Bazı çevrelerin “aşırıcı Yahudi yerleşimci” dedikleri bu gruplar, Batı Şeria’daki, Gazze’deki, Suriye topraklarındaki, hatta Lübnan’daki bazı bölgelere zorla girmeye devam ediyorlar.
Filistinlilerin evlerini, dükkânlarını, tarlalarını, çiftliklerini, camilerini basıyorlar.
Yüzlerce Filistinliyi öldürdü ya da yaraladılar, evleri, dükkânları, camileri ateşe verdiler.
Sadece İran savaşının başladığı 28 Şubat’tan bu yana 15 Filistinli, Yahudi yerleşimciler tarafından öldürüldü.
Yahudi yerleşimciler, Netanyahu Hükümetindeki başta Ben Gvir ve Smotrich olmak üzere bazı bakanların da açık desteğini alarak terör estiriyorlar.
Netanyahu’nun Koalisyon Hükümeti, göreve geldiği 2022 yılından bugüne Batı Şeria’da 112 yeni Yahudi yerleşimi kurulmasına izin verdi.
Bu izinlerin altında ise en çok Bakan Smotrich’in imzası var.
Koalisyon Hükümeti öncesindeki 30 yılda sadece 6 yerleşime izin verildiği düşünülürse, aşırı dinci Yahudi yerleşimcilerin son İsrail Hükümeti üzerindeki etkisi daha iyi anlaşılacaktır.
İsrail ve Filistin Yönetimi arasında 1995 yılında imzalanan Oslo Anlaşması'ndan hareket ederek Batı Şeria’daki durumu özetleyelim.
Oslo Anlaşması’yla birlikte Batı Şeria, A, B ve C olarak adlandırılan 3 bölgeye ayrılmıştır.
C Bölgesi, İsrail’in kontrolü altındadır.
B Bölgesi, Filistinli sivillerin ve İsrail güvenlik güçlerinin kontrolü altındadır.
A Bölgesi ise tamamen Filistinlilerin kontrolü altındadır.
Batı Şeria açısından A Bölgesi büyük önem taşıyor.
Çünkü Filistinlilerin yaşadığı kentlerin, kasabaların, köylerin büyük bir çoğunluğu A Bölgesi'ndedir.
İsrail Hükümeti ve ordusundan önceden izin almadan İsrailli sivillerin A Bölgesi’ne girişi yasaklanmıştır.
Söz konusu yasak, bölgede bulunan ve Yahudiler ile Hristiyanlar için kutsal olan bazı mezar yerlerini ziyaret etmek isteyenler için de geçerlidir.
A Bölgesi'ne çıkan yolların üstünde bulunan İbranice, Arapça ve İngilizce levhalarda, bölgeye İsrail vatandaşlarının giremeyeceği uyarısı vardır.
Batı Şeria’nın farklı noktalarındaki Filistinlilerin, akraba ziyareti başta olmak üzere farklı nedenlerle A Bölgesi’ne girişi serbesttir.
Ama ne levhaları ne de İsrail ordusunun uyarılarını dikkate almayan İsrailliler A Bölgesi’ne giriyorlar.
İsrailli yetkililer ise bu duruma bazı ekonomik nedenlerden ötürü göz yumuyor.
Çünkü İsraillilerin önemli bir bölümü A Bölgesi’ne araba tamiri, market alışverişi ve diş tedavisi başta olmak üzere daha ucuz mal ve hizmet alımı için girmektedir.
Bölgedeki Arap otomobil tamircilerinin, İsrail’deki tamircilerin aldığı ücretin yarısından daha azını istemesi, daha ucuza ikinci el de olsa yedek parça temin etmesi, İsraillilerin A Bölgesi’ne gelmesine yol açıyor.
İsrailliler, marketlerden daha ucuza sigara, içki, ekmek, yumurta, gıda maddeleri, tüp gaz vb. ürünler almak için de A Bölgesi’ne geliyorlar.
Buraya kadar A Bölgesi’ne, yasak ama sorun olmayan alışveriş, hizmet alımı amaçlı girişleri özetledim.
Gazze Savaşı’nın sonlarına doğru başlayan, İran ve Lübnan savaşları sürecinde hızlanan yeni girişleri ise aşırı dinci Yahudi yerleşimciler terör estirerek yapıyorlar.
Amaç, Filistinlileri baskı ve şiddetle korkutarak evlerini, arazilerini, zeytinliklerini bırakmaya ve başka yerlere göç etmeye zorlamak.
Filistinlilerden boşalan yerleri birleştirerek yeni yerleşimler kurulmasının önünü açmak isteyen bu gruplar, şimdilik İsrail güvenlik güçlerinin müdahalesiyle bölge dışına çıkarılıyorlar.
