Şirketlerin özellikle tasarruf önemli için ilk aklına gelin işten çıkarmalar bütçelere, görünen ve görünmeyen maliyet olarak yansıyor. Verimliliğin düşmesi, güvenin azalması ve yıllarca edinilen bilgi kaybının yanı sıra uluslararası raporlar, bir çalışanı işten çıkartıp yerine yenisini koymanın en az yüzde 50 maliyetli olduğunu ortaya koydu.
01 Ağustos 2026 00:00
Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!HAMİDE HANGÜL
Tasarruf için ilk akla gelen işten çıkarmaların aslında işletmelere görünen ve görünmeyen maliyetleri var. İş akdinin feshiyle verimliliğin düşmesi, artan iş yüküyle hata olasılığının artması ve aslında yıllar içinde edinilen bilgi birikiminin de kaybedilmesi, görünmeyen maliyetlerden sadece birkaçı. Bir de doğrudan işletmelerin kasasına yansıyan maliyet var. Küresel insan kaynakları raporları, çalışanı işten çıkartıp yerine yenisin koymanın en az yüzde 50 maliyetli olduğunu ortaya koydu.
SHRM 2025-2026 Benchmarking raporuna göre, her bir yeni işe alımın sadece doğrudan operasyonel maliyeti (ilan, mülakat, tarama) ortalama 4 bin 700 dolar. Üst düzey yönetici çıkarma ve ikame bedeli ise ortalama bir personelin tam 7 katı. Araştırma, toplam İK bütçesinin yüzde 26’sının işe alıma ayrıldığını gösterirken, işe alım başına maliyetin 5 bin 475 dolar, üst düzey yöneticide ortalama 35 bin 879 dolar olduğunu ortaya koyuyor.
Verimlilik kaybı ise en büyük gizli maliyet olarak öne çıkıyor. Bu doğrudan şirketten çıkmasa da azalan ciro, geciken işler nedeniyle kasaya girmeyen para olarak görülüyor.
Şirkete yıllık 1.1 milyon dolar kaybettiriyor
Uluslararası Qualtrics Maliyet Analiz raporu, 100 kişilik bir şirkette yüzde 10’luk bir işten çıkarmanın, ilan, adaptasyon süreçleri ve yeni kişi gelene kadar oluşan verimlilik kaybının şirketlere yıllık 1.1 milyon dolar kaybettirdiğini hesapladı.
Yine HR.com State of Employee Retention raporu, şirketlerin işten çıkarma sonrası gizli maliyetlerini (fazla mesai, kalan ekibin işten çıkarmadan etkilenmesi) yönetmede zorlandığını ortaya koyuyor. İş Dünyasında İnsan ve Dönüşüm Stratejisti Ayşen Laçinel, uluslararası pek çok araştırma sonuçlarının, işe alınan kişinin şirkete geldiğinde sağlam bir oryantasyondan geçmeden, vaat edilen ortamı yaşatmadan hızla işten çıkarmanın bedelinin, işletmelere bilinenin aksine daha çok maliyet getirdiğine işaret etti.
Laçinel, “Dolayısıyla işe alınan bir kişinin yemek, yol masrafı, işsizlik sigortası, tazminatı, yeni alınacak kişi için de açılan ilanlar, oryantasyon ve eğitim gibi süreçler de düşünüldüğünde en az yüzde 50 maliyeti var. Bu bedel çalışanın unvanı, kıdemi, çalışma yılı, maaşına göre yüzde 200’e kadar çıkabiliyor” diye konuştu.
İş dünyasında somut, stratejik karlılık ve verimliliğe ulaşmak için artık çalışanlara sadece sayılarla hedef vermenin yeterli olmadığının altını çizen Laçinel, şöyle devam etti: “Sayılar artık, hayatın tek gerçeği hiç değil. Çünkü içinde bulunduğumuz dönemde kişilerin kendi değerlerinin fark edilmesi, çok daha öncelikli haline geldi. O nedenle yöneticilerde ve liderlerde duygusal zekayı ve otantik liderliği hayata geçirmek, iş yönetiminde her zamankinden önemli.
“Fikirlere önem vermek artık çok mühim”
“İş Dünyasında Yeni Ufuklar” zirvesinde biraraya geldiğimiz Laçinel, kurumların rekabet avantajının yalnızca teknoloji ve finansal yatırımlarla değil, insan kaynağını doğru yönetebilme becerisiyle de şekillendiğini vurguladı.
Günümüz iş dünyasında liderlerin duygusal zekayı kullanmasının önemli olduğuna vurgu yapan Laçinel, “Çünkü insanlar verilen sözlerin işe girdiklerinde tutulmasını bekliyorlar. İşe giren yeni kuşak çalışanlar, kendilerine alan açılmasını istiyorlar. Zekalarını, gençliklerini, yenilikleri katmak için kendilerine alan açılmasını istiyorlar. Bu noktada, ‘peki sen ne düşünüyorsun?’ Ne önerirsin? gibi sorularla çalışanın fikirlerine önem verilmesi artık çok önemli. İşte kendi değerini bilen yöneticiler, çalışanlarla ortak proje süreçlerindeki çalışmalarda, hedeflerin de üzerine çıkabiliyor” diye konuştu.
Çalışan mutsuz istifalar sessiz
İş dünyasında istifa konusuna da değinen Ayşen Laçinel, şirketler yatırım yapmak istese de gelecek vadeden yöneticilerin işten ayrıldığını gördüklerini, maaş ve imkanların da iyi olduğunu belirterek, “Bunu araştırmak için insan kaynakları araştırması yaptık ve dinlenmedikleri için gittiklerini gördük. Biz sadece dinledik çalışanları.
Sonra yüksek orandaki hızlı işe giriş çıkışlar, önemli bir düşüş gösterdi. Çünkü çalışanlar dedi ki ‘tamam beni dinliyorlar.’ Şirketler köklü olsa da kurum kültürünün güncellenmesi gerekiyor. Baktığınızda mevsimler değişiyor. İşte şirketler aynı insanlar gibi. Bu dönemde organizasyonun kurallarını, kültürünü, iletişimini, süreçlerini yenilemezlerse o zaman o kurallar eskimiş oluyor. Yeni vizyon, yeni bakış açısı, yeni jenerasyon o kurumda kendine nefes alacak alan bulamıyor ve bulamayınca da gidiyor” diye konuştu.
Bunun bir etkisinin de sessiz istifada görüldüğüne işaret eden Laçinel, “Orada ama aslında yok. Şirketlerin saat kaçta geldi, kaçta gitti diye ölçtükleri her şey o kişinin hiçbir şey katmamasını destekliyor aslında. O kişi işe alındığı andan itibaren iş yerine neler kattı? Hangi konuda yenilik getirdi? Hangi verimlilik alanlarını yarattı? Hangi eskimiş ve şu an geçerli olmayan süreçleri gördü ve iyileştirdi? Neleri önerdi? O nedenle şirketlerin değer odaklı yönetimi hayati önemde.”
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.