5 Latin Amerika ve Karayip adayıyla iki Afrikalı isim yarışırken, seçim bölgesel temsilden daha geniş bir krizi görünür kılıyor.
Yeni genel sekreter vetolar, bütçe baskısı ve azalan kurumsal güven karşısında ne yapabilecek?
Yeni genel sekreter, büyük güçlerin kabul edeceği bir yönetici mi, yoksa kurumun kaybettiği siyasi ağırlığı geri kazanmaya çalışacak bir lider mi olacak?
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, António Guterres’in yerini alacak ismi ölçmek için 30 Temmuz’da ilk kapalı oylamasını yapacak. 15 üye her aday için “teşvik”, “caydırma” ya da “görüş yok” seçeneklerinden birini işaretleyecek.
Sonuç bağlayıcı olmayacak, fakat New York koridorlarında kimin ilerleyebileceğini, kimin ise daha ilk turda ağır bir dirençle karşılaşacağını gösterecek.
Yarışta 5'i Latin Amerika ve Karayipler’den, ikisi Afrika’dan olmak üzere toplam yedi isim bulunuyor. Michelle Bachelet, Rafael Grossi, Rebeca Grynspan, María Fernanda Espinosa ve Carolyn Rodrigues-Birkett bir tarafta.
Eski Senegal Cumhurbaşkanı Macky Sall ile Ugandalı deneyimli diplomat Olara Otunnu ise Afrika’nın iki adayı olarak öne çıkıyor.
Normalde bölgesel sıra Latin Amerika’yı işaret ediyor. Birleşmiş Milletler tarihinde bir kadın genel sekreter de görev yapmadı.
Yine de bu seçim coğrafya ve cinsiyet beklentisinden daha ağır bir soruyu önümüze koyuyor:
Büyük güçlerin veto hesaplarıyla hareket eden, bütçesi daralan ve savaşları durdurmakta zorlanan bir kurumun başına nasıl bir isim gelmeli?
Kadın adayların sayısı da yarışı ayrı bir baskı altında bırakıyor. Bachelet, Grynspan, Espinosa ve Rodrigues-Birkett 80 yılı geride bırakan kurumun ilk kadın liderini çıkarma ihtimalini güçlendiriyor. Bu talep haklı, üstelik gecikmiş durumda.
Ancak cinsiyet temsili ile siyasi kapasiteyi birbirine rakip ölçütler gibi sunmak yanlış olur. Kadın bir genel sekreterin seçilmesi kurum için tarihî bir düzeltme sağlayabilir, fakat vetoları, mali açığı ve büyük güç rekabetini kendiliğinden çözmez.
Kapalı oylamanın açık gerçeği
Genel sekreterlik seçimi şeffaflaşmış görünse de kararın gerçek merkezi hâlâ Güvenlik Konseyi. Adaylar vizyon belgeleri yayımlıyor, Genel Kurul üyelerinin sorularını cevaplıyor ve kampanya finansmanlarını açıklıyor. Ancak son aşamada 9 olumlu oy ve 5 daimi üyeden hiçbirinin vetosunu almamak gerekiyor.
İlk turlarda tüm pusulalar aynı renkte olacak. Daha sonraki aşamalarda daimî üyelerin oyları farklı renkle kullanıldığında hangi adayın Washington, Moskova, Pekin, Londra ya da Paris tarafından engellendiği anlaşılacak. Böylece yarışın temel mantığı da ortaya çıkacak. En güçlü adaydan çok, beş başkent açısından en az risk taşıyan isim avantaj kazanacak.
Bu nedenle seçim, adayların fikirlerinden önce hangi kırmızı çizgilere çarpmayacağını ölçüyor. Washington insan hakları ve kurum maliyetlerini, Moskova güvenlik dosyalarını, Pekin egemenlik ve müdahale tartışmalarını dikkate alıyor. Londra ile Paris ise bu oldukça uzun yarışta etkilerini koruyacak, lakin kurumu tümüyle karşılarına almayacak bir isim arıyor.
Bu yöntem genel sekreteri küresel toplumun siyasi lideri olmaktan çıkarıp büyük güçler arasındaki uzlaşının memuruna dönüştürebiliyor. Yine de makamın etkisi bütünüyle törensel sayılmaz.
Gündem belirleme, arabuluculuk, insan hakları ihlallerini görünür kılma ve uluslararası bürokrasiyi yönlendirme kapasitesi hâlâ önemli.
Sorun şu ki yeni genel sekreter elindeki araçlardan daha büyük beklentilerle karşılaşacak. Güvenlik Konseyi vetolarla kilitlenirken, Genel Kurul kararları çoğu zaman siyasi çağrı düzeyinde kalıyor.
Barış operasyonlarının bütçesi düşüyor, kurumlar personel azaltıyor ve ödenmeyen aidatlar günlük işleyişi dahi zorluyor.
Afrika adaylığı neyi değiştirebilir?
