Değer zincirlerini Avrupa içinde tutmak Oyunun adı hız, değişim ve uyum sağlamak ‘Avrupalı’ olabilme şartı
Bakan Bolat, Türk çelik üreticilerinin Avrupa tedarik zincirlerinden dışlanmasının AB üreticilerinin rekabet gücünü zayıflatacağı, düşük karbonlu çeliğin dolaşımını sınırlayan ticaret kısıtlamalarının yeşil dönüşümü engelleyebileceği uyarısını yaptı.
İstanbul’da yapılan Çelik Zirvesi’nde Made in EU bazlı ‘değer zincirleri’ tartışması yaşandı. Avrupalı sektör temsilcileri ‘otomotivde’ Türkiye’deki üretici ve ihracatçıları devre dışı bırakan rejimi çelikte de önerince ortam gerildi.
Değer zincirlerini Avrupa içinde tutmak
Çelik İhracatçıları Birliği’nin (ÇİB) koordinasyonunda ve TCC A.Ş.’nin organizasyonuyla İstanbul’da Swissôtel The Bosphorus’ta düzenlenen Steel Networking Summit’in ilk gününün ikinci oturum panelinde Avrupa Çelik Üreticileri Birliği EUROFER Direktörü Alessandro Sciamarelli, otomotiv dışındaki sektörleri de kapsayacak şekilde “Bütün değer zincirlerini Avrupa içinde tutmak istiyoruz.” diyerek Made in Europe kapsamında atılan adımları savundu ve “Avrupa olarak komponentlerin birleştirildiği bir merkez hâline gelmek istemiyoruz. Bunun için acil kararlar alındı.” ifadesini kullandı. Panel konuşmacıları arasında yer alan Van Bael & Bellis Uluslararası Ticaret Hukuku Danışmanı Fabrizio Di Gianni ve ArentFox Schiff LLP Uluslararası Ticaret Hukuku Danışmanı Matthew Nolan da EUROFER temsilcisini destekledi.
Bunun üzerine Global Resources Partners Yönetim Kurulu Başkanı eski Büyükelçi Mehmet Öğütçü, “Çok rahatsız oldum, cevap vermek zorundayım.” diyerek ilave söz aldı ve “Bütün değer zincirlerini Avrupa içinde tutmak ifadesini kabul etmiyorum.” tepkisini gösterdi.
EUROFER Direktörü Alessandro Sciamarelli Made in EU yorumunda neler söyledi? “Bu girişim benim anladığım kadarıyla acil bir şekilde yapmamız gereken bir şeydi. Son iki üç yıldır Avrupa’da yüksek üretim maliyetleri, enerji maliyetleri ile ilgili şoklar yaşadık. Bu şokların analizinden sonra yeni regülasyonlar yaptık.
Otomotiv endüstrisinin içerisinde ve diğer sektörlerde acilen tutarlı bir strateji oluşturmamız gerekiyordu ki bütün üretim değer zincirini Avrupa’da tutalım ve bu bağlamda da bütün üretim içeriklerinin nihai ürüne gelene kadarki kısmının da Avrupa’da yapılmasını sağlayalım. Avrupa eğer bunu yapmazsa, o zaman Avrupa, başka yerlerde üretilen komponentlerin bir araya getirildiği tek yer hâline gelecektir.
Bu nedenle bütün değer zincirlerini Avrupa içinde tutmak istiyoruz. Bu, bütün üretim mekanizması için gerekli, geçerli ve acilen yapılması gerekiyor. Bozulmayı gösteren rakamlar çelik endüstrisinin yanı sıra başta otomotiv olmak üzere başka birçok üretim endüstrisi için de geçerli. Gerçekten son derece endişe verici bir şey bu.” şeklinde konuştu.
ArentFox Schiff LLP Uluslararası Ticaret Hukuku Danışmanı Matthew Nolan da aynı konuda çelik sektörünün tarifelerle korunmasının kolay olduğunu, son uygulamalarla sübvansiyonlara karşı antidamping önlemleri alınmasının da ötesine geçtiklerine dikkat çekerek “Kazananların ve kaybedenlerin olduğu bir ortam. Günün sonunda kaybedenler çoğunlukta. Dampinge karşı önlemler zaten alınıyordu. Ancak endüstri politikası olması için bunların da ötesine geçmemiz gerekiyordu. Belli sektörleri büyütmeyi istemeniz hâlinde çok seçici önlemler gerekiyordu.” değerlendirmesini yaptı.
