22 Ekim 2026, Perşembe · 01:57 Piyasalar Kapalı
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Küresel ticarette talep hangi alanlarda büyüyor?

Küresel üretim ve tedarik zincirlerinde dengeler değişirken, Türkiye'ye rakip olarak yükselen yeni sanayi üsleri aynı zamanda Türk ihracatçıları için yeni pazar fırsatları oluşturuyor. Vietnam, Hindistan, Fas ve Mısır gi…

YAYINLAMA 22 Ekim 2026 00:00

GÜNCELLEME 22 Ekim 2026 00:00

Ekonomim haberlerini Google'da daha sık görün Ekonomim'i tercih ettiğiniz kaynaklara ekleyerek nitelikli haberlere daha kolay ulaşın.

Takip Et

İMAM GÜNEŞ

Dünya ticaretinde yeni bir rekabet ve fırsat haritası oluşuyor. Yapay zekâ, enerji, altyapı ve sanayi yatırımları küresel talebin yönünü değiştirirken, üretim ve tedarik zincirlerinde yeni merkezler öne çıkıyor. Uluslararası Ticaret Merkezi (ITC) Trade Map verilerine göre 2025’te yaklaşık 26 trilyon dolara ulaşan dünya mal ithalatı, Türk ihracatçıları açısından da yeni büyüme alanları barındırıyor.

Dünya Ticaret Örgütü’nün (DTÖ) Ekim ayı tahminleri, küresel mal ticaretinin 2026’da yüzde 3,9, 2027’de ise yüzde 4,1 büyüyeceğine işaret ediyor. Ancak fırsatlar ülkeler ve sektörler arasında eşit dağılmıyor. Özellikle Asya ve Afrika’da hızlanan yatırımlar yeni ithalat talebi yaratırken, geleneksel pazarlarda rekabet giderek sertleşiyor.

Asya ve Afrika’da yatırım dalgası yeni kapılar açıyor

DTÖ, 2026’da Asya’nın mal ithalatının hacim bazında yüzde 9,5, Afrika’nın ise yüzde 8,9 artacağını öngörüyor. Bu büyüme, Türkiye’nin geleneksel Avrupa pazarları dışında yeni müşterilere ulaşması açısından önem taşıyor. Hindistan’ın sanayi koridorları, demiryolu, enerji ve elektronik üretimine yönelik yatırımları; Vietnam ve Endonezya’nın üretim kapasitelerini genişletmesi makine, otomasyon, kimya ve elektrik ekipmanlarında yeni talep oluşturuyor.

Afrika’da ise Fas’ın otomotiv ve batarya yatırımları, Mısır’ın sanayi bölgeleri ve enerji projeleri, Kenya ile Nijerya’nın altyapı ihtiyaçları Türk üreticileri için potansiyel pazarlar arasında bulunuyor. Özellikle makine, kablo, transformatör, demir-çelik mamulleri, inşaat malzemeleri, tarım makineleri ve gıda işleme ekipmanları bu yatırımlardan pay alabilecek sektörler olarak öne çıkıyor.

Yeni üretim merkezleri Türkiye’ye rakip oluyor

Yükselen ülkeler yalnızca yeni müşteri değil, aynı zamanda Türkiye’nin rakipleri haline geliyor. Çin dışındaki üretim alternatiflerine yönelen uluslararası şirketlerin yatırımlarıyla Vietnam elektronik ve tekstilde, Hindistan elektronik ve otomotiv bileşenlerinde, Meksika ise ABD pazarına yönelik üretimde konumunu güçlendiriyor. Avrupa’ya yakınlığı ve sanayi yatırımlarıyla Fas otomotivde, Mısır ise tekstil ve hazır giyimde alternatif üretim merkezleri arasında öne çıkıyor. Bu ülkelerin küresel tedarik zincirlerine daha fazla entegre olması, Türk ihracatçıları için fiyat ve teslimat rekabetini artırırken, aynı zamanda söz konusu merkezlere ara malı, makine ve üretim ekipmanı satışı açısından yeni fırsatlar yaratıyor.

Teknoloji yatırımları sanayiye talep yaratıyor

Küresel ticarette sektörlerin büyüme hızları da değişiyor. DTÖ verilerine göre yapay zekâ bağlantılı ürünlerin ticareti 2025’te yüzde 31, 2026’nın ilk yarısında yüzde 67 arttı. Yarı iletkenler, sunucular ve veri işleme ekipmanlarının oluşturduğu bu büyüme, enerji ve soğutma altyapısına yönelik yatırımları da destekliyor. Türkiye’nin elektrik-elektronik, iklimlendirme, makine ve metal sektörleri açısından transformatör, kablo, güç dağıtım sistemleri, endüstriyel soğutma ve otomasyon ekipmanları yeni ihracat alanları oluşturabilir. Avrupa’da ise enerji verimliliği, elektrifikasyon ve düşük karbonlu üretime yönelik yatırımlar, Türk sanayisinin mevcut tedarik zincirlerinde daha yüksek katma değerli ürünlerle yer almasına imkân sağlayabilir.

