6 Kasım 2026, Cuma · 09:19 Piyasalar Kapalı
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Dev mavi dalga: ABD’de denge ve denetleme geri döndü

Dev mavi dalga: ABD’de denge ve denetleme geri döndü

Trump’ın Fed’e yönelik atamaları veto riskiyle karşı karşıya

ABD’de 2026 ara seçimleri, Başkan Trump’ın politikalarına yönelik seçmen tepkisini sandığa taşıdı. Cumhuriyetçilerin Kongre’deki çoğunluğunu kaybetmesi, Trump’ın ekonomi, ticaret ve dış politika adımlarını sınırlandırırken, 2028 başkanlık seçimleri öncesinde Demokratlara önemli bir güç kazandırdı.

Demokrasinin tüm kurumları ile işlediği, yargının bağımsız, basının ise özgür olduğu, seçimle gelenin seçimle gitmeyi doğal gördüğü ülkelerde seçmenler başarısız yöneticileri ve onların uyguladıkları politikaları seçimler yoluyla değiştirebiliyorlar. Böyle bir kan değişimi, kötü yönetim gösterenleri sonsuza kadar ülkenin başında tutmayı önlediği gibi, halkın da ümitsizliğini, mutsuzluğunu ve öğrenilmiş kabullenişini ortadan kaldırıyor.
Başaramayan, kötü yönetim gösteren değişiyor, yerlerine gelen aynı tarzı ve başarısızlığı gösterirse, onları da aynı son beklediği için daha özenli olmaya, halkı dinlemeye ve halka rağmen politika üretmemeye çalışıyor.

Şüphesiz ki doğru işleyen bir demokrasi ilerleme, başarı ve umutsuz olmama için en doğru yönetim şekli.

Amerika’nın 2026 ara seçimleri, işte bu sayılanların hepsinin dünyanın gözü önünde gerçekleştiği bir seçim oldu.

Başkan Trump’ın uyguladığı politikaların hem kendi ülkesine hem de dünyaya getirdiği zorluklar ve ülkenin politik olarak karpuz gibi ikiye bölünmesi, seçmen nezdinde kabul görmedi ve Trump çok ağır bir yenilgi aldı.

Mesele sadece daha önceki genel seçimde kendi kontrolünde olan Temsilciler Meclisi ve Senato’nun kaybedilmesinin çok daha ötesinde.

Ara seçimlerde Cumhuriyetçiler 7 önemli eyaleti kaybettiler. Bunların içerisinde en dikkat çekenler, Cumhuriyetçilerin kalesi olarak görülen Kansas, Teksas, Güney Karolina, Kuzey Karolina ve Iowa. Örneğin, Kansas’ta Demokrat aday en son 1932 yılında kazanmış ve bu tarihten itibaren üst üste 32 kez Cumhuriyetçi adaylar hep kazanmışlar. Teksas’ta ise Demokratlar en son 1988 yılında kazanmışlar. O tarihten itibaren 13 seçim üst üste Cumhuriyetçilerin kazandığı bir eyalet, Teksas. Yine bir Cumhuriyetçi kale olan Florida’da ise seçilen Cumhuriyetçi aday ile Demokrat rakibi arasındaki fark sadece yüzde 2.

Georgia’da seçilen demokrat siyahi kadın vali Amerika için de bir ilk. Amerika Başkanlığı için en kuvvetli adaylardan biri olarak gözüken Demokrat Senatör Jon Ossoff, Cumhuriyetçi rakibini oyların yüzde 59’unu alarak adeta süpürdü. Texas’ta Demokrat James Talarico ise en zor seçim bölgesinde Cumhuriyetçi rakibine yaklaşık 1 milyon 300 bin oy fark attı.

Başkanlık seçimlerine artık 2 yıl var, ancak görünen o ki, Başkan Trump benzer şekilde gider ve Demokratlar oyunu Trump’ın azli üzerine kurmazlarsa, Amerika haritası 2028’de masmavi olabilir.

Bundan sonra özellikle ekonomik açıdan nelerin olabileceği, İran ile olan savaşın nereye evrileceği ve Amerika daha fazla İsrail’in peşinden gidip gitmeyeceği, şimdi sanırım, herkesin sorduğu sorular.

