29 Ekim 2026, Perşembe · 12:51 Piyasalar Açık
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

103’üncü yılımızda ihracata ve turizme 41 kere maşallah!

103’üncü yılımızda ihracata ve turizme 41 kere maşallah!

Bu nedenle de 1932’den itibaren ‘sanayide devletçilik’ dönemi olarak adlandırılır. Aslında 1929’daki küresel ekonomik krizin etkisiyle o dönemde ABD başta olmak üzere en liberal ekonomilere sahip ülkelerde bile ‘devletçi ekonomi’ politikaları uygulanıyordu.

SANAYİDE VE TARIMDA DURUM VAHİMDİ

Şubat 1925’te Aşar vergisinin kaldırılması tarımda önemli bir ivme getirdi. 1927 ve 1929’da çıkarılan kanunlarla topraksız köylülere toprak dağıtıldı. 1927’de tarım sayımı yapıldı. Ekili araziler tüm ülkenin yüzde 5’i kadardı. Tahmini ekilebilir arazi oranı ise yüzde 32’ydi. Dolayısıyla atıl tarım arazisi çok fazlaydı. 1927’de tarımda çalışan nüfus 4 milyon kişiden fazlaydı. Tarımsal üretim çok ilkel aletlerle ve koşullarda ‘geçimlik’ yapılıyordu. Sanayideki tablo daha da korkunçtu. Sanayi ve Maadin Bankası kuruldu ardından sanayi teşvik kanunu çıkarıldı. 1927 Sanayi sayımına göre Türkiye’de sadece 65 bin 245 işyeri vardı. Bu işyerlerinde 256 bin 855 kişi çalışıyordu. Bunların yüzde 43’ü tarımda, 24’ü dokumacılıkta, yüzde 22’si maden ve makine yapım onarım işlerindeydi.

İKİ TANE BEŞ YILLIK SANAYİ PLANIMIZ OLDU


1933’te hazırlanan ve 1934-1938 yıllarını kapsayan ilk sanayi planımızda, “Ana hammaddeleri memleketimizde bulunan veya tedarik edilebilecek olan sanayi, bu beş senelik planın başlıca vasfıdır” deniliyordu. İlk etapta dokuma, maden, kâğıt, seramik ve kimya sanayilerine yatırım yapılması benimsenmişti. Plana göre, üretilmesi düşünülen sanayi ürünleri, 1938-1932 yılları arası toplam ithalatın yüzde 43’ünü oluşturuyordu. “Birinci Sanayileşme Planı bizi umumi ithalatımızın asgari yüzde 25-30’unda müstağni bırakmak vazifesini üzerine almış bulunmaktadır” deniliyordu. Yani ithal ikameci bir sanayi planıydı. İlk plan hedeflerine büyük ölçüde ulaştı, sanayinin milli gelir içindeki payı yükseldi. İkinci Beş Yıllık Plan ise ‘ağır sanayiye geçişi’ hedefledi. Ancak uygulama dönemi İkinci Dünya Savaşı yıllarına denk geldi ve başarısız oldu. Oysa hazırlanmasına İktisat Vekili Celal Bayar başkanlık etmişti. Sonraki yıllarda 1963 yılından itibaren Beş Yıllık Kalkınma Planları hazırlandı ve günümüze kadar bu gelenek devam etti. Şu anda 2024-2028 dönemini kapsayan 12’nci Beş Yıllık Kalkınma Planı dönemindeyiz.

