Her kafadan bir ses çıkıyor, her siyasi figür yeni bir arayış ya da ittifak içinde…
Ankara’dan gelen söylentiler, Cumhurbaşkanı’nın başta bürokrasi olmak üzere geniş çaplı bir operasyona izin verdiği yönünde.
Aynı şekilde parti içinde görev değişiklikleri, kabinede yeni hatta daha bürokrat kökenli isimlerin yer alacağı iddiaları havada uçuşuyor. Olur mu, yaşayıp göreceğiz…
Bu tip iddialara temkinli yaklaşmayı gerektiren en önemli neden puslu havalarda -siyasetin doğası gereği- birbirinin ayağını kaydırmak isteyenlerin ellerine geçen her fırsatta karşı tarafı gözden düşürmeyi hedefleyen bilgileri yaymalarıdır.
Bununla birlikte kendi gündeminden sapmadan yürüyen işler, ilişkiler, hesaplar da yok değil tabii ki.
Misal, fon skandalı sonrasında sert bir açıklama yapıp, yetkilileri ve iktidarı eleştiren Aziz Hüdayi Vakfı yöneticileri, bağımsız Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ile bir araya gelmiş. Ne konuştular bilmiyorum ama Yavaş’ın seçimlerde aday olup olmayacağının masaya yatırıldığı söyleniyor. Görüşmeden yola çıkılarak, yapılacak bir anayasa değişikliği ile Yavaş’ın cumhurbaşkanı, Babacan’ın başbakan olacağı senaryolardan bahsediliyor. Olur mu, bilemem ama arayışların ne raddeye geldiğini göstermesi açısından iyi bir örnek.
Bir başka örnek, Anayasa değişiklikleri konusu… Külliye çevreleri değişikliğin seçim sonrasına kaldığını teyit ediyorlardı. Ama şu aralar seçimden önce bir değişikliğin zaruri ihtiyaç haline geldiği söyleniyor. “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin MGK Genel Sekreterliği’ni hızlı davranması, bürokrasinin “ipe un sermemesi” gibi bir hassasiyetin oluştuğu bildiriliyor.
Dönelim fon skandalı ve iktidar içindeki tartışmalara/beklentilere…
Sanırım en göz önünde yaşananı eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’la ilgili olandı.
Önce Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ileride fon krizine benzer bir durumun yaşanmaması için yeni yasal düzenleme yapılacağını açıkladı. Birçok yorumcuya göre fon skandalı sermaye piyasalarındaki kara delikleri ortaya çıkardı. Düzenleme yapılmasına çok acil ihtiyaç olduğunu ortaya koydu.
Şimşek, “Sonuçta, kapsamlı bir düzenleme hazırlanacak. Bu türden fon meselesinin bir daha yaşanmaması için ne yapılması gerekiyorsa yapılacaktır. Çünkü sermaye piyasaları bizim değer verdiğimiz, reel ekonomi açısından kritik bir alan. Bu tamahkârlara, sahtekârlara bırakmayacağımız kadar değerli bir alan” dedi.
Tam bu sırada gündeme gelen küresel endeks sağlayıcısı MSCI’nın 2027 yılı haziran ayına kadar piyasalarda gereken adımlar atılmazsa Türkiye’nin Gelişmekte Olan Piyasa statüsünün yeniden değerlendirileceği uyarısına dikkat etmek lazım. Zira MSCI, Pakistan’ı ve Arjantin’i Bağımsız Piyasalara almıştı. Böylece küme düştüler.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, MSCI’nın açıklamasının yapıcı olduğunu söyledi ama altı çizilen asıl nokta gerekli önlemler alınmazsa aynı tehlikenin Türkiye için de geçerli olacağı korkusu.
İktidar kanadında bu değerlendirmeler yapılırken bu kez CHP Grup Başkanı Faik Öztrak fon kriziyle ilgili değerlendirmesinde Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Erişah Arıcan’ı hedef alan bir paylaşım yaptı. “Dostoyevski, ‘Hepimiz Gogol’ün Palto’sundan çıktık’ demiş ya... Bürokraside de pek çok kurumun yöneticisi Erişah Hanım ve ekibinin paltosundan çıkmış...” dedi.
Olup bitenlere yanıt Berat Albayrak’tan geldi…
Albayrak kamuoyunda gündem olan "fon soruşturması" iddialarında adının geçirilmesine sert tepki göstererek, avukatı İsa Sinan Göktaş aracılığıyla yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, iddiaların tamamen asılsız ve dezenformasyon niteliğinde olduğu vurgulanırken, iddiaları dile getiren siyasetçiler ve gazeteciler hakkında hukuki süreç başlatılacağı ve dava açılacağı duyuruldu.
Açıklamada, söz konusu fon soruşturmasına konu olan işlemlerin 2024-2026 yıllarını kapsadığı kesin bir dille belirtildi. Berat Albayrak'ın 2020 yılında bakanlık görevinden ayrıldığı, aradan geçen 6 yılda Hazine ve Maliye Bakanlığı görevini 3 farklı ismin üstlendiği hatırlatılarak, kendisinin bu işlemlerle doğrudan ya da dolaylı hiçbir bağı bulunmadığı ifade edildi.
Ayrıca, Albayrak’ın “hangi sıfata sahip olurlarsa olsunlar, haksız kazanç elde eden ve vatandaşların mağduriyetine sebebiyet veren, ihmali bulunan kamu görevlileri de dahil olmak üzere herkesin en ağır şekilde cezalandırılması gerektiği” kanaatinde olduğu vurgulandı.
Şimdi gelelim bu tartışmaların seçmene nasıl yansıdığına…
Area Araştırma’nın çalışmasına göre tablo şöyle:
- Geçerli oylar üzerinden bakıldığında; AK Parti %30,7 ile birinci parti konumunda ve YENİ Parti %23,4 ile ikinci parti konumunda görülüyor. İYİ Parti %7,4, HDP %7,1 ve ise CHP %7,0’lerde görünüyor. Toplam seçmende Kararsızlar %23,5 gibi yüksek bir seviyede ölçülmüş.
- Hükümetin ekonomi politikası %71,5 oranında “Başarısız” bulunuyor ve seçmenin %63,0’ı ülke ekonomisinin kötüye gideceğini beyan ediyor.
* Seçmenin %59,4’ü Fon yolsuzluğuna adı karışanlar için gerekli soruşturmanın yapılıp ceza verileceğine inanmıyor. %61,9’u elde edilen haksız kazançların geri alınıp mağdurlara iade edileceğini düşünmüyor.
“Mansur Yavaş’ın Cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olması durumunda oy verme davranışınız nasıl olur?” sorusunda ise ilginç bir tablo karşımıza çıkıyor. %42,2 “Oy veririm” ve %42,0 “Oy vermem” derken, Kararsızlar %15,8. Area yöneticilerine göre, oy veririm ve oy vermem seçeneklerinin %42 seviyelerinde başa baş olması, seçmenin tam arada kalmışlığının göstergesi olarak okunmalı.
Benim yorumum ise bu sonuçların ahalinin siyasetten umudunu kesmeye doğru hızla yol aldığı şeklinde…
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.