30 Temmuz 2026, Perşembe · 15:03 Piyasalar Açık
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Yatırımcılar dikkat! Uzmanlar ideal portföy dağılımını açıkladı: Hangi varlık öne çıkıyor?

Cnbce.com'un görüştüğü piyasa uzmanları, dengeli portföy dağılımının nasıl olması gerektiğini anlattı. Uzmanlar, mevcut dönemde tek bir yatırım aracına odaklanmak yerine risk profiline uygun dengeli bir portföy oluşturma…

YAYIN TARİHİ, 30 Temmuz 2026 09:45 GÜNCELLEME, 30 Temmuz 2026 09:54

Derya Yüce

Cnbce.com'un görüştüğü piyasa uzmanları, dengeli portföy dağılımının nasıl olması gerektiğini anlattı. Uzmanlar, mevcut dönemde tek bir yatırım aracına odaklanmak yerine risk profiline uygun dengeli bir portföy oluşturmanın önemine dikkat çekti.

Küresel piyasalarda artan jeopolitik riskler, yüksek faiz ortamı ve ekonomik belirsizlikler yatırımcıların portföy tercihlerini yeniden şekillendiriyor. Cnbce.com'un görüştüğü piyasa uzmanları, mevcut dönemde tek bir yatırım aracına odaklanmak yerine risk profiline uygun dengeli bir portföy oluşturmanın önemine dikkat çekerken, kısa vadede TL sabit getirili enstrümanların öne çıktığını, hisse senedi yatırımlarında ise seçici hareket edilmesi gerektiğini vurguladı.

“Portföy dağılımı yatırımcının risk profiline göre belirlenmeli”

Yatırımcıların portföy dağılımını risk profillerine göre oluşturması gerektiğini belirten Tuncay Turşucu, herkes için geçerli tek bir yatırım dağılımı bulunmadığını ifade etti. Risk seviyesinin 1 ile 3 arasında olduğu yatırımcıların düşük risk grubunda yer aldığını belirten Turşucu, bu gruptaki yatırımcılar için portföyün yaklaşık yüzde 90’ının mevduat, tahvil gibi sabit getirili yatırım araçlarından, yüzde 10’unun ise altından oluşabileceğini söyledi.

Risk seviyesinin 4-5 aralığında olduğu yatırımcıların orta risk grubunda değerlendirilebileceğini ifade eden Turşucu, bu grupta yüzde 25-35 hisse senedi, yüzde 50-60 sabit getirili yatırım araçları ve yüzde 5-15 altından oluşan bir portföy dağılımının tercih edilebileceğini kaydetti.

Yüksek risk grubunda bulunan, risk seviyesi 7-8 olan yatırımcılar için ise portföyün yüzde 60-80’inin hisse senetlerinden, yüzde 10-20’sinin sabit getirili yatırım araçlarından oluşabileceğini belirten Turşucu, kalan bölümün ise altına ayrılabileceğini dile getirdi.

Portföy dağılımında en kritik unsurun yatırımcının kendisini hangi risk grubunda gördüğü olduğunu vurgulayan Turşucu, bunun en iyi şekilde portföyde yaşanan dalgalanmalara verilen tepkiyle anlaşılabileceğini ifade etti.

Turşucu, yatırımcının portföyündeki oynaklık nedeniyle huzursuz olmuyor, moral bozukluğu yaşamıyor ve geceleri rahat uyuyabiliyorsa doğru risk grubunda bulunduğunu belirtti. Buna karşılık günlük veya haftalık fiyat hareketleri yatırımcıyı rahatsız ediyorsa, mevcut risk seviyesinin kendisi için uygun olmadığını gösterdiğini ifade eden Turşucu, bu durumda yatırımcının vakit kaybetmeden kendisine daha uygun, daha düşük riskli bir portföy yapısına yönelmesi gerektiğini söyledi.

