İktidar ekonomide başarıyı işaret ediyor ama aileler çocuklarının beslenme çantasını doldurmakta zorlanıyor. TÜİK’in 2025 verilerine göre her üç çocuktan birinden fazlası yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında. Cumhuriyet’e konuşan Derin Yoksulluk Ağı Koordinatörü Önder Uçar, beslenme çantalarına yalnızca simit, poğaça ya da çikolatalı ekmek konulabilen çocukları anlattı.
Güncellenme: 29.10.2026 12:03:00
Gülnur Saydam Takip Et:İktidar ekonomide başarıyı işaret ediyor ama aileler çocuklarının beslenme çantasını doldurmakta zorlanıyor. TÜİK’in 2025 verilerine göre her üç çocuktan birinden fazlası yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında. Cumhuriyet’e konuşan Derin Yoksulluk Ağı Koordinatörü Önder Uçar, beslenme çantalarına yalnızca simit, poğaça ya da çikolatalı ekmek konulabilen çocukları anlattı.
Bir evde yemek masrafı kısılıyor, diğerinde çocuğun okul ihtiyacı erteleniyor. Kira, gıda ve ilaç arasında seçim yapmak zorunda kalan ailelerde yoksulluğun yükünü çocuklar da taşıyor. Sofradan eksilen her besin, sağlıklı büyüme ve eğitime eşit koşullarda katılma olanaklarını daraltıyor. TÜİK’in 2025 verilerine göre Türkiye’de 0-17 yaş grubundaki çocukların yüzde 36,8’i yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında. Toplum genelinde yüzde 27,9 olan bu oran, çocuklarda 8,9 puan daha yüksek.
Cumhuriyet’e konuşan Derin Yoksulluk Ağı Koordinatörü Önder Uçar, bu tablonun sahadaki karşılığını anlattı: Sağlıklı bir öğüne ulaşamayan çocuklar, temel ihtiyaçları arasında seçim yapan aileler ve kuşaktan kuşağa aktarılan yoksulluk.
ÇOCUKLU HANELERİN YÜZDE 23,1’İNDE GÜNLÜK NİTELİKLİ ÖĞÜN SAĞLANAMIYOR
TÜİK’in “Çocuk Sağlığı ve Yoksunluğu, 2024” araştırmasına göre, 15 yaş ve altı çocukların bulunduğu hanelerin yüzde 23,1’inde maddi yetersizlik nedeniyle çocuklara günde en az bir kez et, tavuk, balık veya eşdeğer vejetaryen yemek sağlanamıyor. Hanelerin yüzde 10’unda ise çocuklar aynı nedenle her gün taze meyve ve sebze tüketemiyor.
Uçar, çocuğun karnının doymasının yeterli beslendiği anlamına gelmediğini vurgulayarak şunları söyledi:
“Ailelerle yaptığımız görüşmelerde çocukların beslenmesine bazen yalnızca poğaça, simit ya da çikolatalı ekmek konulabildiğini; ailelerin çocuklarına okulda sağlıklı bir öğün sağlayabilmekte zorlandığını uzun zamandır gözlemliyoruz.”
HARÇLIK VARSA BİLE SAĞLIKLI ÖĞÜN YOK
Çocuğun cebindeki paranın beslenme sorununu tek başına çözmediğine dikkat çeken Uçar, fiyatlar yükseldikçe tüketilebilen besinlerin çeşitliliğinin azalabildiğini belirtti:
“Bir çocuğun cebinde para olması da o parayla dengeli ve yeterli bir öğüne erişebildiği anlamına gelmiyor ne yazık ki. Gıda fiyatları yükseldikçe tüketilebilen besinlerin çeşitliliği azalabiliyor ve öğünler daha ucuz, daha doyurucu ama besin değeri daha düşük seçeneklere kayabiliyor.”
MAMA ALAMAYAN ANNE BEBEĞİNE ŞEKERLİ SU VERİYOR!
