YAYINLAMA 03 Kasım 2026 10:40
GÜNCELLEME 03 Kasım 2026 10:55
Mehmet KAYA - ANKARA
Türkiye Madenciler Derneği (TMD) Başkanı Mehmet Yılmaz, madenciliğin geliştirilmesine yönelik atılan adımları olumlu karşıladıklarını belirterek, sektörün geliştirilmesi hedefinin Orta Vadeli Program'a (OVP) dahil edilmesini önemli bulduklarını söyledi.
Çevre, iş sağlığı ve güvenliği alanlarındaki eleştirilerin sektöre yönelik yaklaşımı zorlaştırdığını belirten Yılmaz, bu konuda bir kafa karışıklığı yaşandığını söyledi.
Türkiye-Kanada İş Konseyi Başkanı Yılmaz, iki ülke arasındaki ilişkilerin konjonktürel olmadığını, enerji ve savunma alanlarındaki işbirliğinin uzun vadeli bir ortaklığa işaret ettiğini belirtti.
Yılmaz, bu ilişkinin önemli göstergelerinden biri olarak Serbest Ticaret Anlaşması (STA) müzakerelerinin 2026 sonuna kadar belirli bir aşamaya getirilmesi konusunda sağlanan mutabakata dikkat çekti.
Madencilik
EKONOMİ’nin sorularını yanıtlayan Yılmaz, izin ve ruhsat süreçlerindeki iyileşmenin memnuniyet yarattığını ancak atılması gereken adımlar olduğunu vurguladı.
Cumhuriyet'in ilk yıllarında Atatürk'ün madenciliğe özel önem verdiğini, MTA ve Etibank'ın arama, işletme ve finansman faaliyetlerini bir araya getiren bir yapıya sahip olduğunu hatırlatan Yılmaz, bir dönem GSYH'nin yüzde 33'üne kadar ulaşan sektörün, zamanla devletin farklı alanlara yönelmesi, ekonominin büyümesi ve son dönemde çevresel kaygıların etkisiyle gerilediğini ifade etti.
Yılmaz, gelinen aşamada, Türkiye’nin güçlü madencilik potansiyelinin değerlendirilmesi için sektörün yapması gerekenlere işaret ederek, “İnsanı ve çevreyi öncelemediğiniz zaman artık değil altın, kritik mineral, nadir toprak elementi, ne üretirseniz üretin bir cesametiniz olmaz, ağırlığınız olmaz, kabul göremezsiniz” dedi.
Çevre ve sanayi arasında bir tercih yapılmasının gerekmediğini belirten Yılmaz, her iki alanın da korunarak başarı sağlanabileceğini söyledi.
Başta nadir metal ve mineraller olmak üzere her ülkenin öne çıkan stratejik ve kritik madenleri bulunduğuna dikkat çeken Yılmaz, ülkelerin bu alandaki kaynaklarını ve teknolojilerini giderek daha sıkı koruma altına aldığını vurguladı.
“Dolayısıyla bizim madenciliği desteklememiz lazım ama geldiğimiz noktada bir kafa karışıklığımız var” diyen Yılmaz, madenciliği kolaylaştırmak için yapılan değişikliklerin bürokrasi tarafından da içselleştirilmesi gerektiğini söyledi.
Sektöre yönelik eleştiriler
Arama ve işletme ruhsatlarının kapsamı ve sürelerine yönelik eleştirilere değinen Yılmaz, arama ruhsatlarının 7, işletme ruhsatlarının ise 10 yıl süreyle verildiğini, işletme ruhsatlarının süre sonunda yenilenebildiğini belirtti.
Uzun vadeli yatırımlar nedeniyle işletme ruhsatı sürelerinin önem taşıdığını vurgulayan Yılmaz, geçmişte çok daha uzun süreler verilmesinin kamuoyunda olumsuz algıya yol açtığını, bu nedenle 10 yıllık süreleri makul bulduğunu ifade etti.
Ruhsat kapsamlarını gösteren haritaların da yanlış algıya yol açtığını savunan Yılmaz, “Mesela Çanakkale’nin yüzde 80'i maden ruhsatı deniyor, bir STK ısrarla yayınlıyor. Bakın veri tabanına girin, dosyayı inceleyin, Çanakkale'de kazılmamış yer kalmaması lazım. ..(madeniclik dediğinizde) kazılan alan önemlidir. ..İşletme ruhsatı demek kazılan alan demek değil, fizibilite demek kazılan alan değil. Detay arama dönemi demek kazılan arama alanı demek değil arama ruhsatı demek yine değil” diye konuştu.