“Para piyasası fonları öne çıkıyor”

A1 Capital Portföy Genel Müdürü Mete Yüksel de Herkese uygun genel bir varlık dağılımının uygun olmadığını düşünsem de 30-50 yaş arası maaşlı çalışan bir bireysel yatırımcı için yüzde 40 para piyasası fonu, yüzde 35 hisse senedi, yüzde 25 de dövizli enstrüman uygun olacaktır. Daha genç olanlar hisse ağırlığını, yaşı yüksek olanlar sabit getirili enstrümanların ağırlığını artırabilirler" değerlendirmesinde bulundu.

Yıl sonuna kadar aylık ortalama enflasyonun yüzde 1,5 seviyesinde gerçekleşmesini beklediğini aktaran Yüksel, bu görünüm altında para piyasası fonlarının vergi sonrası net bazda aylık 100 baz puanın üzerinde getiri potansiyeli sunduğunu dile getirdi. Bunun geçici bir fırsat penceresi olduğunu vurgulayan Yüksel, bu nedenle portföylerde en yüksek ağırlığın para piyasası fonlarında olması gerektiğini kaydetti.

Döviz bazlı yatırımların ise yarısının altın, kalan kısmının yabancı hisse senetleri ve eurobondlardan oluşmasının makul bir dağılım olacağını belirten Yüksel, petrol fiyatlarındaki gelişmelerin de piyasalar açısından önemli olduğuna dikkat çekti.

Brent petrolün yakın vadeli kontratlarının yeniden 70 dolar seviyelerine gerilemesi halinde enflasyon ve faiz indirimi beklentilerinin güçlenebileceğini ifade eden Yüksel, jeopolitik gelişmeler nedeniyle zaman zaman aksaklıklar yaşansa da kalıcı bir anlaşmanın yalnızca zaman meselesi olduğunu değerlendirdi. Böyle bir senaryoda bankacılık hisselerinin portföylerde en az BIST 100 endeksindeki ağırlıkları kadar yer alması gerektiğini söyledi.

İkinci çeyrek finansallarına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Yüksel, bankalarda kredi-mevduat makasının daralması, ticari zararlar ve artan sorunlu alacak karşılık giderlerinin kârlılığı çeyreksel bazda aşağı çektiğini ifade etti. Üçüncü çeyrekte de benzer dinamiklerin devam etmesini beklediğini belirten Yüksel, buna karşın son altı aylık borsa performansları dikkate alındığında söz konusu olumsuzlukların büyük ölçüde fiyatlara yansıdığını kaydetti.

Sektörel bazda iskontolu gıda perakendecileri, sağlık ve telekom sektörlerinde fırsatlar gördüğünü ifade eden Yüksel, havacılık tarafında risk iştahının artırılabileceğini, rafinaj ve petrokimya hisselerinde ise kâr realizasyonlarına karşı temkinli olunması gerektiğini söyledi. Kur tarafında yapısal olarak aylık enflasyonun üzerinde kalıcı bir değer kaybı beklemediğini dile getiren Yüksel, Avrupa Merkez Bankası’nın faiz artırma ihtimalinin ABD ekonomisindeki görünümü dengeleyeceğini ve EUR/USD paritesinin mevcut seviyelerini koruyacağını öngördüğünü ifade etti.

Altın tarafında ise kırılganlığın sürdüğünü belirten Yüksel, ons altının portföylerde yüzde 10-15 aralığında ağırlıkla yer almasının uygun olacağını söyledi. Bu ağırlığın temel amacının varlıklar arasındaki korelasyonu düşürerek portföy riskini çeşitlendirmek olduğunu ifade eden Yüksel, altın fiyatlarının zirvesinden gerilemesinin tek başına ağırlığı artırmak için yeterli bir gerekçe olmadığını vurguladı. ABD tahvil faizlerinin cazibesinin artmasıyla birlikte büyük merkez bankalarından altın satışlarının görülebileceği riskinin de yükseldiğini sözlerine ekledi.

“Agresif pozisyon yerine seçici hisse tercih edilmeli”

Yatırım Finansman Strateji ve Yatırım Danışmanlığı Müdürü Seda Yalçınkaya, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın 23 Temmuz'daki Para Politikası Kurulu toplantısında politika faizini beklentiler doğrultusunda yüzde 37 seviyesinde sabit tutmasının ve sıkı para politikası duruşunu sürdürmesinin, kısa vadeli TL enstrümanlarının cazibesini koruduğunu belirtti.