Gerileyen pazarlarda ürün değişimi belirleyici

Büyüme bütün pazarlara aynı ölçüde yansımıyor. DTÖ, 2026’da Avrupa’nın mal ithalatında yalnızca yüzde 0,5 artış, Orta Doğu’da ise yüzde 15,4 daralma bekliyor. Avrupa’daki düşük talep artışı, Türk ihracatçılarının geleneksel pazarlarda yeni müşteri kazanmasını ve rakiplerinden pay almasını daha önemli hale getiriyor. Orta Doğu’da ise jeopolitik riskler, lojistik ve ödeme koşulları ticaretin önündeki başlıca belirsizlikler arasında bulunuyor.

Sektörel tarafta da benzer bir ayrışma yaşanıyor. UNCTAD verilerine göre 2025’te elektronik ürünleri ticareti yüzde 14 büyürken, otomotiv ticareti incelenen son dört çeyrekte yüzde 4 daraldı. Geleneksel içten yanmalı araçların ticaretinde yüzde 13 gerileme görülürken, hibrit araçlarda yüzde 22 artış kaydedildi. Bu değişim, Türk otomotiv yan sanayisinin geleneksel ürünlerdeki konumunu korurken yeni nesil araç bileşenlerine yönelmesinin önemini artırıyor.

Türkiye için 2027’nin anahtarı yeni pazarlara erişim

Türkiye’nin ihracatı 2026’nın ilk dokuz ayında yüzde 5,2 artarak yaklaşık 211 milyar dolara ulaştı. Ancak küresel ticaretteki yeni büyüme merkezlerinden daha fazla pay alınması, ihracatın yalnızca mevcut pazarlarda artırılmasına değil, yeni yatırım merkezlerine yönelik ürün ve müşteri çeşitliliğinin geliştirilmesine bağlı olacak. Hindistan ve Güneydoğu Asya makine ve sanayi girdilerinde, Kuzey Afrika otomotiv yan sanayi ve altyapı ürünlerinde, Sahra Altı Afrika ise gıda, tarım makineleri ve enerji ekipmanlarında öne çıkıyor. 2027’de Türk ihracatçıları için en önemli fırsatlardan biri, yeni üretim merkezleriyle yalnızca rekabet etmek değil, bu ülkelerin büyüyen sanayilerine tedarikçi olarak girmek olacak.

E-ihracatta 5,1 milyar dolarlık pazar, yeni büyüme alanı olabilir

Ticaret Bakanlığı verilerine göre Türkiye'nin 2025 yılındaki e-ihracat geliri 5,1 milyar dolara ulaştı. Aynı yıl yurt içi ve sınır ötesi işlemleri kapsayan toplam e-ticaret hacmi yüzde 52,2 artarak 4,57 trilyon liraya yükseldi. Dolar bazında 115,4 milyar dolara ulaşan bu hacim, Türkiye'deki dijital satış altyapısının büyüklüğünü ortaya koyarken, toplam e-ticaret ile doğrudan e-ihracat arasındaki fark da dikkat çekiyor. Avrupa ülkeleri, Körfez bölgesi ve Kuzey Amerika yüksek satın alma gücü nedeniyle, gelişmekte olan pazarlar ise yeni tüketici kitlesi oluşturma potansiyeliyle öne çıkıyor. Ancak e-ihracatta büyümenin sürdürülebilir olması için yalnızca dijital pazaryerlerinde bulunmak yeterli değil. Hedef ülkelerdeki tüketici tercihleri, ürün güvenliği düzenlemeleri, gümrük ve vergi uygulamaları, teslimat süreleri ve iade maliyetleri rekabet gücünü doğrudan etkiliyor. Özellikle 2027'de e-ihracatın daha fazla firmaya yayılması, Türk üreticilerinin kendi markalarıyla uluslararası pazarlara erişmesini ve geleneksel toptan ihracata alternatif satış kanalları geliştirmesini sağlayabilir.

Kaynak: Ekonomim
İlgili Haberler
Borsa İplikte rekabeti verimlilik ve katma değer belirleyecek Dünya Gazetesi · 1 saat önce Borsa Beyaz eşyada artan birim fiyat, ihracatta gelir kaybını önleyemedi Ekonomim · 1 saat önce Borsa E-ihracatta lojistiğin önemi ve fırsat alanı Ekonomim · 1 saat önce Borsa Uyum politikaları, Türk sanayisinin global rekabette önünün açacaktır Ekonomim · 1 saat önce Borsa Market alışverişlerinin yüzde 52’si 'online'da Dünya Gazetesi · 1 saat önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.