Dünya ticareti, 32 trilyon dolarlık devasa hacmini iklim odaklı yeni bir döneme taşırken sürdürülebilirlik artık yeşil diplomasiye yön veriyor. IISD’nin yayımladığı rapor, 2025’ten itibaren imzalanan ticaret paktlarının %58’inin doğrudan iklim iş birliği içerdiğini doğruluyor. Sınır ötesi rekabet artık yeşil enerjiyle dönüyor.
30 Temmuz 2026 00:00 Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!Başak Nur GÖKÇAM
Dünya ticaret hacminin 32 trilyon dolara ulaştığı günümüz ekonomisinde, yeşil dönüşüm artık sadece çevre politikalarının veya sosyal sorumluluk projelerinin alanı olmaktan çıkarak uluslararası ticaretin ve jeopolitiğin ana belirleyicisi konumuna yükseliyor. Ülkeler, ekonomik büyüme, rekabet gücü ve enerji güvenliğini iklim hedefleriyle birlikte ele alırken, sınır ötesi mal ve hizmet akışını düzenleyen uluslararası ticaret anlaşmaları da bu devasa dönüşümün en stratejik araçlarından biri haline geliyor.
Uluslararası Sürdürülebilir Kalkınma Enstitüsü (International Institute for Sustainable Development - IISD) tarafından hazırlanan yeni analiz, 2025 yılının başından Haziran 2026’ya kadar imzalanan uluslararası ticaret anlaşmalarının yarısından fazlasında iklim iş birliğine açıkça yer verildiğini ortaya koydu. Aynı dönemde imzalanan anlaşmaların üçte birinden fazlası ise yenilenebilir enerjiye yönelik stratejik hükümler içeriyor.
Kurum, ticaret anlaşmalarının iklim ve enerji boyutunu tek bir platformda izlemeyi mümkün kılmak amacıyla çevrimiçi Trade & Climate Tracker (Ticaret ve İklim Takipçisi) platformunu kullanıma sundu. Platform, 1 Ocak 2025'ten bu yana imzalanan 70'i aşkın uluslararası anlaşmayı haritalandırarak, bu metinlerin enerji dönüşümünü hangi alanlarda desteklediğini ortaya koyuyor.
Anlaşmaların yüzde 58'inde iklim için iş birliği var
Kamuoyuna açık metinleri incelenen 46 anlaşmaya ilişkin bulgular, iklim ve enerji konularının ticaret politikalarının ayrılmaz bir parçası haline geldiğini gösteriyor. Analize göre anlaşmaların yüzde 58’inde iklim iş birliği açık şekilde yer alırken, yüzde 40'ında emisyonların azaltılması için ortak çalışma vurgulanıyor. Metinlerin yarısından fazlasında ise ormansızlaşmayla mücadeleye yönelik hükümler bulunuyor.
Enerji başlığı da anlaşmalarda öne çıkan konular arasında yer alıyor. İncelenen metinlerin yüzde 67’si enerji verimliliği, elektrik şebekeleri ve enerji altyapısına ilişkin iş birliği hükümleri içerirken, yüzde 36’sında yenilenebilir enerji yatırımlarına yönelik düzenlemeler bulunuyor. IISD, yenilenebilir enerjinin son dönemde imzalanan ticaret anlaşmalarında ülkeleri ortak zeminde buluşturan önemli başlıklardan biri haline geldiğine dikkat çekiyor.
Kritik mineraller gündemde
Analiz, kritik hammaddelerin de küresel ticaret gündemindeki ağırlığını artırdığını ortaya koyuyor. İncelenen anlaşmaların yüzde 53’ü kritik minerallere ilişkin hükümler içeriyor. Bazı anlaşmalar bu kaynaklara erişimin güvence altına alınmasını hedeflerken, bazıları ise kritik madenlerin tedarik zincirlerinin güçlendirilmesine yönelik uluslararası iş birliklerine odaklanıyor.
IISD, bu eğilimin yalnızca iklim politikalarında iddialı ülkelerle sınırlı olmadığını, farklı ekonomik ve siyasi önceliklere sahip hükümetlerin de ticaret anlaşmalarında iklim ve enerji başlıklarına daha fazla yer vermeye başladığını vurguluyor.
21. yüzyılın büyümesi iklime dayanıklı ekonomilere bağlı
Konuyla ilgili açıklamada bulunan IISD Ticaret ve Sürdürülebilir Kalkınma Direktörü Alice Tipping, “Hükümetler, 21. yüzyılda büyümenin ve kalkınmanın düşük karbonlu ve iklime dayanıklı ekonomilere dayalı olacağının farkında. Trade & Climate Tracker, bu dönüşümü görünür kılıyor” değerlendirmesinde bulundu.
Ticaret diplomasisinde Yeşil Mutabakat etkisi
AB Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) gibi küresel tüzükler çok taraflı ticareti yeniden kuruyor. Ticaret anlaşmalarına giren iklim şartları, ihracatçı ülkeleri üretim süreçlerinde karbonsuzlaşmaya zorluyor. Temiz teknoloji standartlarına uymayan üreticilerin önümüzdeki 5 yıl içinde küresel pazarlardan alacağı payın yüzde 25 oranında düşeceği öngörülüyor.
Türkiye ihracatçısı için hem risk hem fırsat
Türkiye’nin toplam ihracatında AB’nin payı yüzde 41 seviyesindeyken, iklim odaklı ticaret anlaşmaları Türk sanayisi için hem bir risk hem de fırsat penceresi sunuyor. İmalat sektöründe yenilenebilir enerji kullanımı artarken, ihracatçıların karbon ayak izini düşürmek için yıllık yaklaşık 3.5 milyar dolarlık yeşil yatırımı hayata geçirmesi gerektiği hesaplanıyor.
Kaynak: DÜNYA - İSTANBUL
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.