YAYINLAMA 25 Ekim 2026 12:30
GÜNCELLEME 25 Ekim 2026 12:31
Bazı buluşmaların zamanı takvimden önce içinizde beliriyor. Ekim gelince benim aklıma Bodrum’un denizi, yan yana sıralanmış tekneler, yelkenler ve yıllardır bu günlerde bir araya geldiğimiz Uluslararası The Bodrum Cup Yelken Yarışlarının yaratıcısı, Onursal Başkanı Erman Aras ve etkinliğin Organizasyon Komitesi Başkanı Süleyman Uysal başta olmak üzere dostlar düşüyor. Günlük hayatın telaşı içinde bir sonraki işe, bir sonraki yolculuğa hazırlanırken, kendimi yeniden o maviliğin içinde düşünmeye başlıyor ve her koşulda gidiyorum. The Bodrum Cup’a gitme isteğimde, yıllar içinde tanıdıklaşan bu duygunun büyük payı var.
Bu yıl da oradaydım. 23 Ekim Cuma günü, Ortakent’ten Yalıkavak’a uzanan 15 deniz millik OPET Etabı’nı Take It Easy yelkenlisinde yaşadım. Bir kez daha yarışın içindeyken, geçmiş yıllarda katıldığım etkinliklerde denizde geçirdiğim günleri düşündüm. İnsan aynı buluşmayı yıllarca yaşayınca, o günün yanına önceki yolculuklarını da alıyor. Bir teknenin adı, uzakta görünen bir yelken, kıyının çizgisi, unutulduğunu sandığınız bir anı yeniden yaklaştırabiliyor.
Take It Easy… Teknenin adı bile hayatın hızına küçük bir ara verme çağrısı gibi geliyor bana. Elbette yarışanlar için dikkat, zamanlama, birlikte hareket etmek önemli. Benim gibi denizi seven bir konuk içinse bu emeğin içinde bulunabilmek, birkaç saatliğine gündelik hayatın alışılmış düzeninden uzaklaşmak demek. Denize bakmaya zaman ayırabilmek, başka hiçbir şey yapmadan bakabilmek bile başlı başına bir mutluluk.
Her yıl biraz daha biriken
Eski The Bodrum Cup yazılarıma dönüp baktığımda, denizin bana iyi gelen tarafını tekrar tekrar anlatmış olduğumu görüyorum. Yelkenlileri seyretmenin sevincini, rüzgârı beklemeyi, birkaç günlüğüne kendi mavi yolculuğumu yaşamayı… Her dönüşte içimde benzer bir ferahlık bulmuşum. Yıllar geçiyor; o duyguyu yeniden yaşayabilmek hâlâ kıymetli.
Denizi kıyıdan izlemekle bir yelkenlinin içinde olmak arasında, kelimelere dökmekte zorlandığım bir fark var. Kıyıda manzaranın karşısındasınız; teknede hareketin, bekleyişin, ortak dikkatin içine giriyorsunuz. Bir süre sonra denize bakarken yalnızca güzelliğini düşünmüyor, onunla yaşamanın gerektirdiği bilgiyi de fark ediyorsunuz. Yelkencilerin deneyimine duyduğunuz saygı büyüyor.
Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın, Azra Erhat’ın denizle kurdukları bağı da böyle zamanlarda yeniden düşünüyorum. Okuduğumuz kitaplar, yıllar sonra bir yolculuğun içinde başka türlü anlam kazanabiliyor. Bir zamanlar altını çizdiğimiz cümleyle, denizde geçirdiğimiz bir gün birbirine yaklaşıyor. Bodrum’un benim için taşıdığı anlamda, bu okuma hatıralarının da yeri var.
The Bodrum Cup’a her gelişimde denizle birlikte insanlara da dönüyorum. Sevgili Erman Aras’ın beni bu buluşmayla tanıştırdığı günlerden bugüne, yarışın etrafında büyüyen dostluklara tanık oldum. Organizasyon Komitesi Başkanı sevgili Süleyman Uysal ve ekibinin her yıl yeniden üstlendiği emeği gördüm. Bizim denizde geçireceğimiz birkaç güzel günün ardında, onların aylar süren hazırlıkları bulunuyor.
Bir kentin elleri
Bu yıl 90 tekne ve yaklaşık bin yelkenciyi buluşturan organizasyonun beş etaplık rotası, toplam 79 deniz mili olarak hazırlanmıştı. Bodrum’dan Knidos’a, oradan Ortakent’e ve Yalıkavak’a uzanan yarış haftasında benim payıma Take It Easy’de geçen bu gün düştü. Bütün haftayı yaşayamamış olsam da bir etabın içinde bulunmak, o büyük buluşmanın heyecanına ortak olmaya yetti.
Uzun bir aradan sonra Knidos’un yeniden rotaya alınmasını ayrıca anlamlı buldum. Bu kıyılarda denize açılmanın, limana varmanın, yük taşımanın çok eski bir geçmişi var. Bugünün yelkenlileri aynı coğrafyada yol alırken, denizcilik tarihini de düşünmeye çağırıyor bizi. Kıyılar, üzerlerinden geçip gittiğimiz bir manzara olmaktan çıkıyor; merak ettiğimiz, öğrenmek istediğimiz yerlere dönüşüyor.
Bodrum’un ahşap teknelerinde de aynı merak var benim için. Suyun üzerinde gördüğümüz bir teknenin ardında kaç kişinin eli, kaç yıllık öğrenme ve çalışma bulunuyor? Bir ustanın bildiğini yanındaki gence aktarması, malzemenin dilini öğretmesi, yapılan işe özen göstermesi… Denizcilik kültürü dediğimiz şey, bu gündelik emekle sürüyor.
