23 Ekim 2026, Cuma · 14:34 Piyasalar Açık
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: Mekke İttifakı bölgesel güvenliği korumak için kuruldu

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Taraflar çözümü şekillendirmekte bir sorumluluk aldıklarında, bunun işe yaraması için daha fazla adım atıyorlar. Mekke Savunma İttifakı ve Balkan Barış Platformu bu ilkenin uygulamada nasıl…

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 9. İstanbul Arabuluculuk Konferansı'nın açılışında konuştu. Konuşmasında bugün dünyanın giderek daha artan bir şekilde küresel güvensizlikle sınandığına işaret eden Fidan, bölgede uzun yıllar boyunca barış kabul edilmiş olsa bile şu anda silahlı çatışmalarla bölge halklarının sınandığını söyledi. Son birkaç yıl içerisinde birden fazla çatışma dünyanın farklı bölgelerinde yer almaya devam ettiğini belirten Fidan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"12 dakikada bir sivil hayatını kaybediyor"

Gerçekten son derece kritik ticaret rotaları, deniz rotaları bundan etkilendi ve ateşkes ihlalleri rutin haline geldi. Bunun insani maliyeti de giderek artıyor. Birleşmiş Milletler (BM) bu anlamda yaklaşık dünya nüfusunun dörtte birinin çatışma bölgelerinde yaşadığını tahmin etmekte. Her 12 dakikada bir sivil hayatını kaybediyor bu çatışmalar sonucunda. 100 milyondan fazla kişi zorunlulukla yerinden edilmiş durumda ve bunların yaklaşık yüzde 40'ı maalesef çocuklardan oluşuyor.

İşte önümüzde bu insani trajedinin sonucu var ve bu trajedinin sonuçlarını Filistin'de çok daha net bir biçimde görebiliyoruz. Gazze ve Batı Şeria'daki istila da devam ediyor ve cezasızlıkla karşılanıyor. İsrail kuvvetlerinin her gün ateşkesi ihlal etmesi uluslararası sisteme olan güveni eksiltiyor ve bu konuda güvensizlik yaratıyor. Bu konuda insani yardıma erişim ve çocukların özellikle korunması önceliğimiz olmalı. Bu çerçevede de bu anlaşmazlığın adil bir siyasi çözüme dönüşebileceğini bir kez daha belirtmek istiyorum.

Fidan, giderek artan gerginliğin ve kötüleşen ortam çerçevesinde çatışmaların barışçıl ve diyalogla çözülmesinin bundan öncekinden çok daha gerekli olduğunu vurguladı. Çatışmaların hızı ve kapsamının uluslararası sistemin buna cevap verme kapasitesini test ettiğini ve bu dönüşümlerin uluslararası düzeni dönüştürdüğünü kaydeden Fidan, "Ama bunun sonucunda ortaya çıkacak olan şey henüz net değil. Bugün yapacağımız tercihler aslında bu yöntemi ve bu yolu belirleyecek. Değişimi barışa ve refaha doğru yönlendirmek için üç temel ilke çabalarımızı yönlendirmeli. Öncelikle içten diyalog, sürdürülebilir arabuluculuk ve bölgesel sahiplik. Bu üç ilke üç temel soruna cevap veriyor" ifadelerini kullandı.

"Türkiye'nin Libya’daki çabaları karşılıklı güvenin nasıl oluşturulabileceğinin örneği"

"Anlaşmazlıkların şiddet içeren çatışmaya dönüşmesini nasıl engelleyebiliriz" sorusuna cevap verebilmek için "çatışmayı ne ortadan kaldırır, işbirliğini mümkün kılar" sorularına cevap verilmesi gerektiğini söyleyen Fidan, şöyle konuştu:

Bugünkü krizler aslında çok daha derin bir sorun ortaya çıkarıyor ki bu da uluslararası sistemin meşruiyetinin kaybedilmesi. Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ve Sayın BM Genel Sekreteri Guterres'in de ifade ettiği gibi, kurallar bu çerçevede doğru uygulanmazsa kurumlar güvenilirliğini kaybediyor ve taraflar da güveni kaybediyorlar. İşte bu güveni yeniden inşa etmek arabuluculuğun çalışması için son derece önemli. Bizim bu çerçevede arabuluculuk çalışmalarımız tarafların onayına bağlı, karşılıklı güvene bağlı ve tabii ki kapsayıcılıkla ilgili. Bu çerçevede anlamlı bir rolü gerçekleştirmek için tabii ki bunun sonucunu nasıl etkileyeceğini bilmemiz gerekiyor.