Bu çerçevede portföylerde yüzde 40-45 oranında sabit getirili TL enstrümanlara, yüzde 30-35 oranında BIST hisse senetlerine, yüzde 10-15 oranında altına ve yüzde 5 oranında likit varlıklara yer verilebileceğini ifade eden Yalçınkaya, yüksek reel faiz ortamı sürdükçe sabit getirili TL araçlarının öngörülebilir getiri sunduğunu söyledi.

BIST 100 endeksinin temmuz ortasında 14.000-14.250 puan bandında dalgalanırken kâr satışları ve jeopolitik risk algısının etkisiyle baskı altında kaldığını belirten Yalçınkaya, endeks genelinde agresif pozisyon almaktan kaçınılması gerektiğini vurguladı. Yalçınkaya, bunun yerine bilanço kalitesi yüksek, ihracat ağırlıklı ve düşük kaldıraçlı şirketlerden oluşan seçici bir hisse sepetinin tercih edilmesini önerdi.

Altının enflasyon ve kur riskine karşı doğal bir korunma aracı olmayı sürdürdüğünü ifade eden Yalçınkaya, portföylerde ayrıca ani volatilite dönemlerinde fırsatları değerlendirebilmek amacıyla yüzde 5 oranında likit varlık bulundurulmasının faydalı olacağını kaydetti.

Portföy dağılımını belirleyen en önemli unsurun dezenflasyon süreci ve buna bağlı olarak TCMB'nin faiz patikası olduğunu dile getiren Yalçınkaya, Merkez Bankası'nın haziran ayında enflasyonun ana eğiliminde sınırlı bir gerileme tespit ettiğini, temmuza ilişkin öncü verilerin ise geçici bir yükselişe işaret ettiğini hatırlattı. Bunun faiz indirimi beklentilerinin öne çekilmesine izin vermeyen bir mesaj olduğunu belirten Yalçınkaya, petrol fiyatlarının yüksek seyrinin de dezenflasyon sürecini olumsuz etkilemeye devam ettiğini söyledi.

Bu görünüm doğrultusunda yıl sonu politika faizi beklentisinin medyanının yüzde 35 seviyesinde bulunduğunu ifade eden Yalçınkaya, bunun sınırlı ve kademeli bir gevşeme senaryosuna işaret ettiğini, bu aşamada agresif bir faiz indirimi döngüsünün fiyatlanmadığını kaydetti.

“Para kazanmak zorlaşıyor”

A1 Capital Genel Müdür Yardımcısı Üzeyir Doğan, küresel piyasalarda sermaye piyasalarından para kazanmanın giderek zorlaştığını belirterek, hisse senedi piyasalarında artan belirsizlik ve volatilitenin, emtia piyasalarındaki öngörülemez hareketlerle birleştiğini söyledi.

ABD-İran gerilimi ile Karadeniz'de Ukrayna-Rusya kaynaklı gelişmelerin enerji, değerli metaller, gıda ve endüstriyel emtialar başta olmak üzere tüm emtia gruplarında ciddi belirsizlik yarattığını ifade eden Doğan, küresel hisse senetlerinin ise bu jeopolitik risklere ek olarak yapay zeka teknolojileri alanındaki değerleme sorunlarını fiyatladığını dile getirdi.

Bu ortamda, ekran başında aktif işlem yapmayan yatırımcılar açısından emtia ve yurt dışı hisse senedi portföyü yönetmenin oldukça riskli hale geldiğini vurgulayan Doğan, yurt içi piyasalarda ise Borsa İstanbul'un, MSCI, S&P ve Dow Jones gibi endeks sağlayıcılarından gelen uyarıların etkisiyle baskı altında kaldığını kaydetti.

