29 Temmuz 2026, Çarşamba · 12:21 Piyasalar Açık
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Güney Kafkasya'da istikrar arayışı: Azerbaycan-Ermenistan barış süreci

Güney Kafkasya büyük bir dönüşüm sürecinden geçmektedir. Bu dönüşümün 3 temel sütunundan ilki, Azerbaycan’ın topraklarını işgalden kurtarmasıyla inşa edilmiştir. Böylece Güney Kafkasya’daki jeopolitik denge, Azerbaycan’ı…

Bu dönüşümün en somut diplomatik yansıması, Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov’un açıklamalarıyla netlik kazanmıştır. Bayramov, Bakü’nün Erivan ile "Azerbaycan Cumhuriyeti ile Ermenistan Cumhuriyeti Arasında Barışın ve Devletlerarası İlişkilerin Tesisi Hakkında Anlaşma" metnini imzalamak için gerekli tüm hazırlıkları tamamladığını belirtmiştir. İki ülke arasındaki ilişkilerin normalleşmesi için yasal bir çerçeve sunan ve üzerinde büyük oranda mutabakat sağlanan bu 17 maddelik metin, bölgesel istikrarın tesisi adına kritik bir eşiği temsil etmektedir.


Barışın toplumsal boyutu ve kamuoyu tepkileri

Sürdürülebilir bir barış mimarisi, yalnızca diplomatik masalarda atılan imzalarla değil, aynı zamanda toplumların bu süreci benimsemesiyle mümkündür. İkinci Karabağ Savaşı’nın ardından sınır hatlarının belirlenmesi ve ulaşım koridorlarının gümrük rejimlerinin düzenlenmesi gibi teknik adımlar atılmış olsa da, kalıcı istikrar için halkların iradesi belirleyicidir. Savaşın Azerbaycan’ın zaferiyle sonuçlanması, Azerbaycan kamuoyunun kalıcı bir barışa hazır olmasını sağlarken, Ermenistan cephesinde toplumsal uzlaşı henüz tam anlamıyla sağlanamamıştır.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Bu durumun en somut göstergesi, yakın zamanda gerçekleştirilen parlamento seçimleri olmuştur. Başbakan Nikol Paşinyan liderliğindeki iktidar, seçimi kazanarak hükümet kurma yetkisini korumuş olsa da seçim kampanyalarında revanşist söylemler kullanan ve Paşinyan’ı hain olarak nitelendiren Rusya yanlısı muhalif partilerin oy oranlarını artırması, Ermeni toplumundaki derin kutuplaşmayı ve barışa yönelik toplumsal direnci gözler önüne sermektedir.


Bölgesel güç dengelerinin dönüşümü: Türkiye ve Rusya

İkinci Karabağ Savaşı, Güney Kafkasya’daki geleneksel güç dengelerini de kökten sarsmıştır. Savaştan önce bölgedeki donmuş çatışma statükosunu her iki ülke üzerinde bir nüfuz ve baskı aracı olarak kullanan Rusya, Azerbaycan’ın topraklarını işgalden kurtarmasıyla bu stratejik kozunu kaybetmiştir. Bu durum, hem Azerbaycan hem de Ermenistan açısından Moskova’nın vesayetinden sıyrılma fırsatı doğurmuştur. Nitekim savaş sonrasında Erivan yönetiminin ülkedeki Rus askerî ve siyasi varlığını sınırlandırmaya yönelik diplomatik adımları, bu eğilimin açık bir yansımasıdır.

Aslında üçlü ateşkes anlaşmasında arabulucu rolünü üstlenen Rusya, askerî varlığını barış gücü adı altında tahkim ederek bölge dışı aktörleri uzak tutmayı hedeflemiştir. Ancak Rusya-Ukrayna Savaşı, Moskova’nın askerî, ekonomik ve diplomatik kapasitesini ciddi ölçüde aşındırmış; bu durum, Rusya’nın Güney Kafkasya’daki caydırıcılığını zayıflatarak Karabağ’daki askerî unsurlarını tamamen çekmesiyle sonuçlanmıştır.

Rusya’nın zayıflayan nüfuzunun yarattığı stratejik boşluğu dolduran en dinamik aktör ise Türkiye olmuştur. Şuşa Beyannamesi ile Bakü-Ankara ilişkileri resmî bir askerî ve siyasi ittifak seviyesine taşınmış, Türkiye’nin bölgedeki varlığı uluslararası hukuk zemininde tescillenmiştir. Azerbaycan’ın gerçekleştirdiği antiterör operasyonuyla Karabağ’da egemenliğini mutlak surette tesis etmesinin ardından Türkiye, ikili müzakerelerde kolaylaştırıcı ve yapıcı bir rol üstlenmiştir. Ankara, sunduğu Orta Koridor vizyonuyla askerî başarıyı bölgesel bir ekonomik ve lojistik entegrasyon modeline dönüştürmeyi amaçlamaktadır.


