Selçuklu Un ve Yem AŞ Yönetim Kurulu Başkanı ve Antalya Ticaret Borsası Meclis Üyesi Nuri Büyükselçuk, sektörün içinde bulunduğu finansal zorluklara, dış ticaretteki risklere ve yüksek faiz kıskacı ile iflaslar konusunda uyarılarda bulundu.
Sanayici ve üreticinin dayanacak gücünün kalmadığını belirten Büyükselçuk,’’Üreterek, çalışarak batıyoruz ve çok ciddi bir kriz dalgası geliyor’’ dedi.
Bu yıl yağışların çiftçinin beklediği gibi olduğunu, arpa ve buğday üretiminde rekoltenin çok iyi görüldüğüne dikkat çeken Büyükselçuk, şunları kaydetti:
‘’Bu yıl hem buğdayda hem de arpada rekor bir rekolte yaşanıyor. 23-24 milyon ton buğday, 10 milyon tona yakın arpa üretimi bekleniyor. Geçen yıl 33-34 milyon ton olan toplam tahıl üretimi, bu yıl yüzde 30 civarında bir artışla kabaca 43 milyon tonu bulacak. Bu durum ülke açısından oldukça sevindirici. Üretimdeki bu artışın bir sonucu olarak buğdayda ihracat da serbest bırakıldı.’’
Sezon başında Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO), 9 ile 10 milyon ton arasında alım yapacağını, bunun için hem finansman hem de depo hazırlıklarını tamamladığını anımsatan Büyükselçuk, şöyle devam etti:
‘’Ancak finansman zorlukları nedeniyle hem sanayici hem de zahireciler piyasada çok aktif olamayınca TMO alım hedeflerini yüzde 40 ila yüzde 50 oranında artırmak zorunda kaldı. Gelinen noktada TMO'nun alımları 9 milyon tonu geçmiş durumda ve toplamda 14-15 milyon ton civarında bir alım yapması bekleniyor.’’
"Ruslar gemileri vuruyor, hububat ve yağlı tohumlarda fiyatlar artıyor"
Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın kızıştığını ifade eden Nuri Büyükselçuk, şöyle devam etti:
‘’Ruslar Karadeniz’de Ukrayna limanlarını ve gemileri vuruyor. Son 10 günde 180-190 gemi vuruldu. Karadeniz’deki sıcak gelişmeler Türkiye'de iç piyasaya da yansıyor. Son bir hafta 10 gündür Rusya-Ukrayna savaşı ciddi şekilde kızıştı. Rusya, Ukrayna'nın limanlarını ve sivil gemileri de vurmaya başladı. Bu nedenle hiçbir armatör o bölgeye gitmek istemiyor. Lojistik krizi nedeniyle hububat ve yağlı tohumlarda dolar bazında yüzde 20 ile yüzde 50 arasında bir haftalık süre içinde artışlar meydana geldi. Yemde dışa bağımlılığımız yüzde 56 seviyesinde. Yaptığımız bu ithalatın ürün bazındaki oranları ise son derece kritik. Buğday ithalatının yüzde 98'i, ayçiçeği ithalatının yüzde 97'si, mısır ithalatının yüzde 86'sı, kepek ithalatının yüzde 84'ü kuzey komşularımız olan Rusya ve Ukrayna'dan karşılanıyor. Kuzey komşularımızda yaşanan bu sıkıntılar doğal olarak hem dünya fiyatlarını hem de Türkiye'deki ham madde fiyatlarını etkiledi. Sanayici ham madde bulamıyor ve gelecekte kaça bulabileceğini kestiremiyor.’’
"Üretici ve sanayici konkordato ve iflas kıskacında"
Yüksek faiz politikasının sanayici üzerindeki yıkıcı etkisi olduğuna dikkat çeken Büyükselçuk, sanayicinin stok tutamadığını ve iflas riskiyle karşı karşıya olduğunu söyledi. Büyükselçuk, şöyle konuştu:
‘’Yüksek faizler ve bankaların Merkez Bankası politika faizinin çok üzerindeki oranlarla piyasaya para arz etmesi nedeniyle sanayicinin elinde stok kalmadı. Eskiden herkesin elinde 2-3 aylık stok olurdu, bir haftalık yüzde 40-50'lik artışları çok dert etmez, stoktan kullanır ve piyasa normale dönene kadar idare ederdik. Ancak şu anda herkesin eli boş olduğu için hammadde fiyat artışları anında ürünlere yansımak ve zam olarak piyasaya dönmek zorunda kalıyor. Üreticiler ve sanayiciler konkordato ve iflas kıskacı altında. Yüzde 40-50, yüzde 60 faizlerle maliyetine bakmadan, sadece ticaretini sürdürebilmek için kredi kullanmak zorunda kalınıyor. Bu da sırttaki yükü daha da ağırlaştırıyor. Üretici ve sanayici (Şu 6 ayı bir atlatayım, yılı bir atlatayım) diye düşünüyor. Ama bu yüksek faiz politikası 3-4 yıldır devam ettiği için artık sürdürülemez aşamaya geldi.’’
Sanayicinin artık ayakta kalacak gücü kalmadığını anlatan Büyükselçuk, sözlerini şöyle tamamladı:
‘’Sohbet ettiğim tecrübeli bir sanayici dostumuz (Maalesef üreterek batıyoruz) diyor. Üreterek, çalışarak batıyoruz ve çok ciddi bir kriz dalgası geliyor. Yaklaşık 40 yıldır ticaretin içindeyim. 1994 krizini, 2001 krizini, 2008'i ve 2018'i yaşadım. Eskiden kriz olurdu, her şey tepetaklak olurdu, fiyatlar 2-3 katına katlanırdı fakat 6 ay ya da bir yıl sonra her şey normale dönerdi. İnsanlar zararlarını kapatır, kalanlarla yola devam ederdi. Ancak mevcut durum bence bir kriz değil, çünkü çok uzun süreli. 3-4 yıldır sürekli bu kadar yüksek faizle yürümek zorunda kalmak çok yorucu ve artık sanayicinin takati kalmadı. Bir süre sonra piyasada üreten firma kalmayacak. Ne yapılması gerekiyorsa bir an önce yapılması gerekiyor."
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.