4 Kasım 2026, Çarşamba · 10:21 Piyasalar Açık
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

‘COP31’in başarısı, somut planlar ve harekete geçen sermaye ile ölçülecek’

‘COP31’in başarısı, somut planlar ve harekete geçen sermaye ile ölçülecek’

İklim diplomasisinin en zor sınavlarından biri, verilen sözlerle gerçekleşen yatırımlar arasındaki mesafeyi kapatmak. Paris Anlaşması’nın üzerinden geçen yıllar boyunca ülkeler hedeflerini açıkladı, emisyon azaltım takvimleri oluşturdu, finansman vaatlerinde bulundu. Ancak iklim krizinin hızı ile ekonomik dönüşümün hızı arasındaki fark kapanmış değil.

Jeopolitik gerilimler, fosil yakıt fiyatlarındaki dalgalanmalar, enerji güvenliği kaygıları ve giderek ağırlaşan iklim felaketleri, hükümetleri zor tercihlerle karşı karşıya bırakıyor. İklim politikaları artık, ekonomi politikalarının, sanayi stratejilerinin ve ulusal güvenlik tartışmalarının tam merkezinde yer alıyor. 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya düzenlenecek olan COP31 de böyle bir döneme denk geliyor. Böyle bir dönemde Antalya’nın önünde önemli bir fırsat var: İklim müzakerelerini yeni vaatlerin ötesine taşıyarak yatırım ve uygulama gündemine dönüştürmek. Birleşik Krallık’ın Türkiye Büyükelçisi Jennifer Anderson ile COP31 öncesinde yaptığımız söyleşide en çok bu konu öne çıkıyor.

COP26’ya ev sahipliği yapan Birleşik Krallık’ın deneyiminden hareketle Anderson, başarının ölçüsünü oldukça net tanımlıyor: Ülkelerin Antalya’dan kaç yeni taahhütle ayrıldığına değil, bu taahhütleri hayata geçirecek ne kadar somut plan geliştirdiğine bakmak gerekiyor.

Anderson’ın değerlendirmelerinde Türkiye açısından özellikle dikkat çekici iki başlık var. İlki, Türkiye’nin farklı ekonomik ve siyasi bloklar arasında uzlaşı sağlayabilecek konumu. İkincisi ise Londra’nın finansal kapasitesi ile Türkiye’nin üretim gücünü buluşturabilecek yatırım fırsatları.

Anderson’ın bu sözleri, Antalya’da yapılacak tartışmaların ekonomik karşılığını da ortaya koyuyor: “Bu dönüşümün ön saflarında yer alan ülkeler ve şirketler; yatırım çekmek, nitelikli istihdam yaratmak ve küresel pazarlarda başarıyla rekabet etmek açısından en avantajlı konumda olacak.”

COP31’e günler kala Birleşik Krallık’ın Antalya’dan beklentilerini, iklim finansmanında özel sermayenin rolünü ve Türkiye ile gelişebilecek yeni ekonomik ortaklıkları Jennifer Anderson ile konuştuk:

Fosil yakıt şokları karşısında çözüm temiz enerji ve dayanıklılık

“COP31 zorlu bir ortamda gerçekleşiyor. Bugün, Körfez’deki çatışma nedeniyle beş yıldan kısa bir süre içinde ikinci büyük fosil yakıt şokuyla karşı karşıyayız. Bunun ulusal güvenliğimiz, ekonomilerimiz ve kamu maliyemiz üzerinde ciddi etkileri var. Türkiye’de de aşırı hava olaylarının etkilerini şimdiden görüyoruz. İstanbul’daki sel felaketinde yaşanan can kayıplarından dolayı en içten başsağlığı dileklerimi iletmek isterim. Bu nedenle COP31’den beklentimiz açık: Kararlı ve ortak bir yaklaşım görmemiz gerekiyor. Gerçek şu ki güvenliğimizi ve refahımızı kalıcı olarak korumanın tek yolu, temiz enerjiye geçişi hızlandırmak ve aşırı hava olaylarının daha sık yaşandığı bir dünyada dayanıklılığı sistemli biçimde güçlendirmek.
Birleşik Krallık açısından başarı, yeni taahhütlerin sayısıyla değil; ülkelerin Antalya’dan Paris Anlaşması’nın hedeflerine bağlılıklarını yenileyerek ve temiz enerjiye geçişi hızlandırmak, doğayı korumak, finansman sağlamak ve dayanıklılığı güçlendirmek için somut planlar geliştirerek ayrılıp ayrılmadıklarıyla ölçülecek.”