Oyunun adı hız, değişim ve uyum sağlamak
Tepki Global Resources Partners Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Öğütçü’den geldi: “Çok kısa bir şekilde söylemem gerekiyor. Değer zincirlerinin Avrupa ile sınırlı tutulması söyleminden rahatsız oldum. Demek ki korumacılık prosesi Avrupa’da da devam edecek. ABD’nin yüksek tarife politikasını biliyoruz. Trump, devlet sübvansiyonu ve krediler konusunda da çok etkili. Çin’de ne tür sorunların olduğunu hepimiz biliyoruz, dünya üretiminin yarısını yapıyor. Hindistan da ihtiyacı olanı üretiyor.
Fuat Tosyalı’nın neler söylediğini hatırlıyorum. Dünya değişti, bizler ticaret oyununun kurallarını yeniden yazıyoruz. Teknoloji değişiyor, küresel öncelikler, iş modelleri değişiyor. Dönüşümün merkezindeyiz. Bu dönüşümün ne olduğunu bilenler, gerçekte neyin değiştiğini anlayanlar ve dönüşümü tetikleyenlerin neler olduğunu bilenler, aslında çelik endüstrisinin başını çekerek dönüşümün itici güçleri olacak ve ön saflarda yer alacaklar. Dolayısıyla oyunun adı hız, değişim ve uyum sağlamak olacak.”
Otomotivden sonra çelikte yaşanan tablo sürpriz mi? Aslında Ticaret Bakanı Ömer Bolat toplantının açılışında çelikte de ‘dışlanma riski’nin altını çizerek ABD’nin çeliğe uyguladığı ek gümrük vergileri ve AB’nin ithalat kotaları ve koruma önlemlerinin, Türk üreticilerinin ve ihracatçılarının pazara erişimini zorlaştırdığını belirtmiş ve Türkiye’nin Avrupa sanayisi için ‘güvenilir tedarikçi’ rolünü ön plana çıkarmıştı. Bakan Bolat, Türk çelik üreticilerinin Avrupa tedarik zincirlerinden dışlanmasının AB üreticilerinin rekabet gücünü de zayıflatacağı konusunda uyarıda bulunarak hurda bazlı, düşük karbonlu çeliğin dolaşımını sınırlayan ticaret kısıtlamalarının yeşil dönüşüm hedeflerini engelleyebileceğine de dikkat çekmişti.
ÇİB Yönetim Kurulu Başkanı ve Dünya Çelik Birliği Başkan Yardımcısı Uğur Dalbeler de sektörde kapasite artışlarının ihracat baskısını artırdığını ve korumacılığı teşvik ettiğini, geniş kapsamlı ticaret kısıtlamalarının rekabetçi üreticilere zarar verdiğini belirterek karbon düzenlemelerinin ek ticaret engellerine dönüşmemesi konusunda uyarıda bulunmuştu.
‘Avrupalı’ olabilme şartı
Çelikte farklı sürprizlerin çıkabileceğine ilişkin bir saptama da Made in EU konusunda kapsamlı çalışmalar yapan TEPAV İnovasyon Çalışmaları Program Direktörü Selin Arslanhan’dan geldi. Arslanhan bu hafta başında açıklanan raporunda, Türkiye’yi dışarıda bırakan Almanya-Fransa uzlaşmasını içeren yeni belgenin CO2 filo standartlarındaki süper kredileri tüm “Made in Europe” elektrikli araçlara genişlettiğini ve düşük karbonlu çelik ve alüminyum kullanan araçlara daha yüksek çarpan tanıdığını ifade ederek bu tanımla Türk tedarikçilerin bileşenlerinin Avrupa içeriği sayılmadığını, düşük karbonlu Türk çeliğinin de bu yüksek çarpandan yararlanamayacağına dikkat çekti.
Sadece bu kadar da değil. Arslanhan, Avrupa Parlamentosu için hazırlanan Made in EU ‘coğrafi kapsam ve içerik’ koşullarına ilişkin bir rapordaki 3 etki senaryosuna göre, çelikte AB için en kazançlı tercihin, kamu alımlarına katılabilmek için gerekli olan menşe şartının yani ‘Avrupalı’ olabilme şartının, 27 AB ülkesi ile sınırlı olduğu senaryo olduğuna ve gerçekleşme olasılığı yüksek olan bu senaryoda da Türkiye’nin otomotivdeki gibi dışarıda kaldığına dikkat çekti.
Mehmet Öğütçü’nün çelik toplantısındaki konuşmasında kaotik durumları betimlemek için kullandığı Çin atasözüne atıfla bitirelim: Otomotivde, çelikte ve diğerlerinde yaşananlara ve yaşanacak olanlara bakılırsa, Çinlilerin “İlginç zamanlarda yaşayasın” bedduası, sanki bizim temel sanayi sektörlerimiz için söylenmiş gibi. Çünkü belirsizliğin otomotiv ve çelikten diğer sektörlere sıçrayacağı kaotik günler ardı sıra geliyor.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.