30 Temmuz 2026, Perşembe · 11:09 Piyasalar Açık
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Kovid-19 hesabı: Şeffaflık, sorumluluk ve küresel maliyet

Bugün Amerika Birleşik Devletleri Senatosu Homeland Security and Governmental Affairs Komitesi’nde eski NIAID Direktörü Anthony Fauci’nin tanıklığı gerçekleşmiştir. Fauci, kendisine yöneltilen soruları Anayasa’nın Beşinc…

Konuyu kamuoyu önünde ele alırken duygusal ithamlardan, taraf tutma refleksinden ve hamasetten uzak durmak esastır. Kovid-19 yalnızca bir sağlık krizi olmamıştır. İnsan hayatı, ekonomik düzen, toplumsal güven ve devlet kapasitesi üzerinde derin ve kalıcı izler bırakan çok boyutlu bir sarsıntıdır. Bu sarsıntının maliyeti hâlâ tam olarak hesaplanabilmiş değildir; bilinmeyenleri ise bilinenlerinden daha ağır basmaktadır.

Bu meseleyi salgının ilk günlerinden itibaren yakından takip etmiş ve kamuoyuyla paylaşmış bulunmaktayım. 2020 Nisan ayında Politik Merkez’de yayımlananCovid-19 Tartışmaları başlıklı yazıda, bilimsel kapasitenin güçlendirilmesi, ilaç ve aşı üretiminin stratejik önemi, medya önündeki tartışmaların vatandaşı kafa karışıklığına sürükleme riski ile uzun vadeli çevre, tarım ve sürdürülebilirlik boyutları ele alınmıştır.

Aynı yılın haziran ayında yayımlanan “Kovid-19 Sonrası Küresel Ekonomi ve Türkiye” yazısında ise mega sermaye hareketleri, Çin’in toparlanma sürecinin Türkiye üzerindeki etkileri ve egemenlik odaklı politika ihtiyacı üzerinde durulmuştur.

Aralık 2020 tarihli Jeopolitik Zorunlulukanalizinde pandeminin küreselleşme, dijital dönüşüm ve jeopolitik rekabete eklenen baskın unsur olduğu vurgulanmış; “yeni normal” kavramının taşıdığı riskler değerlendirilmiştir.

Ayrıca aynı dönemde Habertürk ekranlarında Eren Eğilmez’in programında konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunulmuştur. Bugün tartışılan şeffaflık, hesap verilebilirlik ve maliyet hususlarının temel çerçevesi, o dönemden itibaren ortaya konmuştur.


İnsan hayatı boyutu

Resmî kayıtlara göre dünya genelinde Kovid-19’a bağlı bildirilen ölüm sayısı yaklaşık 7,1 milyondur. Dünya Sağlık Örgütü’nün 2020-2023 dönemi için modellediği fazla ölüm tahmini ise 22,1 milyona ulaşmaktadır. Bu rakam, bildirilen ölümlerin 3 katından fazladır. Fazla ölümler, yalnızca virüsün doğrudan etkisini değil; sağlık sistemlerinin zorlanması, diğer hastalıkların tedavisinin aksaması, yetersiz kayıt sistemleri ve dolaylı etkileri de kapsamaktadır. 2021 yılı bu bakımdan zirve noktasıdır.

Bunlara Long-Kovid gerçeğini de eklemek gerekir. Yüz milyonlarca insanın uzun süreli etkilerle yaşadığı, bir kısmının iş gücünden çıktığı, bir kısmının ise hâlâ sınırlı kapasiteyle çalıştığı bir tablo söz konusudur. Ölüm sonrası hasta kalan ve bu sebeple hayatını kaybedenlerin sayısı ise hâlâ net biçimde ayrıştırılamamaktadır. Bu durum, “bilinen maliyet” ile “bilinmeyen maliyet” arasındaki boşluğun en çarpıcı örneğidir.


Ekonomik boyut

Ekonomik maliyet tahminleri yöntem farkları nedeniyle geniş bir aralıkta seyretmektedir. IMF ve benzeri kurumların muhafazakâr tahminlerinde 2020 sonrası küresel çıktı kaybı 3,3 trilyon dolar civarındadır. Daha kapsamlı çalışmalar 13-14 trilyon dolar bandını işaret etmektedir. Ölümlerin istatistiksel yaşam değeri (VSL) üzerinden monetize edilmesiyle ulaşılan rakamlar ise 2022 sonu itibarıyla küresel ölçekte 29 trilyon dolara yaklaşmaktadır. ABD’nin payı tek başına 12 trilyon doların üzerindedir.