İsrail’de Netanyahu’nun görevde kalması hem Amerika hem de İsrail açısından toksik bir ilişkinin devamı anlamına gelir. Demokrat adaylardan birçoğu Netanyahu ve onun hükümetinin politikalarının Amerika açısından zararlı olduğunu ifade ettiler ve Netenyahu’ya bu cephede öfke hâkim. Cumhuriyetçiler bu yenilginin nedenlerini analiz ederken mutlaka bu hususu da dikkate alacaklardır. O nedenle İsrail de değişmek zorunda. Bunun doğal sonucu olarak İran ile olan savaş hemen olmasa bile yavaş yavaş sönümlenebilir. Hürmüz Boğazı'ndan gemi geçişleri savaşın başladığı Mart 2026’ya kıyasla artsa bile hâlâ düşük seviyelerde. Savaşın başladığı günden bugüne Brent petrol futures yaklaşık yüzde 42,5, Amerikan tipi ham petrol spotta yaklaşık yüzde 37,7, Avrupa tipi referans doğalgaz fiyatları ise yaklaşık yüzde 193,3 yukarıda.

Savaşın sönümlenmesiyle petrol fiyatlarında ani bir geri çekilme yaşanabilir ki sanırım bu herkesin ihtiyacı olan bir durum.

Seçim sonuçlarının etkilerine geri döndüğümüzde;

Amerikan Anayasası, fon tahsis etme ve vergi koyma konusunda tek yetkiyi Kongre'ye veriyor. Demokratların çoğunluğundaki bir Temsilciler Meclisi, gelir artırıcı yasaların ve yıllık ödeneklerin tahsisini kontrol edecektir. Kongre, bütçe tasarılarına kısıtlayıcı maddeler ekleyerek, federal fonların belirli yürütme projelerine, yürütme emirlerine veya kurum girişimlerine (örneğin, belirli göçmenlik uygulama önlemleri veya sınır güvenliği inşaatı) harcanmasını yasaklayabilir ya da engelleyebilir. Anlaşmaya varılamaması halinde federal hükümetin kapanmasına yol açabilir. Yürütme organı, 1974 tarihli Bütçe Kontrol Yasası uyarınca, Kongre onayı olmadan tahsis edilmiş fonları keyfi olarak bloke edemez veya alıkoyamaz.

Bardağın dolu tarafına baktığımızda ise borçlanmanın kontrol altına alınma ihtimali, Amerikan tahvillerindeki faiz artışını düşürebilir. Hem İran savaşının sönümlenmesi, petrol fiyatlarındaki düşüş ve hükümet borçlanmasının zorlaştırılması aslında tahvil faizlerinin geriye gelmesi açısından en olumlu gelişmeler olarak görülebilir. Bunlar hemen olacak diye söylemiyorum, ancak olasılığı yüksek bir ihtimal bence.

Demokratların kontrolündeki Temsilciler Meclisi ve Senato, komite başkanlığı yetkisi kazanarak, Temsilciler Meclisi ve Senato komite kuralları uyarınca bağlayıcı celpnameler çıkarma yetkisine sahip olacak. Komiteler, yürütme yetkililerini ifade almaya zorlayabilir, kurum içi belgeler talep edebilir, başkanlığın maliyesini veya idari politikalarını soruşturabilir ve kamuoyunda büyük yankı uyandıran duruşmalar başlatabilir.

Temsilciler Meclisi ve Senato’nun kontrolü, Demokratlara anayasal olarak azil mekanizmasını çalıştırma imkânı sağlayacaktır. Temsilciler Meclisi, basit çoğunluk oyuyla azil yetkisine sahip tek meclis iken, Senato yargılamayı yürütür. Mahkûmiyet ve görevden alma için Senato'da üçte iki çoğunluk (67 oy) gerekirken, muhalefetin kontrolündeki Temsilciler Meclisi bağımsız olarak resmi olarak tanınan azil soruşturmaları başlatabilir ve azil maddeleri üzerinde oylama yapabilir. Ben bu mekanizma bazı bakanlar için çalıştırılsa da, Başkan Trump için böyle bir yola başvurulacağını düşünmüyorum. Süreç hem uzun hem de Cumhuriyetçilerin desteği gerekiyor ki bunu sağlamak bence çok mümkün değil, hem de Başkanlık seçimine gidilirken, Cumhuriyetçiler için gereksiz bir mağduriyet yaratılmış olur.