Türkiye ile yeşil dönüşümü hızlandıracağız

“Birleşik Krallık olarak COP26 Başkanlığımız da dâhil olmak üzere, uluslararası iklim liderliği alanındaki çalışmalarımızla gurur duyuyoruz. Başbakanımızın, üst düzey bakanlarımız ile İklim ve Doğa Özel Temsilcilerimizden oluşan güçlü bir heyetle birlikte COP31’e katılacak olmasından büyük memnuniyet duyuyoruz. Heyetimiz, temiz enerjiye geçiş, elektrifikasyonun hızlandırılması, doğanın korunması, finansmanın harekete geçirilmesi ve dayanıklılığın güçlendirilmesi konularında bir dizi açıklama yapacak ve somut taahhütlerde bulunacak.

Dışişleri Bakanımızın geçen ay New York’ta düzenlenen BM Genel Kurulu’nda da belirttiği gibi, Birleşik Krallık, ortak iklim hedeflerimiz doğrultusunda başta Türkiye olmak üzere diğer ülkelerle çalışmak için geniş büyükelçilik ağından ve uzmanlığından yararlanmaya devam edecek. Electrify Now kampanyası gibi ortak girişimlerle hem bu önceliklerde hem de metan ve diğer CO2 dışı gazlar, yeşil sanayileşme ve gıda güvenliği gibi önemli konulardaki ilerlemeleri hızlandırmak istiyoruz.”

“Türk ve Britanyalı şirketlere mesajım, yeşil dönüşümü bir fırsat olarak görmeleri”

“Yeşil dönüşümün iklim kadar rekabet gücüyle de ilgili olduğuna kesinlikle katılıyorum. Günümüzde en hızlı büyüyen sektörlerin birçoğu temiz enerji ve düşük karbonlu teknolojiler alanında yer alıyor. Şirketlerin, enerji güvenliği ile rekabet gücünün birbirini tamamladığını giderek daha iyi gördüğünü düşünüyorum. Son dönemde yaşanan jeopolitik şoklardan çıkarılabilecek en önemli derslerden biri, ithal fosil yakıtlara yüksek bağımlılığın ekonomileri ve şirketleri fiyat dalgalanmalarına ve tedarik kesintilerine açık hâle getirebildiği. Temiz enerjinin yaygınlaştırılması, verimliliğin artırılması ve sanayi süreçlerinin elektrifikasyonu, şirketlerin bu belirsizlikten korunmasına yardımcı olabilir. Dolayısıyla Türk ve Britanyalı şirketlere mesajım, yeşil dönüşümü yalnızca bir zorluk olarak değil, değerlendirilmesi gereken bir fırsat olarak görmeleri olur. Bu dönüşümün ön saflarında yer alan ülkeler ve şirketler; yatırım çekmek, nitelikli istihdam yaratmak ve küresel pazarlarda başarıyla rekabet etmek açısından en avantajlı konumda olacak.”

Türkiye’nin üretim gücü, Londra’nın finansmanı

Türkiye, güçlü üretim altyapısını ve önemli yenilenebilir enerji kaynaklarını, bölgesel tedarik zincirleriyle köklü bağlarıyla bir araya getiriyor. Bu özellikler, Birleşik Krallık’ın temiz enerji, ileri mühendislik, inovasyon ve finansal hizmetlerdeki güçlü yönlerini tamamlıyor. Birlikte istihdam yaratabilir, enerji güvenliğini güçlendirebilir ve sürdürülebilir büyümeye ivme kazandırabiliriz. Temiz elektrik, ortaklığımızın hâlihazırda önemli bir boyutunu oluşturuyor. Birleşik Krallık, bugün 16 GW’ı aşan kurulu kapasitesi ve 2030 yılına kadar 50 GW’a kadar ulaşma hedefiyle dünyanın önde gelen deniz üstü rüzgâr enerjisi sektörlerinden birini geliştirdi. Türkiye’nin de benzer şekilde iddialı hedefleri var. Bu nedenle deniz üstü rüzgâr enerjisi, elektrik şebekeleri ve modern elektrik sistemlerindeki iş birliği fırsatlarının çok açık olduğunu düşünüyorum. Türkiye, Orta Asya, Güney Kafkasya ve Avrupa arasında bir köprü olarak konumunu güçlendirdikçe bölgesel enerji koridorları alanındaki fırsatlar da artıyor. Birleşik Krallık; elektrik enterkonneksiyonları, yüksek gerilim doğru akım (HVDC) iletimi, şebeke entegrasyonu, proje geliştirme ve finansman konularındaki uzmanlığıyla katkı sunabilecek güçlü bir konumda. Ayrıca küçük modüler reaktörler de dâhil olmak üzere sivil nükleer enerji alanında da güçlü bir potansiyel görüyorum. Birleşik Krallık; mühendislik, düzenleyici çerçeve, nitelikli iş gücü ve uzmanlık gerektiren hizmetlerdeki birikimiyle Türkiye’nin üretim, inşaat ve büyük ölçekli projeleri hayata geçirme konularındaki güçlü kapasitesini tamamlayabilir. Tüm bu alanlarda finansman kritik bir rol oynayacak. Daha önce de belirttiğim gibi, Londra’nın finans alanındaki uzmanlığı, yeşil sukuk gibi yenilikçi finansman mekanizmaları aracılığıyla da özel sermayenin harekete geçirilmesine katkı sağlayabilir. Bir G20 ekonomisi olan ve farklı bölgelerle köklü bağları bulunan Türkiye, farklı bakış açılarına ve önceliklere sahip ülkeleri bir araya getirmek için çok özel bir konumda. İçinde bulunduğumuz koşullarda, Türkiye gibi diyaloğu teşvik edebilen, güven inşa edebilen ve ortak zemin bulabilen ülkelerin üstleneceği rol özellikle önemli. Birleşik Krallık olarak Türkiye’nin “diyalog, uzlaşı ve eylem” eksenindeki iş birliğine dayalı yaklaşımına büyük değer veriyoruz. Antalya’da ve sonrasında Türkiye ile yakın iş birliğimizi sürdürmeyi sabırsızlıkla bekliyoruz.”