Long-Kovid’in yıllık küresel ekonomik yükü bazı analizlerde 1 trilyon dolar civarında gösterilmektedir. OECD ülkeleri için yıllık 135 milyar dolarlık tahminler de mevcuttur. Eğitim kayıplarının gelecekteki gelir kaybı olarak 10-21 trilyon dolar bandında ek yük oluşturduğu hesaplanmaktadır. Şirket iflasları, tedarik zinciri kırılmaları, turizm çöküşü, kamu borçlanması ve iş gücü kayıpları bu faturaya eklenmektedir.

Kabaca bakıldığında pandemi, küresel ekonomiye onlarca trilyon dolar mertebesinde bir maliyet çıkarmıştır. Bu maliyet yalnızca virüsün kendisinden değil; kapanma politikalarının süresi ve kapsamı, aşı dağıtımındaki eşitsizlikler, sağlık sistemlerinin hazırlıksızlığı, erken dönemdeki bilgi kirliliği ve koordinasyon eksikliklerinden de beslenmiştir.


Sorumluluk ve şeffaflık meselesi

Bugünkü Senato oturumu, ABD içindeki siyasi gerilimin bir yansımasıdır. Ancak hesap sorma ihtiyacı tek bir ülkeye veya tek bir isme indirgenemez. Çin’deki laboratuvar araştırmaları, fon sağlayan kurumların risk değerlendirmeleri, Dünya Sağlık Örgütü’nün erken dönem tutumu, ulusal sağlık otoritelerinin karar alma süreçleri ve veri şeffaflığı gibi konular küresel bir inceleme gerektirir.

Bilim ve politika adı altında yürütülen çalışmaların bir kısmında dağınıklık, acelecilik ve sorumluluktan kaçınma eğilimleri gözlenmiştir. Bu, bilerek ya da bilmeyerek yapılmış olabilir. Ancak sonuç değişmez: Ortaya çıkan maliyet, hesap verilebilirlik ilkesinin işletilmesini zorunlu kılmaktadır. Şeffaflık olmadan ne geçmişin dersleri alınabilir ne de gelecekteki pandemiler için gerçek bir hazırlık yapılabilir.


Sonuç

Kovid-19’un maliyeti, yalnızca ölüm rakamlarıyla veya trilyon dolarlık ekonomik kayıplarla ölçülemez. Toplumsal güvenin sarsılması, kurumlara duyulan inancın zedelenmesi ve “bilim” ile “politika” arasındaki sınırın bulanıklaşması da bu maliyetin parçasıdır.

Bugün yapılması gereken, tekil isimlere odaklanmak yerine süreçleri bütüncül biçimde, siyasi baskıdan uzak, bilimsel standartlara uygun şekilde incelemektir. Sorumluların durumu, ancak bu inceleme tamamlandığında netleşebilir. Aksi takdirde hem ölenler hem de hayatta kalanlar için hesap verilmemiş bir sayfa açık kalmaya devam eder.

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

Hakkında daha ayrıntılı: KOVİD-19anthony fauciGürsel Tokmakoğlu

DAHA FAZLA HABER OKU

TÜRKİYE'DEN SESLER

Cihad İslam Yılmaz Milli İstihbarat Teşkilatı'nın kümülatif baskı stratejisi

TÜRKİYE'DEN SESLER

Vahap Uluç Makyavel'e göre Kılıçdaroğlu'nun iktidar olma şansı!

TÜRKİYE'DEN SESLER

Doç. Dr. Ali Oğuz Diriöz Kanal İstanbul'a alternatif: Boğaz'ı aşmak için Fatih Sultan Mehmet'i neden örnek almayalım?

TÜRKİYE'DEN SESLER

Prof. Dr. Mustafa Çevik Veri çağı bitiyor mu? CEO'ların felsefeye yönelişi ne anlama geliyor?

İlgili Haberler
Makroekonomi Hizmet Üretici Fiyat Endeksi haziranda yıllık yüzde 31,84 arttı CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi Ekonomik güven temmuzda yükselişe geçti CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi SON DAKİKA | Haziran ayı işgüçü verileri belli oldu CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi Fed Başkanı Warsh'tan enflasyon mesajı: Tek hedef yüzde 2, geri adım yok CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi Altında 15 milyar liralık dev trafik: ZİRVEDEKİ BANKALAR BELLİ OLDU! CNN Türk Ekonomi · az önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.