İçeride uygulanan para politikası nedeniyle dolar ve euro gibi yabancı para birimlerinin getiri potansiyelinin de sınırlı kaldığını belirten Doğan, kısa vadede belirsizliklerin azalmasına ve alınan riske değecek bir getiri potansiyelinin oluşmasına kadar yatırımcıların portföylerinin önemli bir bölümünü kısa vadeli TL sabit getirili enstrümanlarda değerlendirmesinin en makul seçenek olarak öne çıktığını söyledi.

“Normalleşmede kademeli risk alınmalı”

Fonturkey Kurucusu Onur Duygu, mevcut piyasa koşullarında tek bir portföy dağılımı yerine farklı senaryolara göre hareket edilmesinin daha doğru olacağını belirtti. Jeopolitik gelişmelerin yatırım kararlarında belirleyici olduğuna dikkat çeken Duygu, ABD–İran geriliminin devam ettiği, petrol fiyatlarının yüksek seyrettiği ve piyasalardaki oynaklığın sürdüğü bir ortamda daha temkinli bir portföyün öne çıkacağını söyledi.

Bu senaryoda portföyün yüzde 70'inin para piyasası fonlarında, yüzde 20'sinin arbitraj fonlarında, yüzde 10'unun ise hisse senedi ağırlıklı değişken fonlarda değerlendirilebileceğini ifade eden Duygu, bu dağılımın hem yüksek TL faizinden yararlanma hem de portföyün sınırlı bir bölümüyle olası piyasa toparlanmasına katılma imkânı sunduğunu dile getirdi.

Jeopolitik risklerin azalması ve petrol fiyatlarının gerilemesi halinde ise daha dengeli bir portföye geçilebileceğini belirten Duygu, bu senaryoda yüzde 40 para piyasası fonu, yüzde 10 kısa ve orta vadeli borçlanma araçları fonu, yüzde 25 yerli hisse senedi fonu, yüzde 15 yabancı tematik fon ve yüzde 10 altın-gümüş dağılımını uygun bulduğunu kaydetti.

Yerli hisse senedi fonlarında banka, holding, BIST 30, teknoloji, savunma, havacılık ve halka arz temalarının öne çıkabileceğini ifade eden Duygu, yurt dışında ise yapay zekâ, sağlık, Çin teknolojileri, siber güvenlik ve enerji temalı fonların takip edilebileceğini söyledi.

Petrol fiyatlarının gerilemesi ve enflasyonda yeniden normalleşme görülmesi halinde daha güvercin bir TCMB'nin gündeme gelebileceğini belirten Duygu, böyle bir ortamda para piyasası fonlarının ağırlığının azaltılarak kısa ve orta vadeli tahvil fonları ile banka, holding ve BIST 30 ağırlıklı hisse fonlarının artırılabileceğini söyledi.

“Portföylerde hisse ağırlığı azaltılabilir”

Ekonomist Mustafa Aşkın, yılbaşından bu yana savundukları 'ihtiyatlı iyimserlik' yaklaşımını koruduklarını belirtti. Bu durumun risk iştahı yüksek yatırımcılar için önemli bir getiri potansiyeli sunduğunu söyledi. Ancak devam eden sistemik risklerin de göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı

Bu nedenle yılbaşında yüzde 25-35 bandında BIST 100 ağırlıklı önerdikleri hisse ağırlığını yüzde 20-25 bandına çekilebileceğine işaret eden Aşkın, portföylerde yüzde 40 civarında TL faize dayalı araçlar, yüzde 20 Eurobond, yüzde 10 civarında ise altın veya altına dayalı fonlar ve yüzde 10 civarında da tarım emtialarını içeren fonlarda değerlendirilebileceğini belirtti.

Dağılımı etkileyen en önemli unsurun hem dış hem de olası iç sistemik risklerin durumu olduğunu ifade eden Aşkın, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kısa vadede en önemli 'gri kuğu' İran-ABD-İsrail arasında yaşanan gelişmelerdir. Şayet daha yoğun ve yaygın bir savaş durumu ortaya çıkarsa oluşabilecek enerji fiyatlarına ilişkin yukarı yönlü baskı ve hammadde sıkıntısı tüm küresel ekonomilerde yavaşlama ve enflasyonist baskı getirecektir.”

