3 Ağustos 2026, Pazartesi · 11:10 Piyasalar Açık
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Avrupa artık panelin fiyatını değil menşeini soruyor

Avrupa artık panelin fiyatını değil menşeini soruyor

İtalya’da geçen aralıkta sonuçlanan bir ihale, güneş enerjisi sektöründeki 10 yıllık bir kuralı sessizce bozdu. İtalyan enerji kurumu GSE’nin yürüttüğü FER-X ihalesinde 88 projeye toplam 1,1 gigavatlık kapasite, ortalama 66,38 Euro/MWh fiyatla tahsis edildi. Bu fiyat, karşılaştırılabilir kısıtlanmayan bir ihaleye göre yaklaşık yüzde 17 daha yüksekti. Farkın tek sebebi vardı: İtalyan hükümeti 1 megavat üstü projelerde Çin menşeli modül, hücre ve invertör kullanımını dışlamıştı.

Avrupa ilk kez Çinli olmayan panele bilerek fazla ödedi.

Hindistan’ın dev sanayi grubu Tata Power’ın bu ay açıkladığı Avrupa’ya ilk hücre ve panel ihracatı planı da bu kapının ürünüdür. Şirketin hedefi, İtalya olduğu belirtilen tek bir ülkeye 2 ila 3 gigavatlık sevkiyat.

Gelişme Türkiye’yi alışılmış okumadan farklı biçimde ilgilendiriyor. Türk basınında olay “Hindistan geliyor, Türk üreticisi fiyatta sıkışacak” şeklinde okundu.

Kapı ne kadar açık? Ne kadar süre açık?

Gerçekçi olmak gerekiyor. Açılan kapı bir kurtuluş değil, fırsat penceresi. Fiyat dışı kriter yalnızca ihale kapasitesini kapsıyor. Kurulumların önemli kısmı çatı uygulamaları ve ikili anlaşmalarla ilerliyor; buralarda hâlâ en ucuz panel kazanıyor.

Daha önemlisi, bu pencere kalıcı değil. Üç takvim aynı noktaya işaret ediyor.

Birincisi, Avrupa Birliği ile Hindistan arasındaki serbest ticaret anlaşması müzakereleri Ocak 2026’da tamamlandı. İmzanın 2026 sonunda, yürürlüğün 2027 başında olması öngörülüyor ve anlaşma Hint ihracatının yüzde 93’üne gümrüksüz erişim tanıyor. Türkiye’nin Gümrük Birliği’nden gelen tarife avantajı böylece aşınacak.

İkincisi, Tata Power’ın Odisha’daki ingot ve wafer tesisinin inşaatına ekimde başlanması, tesisin Ocak 2028’de devreye alınması planlanıyor. Hindistan ölçeğini henüz kurmuş değil.

Üçüncüsü ve en ağırı, erişim hakkıyla ilgili. Avrupa Komisyonu 4 Mart 2026’da Sanayi Hızlandırıcı Yasası önerisini kabul etti. Öneri, kamu alımları ve destek programları için AB menşeli kota getiriyor; anlaşması bulunmayan üçüncü ülke firmalarını dışarıda bırakıyor. Temmuzdaki kamu alımları tüzüğü önerisi ise “Avrupa tercihi” mekanizması kuruyor: İhaleye katılım, Birlik’te yerleşik firmalarla, Kamu Alımları Anlaşması taraflarıyla veya AB ile ilgili anlaşması bulunan ülkelerle sınırlandırılabilecek.

Türkiye için kritik durum burada başlıyor. Kamu Alımları Anlaşması’nda yalnızca gözlemciyiz; Gümrük Birliği ise kamu alımlarını kapsamıyor.

Her iki metin de öneri aşamasında ve 2027 ortasından önce yürürlüğe girmeleri beklenmiyor. Bugünkü kriter Birlik menşeini değil Çin dışı menşei arıyor. Entegre Türk üreticisi bu nedenle uygun tedarikçi. Ancak yön belli: Türk üreticisinin orta vadeli sorunu yalnızca panelin içindeki hücrenin nereden geldiği değil, firmanın o ihaleye girme hakkının bulunup bulunmadığı olacak. Sertifikasyonla çözülemeyecek tek başlık budur.

