YAYINLAMA 27 Ekim 2026 14:12
GÜNCELLEME 27 Ekim 2026 14:14
Küresel piyasalar yılın en yoğun ve yön belirleme açısından en kritik haftalarından birisine giriyor. Bu hafta yalnızca Fed, ECB ve Japonya Merkez Bankası gibi büyük merkez bankalarının faiz kararları açıklanmayacak; aynı zamanda ABD’de büyüme ve çekirdek PCE verileri, teknoloji devlerinin bilançoları, İngiltere bütçesi ve Çin’de gerçekleştirilen dört günlük parti toplantısı da yatırımcıların gündeminde olacak. Üstelik tüm bu gündem başlıkları, küresel risk iştahının hassaslaştığı bir döneme denk geliyor.
Geçen hafta küresel piyasalarda üç tema ön plana çıktı: Yapay zekâ yatırımlarının sürdürülebilirliği, tahvil faizleri ve jeopolitik riskler.
Özellikle teknoloji hisselerinde yıl boyunca devam eden güçlü performansın ardından yatırımcıların odak noktası, büyümeden kârlılığa ve yatırımların geri dönüşüne kaymaya başladı. Meta’nın bilançosu sonrasında yeniden gündeme gelen tartışma, dev teknoloji şirketlerinin yapay zekâ yatırımları için ayırdıkları sermayenin ne ölçüde gelir yaratabildiği oldu. Veri merkezlerine, çip altyapısına ve yapay zekâ uygulamalarına yönelik harcamalar büyümeye devam ederken, piyasalar artık sadece “ne kadar yatırım yapılıyor?” sorusunu sormuyor; "Bu yatırımlar ne kadar gelir ve kâr yaratıyor?" sorusuna da cevap arıyor. Geçen hafta Nasdaq ve yarı iletken hisselerinde görülen satışlarda da bu tartışmanın önemli rol oynadığı görüldü.
Geçen hafta hisse senedi tarafındaki satışlar, ABD tahvillerinin güvenilir liman özelliğini hatırlattı ve %5,15 seviyesinin üzerini görmüş olan ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi, Perşembe günü gelen alımlar sonrasında %4,94’ün altına kadar geriledi. Perşembe günkü düşüş, 2023 yılının Mart ayından beri görülen en büyük günlük düşüş oldu. Ancak tahvil faizleri tarafında görünümün tamamen değiştiğini söylemek zor. Zira ABD’de bütçe açıklarının yüksek seyretmeye devam etmesi, enflasyonun yapışkanlığına yönelik bazı endişeler ve yapay zekâ kaynaklı yatırım döngüsünün sürmesi, tahvil faizlerinde yeniden yukarı yönlü baskı yaratabilecek unsurlar olarak öne çıkıyor.
Enerji tarafında ise, Orta Doğu’daki süregelen durum ve arz güvenliğine yönelik endişeler petrol fiyatlarını yüksek seviyelerde tutuyor. Petrol fiyatlarındaki yükseliş yalnızca enerji piyasaları açısından değil, küresel enflasyon görünümü açısından da önem taşıyor.
Avrupa tarafında ise dikkatler büyük ölçüde Fransa üzerinde yoğunlaşıyor. Ülkenin kamu maliyesine ilişkin endişeler ve yükselen risk primi, Avrupa tahvil piyasalarında ve Euro üzerinde baskı yarattı. ABD ekonomisinin göreceli olarak daha güçlü görünmesi, Euro Bölgesi’nde büyüme görünümünün zayıf kalması ve petrol fiyatlarının yüksek seyretmesi nedeniyle yatırımcılar Euro’ya yönelik daha temkinli bir duruş sergiliyor.
Bu Haftanın Ana Teması: Merkez Bankaları
Bu hafta Fed, ECB, Kanada Merkez Bankası, Yeni Zelanda Merkez Bankası ve Japonya Merkez Bankası faiz kararlarını açıklayacak. Genel beklenti, Fed’in, ECB’nin ve BoJ’un politika faizlerinde değişikliğe gitmeyeceği yönünde.