Türkiye'nin örneğin Libya'daki çabaları bu konuda rızanın, karşılıklı güvenin ve kapsayıcılığın nasıl güven oluşturabileceğinin önemli bir örneği. Burada sonuca odaklı bir diyalog gerçekleştirebilmek için hem doğuda hem batıda hem de uluslararası ortaklarla diyalogumuzu sürdürüyoruz. Libyalıların sahiplendiği, içten diyaloga dayanan bir sürecin kalıcı bir çözüm için tek yöntem olduğunu düşünüyoruz. Bu yaklaşım bizim sadece buradaki sükuneti korumamızın değil ama aynı zamanda Libya'da kalıcı bir çözüme ulaşılmasını beraberinde getirecek ve bu şu anda çok daha yakın gelecekte gerçekleşecektir. Bu çerçevede gerçekten pozisyonlar devam ettiği sürece anlaşmazlıklar şiddete dönüşebilir.

İkinci soru şu: Çatışmaları nasıl çözebiliriz? Tabii ki maalesef tek bir formülü yok. Her çatışma tarihi aktörlere ve belli dinamiklere dayanıyor. Bunları çözümlemek, bu gerçekleri çok daha derin bir biçimde anlayabilmek, aynı zamanda sabır ve esneklik gerektiriyor. Ancak bütün bunların ötesinde bir anlaşmazlığı eğer ilgili taraflarla görüşemezseniz, çözemezsiniz. Dolayısıyla süreç angajmanla başlıyor. Kanalların mutlaka açık olması gerekiyor ve diyalogun da bu konuda ilerleme yavaş bile olsa, kırılgan bile olsa devam etmesi gerekiyor.

Bu yaklaşım Türkiye'nin özellikle Rusya-Ukrayna arasındaki görüşmeler, Karadeniz Tahıl Anlaşması ve Somali ile Etiyopya arasındaki Ankara Süreci gibi birçok adımında da yansımalarını bulan adımlar. Bunlar sürdürülebilir arabuluculuğun müzakereyi canlı tutmak için önemli olduğunu gösteriyor ve geniş kapsamlı bir çözüme erişilemeyecek kadar uzak bile olsa kazanabileceklerimizi beraberinde getiriyor. İşte bu pratik kazanımlar daha geniş bir anlaşmanın temellerini oluşturuyor. Dolayısıyla ikinci sorunun cevabı sürdürdüğümüz ve devam ettirdiğimiz arabuluculuk.

"Arabuluculuk farklı bakış açılarını bir araya getirdiğinde daha etkin hale geliyor"

Fidan, üçüncü sorunun bu çabaların kimin yönlendirmesi gerektiği ve nasıl yapılması gerektiği olduğunu dile getirerek, krizlerin şu anda kurumlardan çok daha hızlı ilerledikleri için bölgesel çerçevelerin faaliyet ve adım atılması iş birliği için daha inanılır platformlar haline geldiğini söyledi. Bölgedeki deneyimlerinin kendilerine istikrarın ithal edilebilecek bir kavram olmadığını ve kalıcı çözümlerin dışarıdan empoze edilemeyeceğini gösterdiğini belirten Fidan, tarafların çatışmaların çözümünde de bir rol oynaması gerektiğini söyledi. Fidan, şunları kaydetti:

Bölgesel dinamikler bu anlamda bir çatışmanın dinamiklerini anlamamız için önemli ve uluslararası dikkat farklı bir yere kaydıktan sonra da yine bu anlaşmazlığın çözümü için son derece önemli. Taraflar çözümü şekillendirmekte bir sorumluluk aldıklarında, bunun işe yaraması için daha fazla adım atıyorlar. Mekke Savunma İttifakı ve Balkan Barış Platformu bu ilkenin uygulamada nasıl çalışabileceğini gösteriyor. Mekke İttifakı bölgesel güvenliği, barışı ve refahı korumak için kuruldu ve kuruluşu bölgesel sahiplik duygusuyla gerçekleşti. Dolayısıyla da bu şekilde şansı daha yüksek.