Ama her defasında geri gelen bu gruplara ciddi bir önlem alınmadığı, baskı yapılmadığı da biliniyor.
B ve C Bölgelerinde ise durum çok daha vahim.
İki Yahudi yerleşim birimi arasındaki arazilere, evlere sahip olan Filistinlilere tam anlamıyla terör uygulayan aşırı dinci gruplar, onları bölgeden kovmaya çalışıyorlar.
Hedefleri ise aradaki arazilerin sahipsiz kalmasını sağlayarak Yahudi yerleşimlerini birleştirmek.
Direnenlerin evlerini ateşe veren yerleşimciler, çıkan çatışmalarda yüzlerce Filistinliyi yaraladı veya öldürdü.
Aşırı dinci Yahudi yerleşimciler, işgal altındaki Suriye topraklarında da faaliyetlerini sürdürüyor.
2025 yılında kurulan Başan Öncüleri adlı bir grubun hedefinde, Suriye’de Yahudi yerleşimleri kurmak var.
Suriye ile Ürdün’ün bir bölümünü kapsayan bölgeye Basan adı veriliyor.
Basan bölgesi İncil’de de tarif ediliyor.
Siyonistler, Kral Og'un Başan'ı fethederek İsrailoğullarına verdiğine inanıyor ve bu topraklarda tarihî hak iddia ediyorlar.
Kendilerini Basan olarak adlandıran bu grubun hedefinde güneybatı Suriye’deki 3 vilayet var.
Grup, Dera, Kuneytra ve Süveyda vilayetlerinden oluşan bölgede bir Yahudi yerleşim yeri kurmak için faaliyet gösteriyor.
İsrail, bu bölgenin büyük bir bölümünü Aralık 2024’te, Beşşar Esad’ın devrilmesinden sonra işgal altına alarak “Tampon Bölge” ilan etmişti.
Basan grubu, bölgede kurulacak Yahudi yerleşim biriminin, İsrail’in 1967’deki 6 Gün Savaşı’nda Suriye’den ele geçirdiği ve 1981’de ilhak ettiği Golan Tepelerinin savunulmasında yardımcı olacağına inanıyor.
Son 3 ayda birçok kez gizlice sınırı geçen Basan Grubu üyeleri, bölgeyi işgal eden İsrail askerleri tarafından yakalanarak geri gönderildi.
Ben Gvir ile Smotrich’in dışında 2 bakan Eliyahu ve Karhi de Basan Grubu'na desteğini açıkça bildirdi.
Bir başka grup yerleşimci ise İsrail ordusunun işgalindeki Güney Lübnan’a girdi.
Grup, Lübnan topraklarında oluşturulan 10 km derinliğindeki tampon bölgede Yahudi yerleşim birimleri kurmak istiyor.
Söz konusu grubun üyeleri, Lübnan Hükümetinin şikâyeti üzerine şimdilik bölgeden çıkarıldı.
Yeni Yahudi yerleşimlerinin kurulması için hedefte olan bir başka alan ise Gazze.
Bu kez yerleşimciler değil, bizzat İsrail Hükümeti devrede.
Savaşın ardından Gazze’nin yüzde 60’ından fazlasını kontrol eden İsrail’in, bölgede 6 yeni Yahudi yerleşimi kurmayı planladığı ortaya çıktı.
Üstelik bu plana ilişkin açıklamaları Savunma, Ulusal Güvenlik ve Maliye bakanları yaptı.
Henüz imzası atılmayan bu projenin ekim ayındaki erken seçimlerden önce kesinleştirilmesi bekleniyor.
Gazze’de 2005 yılına kadar 6 Yahudi yerleşimi vardı.
Dönemin Başbakanı Şaron’un 2003’te aldığı karar üzerine bu yerleşimler 2005’te boşaltılarak yıkılmıştı.
Görüldüğü üzere İsrail’in kuruluşundan beri uygulanan genişleme politikası, Yahudi yerleşimciler aracılığıyla parsel parsel de olsa, karış karış da olsa devam ettiriliyor.
İsrail, 1948’de kurulduğunda sadece 14 bin kilometrekare büyüklüğündeydi.
Savaşlar ve işgaller sonucu günümüzde yaklaşık 28 bin kilometrekareye ulaşan İsrail, genişleme politikasında artık Yahudi yerleşimcileri de kullanıyor.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish
Hakkında daha ayrıntılı: İsrailyahudi yerleşimciBATI ŞERİAGAZZEgürbüz evren
DAHA FAZLA HABER OKU
turizm
Dr. Elif Dikmen Diriöz Çölün doğal ve kültürel mirasıyla uyumlu sürdürülebilir turizm örneği
Dr. Osman Gazi Kandemir Göç artık hibrit savaşın yeni cephesi
Murad Ali Irak'ta yeni nesil siyasetçi: Ali Zeydi
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.