Küresel lojistik sektörünün jeopolitik gelişmeler, değişen ticaret rotaları, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik ekseninde 2026 yılı, sektörün yeniden şekillendiği bir dönem olarak öne çıkıyor.
06 Kasım 2026 00:00 Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!Bilgehan ENGİN
UTİKAD Yönetim Kurulu Başkanı
Uluslararası ticarette yaşanan belirsizlikler, tedarik zincirlerinde dayanıklılık ve esneklik ihtiyacını artırırken lojistik sektörü de ekonomik büyümenin ve küresel rekabetin belirleyici unsurlarından biri haline geliyor. Türkiye, Avrupa, Asya ve Orta Doğu arasındaki stratejik konumu, güçlü üretim altyapısı ve gelişmiş lojistik hizmet kapasitesiyle bu dönüşümde önemli fırsatlara sahip. Ancak bu potansiyelin sürdürülebilir bir rekabet avantajına dönüşebilmesi için altyapı yatırımlarının yanı sıra mevzuat, dijitalleşme, insan kaynağı ve uluslararası iş birlikleri alanlarında bütüncül adımlar atılması gerekiyor.
Küresel ticarette yeni dengeler ve lojistik koridorlar oluşuyor
Kızıldeniz’de yaşanan güvenlik riskleri, uluslararası ticaret politikalarındaki değişimler ve bölgesel çatışmalar, küresel taşımacılık güzergâhlarının yeniden değerlendirilmesine neden oluyor. Firmalar artık yalnızca maliyet avantajına değil, tedarik sürekliliğine, alternatif güzergâhlara ve operasyonel güvenilirliğe de öncelik veriyor. Bu gelişmeler, Türkiye’nin uluslararası lojistik koridorlarındaki önemini artırıyor. Özellikle Orta Koridor ve Zengezur bağlantısına yönelik çalışmalar, Asya ile Avrupa arasındaki ticaretin çeşitlendirilmesi açısından önemli fırsatlar sunuyor.
Karayolu taşımacılığında çözüm bekleyen sorunlar mevcut
UTİKAD olarak bu dönüşümü yakından takip ediyor, uluslararası platformlarda Türkiye’nin lojistik potansiyelini gündeme taşıyoruz. Ekim ayında Milano’da gerçekleştirilen FIATA Dünya Kongresi’ne katılımımız, ülkemizin küresel lojistik sektöründeki temsilinin güçlendirilmesi ve uluslararası iş birliklerinin geliştirilmesi açısından önemli bir adım oldu. Türkiye’nin yalnızca transit geçiş sağlayan bir ülke değil, katma değerli lojistik hizmetlerin üretildiği uluslararası bir merkez olarak konumlanması gerektiğine inanıyoruz.
2026 yılında sektörümüzün öncelikli gündemlerinden biri de uluslararası karayolu taşımacılığında karşılaşılan yapısal sorunlar oldu. Kapıkule, Hamzabeyli ve İpsala sınır kapılarındaki uzun bekleme süreleri, Schengen vize kısıtlamaları ve profesyonel sürücülerin 180 günde 90 gün kalış kuralına tabi tutulması, taşımacılık operasyonlarını olumsuz etkiliyor.
UTİKAD olarak yayımladığımız basın açıklamasında, uluslararası karayolu sürücülerinin mesleklerinin gerekliliklerine uygun vize düzenlemelerine ihtiyaç duyduğunu ve sınır geçişlerindeki sorunların kalıcı çözümlerle ele alınması gerektiğini vurguladık.
İntermodal taşımacılık ve sürdürülebilirlik önem kazanıyor
Türkiye’nin Avrupa sanayisi açısından stratejik bir tedarik merkezi olduğunu unutmamalıyız. Sınır kapılarında yaşanan gecikmeler yalnızca ihracatçılarımızı ve lojistik firmalarımızı değil, Avrupa’daki üretim, perakende ve tedarik süreçlerini de etkiliyor. Bu nedenle sınır kapılarında kapasitenin artırılması, geçiş süreçlerinin öngörülebilir hale getirilmesi ve Türkiye ile Avrupa Birliği arasında ortak çözümler geliştirilmesi büyük önem taşıyor.
Lojistik sektörünün geleceğinde intermodal taşımacılığın giderek daha fazla önem kazanacağını öngörüyoruz. Karayolu, demiryolu, denizyolu ve havayolunun birbirini tamamlayan bir sistem içerisinde kullanılması, operasyonel verimliliği artırırken çevresel etkilerin azaltılmasına da katkı sağlayacaktır. Özellikle Avrupa Birliği›nin çevresel düzenlemeleri, karbon emisyonlarının azaltılması ve yeşil lojistik uygulamalarının yaygınlaştırılmasını sektörümüz açısından önemli bir gereklilik haline getiriyor.
UTİKAD olarak bu alandaki farkındalığı artırmak amacıyla sektörel etkinliklerde ve uluslararası organizasyonlarda aktif rol üstleniyoruz. Hava kargo endüstrisi ve Zengezur Koridoru gibi sektörün geleceğini ilgilendiren konuların ele alınmasına katkı sağladık. Türkiye’nin lojistik potansiyelini güçlendirmek için ulaştırma türleri arasındaki entegrasyonun geliştirilmesini, demiryolu bağlantılarının güçlendirilmesini ve dijital altyapı yatırımlarının hızlandırılmasını öncelikli görüyoruz.
Dijitalleşmede başarı nitelikli insan kaynağına bağlı
Yapay zekâ, veri analitiği, otomasyon ve dijital belge uygulamaları, lojistik sektörünün iş yapış biçimlerini dönüştürüyor. Operasyonel süreçlerin dijitalleşmesi, maliyetlerin daha etkin yönetilmesini, hizmet kalitesinin artırılmasını ve tedarik zincirlerinde şeffaflığın güçlendirilmesini sağlıyor. Ancak teknolojik dönüşümün başarısı, nitelikli insan kaynağının geliştirilmesiyle doğrudan bağlantılı. Bu nedenle genç profesyonellerin desteklenmesi, mesleki eğitimlerin yaygınlaştırılması ve üniversite-sektör iş birliklerinin güçlendirilmesi büyük önem taşıyor.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.