“İklim finansmanında 1,3 trilyon dolarlık hedef"

“Yeni Kolektif Sayısallaştırılmış Hedef (NCQG), önümüzdeki on yıl için yol gösterici bir çerçeve sunuyor. İklim finansmanını yıllık en az 1,3 trilyon dolara çıkarma yönündeki daha geniş çabanın bir parçası olarak, 2035 yılına kadar gelişmekte olan ülkelere yılda en az 300 milyar dolar kamu kaynaklı iklim finansmanı sağlanmasını öngörüyor. Birleşik Krallık’ın sağladığı kaynaklar da dâhil olmak üzere kamu finansmanı vazgeçilmez olmaya devam edecek. Ancak çok daha büyük ölçekli özel yatırımların önünü açmak için bu kaynakları stratejik biçimde kullanmamız gerekiyor. Türkiye gibi yükselen ekonomiler için önceliğin, bu yatırımların önünü açacak koşulları oluşturmak olduğuna inanıyorum. Bu da finansman sağlamaya elverişli projelerden oluşan daha güçlü bir portföy geliştirmek; karma finansman, garantiler, öz sermaye, borç finansmanı ve sigorta araçlarından yararlanarak özel yatırımcıların tek başlarına destekleyemeyecekleri projelere katılmalarını kolaylaştırmak anlamına geliyor. Birleşik Krallık, iklim finansmanı sağlama konusundaki kararlılığını sürdürüyor. Bu yılın başında, önümüzdeki üç yıl için yaklaşık 6 milyar sterlinlik Uluslararası İklim Finansmanı sağlayacağımızı açıkladık. Bunun yanı sıra, resmî kalkınma yardımı (ODA) kapsamında olmayan, iklim ve doğa açısından olumlu etkiler sağlayan 6,7 milyar sterlinlik Birleşik Krallık destekli kamu yatırımı açıkladık. Ayrıca özel sektörden milyarlarca sterlinlik ilave kaynağı harekete geçirmeyi hedefliyoruz. Londra bu çabada önemli bir rol oynayacak. Küresel bir sürdürülebilir finans merkezi olan Londra, uluslararası sermayeyi yükselen piyasalardaki yatırım fırsatlarıyla buluşturabilecek köklü bir uzmanlığa sahip. Birleşik Krallık’ın yaklaşımı da özellikle bu güçlü yönlerden yararlanacak şekilde tasarlandı. Bu uzmanlığı, hedefe yönelik kamu finansmanı ve ülkelerin kendi öncülüklerinde oluşturduğu güçlü yatırım ortamlarıyla birleştirerek, ülkelerin iklim dönüşümlerini gerçekleştirmek için ihtiyaç duyduğu ölçekte sermayeyi harekete geçirmeye katkıda bulunabiliriz.”

İlgili Haberler
Makroekonomi Binance siber saldırının ayrıntılarını açıkladı: 2,85 milyar dolarlık varlık donduruldu CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi AKARYAKIT TABELASINDA FİYATLAR DEĞİŞTİ | Bugün LPG, benzin, motorin fiyatı ne kadar oldu, kaç TL? 4 Kasım güncel benzin, motorin ve LPG fiyatlarında son durum… CNN Türk Ekonomi · 14 dk önce Makroekonomi Konut piyasası: Nobel'li iktisatçı spekülasyonu sınırlamak için kira tavanını kabul ediyor Euronews TR Ekonomi · 21 dk önce Makroekonomi Tahmin piyasalarında seçim sonuçları oylandı: Bahisler 1,5 milyar dolara ulaştı CNBC-e · 22 dk önce Makroekonomi Pakistan yerli Fa’az hava-hava füzesini ilk kez test etti Yeni Şafak Ekonomi · 22 dk önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.