'ye, 2028'de yüzde 4,6'ya ve program dönemi sonunda yüzde 5'e ulaÅmasının hedeflediÄini belirterek, sözlerini Åöyle sürdürdü:
"2026 yılını tamamlarken Türkiye Yüzyılı vizyonuna yakıÅır bir biçimde üç tarihi eÅiÄi birlikte geride bırakmayı öngörmekteyiz. 2026 yılı sonunda milli gelirimizin ilk kez 1,8 trilyon doların üzerine çıkması kiÅi baÅına gelirimizin ilk defa 20 bin doları aÅması ve ülkemizin yüksek gelir grubu için belirlenen eÅiÄin üzerinde yer alması beklenmektedir. Program dönemi içinde 2028 yılı sonunda ise milli gelirimizin 2 trilyon dolar sınırını geride bırakması öngörülmektedir. Türkiye ekonomisinin son dönemde ortaya koyduÄu güçlü büyüme performansı, vatandaÅlarımızın refah düzeyine ve kiÅi baÅına milli gelire de yansımaktadır. 2025 yılında 18 bin 103 dolar olarak gerçekleÅen kiÅi baÅına düÅen milli gelirin 2026 yılında 20 bin 523 dolara, 2027 yılında 22 bin 285 dolara, 2028 yılında 23 bin 419 dolara yükselmesi beklenmektedir. Program dönemi sonu olan 2029 yılında ise kiÅi baÅına milli gelirimizin 25 bin dolara yaklaÅacaÄı tahmin edilmektedir."
Yılmaz, bu geliÅmeler çerçevesinde, Eylül 2026 itibarıyla yıllık tüketici enflasyonunun yüzde 30 seviyesinin altına inerek yüzde 29,7 olarak gerçekleÅtiÄini, 2026 yıl sonunda yüzde 28,4 olarak tahmin edilen tüketici fiyat artıÅının 2027 yıl sonu itibarıyla yüzde 21'e gerilemesini hedeflediklerini, tek haneli enflasyon oranlarına kalıcı biçimde ulaÅana kadar kararlı duruÅu sürdüreceklerini kaydetti.

"YATIRIMCI GÃVENİNİN GÃÃLENDİRİLMESİNE YÃNELİK ADIMLARIMIZI SÃRDÃRECEÄİZ"
Yatırım fonları piyasasında yaÅanan geliÅmelerin finansal sistemin sınırlı bir alanında ortaya çıktıÄını vurgulayan Yılmaz, Åöyle devam etti:
"Gerekli idari ve adli tedbirler alınmıÅ, sorunlu fonların tasfiye süreci baÅlatılmıŠve yatırımcı haklarının korunarak riskin piyasanın diÄer kesimlerine yayılmasının önlenmesi hedeflenmiÅtir. BaÅkanlıÄını yaptıÄım Fon Koordinasyon Kurulu, ilgili tüm kurumlarla eÅ güdüm içerisinde yoÄun mesaisini sürdürmektedir. Bugüne kadar 6 toplantı gerçekleÅtirilmiÅtir. Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun Teklifi, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda kabul edilmiÅtir. Söz konusu kanun teklifiyle Sermaye Piyasası Kurulunun 17 Eylül tarihli kararları ile tasfiyesine karar verilen yatırım fonlarından tasfiyesi tamamlanmamıŠolanların adil, Åeffaf ve etkin Åekilde tasfiyesine, bu fonların mal varlıklarından hukuka aykırı olarak çıkarılan deÄerlerin geri kazanılmasına, fon kayıp ve zararlarının sorumlularından tahsiline ve geri kazanılan deÄerlerin fon pay sahiplerine ödenmesine iliÅkin usul ve esasların düzenlenmesi amaçlanmıÅtır.
Kanun teklifinin yasalaÅmasıyla hızla ön ödemelere baÅlamayı öngörüyoruz. Benzer sorunların tekrar yaÅanmaması için baÄımsız otoritelerce alınan çok yönlü idari ve adli tedbirlerin ve yapılan uygulamaların yanı sıra yapısal unsurları içeren kanuni düzenleme hazırlıkları da devam etmektedir. Fon piyasalarında yaÅanan sorunlarla ilgili kurum ve yetkililerin incelenmesi ve soruÅturulması için Sayın CumhurbaÅkanı'mız tarafından görevlendirilen Devlet Denetleme Kurulu çalıÅmalarının da geleceÄe yönelik atılacak adımlara ıÅık tutacaÄını deÄerlendiriyoruz."
CumhurbaÅkanı Yardımcısı Yılmaz, bu çerçevede, düzenleme, gözetim ve denetim mekanizmalarını ihtiyaç duyulan alanlarda güçlendireceklerini, yatırımcının hakkını daha güçlü bir Åekilde koruyan, güvenilir ve etkin bir piyasa yapısını geliÅtirme anlayıÅıyla Sermaye Piyasası Kanunu'nda deÄiÅiklik yapılmasına iliÅkin hazırlıklarını sürdürdüklerini söyledi.