Erman Aras’ın yıllar önce Bodrum’da yapılan tekneleri ve onları yapan ustaları daha geniş kitlelerle buluşturma isteğinin bugünlere ulaşması bu nedenle değerli. Otuz sekiz yıl boyunca bir organizasyonu sürdürebilmek, her yıl ona yeniden emek verecek insanlar bulabilmek demek. The Bodrum Cup’ın çevresinde oluşan bağlılığı düşündüğümde, en çok bu süreklilik etkiliyor beni.
Aramızda olmayanlarla
Yarışların ilk startından önce denize bir çelenk bırakıldı. Artık aramızda olmayan The Bodrum Cup dostları ve denizciler anıldı. Benim katıldığım etaptan önce yapılan bu törenin haberini okurken, isimlerin üzerinde tek tek durdum.
Fidel Berber, Hasan Karadeniz, Papaz Aykan olarak bilinen Aykan Er, “Şöhret Neco” Necati Kocadon, Aysun Kaptan Aysun Enünlü Kurutaş, Dr. Sezgin Gökmen, Sami Akbaş, Maçakızı Ayla Emiroğlu ve Taylan Gebeş… Bodrum’un denizcilik yaşamına, Mavi Yolculuk kültürüne ve bu buluşmaya katkı sunmuş insanların hatıraları denizde selamlandı.
Her yıl yeniden bir araya gelmenin sevincine, zamanla eksilenlerin hüznü de karışıyor. Bir buluşmanın yıllarını sayarken, kendi hayatımızdan geçen zamanı da sayıyoruz aslında. Önceki yılların fotoğraflarına bakınca bunu daha derinden hissediyoruz. Bir masanın çevresinde, bir teknenin üzerinde, yan yana dururken çekilmiş bir kare, bugün çok daha fazla şey anlatabiliyor.
The Bodrum Cup’ın kaybettiklerini anarak denize açılmasını bu nedenle önemsiyorum. Bir topluluğun hafızası, ona emek verenleri hatırlamasıyla canlı kalıyor. Denize bırakılan çelenk de o hafızanın bir parçası; birlikte yaşanmış günlere duyulan vefanın sade, içten bir ifadesi.
Yirmi beş yaşında bir gelecek
Bu yıl organizasyonun odağında, 25. yaşını kutlayan Bodrum Gemisi var. The Bodrum Cup’ın içinden doğan, Bodrum ve Karya Bölgesi Kültür, Sanat ve Tanıtma Vakfı bünyesinde gençleri denizcilikle buluşturan bu okul gemisinin yenilenmesi için çalışılıyor. Ağanlar Tersanesi’nde süren bakım ve yenileme projesinde tekne mimarı Aslı Felah görev alıyor; kurumların, denizcilik sektörünün ve ustaların katkıları bir araya geliyor.
Bir geminin bakımını düşünürken, onun yeniden taşıyacağı insanları da hayal ediyorum. İlk kez bir yelkenliye adım atacak gençleri, denizde sorumluluk almayı öğrenecekleri günleri… Birlikte çalışmanın, birbirine güvenmenin, doğanın koşullarını gözetmenin karşılığını yaşayarak görecekler. Belki içlerinden biri yıllar sonra dönüp baktığında, hayatında denize yer açan ilk günün o gemide geçtiğini anlatacak.
Bodrum Gemisi’nin geleceğine sahip çıkılması, bu yüzden içimi ısıtıyor. Yıllar önce ortak emekle yapılmış bir geminin uzun yıllar kullanılabilmesi için bugün yeniden bir araya geliniyor. SumOne’ın yarış için hazırladığı koleksiyonun satış gelirinin BOSAV aracılığıyla geminin giderlerine katkı sağlayacak olması da bu dayanışmanın bir başka halkası.
The Bodrum Cup’ın ana sponsoru OPET’ten etaplara ve etkinliklere destek veren kuruluşlara, tekne sahiplerinden gönüllülere kadar uzanan katkıların böyle kalıcı işlerde karşılık bulması kıymetli. Yarış haftası sona erdiğinde de sürecek bir emek bu. Bir sonraki kuşağın denizle tanışmasına imkân verecek.
Kıyıya dönerken
Take It Easy’de yaşadığım 23 Ekim etabını düşünürken, aklımda yarışın heyecanıyla birlikte bütün bu insanlar ve hatıralar var. Denizle geçen bir gün, geçmiş yılları da çağırdı; kaybettiklerimizi, yeniden buluşabildiklerimizi, henüz tanışmadığımız genç denizcileri düşündürdü. İnsan bazen birkaç saatlik bir yolculukta, zamanın ne kadar geniş bir yer kapladığını fark ediyor.
The Bodrum Cup’ın benim hayatımdaki yerini yalnızca katıldığım yıllarla anlatamam. Orada geçirdiğim günlerin, döndükten sonra da süren bir tarafı var. Bir fotoğrafa bakarken, denizle ilgili bir kitap okurken, eski bir dostla konuşurken yeniden beliriyorlar. Ekim ayını bekleme nedenlerimden biri oluyorlar.
Bu kez o hatıralara Take It Easy’nin adı eklendi. Ortakent’ten Yalıkavak’a uzanan bir gün, yıllardır içimde taşıdığım mavilikte kendine yer buldu. Şimdi önümüzdeki ekimi düşününce, en çok yine orada olabilmeyi, dostları sağ salim bulmayı, yeni tanışacağımız insanlarla aynı denize bakabilmeyi diliyorum. Yelkenlere bakarken duyduğum sevincin eksilmemesini…
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.