Deprem yaralarını saran Kahramanmaraş, ihracat pazarlarında daralma, finansman sıkıntısı ve yurt dışı siparişlerde rekabetin derinleşmesiyle boğuşuyor. İsmail Dinçer, “İçinde bulunduğumuz bu şartlarda şu an deprem sonrası kadar sıkıntılıyız diyebilirim” dedi.
23 Ekim 2026 00:00 Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!Hamide HANGÜL
Türkiye’de 11 şehri etkileyen yıkıcı depremlerin üzerinden 3 yıl 8 ay geçti. Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezleri depremin yaralarını sarmaya başlayan şehirde, farklı illere göç eden bölge halkı yeniden dönmeye başladı. Türkiye’de iplik üretiminin deprem öncesi yaklaşık yarısını karşılayan şehirde, yıkılan iplik, kumaş, tekstil ve mutfak eşyaları gibi tesisler yeniden inşa edildi. Üretim ayağa kaldırıldı. Konteynerde yaşamın ise yok denilecek kadar az olduğunu gözlemledik. Bazı tesislerin 1-2 ayda, bazılarının da 1 yılda üretime dönebildiğini söyleyen Kahramanmaraş Sanayici ve İş İnsanları Derneği (KASİAD) Başkanı İsmail Dinçer, “Komple binası yıkılan ve ‘artık ‘ben bu işe devam etmeyeceğim’ diyen sadece birkaç tesis oldu” dedi.
Sıkıntı bazı ülkelerde daha çok, bazılarında daha az
Kahramanmaraş sanayisinde depremden kaynaklanan bir sorun kaldığını düşünmediğini dile getiren Dinçer, sözlerini şöyle sürdürdü: “Depremden kaynaklanan kısım çözüldü. Ancak sektörel sıkıntılarından kaynaklanan kısımlarla sıkıntılar söz konusu. O nedenle şu anda yüzde 100 kapasiteyle çalışan tesis ben bilmiyorum. Ancak dünya şartları, finansman şartları, hedef pazarlarımızın daralıyor olması gibi etkenlerle şu an deprem sonrası kadar sıkıntılıyız diyebilirim.”
Kahramanmaraş’ın iplik üretiminin açık ara birinci sırada geldiğini, deprem öncesi yüzde 60- 65 olan üretim kapasitesinin şu anda yüzde 50’lere geldiğine işaret eden Dinçer, “Yeniden toparlıyoruz. Depremden sonra ayağa kalktık, tam koşturacağız ancak bu defa dünyada bir kriz çıktı. Avrupa’da tüketim kısıldı. Şöyle ki 10 birimlik tüketimi 5’e düştü.
Bu 10 biriminde 2 birimlik pasta payım varken, 5 birime inince artık 1 birim bile değil pastadaki payım. O açıdan bir daralma oldu. Sorun var mı evet, bazı ülkelerde daha çok, bazı ülkelerde daha az. Avrupa’da, tüketimi kısılmasının yanı sıra, Çin, Hindistan gibi rakiplerin de etkin olmasıyla Avrupa pazarı daraldı” diye konuştu. Kahramanmaraş’taki sanayi tesislerinin ağırlıklı Avrupa'ya ve Orta Doğu'ya ihracat üzerine kurgulanmış olduğuna işaret eden Dinçer, o nedenle ABD-İran savaşı ve jeopolitik risklerin de talep daralmasında etkili olduğunun altını çizdi.
Dünyadaki belirsizlik endişelendiriyor
Türkiye’nin lojistik avantajının sürdüğünü, maliyetler yüksek olsa da bunun uzun vadede o kadar da korkutmadığına değinen Dinçer, “Asıl endişelendiren konu dünyadaki talepsizlik ne zaman değişecek onu öngöremiyorum. Bir yıl sonra da olabilir, beş yıl sonra hala düzelmemiş de olabilir. Yani o belirsizlik yatırımı da öngörülemez hale getiriyor” değerlendirmesinde bulundu. Komşu ülkelerle ihracata değinen Dinçer, Yunanistan ve Bulgaristan’ın çok büyük hacmi olmasa da
Avrupa'nın kaderini onların da yaşadığını belirterek, “Avrupa'daki talepsizlik orada da görülüyor. Irak pazarı stabil. İran’da ambargo var. Suriye ile ticaret başladı ancak ülke o kadar yıpranmış ki halkta bir sermaye olmadığı gibi Suriye'nin iyi bir ticari partner haline gelmesi biraz zaman alacak gibi görünüyor” dedi. ABD-İran savaşının etkisiyle lojistik sorunlardan dolayı Suudi Arabistan'a sevkiyat yapamadıklarını dile getiren Dinçer, bunun dışında Körfez ülkelerinde bir talep düşüşü olmadığını kaydetti.
Göç dalgası büyük ölçüde şehre döndü
Deprem sonrası bölge halkının tekrar şehre geri dönmeye başladığını açıklayan İsmail Dinçer, “O göç dalgası geriye büyük ölçüde döndü. Deprem öncesiyle bugünkü nüfus arasındaki fark 31.000. Nüfus artış hızımızın 10- 15 yıl önceki gibi olmadığını da düşünürsek, büyük bir çoğunluk geriye döndü, deprem psikolojisinden çıktı diyebiliriz” dedi.
Sanayideki istihdam düşüşünü inşaat karşıladı
Türkiye’de bazı tesislerin üretimlerine Mısır’a kaydırmasının şehirde iplik ve tekstil sektörünü nasıl etkisi olduğu sorusuna Dinçer, şöyle yanıt verdi: “İster istemez etkiliyor, bu bir zincir. Bu zincirin en ucunda konfeksiyon var. Konfeksiyoncu bu ülkeden giderse boyahaneci kime satacak? O giderse örgücü kime satacak? O giderse ben kime satacağım gibi bir zincirleme etkisi var. Burada bizi üzecek olan olası bir istihdam kaybı. Burada kaybettiğimiz istihdamı başka sektörlere yönlendiremezsek bu bir sıkıntı olur. Ancak Kahramanmaraş özelinde şu ana kadar öyle bir durum olmadı. Sanayide düşen, kapasiten kaynaklanan istihdam kaybını şu ana kadar inşaat karşıladı.”
Mısır’a ihracat yapan atölyelerin neredeyse hepsi kapandı
Metal mutfak eşyası üreten bazı atölyelerin ise sadece Mısır’a ihracat yaptığını vurgulayan Dinçer, Mısır hükümetinin gümrük duvarlarını yükseltmesinin üretimi etkilediğini belirterek, “Bu üretim atölyelerinin neredeyse hepsi kapandı. Mısır'a ihracat yapamıyor” dedi. Dinçer, verginin ne kadar yükseltildiği konusunda, “Bizi oyun dışı bırakacak kadar yüksek bir oran” yanıtını verdi.
İnsan gelir üretemezse, robot üretimini kime satacağız?
Karanlık fabrikalarla, bütün üretimin robotlara yaptırıldığı bir senaryoda 20-25 yıl sonra sosyolojik ve ekonomik sorunlar olabileceğine işaret eden İsmail Dinçer, “Sosyolojik sorun, bütün üretimi insansız yapmaya başlarsa insanlara nasıl gelir elde ettireceğiz gibi bir sorunla karşı karşılaşabiliriz. İkincisi insanlara gelir elde ettiremiyorsak bu kadar robotla ürettiğimiz şeyi kime satacağız? Bu açıdan da bir ekonomik sorun olacak” değerlendirmesi yaptı.
Kaynak: DÜNYA - İSTANBUL
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.