Yapılacak düzenlemelerle yatırımcıların daha etkin korunması, kurumsal kapasitelerin artırılması, SPK'nin erken müdahale yetkilerinin güçlendirilmesi ve sermaye piyasalarındaki ihlallere yönelik yaptırımların caydırıcılıÄının artırılmasını amaçladıklarını dile getiren Yılmaz, deÄerlendirmesine Åunları kaydetti:
"Güçlü makroekonomik temellerimiz ve kararlı politika çerçevemiz, finansal piyasalardaki herhangi bir dalgalanmanın reel ekonomiye etkilerini sınırlamaktadır. Bu doÄrultuda sermaye piyasalarımızın derinliÄinin artırılması, finansal sistemimizin saÄlamlıÄının pekiÅtirilmesi ve yatırımcı güveninin güçlendirilmesine yönelik adımlarımızı sürdüreceÄiz. Finansal istikrarı güçlendiren, ekonomimizin Åoklara karÅı dayanıklılıÄını artıran ve sürdürülebilir büyümeyi destekleyen politikaların kararlılıkla uygulanmasına devam edeceÄiz. Kalkınma politikalarımızın son derece deÄerli bir unsuru olarak gördüÄümüz sermaye piyasalarımızı güçlü bir Åekilde desteklemeyi sürdüreceÄiz. Yatırımcı ile manipülatörü birbirine karıÅtırmadan titiz bir Åekilde adli ve idari süreçleri hayata geçiriyoruz, geçirmeye devam edeceÄiz. İnanıyorum ki mevcut sorunların aÅılması ile sermaye piyasalarımız yoluna çok daha güçlü bir Åekilde devam edecek, yatırımcılarına da ülke ekonomisine de kazandıracaktır."

"BÃTÃEYİ FAİZ BÃTÃESİ OLMAKTAN ÃIKARARAK HİZMET BÃTÃESİ HALİNE GETİRDİK"
Yılmaz, 2026 yılında, merkezi yönetim bütçe giderlerinin 19 trilyon 660 milyar lira, merkezi yönetim bütçe gelirlerinin 17 trilyon 28 milyar lira, bütçe açıÄının 2 trilyon 632 milyar lira, faiz dıÅı fazlanın 193 milyar lira olarak gerçekleÅeceÄini tahmin ettiklerini, 2026 yıl sonu bütçe açıÄının milli gelire oranını yüzde 3,1 olarak öngördüklerini ifade etti.
2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesi kapsamında 230 kamu idaresinin bütçesinin bulunduÄunu, bütçe giderlerinin 27 trilyon 276 milyar lira, bütçe gelirlerinin ise 23 trilyon 408 milyar lira olacaÄını öngördüklerini bildiren Yılmaz, 3 trilyon 868 milyar lira olarak tahmin edilen bütçe açıÄının Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'ya oranının ise yüzde 3,5 olarak gerçekleÅmesini beklediklerini kaydetti.
CumhurbaÅkanı Yardımcısı Yılmaz, AK Parti hükümetleri döneminde mali disiplinin her zaman temel öncelikleri olduÄunu vurgulayarak, "Bütçeyi faiz bütçesi olmaktan çıkararak hizmet bütçesi haline getirdik. 2002 yılında milli gelire oranla yüzde 14,3 olan faiz giderlerini oldukça düÅük seviyelere indirdik. Nitekim, 2027 yılı bütçesinde, faiz giderlerinin milli gelire oranının yüzde 3,6 seviyesinde olmasını öngörmekteyiz." dedi.
- Yılmaz Sosyal konut
- Konut arzı artırma
-
Enflasyonla mücadele
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.