24 Ekim 2026, Cumartesi · 01:28 Piyasalar Kapalı
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Dijital dönüşümün yeni rekabet üstünlüğü

Bugün birçok kurumun çekmecesinde gayet profesyonelce yazılmış iş sürekliliği ve felaket kurtarma dokümanları var. Senaryolar, sorumluluklar, iletişim planları, alternatif lokasyonlar… Kâğıt üzerinde her şey düzenli. Anc…

Dijital dönüşümün yeni rekabet üstünlüğü

Bugün birçok kurumun çekmecesinde gayet profesyonelce yazılmış iş sürekliliği ve felaket kurtarma dokümanları var. Senaryolar, sorumluluklar, iletişim planları, alternatif lokasyonlar… Kâğıt üzerinde her şey düzenli. Ancak gerçek kriz anlarında tablo planlanandan biraz farklı.

24 Ekim 2026 00:00 Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

PwC Türkiye Şirket Ortağı SELİM ELBAN

Pandemiyle birlikte dijital dönüşümün ne kadar ha­yati olduğu tartışmasız ka­bul edildi. Uzaktan çalışma, bu­lut hizmetleri, yapay zeka proje­leri, yeni müşteri deneyimleri… Kurumların vitrininde öne çıkan pek çok başlık var. Ancak bu hız­lı dönüşümün tam ortasında, en kritik sorulardan biri yeterli de­ğeri görmüyor: Bu sistemler dur­duğunda, bu süreçler aksadığın­da kurumlar nasıl ayakta kalacak? Yani, iş sürekliliği planlarımız bugün içinde bulunduğumuz risk ortamına gerçekten uyumlu mu?

Pandemi, bir iş merkezinin fi­ziksel olarak kapanmasının bi­le tüm sektörü ne kadar zorlaya­bileceğini gösterdi. Bugün tab­lo daha da karmaşık: Yapay zeka destekli süreçler, üçüncü taraf hizmetlere bağımlı mimariler, bulutta tutulan kritik veriler ve giderek artan siber saldırılar… Kurumların dayanıklılığı artık sadece “felaket anında yedekler­den geri dönmek”le ölçülmüyor; tüm bu birbirine bağlı yapının birlikte nasıl toparlanacağıyla değerlendiriliyor.

Dijital vitrin parlıyor, peki omurga bu yükü kaldırabiliyor mu?

Birçok kurum yeni teknolojile­ri devreye alırken tasarımı ve iş­letim etkinliğini ağırlıklı olarak müşteri deneyimi ve hız üzerin­den tanımlıyor. Sistemin ne ka­dar şık göründüğü, uygulamanın ne kadar hızlı çalıştığı, yapay ze­kanın ne kadar etkileyici sonuç­lar ürettiği ön planda. Oysa iş sü­rekliliği bakış açısı, daha sıkıcı ama çok daha kritik sorular so­ruyor:

●Bu süreç durduğunda ilk et­kilenecek müşteri kim?

●Bu sistem çökerse, hangi ka­naldan nasıl devam edeceğiz?

●Yapay zeka modülünü kay­bettiğimizde karar mekanizma­mız nasıl çalışacak?

●Bir siber saldırı, üretim ya da ödeme sistemini devre dışı bırak­tığında, finansal ve itibar etkisini ne kadar taşıyabiliriz?

Tasarımla ve işletim etkinli­ğiyle birlikte düşünülmeyen iş sürekliliği, kurumları görünmez bir riske açık bırakıyor. Çünkü di­jital dönüşüm projelerinin çoğu, “çalıştığı sürece” harika görünü­yor; asıl sınav, “çalışmadığı anda” veriliyor.

Yapay zeka ve siber riskler çağında test edilmeyen planlar

Bugün birçok kurumun çek­mecesinde gayet profesyonelce yazılmış iş sürekliliği ve felaket kurtarma dokümanları var. Se­naryolar, sorumluluklar, iletişim planları, alternatif lokasyonlar… Kâğıt üzerinde her şey düzen­li. Ancak gerçek kriz anlarında tablo planlanandan biraz farklı: Planların yıllardır güncellenme­diği, yeni teknolojilerin plana hiç eklenmediği, kritik personelin rol değiştirip dokümanda hâlâ es­ki unvanıyla yer aldığı durumlar oldukça yaygın.

Üstelik yapay zeka kullanımı­nın hızla arttığı bu dönemde, iş sürekliliği riskleri de farklı bir boyut kazandı:

● Karar süreçleri tek bir mode­le bağımlı hale geldiğinde, o model erişilemez olduğunda ne olacak?

