YAYINLAMA 02 Kasım 2026 20:53
GÜNCELLEME 02 Kasım 2026 20:53
Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ozan Diren, Türkiye'nin sanayi üretimi, ihracatı ve yatırım ortamına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Avrupa Birliği'nin (AB) yeni sanayi politikalarının Türkiye açısından önemli riskler barındırdığını belirten Diren, yüksek finansman maliyetlerinin şirketleri zorladığını, üretim ve yatırımların ertelendiğini söyledi.
"Yatırımlar ve üretim zincirleri ülkemizden uzaklaşabilir"
Diren, NEFES gazetesinden Şehriban Kıraç'a verdiği röportajda Avrupa Birliği'nin gündemindeki "Made in EU" yaklaşımının yalnızca otomotiv sektörünü değil, çelik, alüminyum, çimento, batarya ve yenilenebilir enerji teknolojilerini de ilgilendirdiğini belirten Diren, Türkiye'nin yeni düzenlemelerin dışında bırakılmasının ciddi sonuçlar doğurabileceğini söyledi.
Diren, "Türkiye bu yapının dışında kalırsa pazar payı kaybedebilir; yatırımlar ve üretim zincirleri ülkemizden uzaklaşabilir." uyarısında bulundu.
Türkiye ile AB arasındaki ticaret hacminin geçen yıl yaklaşık 217 milyar euroya ulaştığını hatırlatan Diren, Gümrük Birliği'nin modernizasyonunun bu hacmi iki katına çıkarabilecek potansiyel taşıdığını ifade etti.
Avrupa'nın sanayi kapasitesini güçlendirme hedefinin Türkiye'yi dışlamaması gerektiğini vurgulayan Diren, "Türkiye 30 yıldır Gümrük Birliği içinde Avrupa sanayi ekosistemiyle ortak üretim yapıyor." dedi.
Türkiye'nin Avrupa'nın yeni sanayi politikalarının dışında kalma ihtimaline karşı hazırlık yapması gerektiğini belirten Diren, "Türkiye'nin kapsam dışında kalma ihtimaline karşı da etki analizi ve B planı hazırlamalıyız." ifadelerini kullandı.
"Sanayimiz ve ihracatçımız son 10 yılın en zorlu koşullarından geçiyor"
Türkiye'de sanayinin karşı karşıya olduğu maliyet baskısına dikkat çeken Diren, TÜSİAD'ın hazırladığı Maliyet Bazlı Rekabet Gücü Endeksi'nin üretici sektörlerdeki zorlukları ortaya koyduğunu belirtti.
Diren, "Endeks, sanayimizin ve ihracatçımızın son 10 yılın en zorlu koşullarından geçtiğini gösteriyor." dedi.
Enflasyonla mücadele programının beklenenden uzun sürmesinin finansman maliyetlerini artırdığını ifade eden Diren, girdi fiyatları, Avrupa ekonomisindeki yavaşlama, Çin'in rekabeti ve korumacılık eğilimlerinin üreticiler üzerindeki baskıyı ağırlaştırdığını söyledi.
Şirketlerin bu koşullara uyum sağlamak için üretim ve yatırım tercihlerini Türkiye dışına yöneltmek zorunda kalabileceğine dikkat çeken Diren, bunun ülkenin üretim kapasitesi ve yatırım çekme gücü açısından kalıcı kayıplar yaratabileceği uyarısında bulundu.
"Üretim ve yatırımlar erteleniyor"
Yüksek faizler, artan konkordatolar ve şirketlerin finansman sorunlarına ilişkin soruları da yanıtlayan Diren, özellikle küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin (KOBİ) nakit akışında yaşanan sıkıntılara dikkat çekti.
Diren, "Bu tablo özellikle KOBİ'lerin nakit akışını ve borç çevirme kapasitesini zorluyor, üretimi ve yatırımları erteliyor." ifadelerini kullandı.
Şirketlerin yalnızca krediye erişimde değil, kendi alacaklarını tahsil etmekte de sorun yaşayabildiğini belirten Diren, katma değer vergisi iadelerinin, kesinleşmiş kamu alacaklarının ve onaylanmış destek ödemelerinin hızlandırılması gerektiğini söyledi.
Enflasyonla mücadeleden vazgeçilmemesi gerektiğini vurgulayan Diren, "Fiyat istikrarı olmadan sanayici için öngörülebilir ve sürdürülebilir bir finansman ortamı kuramayız." dedi.
Fon krizine ilişkin açıklama: "Sermaye piyasalarının temeli güvendir"
Türkiye'nin gündemindeki fon krizine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Diren, yaşanan gelişmelerin yatırımcı güveni açısından dikkatle yönetilmesi gerektiğini belirtti.
Diren, "Sermaye piyasalarının temeli güvendir." diyerek, yatırımcıların korunmasının ve kurumsal yapının güçlendirilmesinin önemine işaret etti.
Fon krizinin yarattığı sorunların giderilmesi için yatırımcı ödemelerinin hızlandırılması, sorumluların hukuk önünde hesap vermesi ve benzer gelişmelerin önlenmesine yönelik tedbirlerin birlikte ele alınması gerektiğini söyledi.
Diren, düzenleyici kurumların gözetim kapasitesinin artırılması ve kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesi çağrısında bulundu.
Sanayide 10-15 yıllık dönüşüm planı çağrısı
Türkiye'de erken sanayisizleşme riskine de dikkat çeken Diren, üretimin teknolojiyle birlikte dönüşmesi gerektiğini belirtti.
Robotik, yapay zekâ, dijitalleşme ve yeşil dönüşümün sanayide verimlilik açısından önemine işaret eden Diren, "Bunu piyasanın kendiliğinden yapmasını bekleyemeyiz." dedi.
Diren, kamu ve özel sektör iş birliğiyle 10-15 yıllık sektörel dönüşüm planı hazırlanması gerektiğini belirterek, yatırımların teknoloji, verimlilik ve yüksek katma değerli üretim alanlarına yönlendirilmesi çağrısında bulundu.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.