Türk Ekonomi Bankası (TEB) global ortağı BNP Paribas ile katılacağı COP31 zirvesi öncesinde İstanbul’da iklim ekonomisinin makroekonomik etkilerini değerlendirdiği özel bir buluşmaya imza attı. EBRD ve finans sektörünün üst düzey temsilcilerinin bir araya geldiği buluşmada, iklim diplomasisindeki taahhütlerin özel sektördeki tüm paydaşların ortak vizyonuyla sahada somut uygulamalara nasıl dönüştürüleceği ele alındı.
09 Kasım 2026 00:00 Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!COP31 zirvesinden önce Türk Ekonomi Bankası (TEB), İstanbul’da iklim ekonomisi ve sürdürülebilir finansman gündemi odağında paydaşlarını bir araya getirdi. Yeni nesil yatırımcıların beklentilerinin finansal piyasalara etkisinin de konuşulduğu etkinlikte, bankalar ile müşteriler arasındaki ilişkinin geleneksel bir çizgiden çıkıp, ekonomik dayanıklılığa dayalı stratejik ve değer odaklı iş ortaklıklarına dönüştüğü belirtildi. TEB ve BNP Paribas’ın, reel sektörün yeşil dönüşümüne finansman, ürün ve uzmanlıkla eşlik eden güçlü birer çözüm ortağı olmaya devam edeceği vurgulandı. TEB Genel Müdürü Ümit Leblebici’nin ev sahipliği yaptığı buluşmada, BNP Paribas Avrupa Akdeniz Bölge Başkanı François Benaroya, BNP Paribas Baş Ekonomisti Jeffrey Schultz, EBRD İklim Stratejisi ve Uygulama Departmanı Genel Müdürü Gianpiero Nacci ve sektör uzmanları COP31’deki gündem maddelerine ilişkin görüş ve değerlendirmelerini paylaştı.
“Görevimiz iş ortaklarımıza rehberlik etmek”
TEB Genel Müdürü Ümit Leblebici’nin açılış konuşmasıyla başlayan etkinlikte, Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapmasının hem ülke hem de bölge için tarihi bir fırsat olduğu belirtildi. Leblebici konuşmasında “Global ortağımız BNP Paribas ile katılacağımız COP31 zirvesi öncesinde, paydaşlarımızla İstanbul’da gerçekleştirdiğimiz bu buluşmayı, iklim kriziyle mücadele ve sürdürülebilir bir geleceğe geçiş yolculuğumuzda önemli bir fırsat olarak görüyoruz. Hepimizin farklı sorumlulukları ve hedefleri olsa da ortak bir varış noktamız var. Bankalar olarak görevimiz yalnızca kendi yolculuğumuzu yönetmek değil, iş ortaklarımızın da sürdürülebilir dönüşüm yolculuklarında yanlarında olmak ve onlara rehberlik etmek. COP31’e doğru ilerlerken ortak hedeflerimiz doğrultusunda birlikte hareket etmenin ve bu dönüşüme katkı sağlamanın büyük önem taşıdığına inanıyorum” dedi.
“Uygulama ve harekete geçmenin zamanı”
BNP Paribas Avrupa Akdeniz Bölge Başkanı François Benaroya ise konuşmasında “Uzun yıllar boyunca yeşil dönüşüm; hedefler, taahhütler ve planlar üzerinden şekillenirken sadece söylemler ön plandaydı. Artık açıkça uygulama ve harekete geçme zamanı. BNP Paribas olarak 20 yılı aşkın süredir TEB’le sürdürdüğümüz ortaklık çerçevesinde sürdürülebilir finansın bugününe yatırım yaptık. Bu süreçte çevresel, sosyal ve yönetişim konularının şirketlerin gündeminde üst sıralara taşındığını gördük. Bu durumun hem Türkiye hem de şirketler açısından son derece umut verici olduğunu düşünüyorum. BNP Paribas olarak taahhütlerimizi yerine getirmeyi sürdürüyoruz. TEB ile hayata geçirdiğimiz somut girişimler bunun kanıtı niteliğinde. COP31’in Türkiye’de düzenlenmesinden büyük mutluluk duyuyorum. COP31’in yalnızca önde gelen ekonomilerden biri olan Türkiye ve Türkiye’nin uluslararası konumu açısından değil, gezegenimizin geleceği açısından da başarılı bir zirve olmasını içtenlikle diliyorum” dedi.