Hukuki ve anayasal engeller

Barış anlaşmasının hukuken hayata geçirilmesinin önündeki en büyük engel ise Ermenistan’ın mevcut anayasal düzenidir. Ermenistan Anayasası, 1990 tarihli Bağımsızlık Bildirgesi’ne doğrudan atıfta bulunmakta ve bu bildirge, Azerbaycan’ın Karabağ bölgesi ile Ermenistan’ın birleştirilmesini öngören miatsum ülküsünü barındırmaktadır. Bakü açısından, komşusunun anayasasında kendi toprak bütünlüğünü tehdit eden bu tür revizyonist ifadeler yer alırken kalıcı bir anlaşma imzalamak rasyonel bir seçenek değildir. Zira bu durum, gelecekte Erivan’da iktidara gelebilecek radikal bir yönetimin anlaşmayı tek taraflı olarak feshetmesi riskini taşımaktadır.

Paşinyan’ın Sivil Sözleşme Partisi hükümet kuracak çoğunluğa sahip olsa da, anayasayı değiştirmek için parlamentoda ihtiyaç duyulan 3'te 2'lik nitelikli çoğunluğu sağlayamamaktadır. Referanduma gidilebilmesi için iktidarın, muhalefetten veya bağımsızlardan en az 7 milletvekilinin desteğine ihtiyacı vardır. Ayrıca referandumda kabul edilen anayasanın geçerli olabilmesi için salt çoğunluğun kabul oyununun yanı sıra, bu oyların toplam kayıtlı seçmenlerin en az %25’ine tekabül etmesi şarttır. Ermenistan’daki geleneksel düşük seçmen katılımı göz önüne alındığında, toplumsal mobilizasyonu sağlamak oldukça güçtür. Nitekim Adalet Bakanı Srbuhi Galyan’ın seçim sonrasında anayasa taslağının henüz nihai hâle gelmediğini açıklaması, iktidarın toplumsal tepkilerden çekinerek süreci zamana yayma stratejisini göstermektedir.


Geleceğe yönelik siyasal senaryolar

Ermenistan’daki anayasa değişikliği süreci ve barışın geleceği farklı siyasal projeksiyonlar çerçevesinde ele alınmaktadır.

İlk senaryoda, Paşinyan hükümetinin pragmatik muhalefetle sınırlı bir uzlaşıya varması ve anayasa değişikliğini doğrudan halkın talebi gibi sunmak adına Ermenistan hukukunda yer alan 200 bin imza ile vatandaş girişimi mekanizmasını devreye sokması öngörülmektedir. Toplumsal uzlaşıyı temel alan bu yaklaşım, milliyetçi muhalefetin direncini kırarak yakın gelecekte barış anlaşmasının imzalanmasını kolaylaştırabilir.

Diğer bir seçenek olarak karşımıza çıkan 2. senaryoda ise hükümetin, yeni parlamentonun göreve başlamasından önce mevcut meclisteki çoğunluğunu kullanarak hızlıca bir referandum kararı alması ihtimali üzerinde durulmaktadır. Ancak bu durumun gerektirdiği sıkışık yasal takvim, kamuoyunun yeterince aydınlatılamamasına, muhalefetin süreci bir sivil darbe olarak nitelendirmesine ve iç siyasi istikrarsızlığın tırmanmasına yol açma riski taşımaktadır.

Dış diplomatik baskıyı merkeze alan 3. senaryo ise anayasal engelin Batılı aktörlerin Bakü üzerindeki diplomatik baskısıyla aşılabileceği varsayımına dayanmaktadır. Ne var ki Azerbaycan’ın süreci ikili müzakereler temelinde yürütme kararlılığı ve dış müdahalelere kapalı duruşu, bu senaryonun gerçekçiliğini zayıflatmaktadır. Dış baskıyla üretilecek bir uzlaşı, kalıcı bir barıştan ziyade kırılgan ve geçici bir statüko oluşturacaktır.