Türkiye’de artık tek bir panel sektörü yok

Yerli fotovoltaik sanayiini tek blok olarak konuşmayı bırakmamız gerekiyor. Sektör fiilen ikiye ayrıldı; Avrupa’nın yeni kriterleri bu ayrımı kader çizgisine dönüştürdü.

Bir tarafta entegre üreticiler var. Kalyon PV’nin entegre hücre ve panel kapasitesi 2026’daki yatırımla 2,1 gigavata çıktı. Smart Güneş, CW Enerji ve HT Solar da hücre kapasitesini büyüttü. Bu firmalar coğrafi yakınlık ve teslim hızıyla İtalya tipi ihalelerde uygun tedarikçi konumunda. Onlar için gelişme risk değil, fırsattır.

Diğer tarafta, sayısı kırk civarında olan, hücresini ithal edip panel montajı yapan firmalar var. Avrupa’nın yeni ihale mimarisi bu grubu tanımı gereği eliyor. Panel Türk menşeli olsa da hücre Çin’den geliyorsa dayanıklılık kriteri sağlanmıyor.

Türkiye’deki kurulu montaj kapasitesi iç pazar talebinin belirgin biçimde üzerinde. Mayıs 2026 sonunda güneş kurulu gücü 26.899 megavata, toplam kurulu güç içindeki payı yüzde 21’in üzerine çıktı. Montaj kapasitesinin finansal sürdürülebilirliği ihracata bağlı. İhracat kapısı daralan montajcı iç pazara yöneldiğinde, arz fazlası piyasada fiyat savaşı kaçınılmaz hale gelir.

İç pazar da daraltıldı. 2 Nisan 2026 tarihli değişiklikle, 1 Mayıs’tan itibaren mesken aboneleri hariç lisanssız üretimde saatlik mahsuplaşmaya geçildi. Muafiyet meskene tanındığı için yük, panel talebini yaratan sanayi, ticarethane ve tarımsal sulama abonelerinde kaldı.

Saatlik mahsuplaşmanın ciddi bir sistem iktisadı gerekçesi var. Aylık mahsuplaşma, şebekeyi bedelsiz depolama aracı gibi kullanmaya ve maliyeti diğer tüketicilere yaymaya imkân veriyordu. 2026’da saatlerin yaklaşık yüzde 8’inde piyasa takas fiyatı sıfır oldu.

Asıl sorun kararın kendisi değil, ikame bir aracın eş zamanlı devreye alınmamasıdır. Teşvik kaldırıldı, karşılığı konulmadı. Net enerji ithalatçısı bir ülkede öz tüketim yatırımlarının geri dönüşünü uzatan düzenleme, ancak depolamanın önü açılırsa savunulabilir. Depolamalı öz tüketime kapasite tahsisi, hızlandırılmış amortisman ve ihtiyaç fazlası enerjiyi değerlendirecek bir mekanizma bu boşluğu kapatacak asgari paket olurdu.

Girdi tarafındaki baskı da aynı yönde çalışıyor. Fotovoltaik hücre ve blue wafer için birim gümrük kıymeti, Temmuz 2025’te 85 dolar/kilogramdan 170 dolara çıkarıldı. Ticaret Bakanlığı 19 Haziran 2026’da Çin, Malezya ve Vietnam menşeli güneş paneli camı ithalatına damping soruşturması başlattı. Araçlar entegre üretimi teşvik ediyor; fakat kısa vadede ithal girdiyle çalışan montajcının maliyetini yükseltiyor.

Yani montajcı firma üç uçtan birden sıkışıyor: Dışarıda pazar daralıyor, içeride girdi pahalanıyor, iç talep ise düzenlemeyle frenleniyor.

Ne yapılmalı?

Şirketler tarafında öneri elbette herkesin ingot fabrikası kurması değildir. İngot ve wafer üretimi zincirin en enerji yoğun halkasıdır; Türkiye’nin sanayi elektrik fiyatı ciddi dezavantajdır. Bu adım ancak öz tüketim veya kapasite tahsisli elektrik anlaşmasıyla anlamlıdır.