Aynı şekilde, bu duyguyla kurulan Balkan Barış Platformu da Balkan ülkeleri arasında pratiğe yönelik çözümleri de beraberinde getirebiliyor. Dolayısıyla bölgesel sahiplik bütün bu noktalarla ilgili olarak son derece önemli bir mihenk taşını oluşturuyor. Bu ilkelerle birlikte etkin bir arabuluculuk yine aynı zamanda ortaklık ve yeni bakış açıları da gerektiriyor. Bu çerçevede uluslararası örgütlerin uzmanlığını, sivil toplumu bir araya getirebiliyor. Burada özel sektörün ve üniversitelerin, akademik dünyanın aynı zamanda diplomatik kapasitenin ve devletin meşruiyetini de kullanmak gerekiyor. Arabuluculuk farklı bakış açılarını bir araya getirdiğinde, farklı paydaşları bir araya getirdiğinde çok daha etkin hale geliyor ve bu şekilde ortaklaşa paylaşılan çözümler geliştirilebiliyor.

Bizler arabuluculuğu siyasi stratejimizin merkezine koymalıyız. Türkiye bu anlamda arabuluculuğu diplomatik bir araçtan çok daha farklı stratejik bir disipline dönüştürme konusunda çalışıyor. Bununla ilgili kurumsal yapıyı da kurmuş durumdayız bu iddiayı yerine getirebilmek için. Arabuluculukla ilgili yaklaşımımız bir inanışa dayanıyor. Biz burada çözümlere veya belli sonuçlara odaklanmıyoruz ama tarafların kendi aralarında çözüme ulaşması için koşul yaratmaya çalışıyoruz. Çünkü arabuluculuk 'Kim kaybedecek', 'Kim kazanacak', 'Kim taviz verecek' ile ilgili değil, ortak bir temel bulmak ve kazan-kazan çözümünü tüm taraflar için gerçekleştirmek. Türkiye'nin bu konuda içten diyaloğa dayalı, sürdürülebilir angajmana dayalı ve bölgesel sahiplikle ilgili olarak yaklaşımı, bu yaklaşımın bölgesel ve küresel güvenliğe nasıl katkıda bulunabileceğini gösteriyor.

ANKA

Hakkında daha ayrıntılı: hakan fidanARABULUCULUK KONFERANSI

DAHA FAZLA HABER OKU

Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Barış için tarafları bir araya getirmeye devam edeceğiz

Haber

Yükseköğretim mezunlarının beyin göçü oranı bir önceki yıla göre arttı

Haber

Zonguldak'ta grizu patlaması: 2 madenci hayatını kaybetti

Haber

Türkiye'de fosil yakıt kaynaklı hava kirliliği yılda 26 binden fazla ölüme, 55 milyar dolar maliyete yol açıyor

İlgili Haberler
Borsa Bağırsak florasını zırh gibi güçlendiren kış besinleri Ekonomim · 2 saat önce Makroekonomi Savunma devi ASELSAN’dan 442,5 milyon dolarlık ihracat sözleşmesi Yeni Şafak Ekonomi · 2 saat önce Borsa ASELSAN’dan radar ve İHA savunmasında 442,5 milyon dolarlık anlaşma Ekonomim · 3 saat önce Makroekonomi "ABD, İsrail'in savunması için kendi vergi mükelleflerinin 11 milyar dolarını harcadı" Ekonomist · 3 saat önce Borsa Sisi’den Yemen mesajı: Mısır ordusu savaşa girmeyecek Ekonomim · 3 saat önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.