YAYINLAMA 30 Temmuz 2026 11:54
GÜNCELLEME 30 Temmuz 2026 12:22
Türkiye’nin önde gelen aracı kurumlarından Ata Yatırım, düzenli olarak yayımladığı stratejik araştırma raporlarıyla para ve sermaye piyasalarındaki gelişmeleri ve ekonomik görünümü değerlendirmeye devam ediyor.
Ata Yatırım’ın son olarak yayımladığı Strateji Raporunda yılın ikinci yarısına dair önemli değerlendirmelere ve stratejik öngörülere yer veriliyor.
Türkiye hisse senedi piyasasının seyrini belirleyecek dört temel risk
Raporda, önümüzdeki 18 aylık dönemde Türkiye hisse senedi piyasasının seyrini dört temel risk ve belirleyici unsurun şekillendirmesinin beklendiği ifade ediliyor. Bunların başında Orta Doğu’daki jeopolitik gelişmeler ile Rusya-Ukrayna savaşının seyri geliyor. Bunun yanında küresel ticaret politikalarındaki değişimler ve Türkiye’nin uluslararası ticaretteki konumu, enflasyon görünümü ile para ve maliye politikalarının yönü ve seçim öncesi dönemde iç siyasi gündemde yaşanabilecek gelişmeler, piyasaların performansını belirleyecek temel faktörler arasında sayılıyor.
Enflasyonda %28, politika faizinde %35 öngörüsü
Ata Yatırım, Strateji Raporu’ndaki temel senaryosunda, ABD ile İran’ın belirli bir noktada anlaşmaya varacağını varsayarak Hürmüz Boğazı’nın açılmasıyla birlikte petrol fiyatlarının normalleşmesini bekliyor. Türkiye ekonomisinin varil başına 80-95 ABD doları aralığındaki Brent petrol fiyatlarına uyum sağlayabileceği belirtiliyor. Ancak Brent petrol fiyatlarının varil başına 100-110 ABD doları seviyelerini aşarsa, Türkiye’nin cari işlemler dengesi ve GSYİH büyümesinin baskı altında kalacağına da işaret ediliyor.
Ata Yatırım bu temel senaryosuna göre; yılın ilk yarısına kıyasla, ikinci yarıda gıda ve enerji fiyatlarının görece daha ılımlı seyredeceği ve petrol fiyatlarının normalleşeceği varsayımıyla birlikte enflasyonun 2026 sonunda %28,3’e düşeceği öngörülüyor. Bu gelişme ve fonlama maliyetinin politika faizine yakınsamasıyla birlikte yılın kalanında sınırlı faiz indirimi bekleniyor. Politika faiz oranının Temmuz 2026’daki %37 seviyesinden 2026 sonu itibarıyla kademeli olarak %35’e ineceğini öngörülüyor. Raporda ayrıca, arz koşullarındaki sıkılığın devam etmesine karşın zayıflayan talebin dezenflasyon sürecini desteklediği, ancak bu dengesizliğin büyüme dinamikleri açısından sınırlayıcı bir unsur olduğu değerlendiriliyor. Buna göre Ata Yatırım, Türkiye ekonomisi için 2026’da %3 reel büyüme beklentisini korumaya devam ediyor. Yılın ikinci yarısında enerji fiyatları ve ithalattaki yavaşlamayla cari dengede görece bir iyileşme bekleyen Ata Yatırım yıl sonu için 55 milyar dolar cari açık tahminini koruyor.
Ata Yatırım BIST 100 için 1 yıllık hedefini 19.000 seviyesinden 19.600'e revize etti
Ata Yatırım, değerleme analizleri doğrultusunda BIST 100 için 1 yıllık hedefini %43 yukarı yönlü potansiyele işaret edecek şekilde 19.000 seviyesinden 19.600'e revize etti. Revizyonda, banka dışı şirketlerin 2025'teki %0,8'lik kâr daralmasının ardından 2026'da %30,3 kâr artışı göstereceği beklentisi öne çıkıyor. Buna rağmen faiz indirim sürecinin kademeli ilerleyeceği göz önünde bulundurulduğunda, 2026’nın ikinci yarısının Türk hisse senetleri için zorlu geçmeye devam edeceğine de işaret ediliyor. Bu neden yılın ikinci yarısında hisse senedi piyasasında seçici olmayı öneren Ata Yatırım, iç pazarda güçlü konuma sahip, operasyonel verimliliği yüksek, düşük kaldıraçlı, nispeten daha iyi finansman kapasitesine sahip ve olası ekonomik yavaşlamalara karşı daha dayanıklı şirketlerin öne çıkacağını değerlendiriyor. Raporda ayrıca, TL'nin ABD doları karşısında reel olarak değer kazanmasının ihracatçı şirketlerin kâr marjları üzerinde baskı yaratmayı sürdüreceği, bu nedenle ihracatçıların yeni ihracat pazarlarına açılırken verimliliğini artırmalarını gerekeceği belirtiliyor. Bununla birlikte Türkiye’nin başlıca ihracat destinasyonlarındaki Çin faktörü göz önünde bulundurulduğunda, küresel ticaret dinamiklerinin gidişatının, Türk ihracatçılarının ana pazarı olan AB gibi bölgelerdeki kilit faktörlerden biri olacağına da özellikle işaret ediliyor.
Döviz piyasasında istikrar ve rezervlerde toparlanma sürüyor
Raporda ayrıca döviz piyasasında istikrarın sürmesiyle birlikte TCMB’nin rezerv yönetiminde daha fazla hareket alanı kazandığı ve para politikasındaki esnekliğin arttığı değerlendiriliyor. Yerleşiklerin döviz talebinin sınırlı kalmaya devam etmesi, kur görünümünde temel dengeleyici unsurlardan biri olurken, sermaye girişlerinin ağırlıklı olarak swap kanalı üzerinden gerçekleşmesi bekleniyor. Son dönemde yabancı yatırımcı girişlerinde carry işlemleri yeniden öne çıkarken, bu girişlerin vade yapısında da sınırlı ancak olumlu bir iyileşme dikkat çekiyor. Tahvil piyasasında yabancı ilgisi kademeli olarak artarken, swap hariç net uluslararası rezervlerin yeniden 40-45 milyar ABD doları aralığına doğru yükselmesinin rezervlerdeki toparlanmanın sürdüğüne işaret ettiği belirtiliyor.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.