6 Kasım 2026, Cuma · 09:20 Piyasalar Kapalı
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

COP31 de bizi görecek mi?

COP31 de bizi görecek mi?

Bu aralar metrekareye milyon tane COP31 yazısı ve haberi düşüyor, değil mi? Bu kalabalığın içinde size yük olmak istemem ama ben de aslında tam olarak neden meselenin yakın dönem gürültüyle ilgili olmaması gerektiğini yazacağım.

Yazının başında bir ihtimal size COP toplantılarının tarihini anlatabilirdim. Havalı bir şekilde yapabiliyorum bunu. Rio diyorum, Paris diyorum, kâğıda bakmadan UNFCCC deyip sorarsanız açılımını da söyleyebiliyorum (LULUCF’nin açılımını unutuyorum bazen ama hızlı toparlıyorum). Lakin bu yazı, meselenin bunlar olmadığını söylemek için yazılmıştır.

Benim iklim değişikliğinin etkilerini anlatma maceram uzun. Konuyu iktisadi olarak çalışmaya başlayalı epey oluyor. Başlarda, paydaşları mevzunun yenilenebilir enerjiden ya da çevre korumadan farklı bir şey olduğuna ikna etmek için epey emek harcadığımı hatırlıyorum. Bugün öyle değil. Artık herkes uzlaşmış durumda.

Şimdi de meselenin iklim krizi ile sınırlı olmadığını anlatıyorum. “Küresel ısınma”, 2007’ye kadar önemli bir terimken sonrasında “iklim krizi”nin manşetlerde daha fazla yer bulduğunu gördük. İklim krizinin yanında biyoçeşitlilik de yakın zamanda ön plana çıkan başlıklardan biri. Gezegenimizin derdi bitmiyor ki! Sorunların derinliğini ve zamanın aleyhimize işlediğini anladıkça, zihnimizdeki terimler de değişiyor. Artık iklim krizini dar buluyor, ekosistem krizinden bahsediyoruz. Sürdürülebilirliğin yetersiz kalmasından endişe ediyor, artı değer için onarıcılığı konuşuyor, doğa-pozitif kalıyoruz.

TSKB Ekonomik Araştırmalar ekibi, 2020 yılında yayımlamaya başladıkları İklime Dair isimli dergilerinin başlığını 2023’te Ekosisteme Dair olarak değiştirdi. Bunu yaparken amaçları, kalkınma bankası sorumluluğuyla, konunun özünü genişletmekti. Derginin içinde terimler de açıklanıyor. Unutursanız bakabilirsiniz. Kimse sırasız harflerden oluşan upuzun kısaltmaları, net sıfır ile karbon nötr arasındaki farkı ezbere bilmek zorunda değil. Biz biliyoruz ve bunun için varız.

İşin popülerliği arttıkça, konunun bir ezber yarışmasına dönüşmesini üzüntüyle izliyorum. Oysa bu ezber değil, anlayış ve iş yapma yarışı olmalı. Ekosistem krizi ile ilgilenmemizin temel nedeni önce insanî, sonra iktisadidir. Amazon Ormanlarını korumak için verdiği efsanevi mücadelesi ile bildiğimiz Chico Mendes, insanî bağlamdan çıkan iklim krizi ile mücadele faaliyetlerini “bahçecilik” olarak nitelendirmekte haksız mıydı?

Size kalkınma perspektifinden ekosistem krizi ve ekosistem krizi bağlantılı risklerin etkilerini anlatırken, büyümeden ve istihdamdan (ya da istihdam kaybından) bahsediyoruz. Fiyat istikrarına ve enflasyon beklentilerine etkilerini anlatıyoruz ki para politikasına yansımalarını da konuşabilelim. Ekosistem krizinin etkilerinin adil dağılmadığının, kırılgan grupların korunması gerektiğinin altını çiziyoruz ki toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlayacak politika önerileri geliştirebilelim, sağlık politikaları üzerinden maliye politikalarına etkilerini tartışabilelim. Finansal piyasaları anlatıyoruz size, yeşil halka arzlardan bahsediyoruz. Ekosistem krizi bağlantılı arz yönlü şokların arttığı bir dünyada, kalkınma bankalarının mimarisinin desteklenmesine dair çalışmalarımızı paylaşıyoruz, önerilerle geliyoruz.

Bunu en son nerede mi yaptık? Örneğin yukarıda bahsettiğim Ekosisteme Dair dergisinin 20. sayısında. Ne zaman mı yaptık bunu? Bu yıl nisanda. Neden mi COP31’den 7 ay önce yayımladık? Çünkü mesele sadece bir etkinliğin değil bir dönüşümün parçası olmak ve daha fazla paydaşla birlikte o değişimi önden tetiklemek. Yani ne kadar erken, o kadar iyi. Zaten kalkınma bankaları tam olarak bunun için var.

Velhasıl, COP tarihini ya da LULUCF’nin açılımını bilmemek bir kabahat değil. Çünkü mesele bu değil. Ama etkileri yıkıcı olabilen ekosistem kriziyle mücadele için hâlâ alanımız olduğunu ve harekete geçmek gerektiğini bilmemiz şart. Bu etkilerin en çok düşük gelir grubundakileri, toplumsal cinsiyet eşitliği sağlanamazsa kadınları, yaşlanan nüfusa uygun altyapı ve bakım servisleri yoksa yaşlıları, kapsayıcı şehirleşme olmazsa engellileri vuracağını anlamamız şart. Ekosistem krizi ile mücadele vicdanda başlar, eylemde devam eder, kalkınmaya bağlanır. Ezberlik bir durum yok.

İlgili Haberler
Makroekonomi En çok satan modellerin 2027 MTV tutarları netleşti! İşte kuruşu kuruşuna yeni vergi tarifesi CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi ALTIN FİYATLARI GÜNCEL-ANLIK 6 KASIM | Bugün gram, çeyrek, cumhuriyet ne kadar, kaç lira? Kapalıçarşı altın fiyatları alış-satış tablosu CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi Şimşek'ten Emekliye "Kademeli Zam" Mesajı: Emekli Zammında "Prim ve Yaş" Kriteri Haber.com Ekonomi · 22 dk önce Makroekonomi Alarko Carrier Gebze Fabrikası’nda üretimi sonlandırıyor: 183 çalışan etkilenecek Paratic · 23 dk önce Makroekonomi Bakan Yumaklı'dan pestisit iddialarına rakamlı yanıt: Avrupa ile Türkiye arasında dikkat çeken fark CNBC-e · 23 dk önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.