30 Ekim 2026, Cuma · 09:24 Piyasalar Kapalı
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Genç beyin göçü için 'Giderlerse gitsinler' deme lüksümüz yok

Genç beyin göçü için giderlerse gitsinler deme lüksümüz yok

İlk sırada Moleküler Biyoloji ve Genetik mezunları var En yüksek göç yüzde 7 ile bilişim ve iletişim teknolojilerinde İlk sırada Almanya var

Moleküler biyoloji ve genetik mezunlarında yüzde 13,1’e ulaşan beyin göçü oranı, Türkiye’nin yetişmiş insan kaynağını koruma sorununu gözler önüne seriyor. Vakıf üniversitelerine tam bursla yerleşen başarılı öğrencilerde göç oranının yüzde 8,6’ya çıkması, gençlerin geleceklerini başka ülkelerde kurma eğiliminin ekonomik ve toplumsal sonuçlarına işaret ediyor. Türkiye’nin bu tablo karşısında “Giderlerse gitsinler” deme lüksü yok.

Yüksek eğitimli veya yetenekli kişilerin bir ülkeden diğerine göç etmesine ‘Beyin Göçü’ adını veriyoruz. Beyin göçü, nitelikli ve eğitimli insanların bir ülkeden, genellikle düşük gelirli veya daha az dinamik ekonomilerden daha zengin, daha dinamik ekonomilere net çıkışı ifade ediyor.

İnsan sermayesi ya da daha güncel tanımıyla insan kaynakları, sağladıkları işgücü becerileri, iş yapma bilgisi ve yaratıcılığı ile verimliliğin, yeniliğin ve uzun vadeli büyümenin ana itici güçlerinden birisi. O nedenle ‘beyin göçü’ bir ülke vatandaşlarının başka bir ülkede yaşama tercihi yanında, nitelikli işgücünün de kaybı anlamına geldiği için ekonomik açıdan da son derece önemli.

Devletler açısından eğitimine yatırım yaptıkları işgücünün kaybı, söz konusu kişinin en verimli yıllarını, girişimcilik becerilerini ve hatta istidam vergilerini başka bir ülkeye kaptırmak anlamına geliyor. Nitelikli işgücünü çeken ülkeler açısından ise başka bir ülkenin yüksek maliyetlerle oluşturduğu işgücüne maliyet ödemeksizin sahip olması ve ikili rekabette avantajı ele geçirmesi demek.

Beyin göçü esas olarak ücretler, kariyer olanakları, kurumlar ve yaşam kalitesi açısından uluslararası düzeydeki büyük farklılıklardan (itici ve çekici faktörler) kaynaklanıyor.

Fakat son yıllarda özellikle gençleri boğan, özgürlük anlamında geriye doğru giden ülkelerden, daha fazla özgürlük vaat eden, gelecek kaygısının çok daha az olduğu, yaşam koşullarının bireysel konfora katkı sağladığı ülkelere gidiş, her yaş grubundan insanı çeken faktörler olarak öne çıkıyor.

Bir ülke açısından beyin göçü kapsamında en kötü olanı şüphesiz ‘genç beyin göçü’.

Gençlerin dış göçü, özellikle yükseköğrenim görmüş kişilerin başka ülkelere gitmesi, terk edilen ülke açısından uzun dönemde önemli sonuçlar doğuruyor. Genç göçmenlerin kalan çalışma ömürlerinin uzun olması, girişimci olarak risk alma ve bir işten diğerine geçiş yapabilme hızı, dinamizmi, yenilikçi özellikleri, tek ettikleri ülke açısından demografik yaşlanma ve emeklilik sistemi üzerindeki baskının artması anlamına da gelmekte. Farklı birçok ülkede yapılan araştırmalardan elde edilen nedensel kanıtlar gençlerin, özellikle yüksek eğitimli göçmen dalgasının, ayrıldıkları bölgelerde yeni şirket kuruluşunu azalttığını gösteriyor bizlere.

Büyüme modellerinde, insan sermayesi stoğu, verimliliği ve yeni teknolojiyi benimseme kapasitesini belirler. Nitelikli göç, bu stoğu doğrudan azaltır. Böylece "en iyiler ve en parlaklar" dışarı giderler, içeride kalanlar ise insan kaynağı stoğunun kalitesini düşürür. Bu konuda yapılan ilk çalışmalar ve sonrasındaki yaygın görüş, beyin göçünü, göç veren ülkeler için doğrudan bir kayıp olarak ele almıştı. Daha yeni çalışmalar, yüksek vasıflı göçün bir ülkenin insan sermayesi stoğunu tamamen tükettiğini doğrulamasa da, göç oranlarının yüksek ve eğitimli nüfusun az olduğu durumlarda bu sonucu doğurabileceğini gösteriyor. Bizim gibi özellikle nitelikli insan kaynağı üretmekte zorlanan ülkeler açısından bu önemli bir sorun.

