7582 sayılı kanunla, Türkiye’de yerleşik olmayan ve 1 Ocak 2026 tarihinden sonra Türkiye’ye yerleşen gerçek kişilere, yurtdışı kazançlarına yönelik, 20 yıl boyunca vergi muafiyeti tanınmıştır. Ancak kanunda geçen, daha önce Türkiye’de ikametgâhı bulunmamak şartı soru işaretleri yaratmıştır.
Değerli Fortune okuyucularım bu yazımda, yurt dışında yerleşik kişilerin Türkiye’ye yerleşmeleri halinde, yurt dışından elde ettikleri kazanç ve iratların 20 yıl süreyle gelir vergisinden muaf tutulması ile ilgili yeni düzenleme hakkındaki değerlendirmelerimi sizinle paylaşmak istiyorum. İngiltere’de uzun süre uygulanan ve “non-dom” olarak adlandırılan, vergi muafiyet sisteminin bir benzeri 7582 sayılı Kanun ile Gelir Vergisi Kanunu’na Mükerrer 20/D maddesi olarak eklenmiştir. Düzenlemeye göre 1.1.2026 tarihinden itibaren Türkiye’de yerleşmiş sayılan gerçek kişilerin, Türkiye’de yerleşmiş sayılmasından önceki son üç takvim yılında Türkiye’de ikametgâhının ve vergi mükellefiyetinin bulunmaması şartıyla Türkiye dışında elde ettiği kazanç ve iratları yirmi yıl boyunca gelir vergisinden müstesna olacaktır. İstisnadan yararlanmak isteyenler, yerleşmiş sayıldıkları takvim yılının sonuna kadar; yılın son iki ayında yerleşenler ise takip eden yılın ikinci ayının sonuna kadar, tarha yetkili vergi dairesine başvurarak “Yurt Dışından Elde Edilen Kazanç ve İratlar İçin İstisna Belgesi” almaları gerekmektedir. İstisnadan yararlanabilmek için kişilerin başvuru tarihi itibarıyla Türkiye’de yerleşmiş sayılmaları şarttır. Bu çerçevede kişinin Türkiye’de yerleşmeden önce elde ettiği; gayrimenkul sermaye iradı, menkul sermaye iradı veya değer artışı kazancı nedeniyle vergi mükellefiyetinin bulunması, bu istisnadan yararlanmasına engel teşkil etmeyecektir.
Buna karşılık, Türkiye’de yerleşmiş sayılmadan önceki son üç yıl içinde ticari kazanç, zirai kazanç veya ücret geliri (tevkifata tabi olsa dahi) nedeniyle mükellefiyet tesis edilmiş olması halinde ise Başkanı, YMM istisnadan yararlanılamayacaktır. İstisna belgesini alan gerçek kişiler 20 yıl boyunca yurt dışındaki kazançlarını Türkiye’de beyan etmeyecek olup, başka gelirleri nedeniyle beyanname vermeleri halinde de bu kazançlarını beyannameye dahil etmeyeceklerdir. İstisna sadece yurt dışı kaynaklı gelirleri kapsamakta olup, mükelleflerin Türkiye’de elde ettikleri kazanç ve iratlar (kira, kâr payı, serbest meslek kazancı, vb.) üzerinden vergi yükümlülükleri genel hükümlere göre devam edecektir. Ayrıca, istisna uygulaması açısından, vergi dairesinden alınacak olan belge şart olmakla birlikte yeterli değildir. Çünkü belge alındıktan sonra istisna şartlarının taşınmadığı yönünde bir tespitin yapılması halinde yurt dışı gelirleri üzerinden vergi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizi talep edilebilecektir. Bu nedenle istisna uygulamasının temel dayanağı olan ikametgâh kavramının kanunda neyi ifade ettiği oldukça önem taşımaktadır. Her ne kadar Mükerrer 20/D maddesinin uygulaması ile ilgili olarak yayınlanan tebliğde çeşitli örnekler üzerinden açıklama yapılsa da ikametgâh kavramı hala açık ve net değildir. Örneğin Türkiye’ye iki aylığına gelip kendi evinde kalan bir kişinin Türkiye’de ikametgâhı olmadığı kabul edilecek midir?
Düzenlemedeki ikametgâha ilişkin sorunlar netleşmeden yurt dışında mukim kişilerin düzenlemeden yararlanmada dikkatli olmalarını öneririm. Bakanlığın konuyu bu açıdan yeniden değerlendirmesi ve oluşan tereddütleri gidermesi uygulamanın başarıya ulaşması yönünden faydalı olacaktır.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.