Ancak bu ayki toplantılarda kararların kendisinden çok verilecek mesajlar önem taşıyor. Özellikle Fed tarafında yatırımcılar Aralık toplantısına ilişkin bir yönlendirme olup olmayacağını takip edecek. ABD ekonomisi yüksek faizlere rağmen direnç göstermeye devam ederken, işgücü piyasasının dayanıklı seyri ve enflasyonun hedef üzerinde kalması, faizlerin uzun süre yüksek seviyelerde kalabileceği beklentisini canlı tutuyor.
Bu nedenle Fed’in ekonomik faaliyet, enflasyon görünümü ve ileriye dönük politika patikasına ilişkin kullanacağı dil, tahvil piyasaları ve Dolar açısından haftanın en önemli belirleyicilerinden birisi olacak.
ABD’de Büyüme ve Enflasyon Verileri Kritik Öneme Sahip
ABD’de açıklanacak 3. çeyrek büyüme verisi ve çekirdek PCE enflasyonu ise haftanın en kritik makroekonomik verileri arasında yer alıyor.
Piyasalar açısından asıl önemli kombinasyon Fed, büyüme ve enflasyon verilerinin birlikte vereceği mesaj olacak. Güçlü büyümenin devam ettiği ve enflasyonun da beklentilerin üzerinde kaldığı bir senaryoda tahvil faizlerinde yeniden yükseliş görülebilir.
Yapay Zekâ Hikâyesi Sınanacak
Bu haftanın bir diğer önemli gündem maddesi teknoloji devlerinin bilanço sonuçları olacak. Microsoft’un ve Alphabet’in ardından Amazon da sonuçlarını açıklayacak.
Yıl boyunca küresel hisse piyasalarını taşıyan yapay zekâ temasının bundan sonraki aşaması için bu bilançolar kritik önemde. Microsoft’ta Azure büyümesi, Alphabet’te Google Cloud performansı ve reklam gelirleri, Amazon’da ise Amazon Web Services büyümesi ve veri merkezi yatırımları yakından izlenecek.
Yapay zekânın diğer önemli oyuncularından birisi olan Anthropic’in halka arz süreci de yatırımcıların dikkatini çekiyor. Yapay zekâ modeli Claude’un geliştiricisi Anthropic, ABD’deki halka arz başvuru dosyasında hem gelir büyümesi hem de yüksek düzeyde zarar açıkladı. Sonuçlar, yatırımcıların “yüksek yapay zekâ yatırımları ne zaman ve ne ölçüde kâra dönüşecek?" sorusuna yanıt aradığı bir dönemde önemli sinyaller içerdi.
Piyasanın temel sorusu: Yapay zekâ yatırımları şirketlerin gelirlerini artırıyor mu, yoksa şimdilik maliyetleri mi artırıyor? Bu soruya verilecek cevap sadece ilgili hisseleri değil, Nasdaq ve yarı iletken sektörünün genel performansını da etkileyebilir.
Çin, İngiltere ve Brezilya da Gündemde
Piyasaların gözden kaçırmaması gereken başlıklardan birisi Çin’de başlayan dört günlük parti toplantısı olacak. Özellikle iç talebi destekleyecek olası yeni teşvikler, teknoloji politikaları ve sanayi stratejilerine ilişkin mesajlar, başta emtia fiyatları olmak üzere gelişmekte olan ülke varlıkları açısından önem taşıyor.
İngiltere’de açıklanacak bütçe de Sterlin ve İngiliz tahvilleri açısından kritik olacak. Piyasanın temel beklentisi mali disiplinin korunması yönünde. Açıklanacak mali alanın büyüklüğü kadar bunun vergi artışlarıyla mı, yoksa harcama disipliniyle mi yaratıldığı da fiyatlamalar açısından belirleyici olacak.
Hafta sonu gerçekleştirilen seçimler sonrasında ise Brezilya piyasalarında satış baskısı görüldü. Lula’nın zaferi sonrasında yatırımcılar mali disiplinin korunup korunamayacağı konusunda daha temkinli bir duruş sergilerken, Brezilya varlıklarında değer kayıpları yaşandı.