Beyin göçü, özellikle doktorlar, hemşireler, öğretmenler ve araştırmacılar gibi yoğun bilgi, beceri ve üstün nitelik gerektiren ve sosyal getirilerin yüksek olduğu sektörlerde, dışa göçün yaşandığı ülke açısından ciddi eksikliklere neden olabilir.

Yetenekli ve becerikliler dışarıya gittikçe, içeride bunların yarattığı boşluğu doldurmak ya daha niteliksizlerle ya da başka göç veren ülke vatandaşlarıyla gerçekleştiğinden, beyin göçü veren ülkenin genel seviyesi de düşüp vasata doğru yol alıyor. Her kesimden verilen göçle vasatlaşan ülke, bilim üretmekten, girişimcilikten, yeni teknolojileri benimseyip kullanabilmekten de geri kalıyor. Toplumun geneline vasatlık yavaş yavaş hâkim olmaya başladıkça, bu sefer beyin göçü daha da fazla artıyor.

Beyin göçünün yüksek olduğu ülkelerde yöneticiler, eğer oluşan bu vasatlıktan rahatsız olmuyor ve vasatlık işlerine geliyorsa, dışa göçü tersine döndürmek için herhangi bir girişimde bulunmuyorlar. Bence bir ülkeyi bekleyen en büyük tehlike ya yöneticilerin konunun ciddiyetinin farkında olmaması ya da yaşanan vasatlıktan memnun olması.

Beyin göçü, sosyoekonomik dinamiklerin ve ülkenin yetişmiş insan kaynağı vizyonunun en somut göstergelerinden biri. Toplumsal tartışmalarda sıklıkla soyut iddialar üzerinden ele alınan bu olgu, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) tarafından her yıl "Yükseköğretim Beyin Göçü İstatistikleri" ile net, somut ve analitik bir zeminde tartışmaya imkân tanıyan veriler açıklanıyor.

İlk sırada Moleküler Biyoloji ve Genetik mezunları var

TÜİK’in 2025 yılı "Yükseköğretim Beyin Göçü İstatistikleri" bu yıl çarpıcı verilerle karşımıza geldi.

Verilere göre, Türkiye'deki yükseköğretim mezunlarının genel beyin göçü oranı bir önceki yıla kıyasla artarak yüzde 2,2 seviyesine yükseldi. Cinsiyet kırılımında ise erkek mezunlardaki göç oranının yüzde 2,7 ile kadın mezunlardaki yüzde 1,8'lik orana kıyasla belirgin şekilde daha yüksek olduğu görülüyor.

Lisans programları temelinde yapılan inceleme, yurt dışına yönelimin rastgele dağılmadığını; aksine küresel ölçekte Ar-Ge ve inovasyonun merkezinde yer alan temel bilimler ile hibrit mühendislik alanlarında kümelendiğini gösteriyor. 2025 verilerine göre beyin göçü oranının en yüksek olduğu ilk beş lisans programı şöyle sıralanıyor.

  1. Moleküler Biyoloji ve Genetik (yüzde 13,1)
  2. İşletme Mühendisliği (yüzde 13,0)
  3. Matematik Mühendisliği (yüzde 11,0)
  4. Elektronik Mühendisliği (yüzde 10,9)
  5. Fizik Mühendisliği (yüzde 10,2)

Görüldüğü üzere, beyin göçünde analitik problem çözme kabiliyeti sunan ve biyoteknoloji gibi stratejik sektörlere zemin hazırlayan bölümler ilk sırada yer alıyor. Lisans programları arasında en yüksek beyin göçü oranı yüzde 13,1 ile Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümünde gerçekleşmiş.

Sosyoekonomik açıdan en dikkat çekici makas ise, kurum türü ve öğrencinin akademik başarı durumuna göre şekilleniyor.

2024 yılında yüzde 1,7 olan devlet üniversitesi mezunlarının göç oranı 2025'te yüzde 1,9'a; vakıf üniversitesi genel ortalaması ise yüzde 4,3'ten yüzde 4,4'e yükselmiş durumda.