●Modeli besleyen veri kayna­ğına yönelik bir siber saldırı, yan­lış ama “çok ikna edici” kararlar üretirse, bunu ne kadar hızlı fark edebileceğiz?

●Dış hizmet aldığımız yapay zeka platformu kesintiye uğradı­ğında, kurumun kritik süreçleri­ni manuel olarak sürdürebilecek miyiz?

Bu soruların çoğu dönüşüm projelerinin heyecanında geri planda kalıyor. Oysa iş süreklili­ği artık sadece veri merkezinin yanmasına, deprem senaryoları­na ya da fiziksel felaketlere iliş­kin bir konu değil; dijital bağımlı­lıklarımızın kırılgan noktalarını da kapsayan geniş bir risk alanı.

Riskleri görmezden gelen dönüşüm, en zayıf halkasında kopar

Müşteri edinme süreçleri, di­jital kimlik doğrulama, dolandı­rıcılık önleme sistemleri, ope­rasyonel risk yönetimi, uzaktan kanal yönetimi… Bugün pek çok sektörde bu alanlar hem güvenlik hem de iş sürekliliği açısından en kritik noktalar. Bir kesinti yalnız­ca müşteri deneyimini bozmu­yor; doğrudan finansal kayba, re­gülatif ihlale ve güven erozyonu­na dönüşebiliyor.

Bu nedenle kurumların iş sü­rekliliğini artık sadece teknik bir konu olarak değil, yönetim ve iş tasarımı kararı olarak ele alma­sı gerekiyor. Bir süreç tasarlanır­ken yalnızca “en iyi performans” senaryosu değil, “en kötü gün” se­naryosu da masaya gelmeli.

İş sürekliliği, doküman rafla­rında değil, günlük operasyonun içinde yaşadığında anlamlı ha­le geliyor. Planlar; tatbikatlarla, gerçekçi simülasyonlarla ve çap­raz ekipli testlerle sınanmadıkça, kriz anında çoğu zaman bir “iyi niyet metni” olmaktan öteye gi­demiyor.

Sonuç: Parlak projeler değil, dayanıklı kurumlar kazanacak

Regülatörlerin son yıllarda verdiği kararlar, yalnızca teknik güvenlik tedbirlerine bakmadığı­nı; risk yönetimi, iş kontrolü, yö­netişim ve iş sürekliliğini bir bü­tün olarak değerlendirdiğini gös­teriyor. Kurumlardan beklenen artık sadece iyi görünen dijital projeler değil; kesinti anında aya­ğa kalkabilen, hatadan öğrenebi­len ve tekrar eden riskleri azalta­bilen bir yapı.

Bu tablo, özellikle bilgi güvenli­ği ve teknoloji ekipleri için önem­li bir dönüşüm anlamına geliyor. İş sürekliliği, bir zamanlar “zo­runlu bir doküman” olarak görü­len başlıktan, iş tasarımının ana kriterlerinden birine evriliyor.

Dijital dönüşüm yolculuğunda esas soru artık şuna dönmüş du­rumda: Vitrini ne kadar parlattı­ğımız değil, zemin sallandığında kurumun nasıl ayakta kalacağı.

Bugün yeni bir teknoloji pro­jesine başlarken kendimize önce şu soruyu sormalıyız:

Bu sistem durduğunda, bir sü­reç aksadığında veya veriye eri­şemediğimizde – kurum olarak ne kadar hazırlıklıyız?

Bu soruya dürüstçe verilecek cevap, iş sürekliliğini tasarımın ve işletim etkinliğinin doğal bir parçası haline getirmenin artık bir tercih değil; varlığımızı sür­dürebilmenin ön koşulu olduğu­nu açıkça gösteriyor.

Kaynak: DÜNYA - İSTANBUL

Kaynak: Dünya Gazetesi
İlgili Haberler
Borsa GKRY, haftaya İsrail yapımı ikinci karakol gemisini envanterine katıyor Ekonomim · 45 dk önce Borsa R4 Grubu dışişleri bakanlarından ortak bildiri Ekonomim · 50 dk önce Borsa Türkiye emeklilikte Avrupa’nın son sırasında Finans Gündem (ing) · 1 saat önce Borsa BİM’DE SABAHIN ERKEN SAATLERİNDE KUYRUK OLACAK! İŞTE O LİSTE! (BİM 27 EKİM-2 KASIM) Ekonomim · 1 saat önce Borsa Almanya'da bankacılık sektöründe grev çağrısı Ekonomim · 1 saat önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.