Göreve gelmeden önce Demokratlar, tarifeleri kaldırmayı, İran savaşını sona erdirmeyi ve sağlık sigortası maliyetlerini düşürmeyi içeren bir "ilk 100 saat planı" hazırladılar. İlk 100 saat planı; süresi bitmiş “Affordable Care Act” (Uygun Fiyatlı Sağlık Yasası) kapsamındaki sağlık sigortası prim desteklerini yeniden yürürlüğe koymayı, yaklaşık 1 trilyon dolara ulaşan Medicaid kesintilerini geri almayı, Başkan Trump tarafından getirilen gümrük vergilerini kaldırmayı ve ticaret politikası üzerindeki Kongre yetkisini yeniden tesis etmeyi, İran’daki savaşa son vermesi ya da savaşın devamı için Kongre’den onay alması yönünde Başkan’a talimat vermeyi kapsayan geniş tanımlı bir plan. Özellikle sağlık primi desteklerinin kesilmesi milyonlarca Amerikalıyı etkilediği için ilk yapılacak işler arasında gözüküyor.

Fakat tarifeleri ortadan kaldırmak çok kolay değil.

1962 Ticaret Genişletme Yasası'nın 232. Maddesi (ulusal güvenlik) ve 1974 Ticaret Yasası'nın 301. maddesi (adil olmayan ticaret uygulamaları) uyarınca, Başkan, Kongre oylarına ihtiyaç duymadan tarifeleri uygulama, artırma veya değiştirme konusunda geniş yasal yetkiye sahip. Temsilciler Meclisi ve Senato'yu kaybetmesi, yönetimin yeni ticaret mevzuatı çıkarmasını veya kalıcı tarifeleri yasal vergi kanununa dahil etmesini engelleyecek bir durum olarak gözükmüyor. Bununla birlikte, tarifeleri belirleyen mevcut yürütme eylemleri ve Başkanlık emirleri, Başkan tarafından iptal edilmedikçe veya federal mahkemeler tarafından geçersiz kılınmadıkça yürürlükte kalacaklar.

ABD seçimlerinin neler getireceğini hep birlikte göreceğiz.

Trump’ın Fed’e yönelik atamaları veto riskiyle karşı karşıya

ABD Anayasası, Başkanın büyükelçileri, Yüksek Mahkeme yargıçlarını, federal yargıçları ve yürütme organı yetkililerini aday gösterebilmesini, ancak atamaların Senato'nun tavsiyesi ve onayıyla yapılacağını öngörüyor. Demokratların kontrolündeki bir Senato ile yargı atamaları (potansiyel Yüksek Mahkeme’de oluşabilecek boşluklar, temyiz ve bölge mahkemesi hâkimleri dahil) sıkı bir incelemeye, gecikmelere veya doğrudan reddedilmeye maruz kalabilir. Bunun ötesinde, kabine düzeyindeki atamalar bile engellenebilir.

Trump’ın Fed’e yönelik atamaları ise artık veto edilme riskiyle karşı karşıya. Bu mekanizmanın yeniden çalışabilecek olması, keyfi atamaları önleyebileceği gibi, özellikle Fed’in bağımsızlığının yeniden kazandırılması anlamına gelecektir. Fed Başkanı ve üyeler, para politikasının uygulanmasında daha rahat hareket edeceklerdir. Bence bu konu son derece önemli.

İlgili Haberler
Makroekonomi En çok satan modellerin 2027 MTV tutarları netleşti! İşte kuruşu kuruşuna yeni vergi tarifesi CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi ALTIN FİYATLARI GÜNCEL-ANLIK 6 KASIM | Bugün gram, çeyrek, cumhuriyet ne kadar, kaç lira? Kapalıçarşı altın fiyatları alış-satış tablosu CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi Şimşek'ten Emekliye "Kademeli Zam" Mesajı: Emekli Zammında "Prim ve Yaş" Kriteri Haber.com Ekonomi · 20 dk önce Makroekonomi Alarko Carrier Gebze Fabrikası’nda üretimi sonlandırıyor: 183 çalışan etkilenecek Paratic · 21 dk önce Makroekonomi Bakan Yumaklı'dan pestisit iddialarına rakamlı yanıt: Avrupa ile Türkiye arasında dikkat çeken fark CNBC-e · 22 dk önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.