Türkiye: TCMB PPK Toplantısı ve Bilanço Sezonu
Yurt içinde geçen haftanın en önemli gelişmesi TCMB’nin politika faizini %37’den %36’ya indirmesi oldu. Kararın piyasa beklentileriyle uyumlu olmasının yanı sıra metinde yer alan “adımların büyüklüğü ve zamanlaması enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla belirlenecektir” ifadesi, faiz indirim sürecinin önümüzdeki toplantılarda da devam edebileceğine işaret etti.
Borsa İstanbul tarafında ise bilanço sezonu hız kazanıyor. Son dönemde fon tasfiyelerine ilişkin gelişmeler, kredi riskine yönelik bazı haberler ve şirket bazlı ayrışmalar nedeniyle yatırımcılar bilanço sonuçlarına geçmiş dönemlere kıyasla daha duyarlı hale gelebilir.
Bu hafta özellikle bankalar, savunma sanayi şirketleri ve ihracat ağırlıklı sanayi şirketlerinin açıklayacağı sonuçlar, BIST100’ün kısa vadeli yönünde etkili olabilir. Şirketlerin faaliyet kârlılıkları kadar finansman giderleri, borçluluk yapıları ve ileriye dönük beklentileri de yakından takip edilecek.
Yurt içindeki önemli düzenlemelerden biri de SPK’nın nitelikli yatırımcı kriterlerinde yaptığı değişiklik oldu. Talebe dayalı profesyonel müşteri statüsü için gerekli finansal varlık büyüklüğü 10 milyon TL’den 50 milyon TL’ye, işlem hacmi şartı ise 5 milyon TL’den 25 milyon TL’ye yükseltildi. Ayrıca mevcut nitelikli yatırımcıların da yeni kriterleri sağladıklarını yeniden belgelendirmeleri gerekecek. Bu düzenlemenin, daha seçici bir yatırımcı tabanı oluşturmayı amaçladığı söylenebilir.
Varlık Fiyatlarında Ne Beklenebilir?
Mevcut görünüm Dolar’ın küresel ölçekte göreceli üstünlüğünü koruduğuna işaret ediyor. Euro tarafında ise Fransa’nın mali ve siyasi durumuna yönelik endişeler ile yüksek petrol fiyatları baskı oluşturuyor.
ABD tahvilleri tarafındaki son geri çekilmeye rağmen uzun vadeli faizlerde yeniden yükseliş potansiyelinin bulunduğunu düşünüyoruz. Büyümenin güçlü, enflasyonun yüksek kalmasının yanı sıra ABD Hazinesi’nin ve özellikle büyük teknoloji şirketlerinin yatırımlarının finansmanı amacıyla tahvil arzının fazla olması, faizlerde yükselişi yeniden gündeme getirebilir.
Ons altın tarafında ise her ne kadar jeopolitik risklerin bir miktar destekleme durumu olsa da, güçlü Dolar ve yüksek tahvil faizleri baskı unsurları olarak öne çıkıyor.
Hisse senedi piyasalarında bu hafta yönü belirleyecek temel unsur teknoloji bilançoları olacak. Yapay zekâ yatırımlarının gelir tarafında daha görünür sonuçlar üretmeye başladığına ilişkin işaretler gelecek olursa risk iştahı kıpırdanabilir. Yatırım harcamalarının hızla artmaya devam ettiği, ancak gelir katkısının sınırlı kaldığı bir tablo ise yeni satış hareketini beraberinde getirebilir.
Özetle piyasalar bu hafta hem merkez bankalarının vereceği mesajları hem de yapay zekâ yatırımlarının şirket kârlılıklarına ne ölçüde yansımaya başladığını test edecek. Fed, ECB ve BoJ kararları, ABD’de büyüme ve enflasyon verileri, teknoloji devlerinin bilançoları, Çin’den gelecek mesajlar ve İngiltere bütçesi aynı hafta içerisinde küresel fiyatlamaları şekillendirecek. Bu kadar yoğun bir gündem içinde oynaklık nispeten yüksek olabilir. Ancak yılın geri kalanına ilişkin ana hikâyenin yine aynı iki başlık etrafında şekillenmesi muhtemel görünüyor: Para politikalarının yönü ve yapay zekâ yatırımlarının kârlılığa dönüşme hızı.
Not: “Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.