Macky Sall ve Olara Otunnu’nun yarışa katılması Afrika açısından sembolik bir ağırlık taşıyor. Kıta 54 üyeyle Birleşmiş Milletler’in en büyük bölgesel grubunu oluşturuyor, buna rağmen Güvenlik Konseyi’nde daimî bir koltuğu maalesef yok. Afrika ülkeleri yıllardır en az 2 daimî ve 5 geçici sandalye talep ediyor.
Üstelik BM gündemindeki krizlerin büyük bölümü Afrika’da yaşanırken barış operasyonlarının, insani yardım programlarının ve Güvenlik Konseyi oturumlarının önemli bir kısmı kıtaya ayrılıyor. Buna rağmen kararların alındığı en dar masada Afrika’nın daimi temsilcisi yok.
Bu çelişki, Afrikalı adayların kampanyasına güçlü bir siyasi dil sağlıyor. Yine de adaylardan birinin seçilmesi, kıtanın kurumsal temsil talebini ertelemenin bahanesine dönüşmemeli.
Bir Afrikalının genel sekreter seçilmesi bu temsil açığını kapatmaz. Boutros Boutros-Ghali ve Kofi Annan’dan sonra üçüncü Afrikalı ismin göreve gelmesi güçlü bir diplomatik başarı olur, ancak veto düzeni değişmeden kıtanın karar alma gücü yine sınırlı kalır.
Genel sekreterlik koltuğu Güvenlik Konseyi reformunun yerine konulabilecek bir teselli ödülü değildir.
Sall’ın avantajı devlet yönetimi, Afrika Birliği başkanlığı ve kıtanın borçlanma sorunlarını uluslararası toplantılara taşıyan siyasi geçmişi.
Afrika’nın finansmana erişimi, kredi derecelendirme kuruluşları ve kalkınma bankalarının reformu konusunda uzun süredir konuşuyor. Bu birikim, bütçe ve kalkınma krizinin iç içe geçtiği BM açısından değer taşıyabilir.
Ne var ki, Sall’ın dosyası tartışmasız değil. 2024 seçimini erteleme girişimi Senegal’de ölümcül protestolara yol açtı ve Anayasa Konseyi tarafından durduruldu.
Ardından yönetiminin borç ve bütçe verilerini olduğundan düşük gösterdiği suçlamaları gündeme geldi. Sall bunları reddediyor, ancak BM’nin hukuk ve hesap verebilirlik iddiasını taşıyacak bir aday için bu miras göz ardı edilemez.
Otunnu ise kurumun içinden gelen bir isim. Çocuklar ve silahlı çatışmalar dosyasındaki deneyimi, Uganda’nın BM temsilciliği ve dışişleri bakanlığı geçmişi bulunuyor.
Üstelik bugün kullanılan kapalı eğilim yoklaması yöntemini 1981’de Güvenlik Konseyi Başkanıyken kendisinin geliştirdiğini belirtiyor.
Ne var ki, yarışa geç katılması ve Kampala yönetiminin demokratik sicili adaylığının önündeki siyasi sorular arasında.
Dakar neden şimdi Sall’ın arkasında?
Macky Sall’ın adaylığı mart ayında Afrika Birliği dönem başkanı Burundi tarafından sunuldu. Senegal yönetimi aylarca açıkça destek vermedi.
Bu sessizlik şaşırtıcı değildi. Bassirou Diomaye Faye iktidara Sall döneminin siyasi baskılarını ve mali yönetimini sert biçimde eleştirerek gelmişti.
Denge 20 Temmuz’da değişti. Faye, 3 gün önce Dakar’da görüştüğü selefinin adaylığına tam destek verdi ve devlet kurumlarının kampanya için harekete geçirilmesini istedi.
Dışişleri açıklamasında bu girişim “Afrika’nın hizmetindeki Senegal adaylığı” olarak tanımlandı.
Faye ile Ousmane Sonko arasındaki ortaklık uzun süredir yönetim tarzı, ekonomi ve iktidarın gerçek merkezi konusunda geriliyordu. Sonko’nun mayıs ayında başbakanlıktan alınması ve ardından Faye’nin kendi siyasi yapısını kurması bu kopuşu açık bir rekabete dönüştürdü.
Sall’a verilen desteği bu yeni iç dengeden bağımsız okumak güç. Faye artık Sonko’nun siyasi gölgesinden çıkarak dış politika kararlarını kendi cumhurbaşkanlığı alanı olarak kurmak istiyor olabilir. Eski cumhurbaşkanına destek, devletin devamlılığı ve Senegal diplomasisinin uluslararası ağırlığı üzerinden daha merkezde bir siyasi kimlik üretmesine yardım edebilir.
Başka bir ihtimal de Sall’ın uluslararası bir göreve yönelmesinin iç siyasetteki rekabeti azaltması. BM Genel Sekreterliği kampanyası, eski cumhurbaşkanını 2029 hesaplarından uzak tutabilir ve Faye’ye Sall’ın partisinden kopabilecek çevrelerle temas alanı açabilir.
Bunlar doğrulanmış bir pazarlığın parçaları değil, fakat kararın zamanlamasını açıklayabilecek makul ihtimaller.