Trump’ın kestirilemez vergi politikaları ile Fed’in tavrının da dikkatle takip edilmesi gerektiğini belirten Aşkın, iç gündemde ise giderek kronikleşen enflasyon eğilimi yavaşlayan üretim ile ekonomi dışındaki gelişmelerin de izlenmesinin öneminin altını çizdi.

“Bu bağlamda her ne kadar iyimserliğimizi korumaya çalışsak da faizin çok düşemeyeceği, borsanın da çok hızlı bir yükseliş yaşamayacağını öngörebiliriz” diyen Aşkın, değerli metallerde oldukça hızlı yaşanan geri çekilme sürecinde taban oluşturmaya çalıştığını, ons/dolar olarak 3900-4000 civarı destek özelliğini korurken 4200-4300 bandı ise direnç noktası olarak görüldüğünü ifade etti.

Aşkın, “Altında 2024-25 yılında gördüğümüz güçlü yükseliş trendi artık yerini dengeleme sürecine bırakmış gibi görünmektedir. Yılın geri kalanın da dağılımı iyi yapılmış riskin alınması yatırımcılar açısından daha yerinde olacaktır” dedi.

"Hisse senetleri seçici olmak kaydıyla portföylerde öne çıkıyor"

Marbaş Menkul Değerler Genel Müdür Yardımcısı Soner Kuru, politika faizinin yüzde 37 seviyesinde sabit kaldığı, yıllık enflasyonun ise yüzde 32,11'e gerilediği mevcut ortamda TL taşıma getirisinin devam ettiğini ancak reel getirinin giderek inceldiğini belirtti. Bu çerçevede portföylerde yüzde 40 oranında seçici Borsa İstanbul hisselerine, yüzde 30 oranında TL mevduat ve para piyasası fonlarına, yüzde 20 oranında altına, kalan yüzde 10'luk bölümün ise ağırlıklı olarak eurobondlardan oluşan döviz cinsi enstrümanlara ayrılmasını önerdi.

BIST 100 endeksinin 14 bin puan seviyesinde bulunması ve piyasa çarpanlarının tarihsel ortalamaların altında seyretmesi nedeniyle hisse senetlerinin portföylerde ağırlıklı tutulmasının makul olduğunu ifade eden Kuru, ancak hisse yatırımlarına girişlerin kademeli şekilde yapılması gerektiğini söyledi. Kuru, mevcut koşullarda hisse senetlerini ön planda tutan, mevduat tarafında likiditesini koruyan ve altın pozisyonunu sürdüren dengeli bir portföyün öne çıktığını dile getirdi.

"Faiz patikasını jeopolitik gelişmeler belirleyecek"

Portföy dağılımını etkileyen en kritik unsurun faiz patikası olduğunu belirten Kuru, faiz görünümünün de büyük ölçüde jeopolitik gelişmelere bağlı olduğunu söyledi. Enerji fiyatlarının yeniden yükseliş eğilimine girdiği ve haber akışının oynaklığını koruduğu bir ortamda dezenflasyon sürecinin hızını belirleyen temel unsurun enerji kanalı haline geldiğini ifade eden Kuru, ana senaryolarının jeopolitik tansiyonun kademeli olarak normalleşmesi yönünde olduğunu kaydetti.

Bu senaryonun gerçekleşmesi halinde enerji maliyetlerinin gerileyebileceğini, bunun da enflasyon görünümünü iyileştirerek Merkez Bankası'nın faiz indirimi alanını genişletebileceğini belirten Kuru, söz konusu tablonun hem makroekonomik görünümü hem de hisse senedi piyasalarını destekleyeceğini ifade etti. Hisse senetlerine portföylerde yüzde 40 ağırlık vermelerinin temel gerekçesinin de bu beklenti olduğunu söyledi.

Stratejilerinin her iki senaryoda da hisse senetleri lehine çalıştığını belirten Kuru, iyimserliğin güçlendiği dönemlerde hisse pozisyonlarının artırılabileceğini, risk iştahının azaldığı ve endeksin geri çekildiği dönemlerde ise portföylerdeki para piyasası fonlarından kademeli olarak hisse senetlerine geçiş yapılmasını önerdiklerini dile getirdi.