ÖSYM sınavlarında en üst dilimlere girerek vakıf üniversitelerine dereceyle yerleşen "tam burslu" grubun gösterdiği yüzde 8,6'lık göç oranı, genel vakıf ortalamasının (yüzde 4,4) yaklaşık iki katı, devlet üniversiteleri ortalamasının (yüzde 1,9) ise dört katından fazlasına denk geliyor. Bu durum, akademik kapasitesi en yüksek öğrenci grubunun uluslararası işgücü piyasaları tarafından çok daha hızlı çekildiğini kanıtlıyor.

Yükseköğretimde eğitim dilinin küresel mobilite üzerindeki etkisi analiz edildiğinde, sıralamanın zirvesinde ilgi çekici bir tablo ortaya çıkıyor. Öğrenim diline göre beyin göçü oranları şu şekilde dağılıyor: Fransızca (10,5), Almanca (yüzde 7,5), İngilizce (6,8) ve Rusça (yüzde 5,0).

Fransızca eğitim veren programlardan mezun olanların yüzde 10,5 ile ilk sırada yer alması, dil yetkinliğinin hedef ülke pazarlarına ve Avrupa eğitim/istihdam ekosistemine doğrudan bir geçiş köprüsü sağladığını gösteriyor. Fransızca eğitim veren kurumların yakaladığı bu oran, Almanca ve küresel standart kabul edilen İngilizce eğitim programlarını belirgin biçimde geride bırakmış görünüyor.

En yüksek göç yüzde 7 ile bilişim ve iletişim teknolojilerinde

Sektörel ve disipliner alanlar bazında bakıldığında, dijital dönüşümün ve teknoloji odaklı üretimin lokomotifi olan sektörlerin beyin göçünde lokomotif görevi gördüğü açıkça görülüyor. En yüksek göç oranına sahip eğitim ve öğretim alanları; bilişim ve iletişim teknolojileri (yüzde 7,0), mühendislik, imalat ve inşaat: (yüzde 4,8) ve doğa bilimleri, matematik ve istatistik (yüzde 3,0) olarak sıralanıyor.

Bilişim ve iletişim teknolojileri alanındaki cinsiyet kırılımı, sektörün dinamikleri açısından önemli bir farkı gözler önüne seriyor. Bu alandan mezun olan erkeklerde beyin göçü oranı yüzde 8,2'ye kadar tırmanırken, kadınlarda bu oran yüzde 5,1 seviyesinde kalıyor.

Yelpazenin diğer ucundaki en düşük göç oranları incelendiğinde ise erkeklerde en düşük oran yüzde 0,8 ile tarım, ormancılık, balıkçılık ve veterinerlik alanlarında, kadınlarda en düşük oran yüzde 0,7 ile eğitim alanında kaydedilmiş.

İlk sırada Almanya var

Yükseköğretim mezunlarının yerleşmek için tercih ettiği ilk beş ülke ise çok tanıdık. Birinci sırada Almanya var. Almanya’yı ABD, Birleşik Krallık, Hollanda ve Kanada izliyor. Gençlerin tercihi sadece daha fazla para kazandıkları ülkeler değil. Bu ülkeler dünya demokrasi endeksinde de en önde gelen ülkeler.

Ülkelerin tercih ettiği uzmanlık alanları incelendiğinde, son derece net bir yetenek paylaşımı görülüyor. Avrupa'nın teknoloji ve sanayi merkezleri olan Almanya, Birleşik Krallık ve Hollanda en çok Bilgisayar Mühendisliği mezunlarını çekerken, ABD'ye giden grubun liderliğini Elektrik-Elektronik Mühendisliği üstleniyor. Kanada tarafında ise ilk sırayı işletme mezunları alıyor.

Ekonomik gerçeklik ve TÜİK rakamları bizlere özellikle gençlerin beyin göçü için ‘Giderlerse gitsinler’ deme lüksümüz olmadığını açıkça gösteriyor.

Elbette, tercih bu değilse.

İlgili Haberler
Makroekonomi Kripto piyasasını sarsan dev saldırının ardından Binance TR'den açıklama CNBC-e · 24 dk önce Makroekonomi Kamu İhale Kurumu 25 uzman yardımcısı alacak Sabah Ekonomi · 28 dk önce Makroekonomi ALTIN FİYATLARI NE KADAR? ALTIN DÜŞTÜ MÜ? BUGÜN GRAM ALTIN NE KADAR? 30 EKİM ALTIN FİYATLARI Yeni Asır Ekonomi · 31 dk önce Makroekonomi Otomotiv devi rakiplerine kendi motorunu satarak tarihe geçecek Sözcü Ekonomi · 33 dk önce Makroekonomi Genç kadınların geleceğine umut olan proje, 100 ülkede ilk üçte Ekonomi Gazetesi · 37 dk önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.