Elbette bu tercih risk de taşıyor. Sall döneminde hayatını kaybeden göstericilerin aileleri, tutuklanan muhalifler ve mali krizin yükünü taşıyan toplum kesimleri açısından destek kararı erken bir siyasi aklanma gibi görülebilir.
Faye, Afrika dayanışmasını savunurken hesap verebilirlik vaadini aşındırmamaya dikkat etmek zorunda.
BM’nin ihtiyacı bir isimden fazlası
7 adayın her biri kurumun başka bir ihtiyacına cevap veriyor. Bachelet, devlet yönetimi ve insan hakları tecrübesini; Grossi, kriz diplomasisi ve nükleer güvenlik bilgisini; Grynspan ise kalkınma finansmanı ve ticaret deneyimini öne çıkarıyor.
Espinosa, Genel Kurul geçmişine; Rodrigues-Birkett ise küçük devletlerin diplomatik perspektifine dayanıyor.
Bu çeşitlilik değerli olsa da özgeçmiş yarışı tek başına yeterli olmayacak. Yeni genel sekreterin bürokrasiyi küçültürken kurumu zayıflatmaması, bağışçı ülkelerle pazarlık yürütürken siyasi bağımsızlığını koruması ve veto kullanan devletlere karşı gerektiğinde açık konuşabilmesi gerekecek.
Açıkçası burada neredeyse imkânsız bir görev tanımı var. Fazla bağımsız bir aday daimî üyelerden birinin vetosuna takılabilir. Herkesi memnun etmeye çalışan bir isim ise göreve geldikten sonra kurumun itibar kaybını hızlandırabilir.
Seçim sürecinin aradığı uzlaşma ile BM’nin ihtiyaç duyduğu liderlik birbirinden farklı yönlere çekiyor.
Afrika açısından da sonuç adayın pasaportuyla ölçülmemeli. Sall ya da Otunnu seçilirse kıtanın barış operasyonları, borç yükü, kalkınma finansmanı ve Güvenlik Konseyi reformu konusunda ne kadar somut alan açacağına bakılmalı.
Latin Amerikalı bir aday seçildiğinde de Afrika taleplerinin kenara bırakılması kabul edilemez.
İlk kapalı oylama bir kazanan üretmeyecek. Fakat hangi adayların beş daimî üyenin görünmeyen sınırlarına yaklaştığını gösterecek.
Bu yüzden yarışın gerçek sorusu yeni genel sekreterin Afrika’dan mı, Latin Amerika’dan mı çıkacağıyla sınırlı değil.
BM’nin önündeki tercih, büyük güçlerin itiraz etmeyeceği bir yönetici ile kurumun kaybettiği siyasi ağırlığı geri kazanabilecek bir lider arasında.
New York’taki kapalı odadan çıkacak isim ne kadar güçlü olursa olsun, veto düzenine dokunulmadıkça makamın hareket alanı dar kalacak.
Yeni genel sekreterin kimliği önemli. Ancak onu seçecek sistem değişmeden, dünyanın beklentileriyle kurumun yapabildikleri arasındaki mesafe kapanmayacak.
Kaynaklar:
- https://www.reuters.com/world/un-hold-informal-polls-new-un-chief-thursday-2026-07-28/
- https://www.reuters.com/world/who-are-candidates-running-un-secretary-general-2026-07-27/
- https://www.un.org/en/sg-selection-and-appointment
- https://www.reuters.com/world/africa/senegals-faye-backs-ex-president-salls-bid-un-top-job-ministry-says-2026-07-20/
- https://aps.sn/le-senegal-va-apporter-son-soutien-a-la-candidature-de-macky-sall-au-poste-de-sg-des-nations-unies-officiel/
- https://apnews.com/article/9f91ff99b1547a6a9d46538aae5408ff
- https://www.reuters.com/legal/government/un-sees-no-budget-cuts-2027-after-us-welcomes-cash-saving-steps-2026-07-07/
- https://www.reuters.com/world/un-chief-guterres-warns-imminent-financial-collapse-2026-01-30/
- https://www.un.org/en/ga/screform/80/pdf/2026-04-07-cochairs-african-model.pdf
- https://www.reuters.com/world/americas/ugandan-diplomat-otunnu-joins-race-become-next-un-head-2026-07-26/
- https://apnews.com/article/6423dd5a83cdd4b9956a43ed5f0ba7f2
- https://www.lemonde.fr/en/le-monde-africa/article/2025/10/21/former-senegalese-president-macky-sall-s-barely-concealed-ambition-to-become-un-secretary-general_6746620_124.html
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish
Hakkında daha ayrıntılı: AFRİKABMBM Genel SekreteriGöktuğ Çalışkan
DAHA FAZLA HABER OKU
Prof. Dr. Mustafa Öztürk Orman yangınlarını önlemede 400 keçi ve koyun itfaiyeci
Gürsel Tokmakoğlu İran-ABD savaşında ne noktadayız?
Müjgan Halis Muhalefetin ‘küçük’, Orta Doğu ve Kürtlerin ‘büyük’ dünyası
Gürbüz Evren İsrailli generaller Netanyahu'ya karşı Trump'tan destek istedi
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.