YAYINLAMA 02 Ağustos 2026 13:40
GÜNCELLEME 02 Ağustos 2026 13:41
Bazı insanlar görevlerini tamamlayıp ayrılmazlar; emek verdikleri kurumların hafızasında, dokundukları insanların hayatında ve bir ülkenin kültür sanat dünyasında yaşamayı sürdürürler. Zuhal Üreten de hiç kuşkusuz bu isimlerden biri.
Türkiye İş Bankası’nda bağlılıkla, heyecanla ve mutlulukla geçen 35 yıl… Dile kolay. Birkaç satıra, birkaç tarihe ya da görev unvanına sığdırılması mümkün olmayan büyük bir emek hikâyesi bu. Basın ilişkilerinden kurumsal sosyal sorumluluğa, reklamcılıktan kültür sanat yönetimine uzanan; her aşamasında özenin, zarafetin, yaratıcılığın ve insan sevgisinin hissedildiği çok özel bir yolculuk…
Kalıcı eserlere dönüşen bir kariyer
Zuhal Üreten’in kariyerine baktığımızda, yalnızca başarıyla tamamlanmış görevler değil, ülkemizin kültür sanat hayatında kalıcı izler bırakan kurumlar görüyoruz. İş Sanat’ın 2000 yılında bir marka olarak doğuşuna tanıklık ve gelişimine öncülük etmesi; Türkiye İş Bankası Müzesi’nin, İktisadi Bağımsızlık Müzesi’nin ve Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nin kuruluş süreçlerini yönetmesi, bu uzun yolculuğun en kıymetli duraklarından yalnızca birkaçı.
Elbette bütün bu başarıların arkasında, Türkiye İş Bankası’nın Cumhuriyet’in kuruluş değerlerinden beslenen köklü kurum kültürü, kültür ve sanata verdiği kesintisiz destek ve ülkenin toplumsal gelişimine katkıda bulunma anlayışı bulunuyor. Bankanın sağladığı güçlü kurumsal zemin, uzun soluklu bakış açısı ve imkânlar sayesinde pek çok değerli proje hayata geçirildi, geçirilmeye devam ediyor. Zuhal Üreten, bu büyük vizyonu kültür sanat alanında somutlaştıran, kurumun birikimini yaratıcı projelerle buluşturan ve kendisine duyulan güveni kalıcı eserlere dönüştüren en önemli isimlerden biri oldu. Bu bakımdan onun 35 yıllık hikâyesi, kişisel bir başarı öyküsü olduğu kadar Türkiye İş Bankası’nın değerleriyle bütünleşmiş örnek bir kurum ve insan birlikteliğinin de hikâyesi.
Her işe katılan ruh
Ama Zuhal Hanım’ın yarattığı değeri yalnızca projelerle ve kurumlarla anlatmak eksik kalır. Çünkü onun farklı kılanların başında, yaptığı her işe ruhunu katmasında; kültür ve sanatı kurumsal bir faaliyet olmanın yanı sıra insanları birbirine yaklaştıran, hayatı güzelleştiren ve geleceğe bırakılan paha biçilmez bir miras olarak görmesi bulunuyor.
İş Sanat, Türkiye İş Bankası’nın kültür ve sanata duyduğu sorumluluk ile Zuhal Üreten’in vizyonu, emeği ve çalışma arkadaşlarının ortak gayreti sayesinde yalnızca önemli sanatçıları ağırlayan bir mekân olmadı; farklı kuşakların sanatla buluştuğu, genç yeteneklerin cesaret kazandığı, çocukların müzikle ve edebiyatla tanıştığı, İstanbul’un kültür sanat belleğinde çok özel bir yere sahip gerçek bir buluşma noktasına dönüştü.
Dostlukla biriken hatıralar
Yıllar boyunca onunla aynı heyecanı paylaşma, güzel projelerde bir araya gelme ve hepsinden önemlisi dostluğunu kazanma mutluluğunu yaşadım. İş Sanat’la ilgili hatıralarımda sahnelerin ışığı, alkışların coşkusu ve birlikte gerçekleştirilen çalışmalar kadar Zuhal Hanım’ın içtenliği, zarafeti, yapıcı yaklaşımı ve güzel sohbetleri de daima yaşayacak.
Bayrak emin ellerde
Ağustos ayından itibaren, İş Sanat’ın kurucu genel müdürü olarak taşıdığı bayrağı, 2018 yılından bu yana birlikte çalıştığı Defne Turaç’a devretti. Bu devir, yalnızca bir görev değişikliği değil; Türkiye İş Bankası’nın kültür ve sanata verdiği önemin, yıllar içerisinde oluşan deneyimin, kurumsal hafızanın ve çalışma kültürünün, yine kurumun içinden yetişen değerli bir isme emanet edilmesi anlamını taşıyor. Zuhal Hanım’ın en büyük eserlerinden biri de belki budur: Kendisinden sonra aynı heyecanla yoluna devam edebilecek güçlü bir ekip ve sağlam bir kültür bırakmak…
Yeni bir hayata merhaba
Bir sayfanın kapanması insanda elbette hüzün yaratır. Hele ki söz konusu olan, bir ömrün çok büyük bir bölümünü kaplayan 35 yıllık bir yolculuksa… Ancak böylesine dolu dolu yaşanmış bir dönemin ardından başlayan yeni hayat, vedadan çok yeni bir merhabayı hak ediyor.
Sevgili Zuhal Hanım,
Bir kurumdan ayrılıyor olabilirsiniz; fakat Türkiye İş Bankası çatısı altında geride bıraktığınız eserler, yetişmesine katkıda bulunduğunuz insanlar, kurduğunuz dostluklar ve hayatına sanatla dokunduğunuz sayısız kişi varlığınızı hep hissettirecek. İş Sanat’ın sahnesinde yükselecek her güzel seste, müzelerin kapısından merakla giren her çocukta, sanatla ilk kez buluşan her gençte sizin emeğinizden bir iz bulunacak.
Instagram mesajınızdaki o güzel ifadeyle, şimdi “gelsin hayat bildiği gibi”…
Ama inanıyorum ki hayat da sizi tanıyor. Sizin bulunduğunuz yerde yeni fikirlerin, güzel insanların, sanatın, dostluğun ve paylaşmanın mutlaka kendine bir yol bulacağını biliyor. Bu nedenle başlayan dönemi bir son değil; daha özgür, daha renkli ve yepyeni güzelliklere açık bir hayat sayfası olarak görüyorum.
Türkiye İş Bankası’nın kültür sanat yolculuğuna ve ülkemizin kültür sanat yaşamına kattığınız bütün değerler, birlikte biriktirdiğimiz güzel anılar ve kıymetli dostluğunuz için gönülden teşekkür ediyorum.
Yeni hayatınızın size sağlık, huzur, mutluluk ve bitmeyen bir üretme heyecanı getirmesini diliyorum. Yolunuz açık, neşeniz ve ışığınız daim olsun.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.