28 Ekim 2026, Çarşamba · 17:44 Piyasalar Açık
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Düşmanlıktan ittifaka: Afganistan İran için nasıl stratejik bir derinliğe dönüştü?

1998 yılında, Taliban'ın kuzeydeki Mezar-ı Şerif şehrinde 10 İranlı diplomatı ve bir gazeteciyi öldürmesinin ardından İran güçleri Afganistan'ı işgal etmenin eşiğine gelmişti. Kudüs Gücü komutanı Kasım Süleymani, 11 Eylü…

Amerikalı diplomatlar, Süleymani'nin bizzat ABD'ye sahada kritik istihbarat ve operasyonel destek sağlayarak Taliban'ı devirmesine yardım ettiğini doğruladı. İran ve Taliban arasındaki düşmanlık, Washington ve İran Devrim Muhafızları'nın ortak bir düşmana karşı iş birliği yaptığı bir noktaya ulaşmıştı.

Bugün, neredeyse otuz yıl sonra ise, denklem tersine döndü. İran, Taliban'ın en önde gelen askeri ve bölgesel müttefiki haline gelerek Pakistan'ı uzun süredir sahip olduğu etki konumundan uzaklaştırdı. Rusya ve Çin ise, Orta ve Güney Asya'daki Amerikan etkisine karşı koymak için Tahran-Kabil eksenine güveniyor. Amerika Birleşik Devletleri, ara dönem kongre seçimlerinin ardından İran'a karşı savaşını yeniden başlatmaya hazırlanırken, Tahran ve Taliban arasında gelişen ilişki, İran rejimine yeni bir stratejik derinlik sağlıyor.

Taliban gibi Şii karşıtı bir İslamcı hareket, İran ile bu kadar yakın bir ittifaka nasıl girdi? Cevap, ilk bakışta göründüğünden daha karmaşık ve aynı zamanda Tahran ile el-Kaide arasındaki uzun süreli bağları da ortaya koyuyor.


İran, Taliban'ın birincil müttefiki konumunu Pakistan'dan nasıl aldı?

Yaklaşık olarak 2010 yılında, üst düzey Amerikalı komutanlar, İran'ı Afganistan'daki NATO güçlerine karşı Taliban isyanını desteklemekle suçlamaya başladılar. Pakistan hareketi kucaklamış, ona güvenli bir sığınak sağlamış ve koalisyon güçlerine karşı zaferine katkıda bulunmuş olsa da, hareket üzerindeki kontrolü giderek azalırken, İran hem Pakistan hem de Amerikan istihbaratına karşı manevralarda üstünlük kazandı.

Amerikalılar, Afganistan'daki en önde gelen Şii gruplardan biri olan Hazara'lardan çok sayıda kişiyi yanlarında savaşmaları için saflarına kattılar; bu da İran'ın onları en azından Afganistan arenasında kendi tarafına çekmesini zorlaştırdı

Süleymani ve Devrim Muhafızları tarafından desteklenen ve Taliban rejiminin devrilmesine neden olan ABD liderliğindeki işgalden kısa bir süre sonra, Tahran ve Washington arasında Afganistan'ın gelecekteki yönetimi konusunda anlaşmazlıklar ortaya çıkmaya başladı ve Süleymani ile ABD ordusu arasındaki iş birliğini baltaladı. Ancak, bu ortaklığın çöküşünde en önemli faktör Irak oldu. Orada da Süleymani, Amerikalıların Saddam Hüseyin'i devirmesine yardım etmişti; ancak birkaç yıl sonra iki taraf, ülkenin nasıl yönetilmesi gerektiği konusunda farklı görüşlere sahipti.

