Yazar, aktivist ve sürreal biyografi sanatçısı Vahap Aydoğan, SÜKÛT ile izleyiciyi bu sessizliğin katmanlarında bir hafıza yolculuğuna davet ediyor.
Resim, video art ve enstalasyonu sürreal biyografi anlayışıyla buluşturan çalışma, görünmeyeni görünür kılmaya çalışan çok katmanlı bir anlatı kuruyor.
Aydoğan’ın uzun yıllardır geliştirdiği Sürreal Biyografi yaklaşımı, klasik biyografi anlayışının sınırlarını aşan özgün bir sanat dili oluşturuyor.
Yaşam öykülerini kronolojik bir anlatı olarak aktarmak yerine; semboller, metaforlar ve düşsel imgeler aracılığıyla yeniden kurguluyor.
Böylece biyografi, yalnızca bir yaşam hikâyesini anlatan bir tür olmaktan çıkıyor; hafızayı, zamanı ve insanın görünmeyen katmanlarını görünür kılan sanatsal bir anlatıya dönüşüyor.
Her eser, bireysel bir yaşam öyküsünden hareket ederek insanlığın ortak belleğine temas eden yeni bir okuma alanı açıyor.
Bu yaklaşımın en kapsamlı örneklerinden biri olan SÜKÛT, savaş, göç, adalet ve özgürlük gibi kavramları özellikle kadınlar ve çocuklar üzerinden yeniden düşünmeye davet ediyor.
Ancak çalışmanın odağında, yaşanan olayların kendisinden çok, bu olaylar karşısında oluşan sessizlik yer alıyor. Çünkü bazen en güçlü tanıklık, söylenenlerde değil; söylenemeyenlerde saklı kalıyor.
Göbeklitepe’den günümüze uzanan anlatıda, 20 farklı coğrafyadan seçilen 20 kadın biyografisi ortak bir hafıza alanında buluşuyor.
Yağlı boya biyografi çalışmaları, video art üretimleri ve enstalasyonlar tek bir anlatı düzleminde bir araya gelirken, kişisel eşyalar ve yaşam izleri bu anlatının gerçeklikle kurduğu bağı güçlendiriyor.
İzleyici, yalnızca eserlerle değil; her biyografinin taşıdığı hafızayla da karşılaşıyor.
Sergide yer alan koç başları ise yalnızca arkeolojik bir gönderme ya da gücün simgesi olarak kullanılmıyor. Tarih boyunca iktidarı, otoriteyi ve kudreti temsil eden bu figürler, SÜKÛT’te gücün kendi sınırlarıyla yüzleşmesini sorgulayan bir metafora dönüşüyor.
Çünkü her güç, kendisini aşan daha büyük bir kudret ihtimaliyle karşı karşıyadır. Çalışma, tam da bu eşikte, insanın kurduğu güç ile onu aşan varoluş arasındaki sessiz gerilimi görünür kılmaya çalışıyor.
Sergi mekânında kullanılan aynalar da anlatının önemli parçalarından biri olarak öne çıkıyor
. İzleyiciyi yalnızca eserlerle değil, kendi bakışıyla da yüzleştiren bu kurgu; tanıklık, hafıza ve sorumluluk kavramlarını aynı anlatının içinde buluşturuyor.
Böylece ziyaretçi, yalnızca eserleri izleyen biri olmaktan çıkıyor; anlatının düşünsel katmanlarına dâhil oluyor.
SÜKÛT, sessizliği anlatan bir sergi değil; görmezden gelinen hayatları, insanlığın ortak hafızasını ve görünmeyen tanıklıkları görünür kılmaya çalışan disiplinlerarası bir anlatı.
fazla okuBu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Resim, video art ve enstalasyonu sürreal biyografi yaklaşımıyla buluşturan çalışma, izleyicisini yalnızca bir sanat deneyimine değil; hafıza, güç ve insanın varoluşu üzerine düşünmeye davet ediyor.
Türkiye’deki ilk gösteriminin ardından SÜKÛT, uluslararası sanat çevreleriyle buluşmaya hazırlanıyor.
Önümüzdeki dönemde farklı ülkelerde izleyiciyle buluşması planlanan çalışma, sürreal biyografi yaklaşımını yeni bağlamlarda tartışmaya açmayı ve farklı okuma biçimleriyle buluşturmayı hedefliyor.
Independent Türkçe
DAHA FAZLA OKUHakkında daha ayrıntılı: SükûtsergiVahap AydoğankültürSanat
DAHA FAZLA HABER OKU
ÇEVİRİ KÜLTÜR
Robert Downey Jr.'ın Doomsday ceketindeki şifreler çözüldü
ÇEVİRİ KÜLTÜR
Barbie için endişeli geri sayım: "Aralığa kadar süre tanındı"
ÇEVİRİ KÜLTÜR
Javier Bardem vahşi sahne öncesinde genç aktristen özür dilemiş
ÇEVİRİ KÜLTÜR
Örümcek-Adam: Yepyeni Bir Gün, Avengers: Endgame'in rekorunu kırmayı başardı
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.