YAYINLAMA 06 Kasım 2026 10:39
GÜNCELLEME 06 Kasım 2026 10:40
ABD'nin geçmiş yıllara ait gizliliği kaldırılmış belgeleri, İsrail'in nükleer faaliyetlerinin Washington tarafından 1960'lı yıllardan itibaren yakından takip edildiğini gösterdi. Nisan 1969'da dönemin ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Henry Kissinger tarafından hazırlanan 40 numaralı Ulusal Güvenlik Çalışma Memorandumu'nda (NSSM 40), İsrail'in nükleer programına ilişkin değerlendirmelere yer verildi.
Dönemin ABD Başkanı Richard Nixon'a sunulan belgede, İsrail'in nükleer silah geliştirme ihtimali ve bunun Orta Doğu'daki güvenlik dengelerine etkileri ele alındı. Memorandumda, İsrail'in nükleer savaş başlıklarını gizlice üretebileceğine yönelik değerlendirme de dikkat çekti.
Kissinger İsrail'in nükleer kapasitesinden endişe duyuyordu
1968-1969 döneminde ABD'li yetkililer, İsrail'in nükleer silah kapasitesinin somut bir gerçekliğe dönüşmek üzere olduğu değerlendirmesini yaptı. Kissinger'ın hazırladığı memorandumda, Orta Doğu'ya nükleer silahların girmesinin bölgedeki riskleri artıracağı ve ABD'nin çıkarlarına zarar verebileceği belirtildi.
Washington'un endişelerinden biri de İsrail'e satılması planlanan F-4 Phantom II savaş uçaklarıydı. Nükleer başlık taşıma kapasitesine sahip bu uçakların satışı sırasında iki ülke arasında nükleer silahların bulundurulması ve konuşlandırılması konusunda görüş ayrılıkları yaşandı.
İsrail, uçakları nükleer silah taşıyıcısı olarak kullanmayacağını taahhüt etti. Ancak Washington, nükleer silahlara sahip olmanın da bölgeye nükleer silah sokmak anlamına geldiğini savunurken İsrail bu yorumu kabul etmedi.
Nixon ve Golda Meir arasında gizli uzlaşma
İsrail'in nükleer programına ilişkin tartışmalar, dönemin Başbakanı Golda Meir ile ABD Başkanı Richard Nixon arasında gerçekleşen görüşmelerde de gündeme geldi.
İki lider arasında kamuoyuna açıklanmayan bir uzlaşmaya varıldığı belirtiliyor. Bu uzlaşma kapsamında İsrail'in nükleer silahlarını test etmemesi, nükleer kapasitesini resmen açıklamaması ve görünür hale getirmemesi konusunda taahhütte bulunduğu aktarılıyor. Buna karşılık ABD'nin İsrail'e Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması'nı (NPT) imzalaması yönündeki baskısını ve Dimona Nükleer Tesisi'ne yönelik gizli denetim girişimlerini durdurduğu ifade ediliyor. Şubat 1970'te İsrail'in Washington Büyükelçisi Yitzhak Rabin, ülkesinin NPT'yi imzalama niyetinde olmadığını ABD yönetimine bildirdi. Böylece İsrail, nükleer kapasitesini resmen açıklamadan sürdürdüğü belirsizlik politikasını devam ettirdi.
ABD, İsrail'in nükleer tesislerine yönelik denetimleri durdurdu
Gizliliği kaldırılan belgeler, ABD'nin İsrail'in nükleer faaliyetlerine ilişkin istihbarat toplamaya devam ederken denetim politikasında değişikliğe gittiğini ortaya koyuyor. Nixon ve Meir arasındaki görüşmenin ardından Dimona tesisine yönelik gizli ziyaretlerin sona erdirilmesi kararlaştırıldı.
1975 yılına gelindiğinde ABD Dışişleri Bakanlığı, Amerikan istihbaratının İsrail'in nükleer silaha sahip olduğuna güçlü biçimde inanmasına rağmen bu durumu Kongre'ye kesin olarak açıklamaktan kaçındı. Böylece Washington, İsrail'in nükleer kapasitesine ilişkin değerlendirmelerini sürdürürken bu kapasitenin uluslararası alanda resmen kabul edilmemesi yönündeki politikayı da devam ettirdi.
İsrail'in nükleer cephaneliği 90 başlık olarak tahmin ediliyor
İsrail, nükleer silah sahibi olduğunu resmen doğrulamıyor. Ülkenin nükleer programı, özellikle Negev Çölü'ndeki Dimona tesisi üzerinden gündeme geliyor. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI), 8 Haziran 2026'da yayımladığı yıllık değerlendirmesinde İsrail'in Ocak 2026 itibarıyla yaklaşık 90 nükleer başlığa sahip olduğunu tahmin etti. Enstitü, İsrail'in nükleer cephaneliğini modernize eden dokuz nükleer silahlı ülke arasında bulunduğunu belirtti.
Ancak İsrail'in nükleer kapasitesini resmen kabul etmemesi nedeniyle silahların sayısı, konuşlandırılma durumu ve operasyonel kapasitesi kesin olarak bilinmiyor.
Dimona'daki inşaat çalışmaları yeniden gündemde
İsrail'in nükleer programına ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıyan gelişmelerden biri de Dimona yakınlarındaki Negev Nükleer Araştırma Merkezi'nde yürütülen inşaat faaliyetleri oldu. Associated Press'in 3 Eylül 2025'te yayımladığı araştırmada, uydu görüntüleri üzerinden merkezde büyük ölçekli yeni bir yapının inşa edildiği aktarıldı.
5 Temmuz 2025 tarihli görüntülerde kalın beton duvarlar, vinçler ve yer altında birden fazla kat bulunduğuna işaret eden yapılaşma dikkat çekti. Kazı çalışmalarının 2018-2019 döneminde başladığı, 2021 yılında da kamuoyunun gündemine geldiği belirtildi.
SIPRI'nin 2026 değerlendirmesinde de İsrail'in nükleer kapasitesini modernize etmeyi sürdürdüğü ifade edildi. Ancak Dimona'daki yeni yapının kesin kullanım amacı doğrulanmış değil.
İsrail'in nükleer politikası yeniden tartışılıyor
İsrail'in nükleer kapasitesine ilişkin geçmişte hazırlanan ABD belgeleri, Washington yönetiminin bu konudan uzun yıllardır haberdar olduğunu gösteriyor.
Özellikle İran'ın nükleer programının uluslararası gündemin merkezinde olduğu bir dönemde, İsrail'in kendi nükleer kapasitesine ilişkin belirsizlik politikasını sürdürmesi uluslararası çifte standart tartışmalarını yeniden gündeme taşıyor.
ABD'nin 1960'lı yıllardan itibaren hazırladığı değerlendirmeler ve sonraki yıllarda aldığı kararlar, İsrail'in nükleer programına yönelik Washington politikasının tarihsel arka planını ortaya koyuyor.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.