Altının portföylerde yüzde 20 ağırlıkla korunmasını önerdiklerini belirten Kuru, bunun gerekçesinin ons altının önemli bir fiyat seviyesinde bulunması olduğunu söyledi. Döviz yatırımlarında ise doğrudan döviz pozisyonu almak yerine, kupon getirisiyle birlikte kur koruması sağlayan eurobondların tercih edilmesini önerdiklerini ifade etti.

Kuru, faiz beklentilerini jeopolitik normalleşme senaryosu üzerine kurduklarını belirterek, bu nedenle portföylerde hisse senetlerini ön planda tuttuklarını, para piyasası fonlarını olası geri çekilmelerde kullanılacak alım gücü olarak değerlendirdiklerini ve altın pozisyonlarını koruduklarını söyledi.

“Portföylerde dengeli dağılım önemli”

A1 Capital Genel Müdür Yardımcısı Baki Atılal, mevcut ekonomik görünümde yatırımcıların portföylerini tek bir beklentiye göre değil, yüksek faiz, kontrollü dezenflasyon, kademeli kur artışı ve jeopolitik belirsizliklerin birlikte değerlendirildiği bir senaryoya göre oluşturması gerektiğini söyledi. Piyasalarda artık tek bir yatırım aracının yıl boyunca yüksek getiri sağladığı bir dönemin geride kaldığını belirten Atılal, farklı varlık sınıflarının dönemsel olarak öne çıktığı bir sürece girildiğini ifade etti.

Bu nedenle portföylerde dengeli dağılımın önem kazandığını vurguladı. Mevcut koşullarda daha defansif ancak olası faiz indirimi sürecine hazırlıklı bir portföyün öne çıktığını belirten Atılal, örnek dağılım olarak yüzde 40 tahvil-bono ve borçlanma araçları, yüzde 30 hisse senedi, yüzde 10 altın, yüzde 10 gümüş ve yüzde 10 nakit veya para piyasası fonu önerdi.

"Dezenflasyon süreci TL varlıkları destekliyor"

Haziran ayında enflasyonun beklentilerden daha olumlu gerçekleşmesinin ve dezenflasyon sürecinin devam etmesinin Merkez Bankası’na kademeli faiz indirimi için alan açtığını belirten Atılal, buna karşın indirim sürecinin temkinli ilerlemesini beklediğini söyledi. Bu süreçte kısa vadede TL faizlerinin cazibesini koruyacağını, orta ve uzun vadeli tahvillerde ise sermaye kazancı potansiyelinin güçlenmeye başlayacağını dile getirdi.

Altının kısa vadeli getiri amacıyla değil, portföyün sigorta unsuru olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Atılal, ABD’nin yüksek borçluluğu, merkez bankalarının devam eden altın alımları ve jeopolitik riskler nedeniyle altının portföylerde mutlaka yer alması gerektiğini söyledi. Faiz indirimi sürecinin başlamasıyla birlikte altının yeniden destek bulabileceğini belirten Atılal, portföylerde yaklaşık yüzde 10 oranında altın bulundurmayı tercih ettiğini ifade etti.

Gümüşün ise altının büyüme odaklı tamamlayıcısı olduğunu belirten Atılal, artık yalnızca değerli metal değil aynı zamanda önemli bir sanayi metali konumunda bulunduğunu söyledi. Güneş panelleri, elektrikli araçlar, yapay zekâ veri merkezleri, elektronik ve savunma sanayiinden gelen yapısal talebin gümüşü desteklediğini ifade eden Atılal, faiz indirimi dönemlerinde yatırım ve sanayi talebinin aynı anda güçlenmesi nedeniyle gümüşün altından daha yüksek performans gösterebildiğini kaydetti.

