Cumhur Örnek – Aktif Yatırım Menkul Değerler Genel Müdürü
Parmağınızı ekranın üstünden aşağı kaydırıyorsunuz. Küçük bir dönen simge beliriyor ve bir saniye sonra portföyünüzün değeri tazeleniyor: yeşil bir rakam, dünden biraz daha yüksek. Bazen de kırmızı. O an içinizi ferahlatan ya da karamsarlığa iten şey aslında bir varsayımdır: Elinizdeki her bir lotun, her bir fon katılma payının, ekranda gördüğünüz son fiyattan nakde dönebileceği varsayımı. Oysa son fiyat, yalnızca en son el değiştiren küçük bir miktarın fiyatıdır; portföyünüzün tamamının fiyatı değil. “Tazele” tuşu size bir varlık toplamı gösterir; fiili dolaşımda o varlığın ne kadarının gerçekten tahsil edilebilir olduğunu ise göstermez. Bu ikisi arasındaki boşluk, normal zamanlarda görünmez. Ta ki herkes aynı anda “sat” deyinceye kadar. Hesaplama, kâğıt üzerinde gerçektir; nakitte ise ancak alıcı olduğu kadar.
Yaz aylarında başlayan tüm tartışmaların ve sonrasında yapılan düzenlemelerin odak noktası, ekranlarda görünen 'dolaşımdaki pay' konusundaki tereddütler oldu. Kamu otoritesinin, MSCI’nın Türkiye ve Endonezya için kaleme aldığı 15 Ekim 2026 tarihli kısa not çerçevesinde, Haziran 2027’ye kadar atacağı adımlarla piyasada oluşabilecek ek satış baskısının önüne geçmeye çalışacağını düşünüyoruz. Bu dönem, rahat bir nefes alma döneminden ziyade sermaye piyasalarımız için bir tazelenme dönemi olacak. Toz bulutu dağıldığında dönüp bakılacak yer ise makroekonomik veriler, beklentiler ve gerçek değer arayışı şeklinde sıralanacak. Bu çerçevede, ABD ara seçimleri yaklaşırken finansal temaya hızlıca göz atmak isterim.
Küresel piyasalarda sıkılaşma içinde seçicilik
Küresel tablo, “sıkılaşma içinde seçicilik” temasında şekilleniyor. 2026 ABD ara seçimleri yaklaşırken piyasa açısından asıl belirleyici, sonucun kendisi değil; jeopolitik riskler üzerinden enerji fiyatları, tarifeler, dış ticaret gibi yürütme yetkisindeki alanlarda belirsizliğin yüksek kalması. Bölünmüş kongre senaryosu yasama alanını daraltarak borç limiti ve finansman müzakerelerini öne çıkarabilir.
ABD Merkez Bankası (Fed), enerji maliyetleri üzerinden gelen enflasyon dalgasının tüketici güveni ve konut sektörü üzerindeki baskısını, değişen iletişim politikasıyla yönetmeye çalışıyor. Ancak şu an gördüğümüz tablo, her veri sonrası değişen faiz patikası beklentilerinin getirdiği yüksek oynaklık. Piyasa, kısa vadeli sıkılığın ötesinde uzun vadeli enflasyon ve risk primi talep eder konumda. Hisse tarafında ise ayrışma sürüyor; S&P 500, güçlü kârlar ve yapay zekâ temalı hisselerin öncülüğünde zirveye yakın tutunurken, yükselen reel faizlerin bu direnci ne kadar koruyacağı yıl sonuna dek oynaklığın ana belirleyicisi olacak.
Türkiye’de asıl mesele dezenflasyonun sürdürülebilirliği
Yurt içinde asıl soru dezenflasyonun hızı değil, sürdürülebilirliği. Eylül enflasyonunun beklentilerin altında kalması Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’na (TCMB) kapıyı araladı; indirim döngüsünün başlaması bizce de teyit edildi, ama bunu bir gevşeme değil, makası kapatan temkinli bir normalleşme olarak okumak gerekiyor. Çünkü dezenflasyonun motoru hâlâ zayıf. İç talepteki baskıyı kredi kartı harcamaları, tüketici güveni ve PMI’daki gerileme gösteriyor.
Borsa İstanbul tarafına baktığımızda; fiyatları şu anda beklentiler değil, büyük ölçüde likidite kaygıları belirliyor. Üçüncü çeyrek bilançolarına gelince; bankacılık tarafında sıkı likidite koşullarının etkisini görmeye devam edeceğiz. Aktif kalitesinde sınırlı bozulmaya rağmen, fonlamada politika faizine dönüş ve ilave olası faiz indirimleri, finansallarda toparlanma beklentisini ve yatırımcı ilgisini sıcak tutuyor. Finans dışı cephede ise, güçlü rafineri marjlarıyla TÜPRAŞ tabloyu ayakta tutan isim olmayı sürdürüyor. Operasyonel performansıyla öne çıkan perakende ve sağlık sektörleri radarda tutulmayı hak ederken; otomotiv ve beyaz eşyada zayıflayan iç ve dış talep koşulları nedeniyle yatırımcıların bu alanlara mesafeli kalmaya devam edeceğini düşünüyoruz.
Gerçek değeri şirketlerin nakit yaratma gücü belirleyecek
Özetle “Tazele” tuşuna her bastığımızda ekranda gördüğümüz rakamlar, ancak makroekonomik görünüm çerçevesinde şirketlerin nakit yaratma gücü, marj koruma becerisi ve sermaye maliyetinin üzerinde reel getiri sunabilme yeteneği kadar gerçektir. Önümüzdeki tazelenme döneminde atılacak adımların ve fiyatlamaların bu çerçevede şekillenmesini bekliyorum.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.