Son olarak, sürecin tıkanmasını öngören 4. senaryo, barış müzakerelerinin uzamasının Ermenistan iç siyasetinde Rusya yanlısı ve revizyonist aktörleri güçlendireceğini savunmaktadır. Son seçimlerde bu kesimlerin oylarını artırmış olması, ekonomik sıkıntılarla birleştiğinde Paşinyan iktidarını tehdit edebilir ve Ermenistan’ı yeniden çatışmacı bir dış politikaya sürükleyerek bölgede yeni bir istikrarsızlık dönemi başlatabilir.


İran faktörü

Güney Kafkasya’daki barış sürecini doğrudan etkileyebilecek en kritik dışsal dinamiklerden biri de Ortadoğu’daki stratejik dönüşüm ekseninde şekillenen İran’ın bölgesel politikalarıdır. Tahran yönetimi, Ermenistan’ın Sünik (Azerbaycan Türkçesindeki karşılığı Zengezur) bölgesini Avrupa’ya açılan hayati bir kapı ve kendi güvenliği açısından kırmızı çizgi olarak görmektedir. Bu kapsamda Azerbaycan’ı Nahçıvan ve Türkiye’ye bağlayacak olan Zengezur Koridoru ile Batı destekli ulaştırma projelerini, kendi jeostratejik konumuna yönelik doğrudan bir tehdit ve Batı’nın bölgeye sızma girişimi olarak değerlendirmektedir. Ortadoğu’daki dengelerin değişmesiyle jeopolitik odağını kuzeye kaydırma potansiyeli bulunan İran’ın, Ermenistan’daki milliyetçi grupları desteklemesi veya sınır provokasyonları gibi hibrit yöntemlere başvurması, barış sürecini baltalayarak bölgeyi küresel bir enerji ve lojistik rekabet alanına dönüştürebilir.


Sonuç ve kalıcı barış beklentisi

Güney Kafkasya, Rusya ile Japonya arasındaki Kuril Adaları uyuşmazlığında görülen ve onlarca yıldır süregelen "anlaşmasız ama çatışmasız" o durağan statükoyu bünyesinde barındıramayacak kadar dinamik, kırılgan ve taze bir yapıya sahiptir. Bölgedeki hassas dengeler, taraflar arasında resmî bir hukuki zemin inşa edilmediği sürece kendi kendini koruma gücüne sahip değildir. Bu doğrultuda son dönemde yürütülen sınır belirleme çalışmaları ve transit geçiş izinleri gibi güven artırıcı adımlar son derece olumlu gelişmeler olsa da, resmî ve nihai bir barış anlaşması akdedilmeden bu kazanımların kalıcı olarak korunması mümkün gözükmemektedir.

Bölgenin, küresel ticaretin can damarlarından biri olan Orta Koridor’un parlayan yıldızı hâline gelmesi; Ermenistan’ın kendi anayasal prangalarından kurtulmasına, iç siyasetindeki revizyonist dalgayı bertaraf etmesine ve en önemlisi toplumsal düzeydeki düşmanlık algısını dönüştürecek cesur adımlar atmasına bağlıdır. Türkiye ve Azerbaycan’ın uzattığı bu barış eli, Ermenistan açısından yalnızca askerî bir gerçekliğin kabullenilmesi değil, aynı zamanda coğrafi bir tecritten kurtularak küresel refah ve entegrasyon ağlarına dâhil olma yönünde tarihî bir fırsat penceresidir.

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA OKU

Hakkında daha ayrıntılı: Güney KafkasyaazerbaycanermenistanMemmed İsmayılov

DAHA FAZLA HABER OKU

TÜRKİYE'DEN SESLER

Gürsel Tokmakoğlu Uluslararası ilişkilerde nihilizm eleştirisi

TÜRKİYE'DEN SESLER

Hasan Kanaatlı Eğitimdeki farklı yöntemler

TÜRKİYE'DEN SESLER

Gürsel Tokmakoğlu Altıncı nesil savaş

TÜRKİYE'DEN SESLER

Celalettin Can Topluma göre devlet

İlgili Haberler
Makroekonomi Türkiye'nin Latin Amerika ihracatı yükselişte! İlk 6 ayda 2,5 milyar doları aştı CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi Doğum yardımı ödemeleri hesaplara geçti! Bakan Göktaş duyurdu CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi Visa'dan binlerce çalışanı etkileyen karar! 2 bin 600 pozisyon kaldırılıyor CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi TMO'dan ekmeklik buğday ihracatı kararı: Mart 2025'ten beri süren kısıtlama kaldırıldı CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi Bitcoin’deki zayıflık ETF yatırımcısını satışa yöneltti Paratic · 24 dk önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.