Türkiye’nin madencilikten aldığı payların düşük olduğu eleştirilerine de karşı çıkan Yılmaz, ülke olarak dünyadaki en yüksek altın madenciliği paylarından birinin uygulandığını savundu.
Yılmaz, altın fiyatlarının 4 bin doların üzerinde olduğu seviyede yüzde 13’lere varan doğrudan devlet hakkı aldığını, kurumlar vergisi, orman bedeli ve çalışanların vergi-primleri dahil edildiğinde yüksek bir kamu payının sözkonusu olduğunu söyledi.
“Kanada ile ilişkilerin derinleşmesi konjonktürel değil”
Türkiye Kanada İş Konseyi Başkanı ve bu ülke merkezli Türkiye’de kurulu Tüprag Madenciliğin Yönetim Kurulu Başkanı da olan Yılmaz, bu ülke ile uzun yıllardır ilişkisi olduğunu hatırlattı.
Kanada’nın ekonomisinin yüzde 70’lere varan oranda ABD’ye bağımlı olmasının, ABD Başkanı Trump’ın ekonomik ve siyasi tehditleri sonrası Başbakanı Mark Carney’in farklı ülkelere açılma politikası başlattığını, sadece Türkiye değil Çin ve Avrupa ile de ilişkileri geliştirdiğini söyledi.
Yılmaz, DEİK merkezli temaslarında, Kanadalı firmaların savunma sanayii ve enerjiye büyük önem verdiğini, iki ülke arasında bu alanlarda işbirliği anlaşmalarının imzalandığını vurgulayarak şöyle konuştu:
"İki ülke de yeni partnerler arıyor. Enerji, nükleerde işbirliği bunlardan biri. Kanada CANDU teknolojisini paylaşmaya istekli. Kanada Başbakanı’nın Türkiye ziyareti işleri hızlandırdı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Carney, iki ülke JETCO görüşmeleri başladı. Serbest Ticaret Antlaşması'nı yıl sonundan önce hızlandırıp, bitirme olmasa bile çok ciddi bir aşamaya getirmek istiyoruz dedi. Eee nükleerle ilgili görüşmelerimiz devam ediyor dedi. Savunma, ulaştırma ve enerji-madende işbirliği anlaşması imzalandı. Bu uzun vadeli işbirliğine işaret eder."
Kanada ve Türkiye Eximbanklarının anlaşmasının da uzun vadeye işaret ettiğini, tüm işbirliğinin finans ayağının olması açısından büyük önem taşıdığını belirten Yılmaz, 10 milyar dolarlık ticaret hacminin ulaşılabilir seviye olduğunu kaydetti.
Türkiye’nin uç ürünlere gidişi: Rafinaja yatırım yapılmalı
Madencilikte ana riskin aramada olduğunu bu konuda Türkiye’nin finans olarak güçlü yabancı ülkelerle işbirliği gerektiğini belirten Yılmaz, Türkiye’nin potansiyeline işaret etti.
“Türkiye'de bir de öyle bir jeolojik potansiyel var ki yani doğada bulunan 90 küsur çeşit mineral 70 tanesini üretebiliyoruz” diyen Yılmaz, bu aşamadan sonra ülkeye daha fazla katma değer için rafinaj yeteneğinin kazandırılması gerektiğini vurgulayarak, “Biz endüstrimizde bunu yeterince kullanabilecek miyiz? Cevher halinde dışarıya göndermenin ne anlamı var? Bize ne fayda sağlayacak? Kaldı ki bağımlılık vurgunuz var. İyi yaptığımız örneklere bakalım. Eskişehir Beylikova’da (nadir metaller madeni) -aslında bu yatak çok da yeni değil, 70’li yıllarda MTA’nın becerisidir- mükemmel başarıdır. Peki, bunları üretmek, maden olarak ortaya koymak önemli. Ya siz rafinajı yapamazsanız, bunu ortaya koyamazsanız ki orada da teknoloji geliştirilmesi çok önemli. Bu alanda bizim çaba göstermemiz gerekiyor. Daha fazla AR-GE, yatırımı yapmamız gerekiyor. Beylikova için ETİ Maden yapıyor” dedi.
Mehmet Yılmaz, tüm ekosistem açısından, maden üretimi, rafinaj, işleme-ürün haline getirme ve pazarlamada tüm zincirin sahibinin olunduğu tek madenin Türkiye için altın olduğunu belirtti.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.