Türkiye’nin en köklü sanayi kuruluşlarından Oylum, 1969 yılından beri atıştırmalık sektöründe faaliyet gösteriyor, 1985 yılından bu yana da ihracat yapıyor. Orta vadede ihracatın toplam ciro içindeki payını yüzde 50’ye çıkarmayı hedefliyor. Bu hedef doğrultusunda da Almanya, Romanya, Avusturya, ABD ve Donimik Cumhuriyeti’ni hedef ülkeler olarak belirledi. Bu ülkelerde şu anda Oylum markalı ürün ihracatının başarılı ilerlediğini belirten Büyüknalbant, “Bunun üzerine giderek, pazarlama ve markalaşma destekleri sağlayarak bu pazarlardan başlamak suretiyle ihracatımızı artıracağız. Katma değerli ürünlerin de bu pazarlarda ciddi karşılığı olacaktır” ifadelerini kullandı. Dijitalleşme ve sürdürülebilirliği önceliklendirerek 2026 yılının başında 3 yıllık stratejik plan oluşturduklarını da kaydeden Büyüknalbant, hazırladıkları plan sayesinde de uzun vadeli değer yaratacaklarını söyledi.
“Kahveli küp gofreti Türkiye’de ilk defa biz ürettik”
Yıllardır düzenli olarak Gulffod Dubai, PLMA Amsterdam, WorldFood İstanbul, Anuga Köln, Sial Paris, ISM Dubai gibi uluslararası önemli fuarlara katılan marka, bu fuarlar sayesinde özellikle Avrupa ve Amerika kıtasındaki hedef müşterilere ulaşmak istiyor. Katma değerli üretim, markalaşma ve inovasyon kısmında attıkları adımlarla da ihracatı desteklediklerini belirten Büyüknalbant, “Bu sene Turquality marka desteğine başvurarak Oylum markasının özellikle hedef pazarlardaki görünürlüğü ve bilinirliğini artırmak istiyoruz. Yanı sıra sürekli olarak ürün geliştirme faaliyetlerimizi devam ediyor. Yüksek katma değerli ürün portföyünü artırmaya yönelik çalışıyoruz. 2025 yılında tam buğdaylı bisküvi, kraker çeşitleri gibi yeni ürünler çıkarmıştık. Bu sene de kahveli küp gofreti Türkiye’de ilk defa biz ürettik. Ayrıca mandalina, nar gibi meyveleri içeren gofret çeşitleri de çıkardık ve büyük zincir marketlerde ürünler listelenmeye başladı” dedi.
“Oylum net borcu olmayan, likit bir firma”
Sektöre yönelik bilgiler de veren Oylum CEO ‘su Yener Büyüknalbant, özellikle son yıllarda enflasyonun etkisiyle TL giderlerin yüksek oranda artarken USD-EUR kurunun maliyetlere paralel yükselmeyişinin yurtdışı pazarlardaki rekabet gücünü zayıflattığını söyledi. Büyüknalbant, “Oylum olarak bu konuda Yeşil Sanayi Dönüşümü’ne ve verimlilik odaklı üretim yönetimine ağırlık verdik. Üretimde kullandığımız elektrik ihtiyacının yüzde 65’ini yenilenebilir enerji kaynaklarından kendimiz üretiyoruz. Tüm makine-ekipmanımızın enerji verimlilik değerlerini gözden geçirdik, burada gerekli yatırımları plan çerçevesinde devam ettiriyoruz. Atık yönetiminde oldukça titiz davranıyoruz. Yalın Üretim Ofisi kurduk ve kaynak verimliliğini önceliklendirdik. Birim üretimdeki işçilik maliyetini iyileştiriyoruz. Modernizasyon yatırımları ile de daha yüksek kapasiteli üretimi daha az işçilik ile yapıyoruz. Bu uygulamalarımız sayesinde yurtdışı pazarlarda rekabet gücümüzü halen koruyoruz” diye konuştu.
Son birkaç yıldır sanayicilerin en büyük problemlerinden birinin de finansmana erişimden de ziyade erişilen finansmanın maliyeti olduğunu söyleyen Büyüknalbant, “Bu noktada da Oylum olarak rakiplerimizden pozitif ayrışıyoruz. Oylum net borcu olmayan, likit bir firma. Bu sayede seçici kredi politikamız var. İhracatımızdan ötürü Reeskont Kredisi kullanma imkanımız var, gerek duyduğumuzda buna başvuruyoruz. Ancak genel çerçevede ihracatçıya nispeten bazı finansman imkânları sunulsa da diğer sanayicilere yeterli kaynak sağlandığını düşünmüyorum. Döviz dönüşüm desteğinde de kur-enflasyon arasındaki kolerasyonun bozulmasının telafisi olarak görüyorum. Bu çerçeveden baktığımızda en az yüzde 7 destek verilmesi gerektiğine inanıyorum” şeklinde konuştu.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.