Irak'taki çatışmanın doğasını büyük ölçüde Sünni-Şii ayrımı açıklarken, Afganistan'daki durum çok daha karmaşıktı. 11 Eylül saldırılarından sonra iktidara gelen ve Farsça konuşan Tacikler, Sünni Müslümanlardır ve İranlılarla yakın kültürel bağlarına rağmen, dini olarak aynı mezhebi paylaşmıyorlar. Buna karşılık, Amerikalılar, Afganistan'daki en önde gelen Şii gruplardan biri olan Hazara'lardan çok sayıda kişiyi yanlarında savaşmaları için saflarına kattılar; bu da İran'ın, en azından Afganistan arenasında, onları kendi tarafına çekmesini zorlaştırdı.

Bu arada, Molla Abdusselam Zaif'in “Taliban'la Hayatım” adlı kitabında anlattığı gibi, Taliban'ın Pakistan'a olan güveni azalıyordu. Zira Pakistan ordusu, Zaif de dahil olmak üzere birçok Taliban liderini tutuklamış ve onları Guantanamo’ya gönderen Amerikalılara teslim etmişti. Taliban liderliği, kendisine yönelik baskı arttığında Pakistan'ın liderlerini Amerika Birleşik Devletleri'ne teslim etmekten çekinmeyeceğini anladı.

Böylece hareket, yeni müttefikler ve hamiler aramaya başladı ve en şiddetli düşmanlarından ikisi olan İran ve Rusya'da potansiyel ortaklar buldu. Buna paralel olarak, Taliban Şii karşıtı ideolojik duruşunu gözden geçirmeye ve Afganistan içindeki Şii Müslümanlara karşı daha fazla hoşgörü göstermeye başladı.

Afganistan'daki artan Rus ve Çin yatırımlarıyla birlikte, özellikle Pekin, Pakistan'ın şahit olduğu karışıklıkların aksine, bu ülkenin istikrar kazanması için gayret etmeye yöneldi; zira Pakistan'daki karışıklık, Pekin'in Belucistan'daki yatırımlarını sekteye uğratmıştı

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Taliban'ın bakış açısına göre, Pakistan nihayetinde Batı destekli bir ordu tarafından yönetilen ve her zaman Amerikan politikalarıyla uyumlu hareket etmeye hazır bir ülkeydi. Tahran da burada bir fırsat yattığını gördü. Doksanlı yıllarda Pakistan'ın Afganistan’da baskın hale gelmesi ve İran'ın Afganistan arenasından dışlanmasının ardından, İran ve Süleymani bu yenilginin intikamını almak istediler. Bu durum, Afganistan-Pakistan sınırını aşan dağlarda saklanan el-aKaide'yi desteklemeyi de gerektiriyordu.

İran'ın Taliban ve el-Kaide'ye verdiği destek, güç dengesini değiştiriyor

Irak ve Afganistan'daki ABD askeri istihbaratının başında bulunan Korgeneral Michael Flynn, İran'ın el-Kaide'ye verdiği desteğe ve örgütün kalıntılarını Afganistan'dan Irak'a taşıma rolüne dair kanıt sunan ilk Amerikalı generaldi.

Adrian Levy, “Sürgün: Usame bin Ladin'in Kaçışı” adlı kitabında, İran Devrim Muhafızları'nın bin Ladin'in ailesini ve aralarında şu anda örgütün lideri olan ve hâlâ İran'da ikamet eden Seyfül Adl'in de bulunduğu diğer el-Kaide liderlerini koruma ve barındırma rolünü ayrıntılarıyla anlatıyor.

Kitap ayrıca, kaçan Taliban ve el-Kaide liderlerinin başlangıçta Pakistan'da nasıl kendilerine bir sığınak bulduklarını ve İran'ın onlar üzerindeki etkisini nasıl genişlettiğini de inceliyor.