Buna karşılık pencereye yetişebilecek üç iş, fabrika kurmaktan çok daha hızlıdır: Ürün bazında karbon ayak izinin doğrulanması. Hücre menşeinin belgelenmesi ve tedarik zincirinin izlenebilir hale getirilmesi. Avrupa ihalelerine ön yeterlilik dosyaları hazırlanması. Bunlar yıllarla değil, aylarla ölçülen işlerdir.

Politika tarafında iki başlık öne çıkıyor.

Birincisi, yerlilik tanımının yerli katkı oranından izlenebilirliğe kaydırılmasıdır. Bugünkü teşvik mimarisi, ithal hücreyle yapılan montajı da büyük ölçüde yerli üretim sayıyor. Avrupa ise kriterlerini tam olarak bunu elemek için kuruyor. İki tanım arasındaki açık kapanmadığı sürece, iç pazarda korunan kapasitenin dış pazarda karşılığı olmayacaktır.

İkincisi ve daha acili, kamu alımları faslıdır. Türkiye’nin AB ile kamu alımlarına ilişkin çerçeveye kavuşması, Gümrük Birliği güncellemesinin alt başlığı olarak beklenmeyi kaldırmıyor. Ayrı ve öncelikli bir dosya olarak ele alınmalıdır. Zamanlama argümanı da hazırdır: İlgili tüzük önerileri hâlâ Parlamento ve Konsey aşamasında, yani “kapsam dışı ülke” tanımı henüz kesinleşmedi. Tanım yazılırken masada olmak, sonradan istisna aramaktan çok daha ucuzdur.

Rekabetin para birimi değişti

Avrupa’da açılan şey ucuz panel savaşı değil, primli Çin dışı kotadır. Arkasında AB’nin Net Sıfır Sanayi Yasası var. Düzenleme, yenilenebilir enerji ihalelerinin en az yüzde 30’unda fiyat dışı kriteri zorunlu kılıyor. Kriterlerin ağırlığı yüzde 15 ile yüzde 30 arasında. Dayanıklılık kriteri, tek bir ülkenin Birlik talebinin yarısından fazlasını karşıladığı teknolojilerde devreye giriyor. Avrupa’da panellerin yüzde 95’inden fazlası ithal, modül ve hücrenin yüzde 94’ü Çin’den geliyor. Bu bir gümrük vergisi değildir. Avrupa Çin panelini pahalılaştırmıyor, ihalede eliyor. Rekabet maliyet değil belgelenebilir menşe üzerinden yürüyor. Aynı sorunun ABD’de sorulması, bunun geçici bir Brüksel hevesi olmadığını gösteriyor. ABD’de projelerde ürünlerin en az yüzde 40’ının kısıtlı kuruluşlar dışından tedariki şarttır. Brüksel ve Washington aynı soruyu soruyor: Bu panelin içindeki hücre nereden geldi?

Sonuç

Güneş panelinde rekabet fiyattan menşeye döndü. Bu durum Türkiye için aynı anda hem risk hem fırsattır, ancak ikisi farklı adreslere yazılıdır. Hücresini üreten firma için Avrupa’da primli bir fırsat penceresi açıldı. Hücresini ithal eden firma için hem o kapı kapandı hem de iç pazarda fiyat savaşının fitili ateşlendi.

Üstelik bu kez sorun yalnızca sanayinin değil. Firmalar sertifikasyonunu tamamlayabilir, hücre kapasitesini büyütebilir. İhaleye girme hakkını ise yalnızca ticaret diplomasisi sağlayabilir. Kimin hangi tarafta olacağını belirleyecek süre, iyimser tahminle on sekiz ay.

İlgili Haberler
Makroekonomi SON DAKİKA | Bakan Bolat açıkladı: İhracatta yeni rekor CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi Petrol aşağı, altın yukarı! Piyasalarda savaş baskısı... CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi ALTIN FİYATLARI NE KADAR? 3 AĞUSTOS PAZARTESİ CANLI ALTIN FİYATLARI Yeni Asır Ekonomi · 12 dk önce Makroekonomi Piyasalarda ilginç gelişmeler var! Sözcü Ekonomi · 15 dk önce Makroekonomi TCMB'den Dijital Türk Lirası Projesi açıklaması: Başvuru değerlendirme süreci tamamlandı Ekonomist · 16 dk önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.