24 OCAK 1980 KARARLARI VE TURGUT ÖZAL


Cumhuriyetimizin ekonomik kalkınma mücadelesi genel olarak 24 Ocak 1980 Kararlarına kadar ‘kapalı ekonomi, ithal ikameci ekonomi, karma ekonomi’ gibi farklı adlandırmalarla anılır. 24 Ocak Kararları, ekonomimizde ‘liberal ticaret, küresel rekabete açık bankacılık ve sermaye piyasa anlayışına, ihracata dayalı sanayileşmeye, piyasa ekonomisine geçiş için’ zemin hazırlayan devrim niteliğinde kararlardı. Açıklandığı gün Süleyman Demirel Başbakan, Turgut Özal ise müsteşardı. Yaklaşık 10 ay sonra ülkede 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi oldu. Özal, mimarı olduğu ekonomi modelini, darbeci yönetimle de uygulama fırsatı buldu. Darbeciler de Türkiye’nin kapalı ekonomi modeliyle yola devam edemeyeceğini anlamıştı. Turgut Özal, 13 Aralık 1983’te Başbakan olarak icraatlarına devam etti. Getirdiği teşviklerle sanayi ve turizm yatırımları adeta patlama yaptı. Dış ticaret ve turizm gelirleri katlanarak büyüdü. Doğrudan yabancı sermaye girişinin önü açıldı. Borsa ve sermaye piyasası kuruldu, derinleşti. 1990’lı yıllar ise ülkemizde siyasi istikrarın adeta yok olduğu, ülkenin her açıdan yönetilemez hale geldiği zor yıllar oldu. 2001 yılı sonuna kadar ekonomide çok derin krizler yaşandı. Bu krizler ülkede bazı ekonomik reformların yapılmasına zemin hazırladı. 3 Kasım 2002’de genel seçimleri kazanarak tek başına iktidar olan Ak Parti ve kısa süre sonra Başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde sağlanan siyasi istikrar ekonomiye de istikrar ve güven getirdi. 24 yıllık Ak Parti-Erdoğan iktidarı döneminde her biri dünya çapında iddialı altyapı yatırımları yapıldı. Türkiye’nin makro ekonomik rakamları uzun yıllar çift haneli büyüdü. Cumhuriyetimizin 103’üncü yılını kutluyoruz. Piyasa ekonomisine geçişin ilk adımını 24 Ocak 1980, ilk iktidarını 1984 ve rakamlarda ilk dikkate değer değişimin başlamasını da 1985 kabul edersek, ortaya ‘liberal devrimin etkisiyle yükselişe geçen Türkiye tablosu’ çıkıyor.

2002 yılından itibaren sağlanan 24 yıllık siyasi istikrarın da etkisiyle 41 yıllık hikayemize bakınca parlak bir tablo çıkıyor karşımıza. 1985’te yıllık turizm gelirimiz 1 milyar 480 milyon dolardı ve bunun için aynı yıl 2,6 milyon turist ağırlamıştık. 2025’te 65,2 milyar dolarlık turizm geliri elde ettik ve 63,9 milyon turist ağırladık. Bu rakamlarla dünyanın en büyük 4’üncü turizm ülkesi olduk. 1985’te 7,9 milyar dolarlık ihracat, 11,3 milyar dolarlık da ithalat yapmıştık. 2025’de 273,4 milyar dolarlık ihracat ve 365,5 milyar dolarlık ithalat gerçekleştirdik. 1980’de 44,7 milyon nüfusumuzla toplam milli gelirimiz 96 milyar dolardı, 2025’te ise 86 milyon nüfusumuzla toplam milli gelirimiz 1,6 trilyon doları aştı. 1985’te toplam dış borcumuz 25,6 milyar dolardı, 2025’te bu rakam yaklaşık 520 milyar dolar oldu. Türkiye hızla kalkınırken dış borcumuz da hızla yükseldi ancak toplam milli gelirimiz çok daha hızlı arttığı için dış borcumuzun GSYİH’e oranı yaklaşık olarak aynı kaldı.

İlgili Haberler
Borsa Malatya`dan 250 milyon dolarlık ihracat Uzmanpara · az önce Borsa Otomotiv sektörü 2027`de 45,5 milyar dolarlık ihracatla rekor hedefliyor Uzmanpara · az önce Makroekonomi Otomotivin 2027'den beklentisi rekor: Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı'nda ortaya çıktı CNBC-e · 25 dk önce Makroekonomi Otomotiv sektöründe ihracat hedefi 45,5 milyar dolar TRT Haber Ekonomi · 1 saat önce Makroekonomi Batı Akdeniz'de yaş meyve ihracatı yüzde 53 arttı TRT Haber Ekonomi · 1 saat önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.