2021'de Afganistan'daki Amerikan savaşı sona yaklaşırken, Tahran zaten Rusya ve Çin ile birlikte Afganistan'ın başlıca hamisi olarak ABD'nin yerini almaya çalışıyordu. Taliban liderliği, ordusunun hareketin liderlerinin aleyhine dönmesinden sonra Pakistan'dan intikam almak için yirmi yıl beklemişti. Taliban'a güvenli sığınaklar ve üsler sağlamasına rağmen, İslamabad, ABD'ye karşı ortak düşmanlık yoluyla hareketi başarıyla kendi safına çeken İran'a karşı zemin kaybetmeye başlıyordu.

Afganistan'daki artan Rus ve Çin yatırımlarıyla birlikte, özellikle Pekin, Pakistan'ın şahit olduğu karışıklıkların aksine, bu ülkenin istikrar kazanması için gayret etmeye yöneldi; zira Pakistan'daki karışıklık, Pekin'in Belucistan'daki yatırımlarını sekteye uğratmıştı. Çin, Çin-Afganistan sınırından Kabil'e ve oradan da İran'ın Bender Abbas Limanı’na uzanan yol ve demiryollarının inşasını finanse etti.

Rusya da, çatışmaların durduğu dönemlerde İran'a ikmal sağlamak için Afganistan üzerinden geçen kara koridorunu kullanıyor.

Tahran için ise Afganistan, Suriye üzerindeki kontrolünü kaybetmesinin ve Hizbullah'ın gücündeki keskin gerilemenin ardından İran'ın yeni bir stratejik derinliğe umutsuzca ihtiyaç duyduğu bir dönemde öne çıktı.

2022'de İran, Tacikistan'da Ebabil-2 insansız hava araçlarının üretildiği ve yaklaşık 6 bin Rus askerinin bulunduğu bir fabrika açtı. Bu düzenleme, İran'ı Kabil üzerinden Orta Asya'ya bağlamak için Afganistan topraklarına güveniyor.

İran'a karşı savaş yeniden başlarsa, Afganistan onun stratejik derinliği haline gelecektir. Tahran ve Kabil arasındaki ilişki, dini veya mezhepsel bağlardan ziyade güvenlik çıkarları ve karşılıklı bağımlılığa dayanıyor.

İronik bir şekilde, Taliban, Farsça konuşan gruplara ait olmayan Peştunların hakim olduğu bir hareket; yazarın Farsça konuşan Afgan gruplar olarak sınıflandırdığı Tacikler, Özbekler ve Hazarlar ise artık İran’ın destek hesaplarının dışında kaldılar.

İran'a karşı savaşın yeniden başlaması, Afganistan'ı bölgesel çatışmanın ön saflarına geri getirecektir.

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Bu makale Independent Türkçe için Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.

Al Majalla

Hakkında daha ayrıntılı: İRANAFGANİSTANdosya

DAHA FAZLA HABER OKU

dosya DÜNYADAN SESLER

Areej al-Hac Sudan savaşı... Cenevre'nin sıradan toplantıya dönüşmemesi için yol haritası arayışı

dosya DÜNYADAN SESLER

Alaa Emara Buzlar eriyor… Peki sınırlar da değişecek mi?

dosya DÜNYADAN SESLER

Subhi Franjieh Güney Suriye tufanın eşiğinde: İlk kurşun sonrası senaryolar

dosya DÜNYADAN SESLER

Brian Katulis Netanyahu neden Batı'da "yanmış kâğıt" haline geldi?

İlgili Haberler
Makroekonomi AK Parti'nin kanun teklifi hazır: GSS borçları siliniyor CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi İşsizlikte sert yükseliş! Eylül ayında 198 bin kişi daha işsiz kaldı Ekonomi Ankara · 15 dk önce Makroekonomi Türkiye ihracatta rekor kırdı... Dış ticaret açığı yüzde 25,8 geriledi Ekonomi Ankara · 16 dk önce Makroekonomi Hizmet üretici fiyatlarında ulaştırma ve depolama ilk sırada Ekonomi Ankara · 16 dk önce Makroekonomi Kanada Merkez Bankası Eylül’de üç yıl sonra faiz artırdı Paratic · 17 dk önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.