Karadeniz’de doğalgaz üretmekle Ortadoğu’da yeni bir güvenlik mimarisinin parçası olmak, ilk bakışta birbirinden uzak iki hedef gibi görünebilir. Oysa değişen dünya düzeninde bu iki başlık, aynı jeopolitik mücadelenin farklı cepheleri.
Filyos’tan Karadeniz’e uğurlanan Türkiye'nin ilk yüzer üretim platformu Osman Gazi, bu açıdan sıradan bir enerji yatırımı değil. 20 yıl boyunca Türkiye’nin denizlerdeki doğalgaz üretimine hizmet etmesi planlanan platform, Ankara’nın enerji bağımlılığını azaltma hedefiyle bölgesel güç olma iddiasının kesiştiği noktada duruyor.
Enerji artık yalnızca ekonominin girdisi değil, devletlerin hareket kabiliyetini belirleyen bir güç unsuru. Karadeniz’in derinliklerinde çıkarılacak doğalgazın değeri, yalnızca kaç hanenin ihtiyacını karşılayacağıyla ölçülmeyecek, asıl mesele bu üretimin ülkenin ekonomik kırılganlıklarını, dış politika seçeneklerini ve bölgesel güç ilişkilerindeki konumunu nasıl etkileyeceğinde yatıyor.
Ortadoğu’da yeni denklem
Mekke İttifakı olarak anılan Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan eksenindeki ortak savunma arayışı, bölgesel güvenliğin yeniden ele alındığı bir döneme işaret ediyor. Bu girişimin anlamı yalnızca ülkelerin savunma alanında iş birliği yapması değil; bölgesel krizlere karşı hangi aktörlerin birlikte hareket edebileceği sorusunu da gündeme taşımasıdır.
Ortadoğu’da güvenlik ile ekonomik bağlantısallık giderek birbirine yaklaşıyor. Körfez’den Irak üzerinden Türkiye’ye ve Avrupa’ya uzanan Kalkınma Yolu, Kızıldeniz’deki deniz ticareti, enerji hatları ve liman bağlantıları, yalnızca ulaştırma projeleri değil, gelecekteki ekonomik ve siyasi nüfuzun da araçlarıdır.
Koridorları kim koruyacak?
Küresel rekabetin yeni aşamasında bir ülkenin gücü, yalnızca sahip olduğu kaynaklarla ölçülmüyor. Kaynakların güvenli biçimde taşınması, ticaret yollarının açık tutulması ve kriz anlarında alternatif güzergâhların devreye sokulması da belirleyici hâle geliyor.
Kalkınma Yolu’nun başarısı Irak’taki siyasi istikrardan, bölgesel güvenlikten, finansman kapasitesinden ve farklı aktörlerin çıkarlarını uzlaştırabilmekten bağımsız değil. Benzer biçimde, Kızıldeniz’deki güvenlik sorunları deniz ticaretinin maliyetlerini artırırken Körfez ile Avrupa arasındaki bağlantıların kırılganlığını da ortaya koyuyor.
Türkiye’nin avantajı, Karadeniz’de üretici ülke olma kapasitesini geliştirmesi ile Avrupa’ya uzanan enerji ve ticaret bağlantılarında önemli bir konuma sahip olmasıdır. Fakat coğrafi konum, tek başına jeopolitik güç üretmez. Bu konumun stratejik değere dönüşmesi için teknoloji, diplomasi, finansman ve güvenlik alanlarında sürdürülebilir kapasite gerekir. Bu nedenle Osman Gazi ile Mekke İttifakı’nı birbirine bağlayan esas unsur, doğrudan bir kurumsal ilişki değil, Türkiye’nin enerji güvenliği ile bölgesel güvenlik arasında kurmak zorunda olduğu stratejik bağdır.
Türkiye’nin önündeki asıl sınav
Türkiye’nin enerji politikasında bundan sonraki aşama, üretim rakamlarını artırmak kadar bu kazanımları uzun vadeli bir dış politika avantajına dönüştürmek olmalı. Bunun yolu, yerli üretimi yenilenebilir enerji yatırımlarıyla desteklemekten, tedarik kaynaklarını çeşitlendirmekten ve bölgesel bağlantı projelerini uygulanabilir hâle getirmekten geçiyor.
Osman Gazi, bu hedefin önemli bir parçası fakat bir platformun üretim kapasitesi ile bir ülkenin jeopolitik ağırlığı arasında otomatik bir ilişki yok. Enerji gücünün dış politikaya yansıması, kaynakların ne ölçüde güvence altına alındığına ve bu kapasitenin hangi diplomatik ortaklıklarla desteklendiğine bağlı.
Geleceğin Ortadoğu’sunda güç, yalnızca enerjiyi üretende değil; enerjinin rotasını çizen, o rotayı silahla ve diplomasiyle güvence altına alan, bölgesel düzeni ise kendi ittifaklarıyla şekillendiren aktörlerde toplanacak. Türkiye’nin önündeki fırsat, bu 3 alanı aynı stratejik çerçevede değerlendirebilmesinde yatıyor. Aşılması gereken engeller de en az bu fırsat kadar büyük.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish
Hakkında daha ayrıntılı: MEKKE İTTİFAKIosman gaziNalan Yazgan
DAHA FAZLA HABER OKU
Cihad İslam Yılmaz İstihbaratta epistemik operasyon
Dr. Ufuk S. Yüksel Vietnam modeli: bir dijital dönüşüm vizyonu
H. Caner Akkurt Emanetin unutulduğu yerde gelecek yetim kalır
Gürbüz Evren Lula sadece Brezilya'da değil Türkiye'de de kazandı
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.