"Nakit hala portföyün çıpası olmalı"

Aktif Yatırım Menkul Değerler Genel Müdürü Cumhur Örnek, mevcut piyasa koşullarının "daha uzun süre yüksek faiz" gerçeği ile yapay zekâ kaynaklı büyüme beklentilerinin, Orta Doğu kaynaklı enerji ve enflasyon şoklarıyla çatıştığı bir finansal iklim oluşturduğunu söyledi. Küresel büyüme tahminlerinin aşağı yönlü revize edildiğine ve enflasyon beklentilerindeki bozulmanın belirginleştiğine dikkat çeken Örnek, uzun vadeli tahvillerin de giderek daha yüksek risk primi yansıttığını belirtti.

Finansal piyasalarda yoğunlaşma riskinin kırılganlıkları artırdığına işaret eden Örnek, bunun önümüzdeki dönemde finansal koşulların daha da sıkılaşmasına neden olabileceğini ifade etti.

Örnek, bu görünüm doğrultusunda yatırımcıların risk profiline göre farklı portföy dağılımları benimsemesi gerektiğini vurguladı.

Temkinli yatırımcılar için portföyün yüzde 80'inin para piyasası fonlarında, yüzde 20'sinin ise kısa vadeli borçlanma araçlarında değerlendirilmesini öneren Örnek, yüksek nakit ağırlığının faizlerin uzun süre yüksek kalacağı ve enflasyonun yapışkan seyrettiği bir ortamda hem reel getiri hem de sermaye koruması sağlayacağını söyledi. Uzun vadeli borçlanma araçlarına ise bilinçli olarak yer vermediğini belirten Örnek, enerji kaynaklı ikincil tur etkiler ile mali baskıların uzun vadeli tahvil faizlerini yukarı çekme riskine dikkat çekti.

Dengeli risk profiline sahip yatırımcılar için yüzde 60 para piyasası, yüzde 10 uzun vadeli borçlanma, yüzde 10 altın ve yüzde 20 hisse senedi dağılımını öneren Örnek, nakit ağırlığını mevcut seviyelerde yüksek tutmayı sürdürdüğünü ifade etti. Merkez bankalarının altın alımlarını dikkate alarak altına yüzde 10 pay ayırdığını belirten Örnek, bu tercihin jeopolitik risklere karşı korunma amacı taşıdığını söyledi. Hisse senetlerine ayrılan yüzde 20'lik payın ise jeopolitik risklerin azalması senaryosuna ölçülü katılım sağladığını kaydetti.

Atak risk profiline sahip yatırımcılar için hisse senedi ağırlığını yüzde 50'ye çıkaran Örnek, portföyün kalan kısmını yüzde 20 para piyasası, yüzde 20 uzun vadeli borçlanma ve yüzde 10 altın olarak önerdi. Artan hisse ağırlığının büyüme senaryosuna daha güçlü katılımı temsil ettiğini belirten Örnek, bu bölümün analist tahminlerine göre iskontolu ve nakit üretme kapasitesi yüksek şirketlerden oluşturulması gerektiğini ifade etti.

Agresif risk profiline sahip yatırımcılar için ise yüzde 80 hisse senedi, yüzde 10 altın ve yüzde 10 para piyasası dağılımını öneren Örnek, bu portföyün yapay zekâ yatırımlarının hızlı verimlilik kazanımlarına dönüşmesi halinde güçlenecek büyüme senaryosuna yönelik olduğunu söyledi. Örnek, bu profilde fiyat hareketleri ve yatırımcı ilgisiyle öne çıkan hisselere de yer verilebileceğini ancak bunun mutlaka çeşitlendirilmiş bir yaklaşımla ve zarar kes (stop-loss) disiplini çerçevesinde uygulanması gerektiğini vurguladı.

Kaynak: CNBC-e
İlgili Haberler
Makroekonomi İngiltere Merkez Bankası politika faizini yüzde 3,75'te sabit tuttu CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi Türkiye dünyanın en büyük 7. çelik üreticisi oldu CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi Rüzgar enerjisinde dev değişim! Daha güçlü türbinler geliyor CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi Sabiha Gökçen Avrupa'nın en hızlı büyüyen büyük havalimanı seçildi CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi KIZILELMA'dan tarihi başarı! Dâhili mühimmat yuvasından ilk atış CNN Türk Ekonomi · az önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.