Yoksulluğun çocukların hayatına okul çağından çok önce girdiğini anlatan Uçar, gebelikten ikinci yaş gününe kadar geçen ilk 1.000 günün sağlıklı gelişim açısından kritik olduğunu söyledi.
Sahada görüştükleri annelerin yaşadıklarını aktaran Uçar, şu ifadeleri kullandı:
“Kendisinin yeterli beslenemediğini, aç kaldığını ve sütünün bebeğine yetmediğini anlatan annelerle karşılaşıyoruz. Mama alacak ekonomik gücü olmadığı için bebeğine şekerli su vermek zorunda kaldığını söyleyen anneler oldu.”
Dünya Sağlık Örgütü de 6-23 ay arasını büyümenin aksaması ve besin öğesi eksiklikleri bakımından kritik bir dönem olarak tanımlıyor.
AYNI EVDE GIDA DA EKSİK, İLAÇ DA
Cumhuriyet’e konuşan Uçar, derin yoksulluğun birden fazla temel ihtiyacın aynı anda karşılanamaması anlamına geldiğini belirtti. Gıdaya erişemeyen ailelerin çoğu zaman kirayı ödemekte, ilaç almakta, evi ısıtmakta ve çocukların kırtasiye ihtiyaçlarını karşılamakta da zorlandığını söyledi.
Uçar, “Derin yoksulluk dediğimiz şey tam olarak bu: gelir yetersizliğinin beslenme, sağlık, barınma, eğitim ve sosyal yaşama katılım alanlarında birbirini besleyen hak kayıplarına dönüşmesi” dedi.
Yetersiz beslenmenin çocuğun gelişimini, derse odaklanmasını ve eğitim hayatını etkileyebildiğini vurgulayan Uçar, çocuk yoksulluğunun geçici yardımlarla yönetilecek bir sorun olarak görülemeyeceğini belirtti.
BİR ÖĞÜN DESTEĞİ OKULA DA YANSIDI
İstanbul’un farklı ilçelerinde yürüttükleri pilot çalışmalardan edindikleri deneyimi anlatan Uçar, ücretsiz öğünün aile bütçesine ve çocukların okul yaşamına katkı sunduğunu söyledi:
"Verdiğimiz desteğin ardından yaptığımız görüşmelerde veliler çocukların kahvaltı yapamama sorununun azaldığını ve aile bütçelerinin rahatladığını; öğretmenler ise devamsızlığın azaldığını ve derse katılımın arttığını aktardı.”
Uçar, bütün çocukların aynı öğünü birlikte yemesinin ayrışmayı ve damgalanmayı önlemek açısından da değerli olduğunu vurguladı.
ÇOCUĞUN BESLENMESİ CÜZDANA BIRAKILAMAZ
Okulda ücretsiz ve sağlıklı yemek sunulmasının eğitim hakkının bir parçası olarak ele alınması gerektiğini belirten Uçar, çağrısını şöyle dile getirdi:
“Çocukların beslenmesinin ailelerin gelirine ya da çocuğun cebindeki harçlığa bırakılmaması gerektiğini düşünüyoruz. Okulda bütün çocuklara ücretsiz, sağlıklı ve nitelikli en az bir öğün sunulmasını eğitim hakkının bir parçası olarak görüyoruz.”
Uçar, okul mutfaklarının kapasitesi, yaşa uygun menüler, alerjilerin yönetimi ve yerel üreticilerin katılımı gibi uygulama ayrıntılarının çalışılması gerektiğini belirterek şu sözlerle tamamladı:
“Bundan sonraki temel soru ‘Okul yemeği gerekli mi?’ değil, ‘Bunu bütün çocuklar için en sağlıklı, güvenli ve sürdürülebilir biçimde nasıl hayata geçiririz?’ olmalı.”
İlgili Konular: #beslenme #Yoksulluk #gıda
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.