Geleceğin rotası çiziliyor
TEB Genel Müdürü Ümit Leblebici ve BNP Paribas Baş Ekonomisti Jeffrey Schultz’un yer aldığı “Küresel Gelişmeler, Yerel Etkiler: İklim Ekonomisine Makro Bir Bakış” panelinde, elektrifikasyon çağı ve enerji güvenliğinin sanayi için taşıdığı kritik öneme değinildi. Enerji alanındaki değişimlerin ve büyük ölçekli yatırımların, sanayi dayanıklılığını ve küresel ticaret koridorlarını temelden yeniden şekillendirdiği ifade edildi. Finans dünyasındaki yapısal değişimin de değerlendirildiği buluşmada, Çevresel, Sosyal ve Kurumsal Yönetişim (ÇYS/ESG) kriterlerinin kurumsal bir etiket olmanın ötesine geçerek risk yönetiminin temel bir bileşeni haline geldiğinin altı çizildi. İklimin artık sadece çevresel bir mesele değil; büyüme, enflasyon, ticaret ve yatırımı doğrudan etkileyen makroekonomik bir gerçeklik olduğu, dolayısıyla küresel değişimlerin yerel ekonomilere hızla yansıdığı aktarıldı. Kamu politikaları, küresel fonlar ve ticari bankacılığın bir araya gelmesiyle kurulan finansal mimarinin, reel ekonominin sorunsuz dönüşümünü sağlaması gerektiği vurgulandı.
Değişen iklime finansal adaptasyon
Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) İklim Stratejisi ve Uygulama Departmanı Genel Müdürü Gianpiero Nacci’nin küresel iklim hedefleri, yatırımlar ve sahadaki duruma ilişkin özel sunumunun ardından etkinlik, “Uyum Finansmanı” (Adaptation Finance) paneli ile devam etti. TEB Kurumsal ve Kurumsal Yatırım Bankacılığı Genel Müdür Yardımcısı Ömer Yenidoğan moderatörlüğündeki panele, EBRD Finansal Kurumlar Başkanı Francis Malige, BNP Paribas Küresel Piyasalar Sürdürülebilirlik Başkanı Constance Chalchat ve Carrier Enerji Bölümü Başkanı ve Sürdürülebilirlik Direktörü Hakan Yılmaz katılarak, şirketlerin değişen iklim koşullarına adaptasyon sürecindeki finansal ihtiyaçlarını ve uluslararası fonların reel sektöre entegrasyonunu tartıştı. Uyum finansmanının bir maliyet kalemi değil, aksine işletmeleri ve ekonomiyi korumaya yönelik kalkan niteliğinde bir yatırım olduğu ifade edildi.
COP31’den dört temel beklenti
Zirvede, yaklaşan COP31’e dair beklentiler ise uygulama, finansman, uyum ve dönüşüm olmak üzere dört ana başlıkta ele alındı. İklim odaklı regülasyonların büyük ölçüde netleştiği bu dönemde ülkelerin ulusal iklim planlarını somut olarak hayata geçirmeleri gerektiği vurgulanırken, gelişmekte olan ekonomilerin adil ve öngörülebilir şartlarda daha fazla sermayeye ulaşmasının önemi hatırlatıldı. Bu kapsamda, kamu finansmanının sağladığı zemin üzerine özel sektör finansmanının inşa edilmesi gerektiği belirtildi. Ekonomik dayanıklılığı artıracak uyum (adaptasyon) fonlarının hak ettiği ilgiyi görerek hızla büyütülmesi gerektiğine dikkat çekilirken, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) ve ulusal emisyon ticaret sistemleri gibi adımlarla karbon fiyatlamasının belirginleştiği bu yeni dönemde, COP31’in yeşil dönüşüm sürecine güçlü bir ivme kazandırarak tam anlamıyla Uygulama COP’una dönüşmesi gerektiği ifade edildi.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.