3 Ağustos 2026, Pazartesi · 22:00 Piyasalar Kapalı
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Deniz Göktaş cezaevindeki ilk ayını anlattı

Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuklu bulunan komedyen Deniz Göktaş, Çorlu’daki cezaevinde geçirdiği ilk bir aylık sürece ilişkin gözlemlerini ve sağlık durumunu içeren bir mesaj yayımladı. Sosyal medy…

Doviz.com 03 Ağustos 2026 20:15

Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuklu bulunan komedyen Deniz Göktaş, Çorlu’daki cezaevinde geçirdiği ilk bir aylık sürece ilişkin gözlemlerini ve sağlık durumunu içeren bir mesaj yayımladı. Sosyal medya hesabı üzerinden paylaşılan metinde cezaevi koşulları, dışarıdaki dayanışma faaliyetleri ve hücredeki günlük yaşamına dair ayrıntılı bilgiler yer aldı.

Göktaş, mesajına hücresinden gelen şarkı sesleri eşliğinde başladığını belirterek, hakkında çıkan bazı yanlış bilgileri düzeltti. Kendisiyle görüşmeyen bir avukatın "Deniz bizi unutmayın dedi" şeklinde bir bilgi yaydığını ifade eden Göktaş, böyle bir talebinin veya duygusunun olmadığını vurguladı.

Arkadaşlarına sürekli paylaşım yapmamaları yönünde telkinlerde bulunduğunu dile getiren komedyen, adliye çıkışında söylediği "neşemizi çalamazlar" ifadesinin aslında ironik bir tonla söylendiğini fakat bu ayrıntının kamuoyuna yansırken kaybolduğunu belirtti. Romantik, arabesk veya talepkâr cümlelerin kendisine ait olmadığını, ruh halinin bu durumlardan uzak olduğunu ekledi.

Cezaevi koşulları ve günlük yaşam detayları

Çorlu’da 1 ayını doldurduğunu ve Tekirdağ’ın Ankara, Çorum, Antalya ve İstanbul’dan sonra en çok vakit geçirdiği şehir haline geldiğini belirten Göktaş, sağlığının ve moralinin yerinde olduğunu bildirdi.

Cezaevinin romantize edilmemesi gereken bir yer olduğuna dikkat çeken Göktaş, mecburi kalınmadıkça buraya girilmemesi gerektiğini ifade etti. Mahrumiyetlerin yanı sıra klavye ve bıyık makası gibi nesnelerin önemini burada anladığını söyleyen komedyen, bıyık makası talebine yanıt alamadığını ancak ziyaretine gelen Erkan Baş’tan bıyıklarıyla ilgili övgü aldığını paylaştı.

Kaldığı cezaevinin "Kuyu Tipi" olarak bilindiğini hatırlatan Göktaş, güneşsizlik, havasızlık ve sosyal izolasyonun kalıcı zararlar verebileceği konusunda uyarıda bulundu. Sayımlar dışında insan sesi duymadan günlerini geçiren mahkumların bulunduğunu, sistemin düşünülenden çok daha yalnızlaştırıcı olduğunu aktardı. Güneş ışığı alabilmek için 7 metrelik duvarların arasında yer değiştirmek zorunda kaldığını anlatan Göktaş, kendisine gönderilen kitaplar ve mektuplar sayesinde hücresinde kalabalık bir iletişim ağı kurduğunu belirtti.

Dışarıdaki dayanışma ve güncel gözlemler

Mektupların çoğunu okuduğunu ve kalış süresi uzarsa cevap yazacağını ifade eden Göktaş, avukatların dış dünyayla bağ kurma noktasında çok önemli bir rol oynadığını vurguladı. ODTÜ mezuniyet törenindeki pankartları gördüğünde duygulandığını ve dışarıdaki desteğin kendisi için kıymetli olduğunu belirtti. Televizyonda Masterchef izlediğini ve Aktroll kanallarındaki yayınları takip ederek zaman geçirdiğini söyleyen Göktaş, "Değerleri aşağılayan komedyen" tanımından kurtulmak için bazı ironik önerilerde bulundu.

Okuma planları arasında yer alan Moby Dick kitabının henüz eline ulaşmadığını, cezaevi okuma komisyonunun incelemesinin sürdüğünü belirten Göktaş, kütüphanedeki kitap çeşitliliğine de değindi. İki haftadır hücresinde kendisiyle birlikte yaşayan Leo isimli güvercinle olan hikayesinin bir mizah dergisinde yayımlandığını da notlarına ekledi.

Deniz Göktaş'ın paylaştığı metnin tamamı şu şekilde;

"Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan selamlar.

Size bu satırları hemen yan hücremden gelen “Aşkın mapushanee, içindee ben mahkum” dizeleri eşliğinde yazıyorum.

Bir düzeltmeyle başlayayım; tanımadığım ve görüşmediğim bir avukat “Deniz bizi unutmayın dedi ” gibi bir bilgi yaymış. Ne böyle bir duygum var ne de öyle bir talebim oldu. Aksine sürekli beni paylaştığını öğrendiğim arkadaşlarıma şu mesajı yolladım: “Abartma be king, yaz böyle geçmez.” Hazır hayatımın ilk tekzibini yapıp kendimi bir şey sanmışken hız kesmeden ikinciyi de yapayım. Biraz gecikmeli olacak ama tutuklandığımı öğrenince söylediğim “neşemizi çalamazlar” mesajını tırnak içinde olduğunu vurgulayarak söylemiştim. Nöşömözü çolomozlor gibi. Ama adliyeden Twitter’a ulaşana kadar yolda ironik tırnaklar kaybolmuş. Bana bu haberler geç geldiği için özetle şöyle diyebilirim; romantik, arabesk ya da talepkar bir cümle duyarsanız bilin ki doğru değildir. Çünkü ruh halim — olumlu anlamda — üçünden de uzak.

Evet, Çorlu’da birinci ayımı doldurdum. Ankara, Çorum, Antalya ve İstanbul’dan sonra en çok vakit geçirdiğim şehir Tekirdağ oldu. Beş Şehir’i tamamladım. Gelirseniz gezdiremem ama şehrimizin en çok ziyaret edilen noktası olan cezaevine çoğu Tekirdağlıdan daha hakimim. En iyi köfteciyi herkes bilir.

Moralim yerinde, sağlığım iyi. Bir ay boyunca kötü hissettiğim tek bir an bile olmadı. Tabii ki cezaevi romantize edilebilecek bir yer değil. Bunu herkes bilir. Monopoly’de bile kodese girince sinir krizi geçiren arkadaşlarım oldu. Yine de adettendir, benden de duyun; cezaevine girmeyin mecbur kalmadıkça.

Aile, arkadaşlar, iletişim ve seyahat özgürlüğü, gözetlenmediğim bir oda, güneş, sahne, sokakta yürümek gibi mahrumiyetlerin yanında önemini burada anladığım şeyler de oluyor. Klavye ve bıyık makası benim için önemliymiş. Klavyeye hazırlıklıydım ama bıyık makası sürpriz oldu. Berber prosedürünü öğrenene kadar bıyıklar ağzımı kapattı. Kantin listesinde olmamasına rağmen şansımı deneyip “Bıyık makası?” diye dilekçe yazdım; cevap verilmeyen tek dilekçem oldu. Bir filmde dev makası olan bir adam gördüm. Çok özendim. Hayatımda ilk kez canım makas çekti. Neyse ki bıyığım Türkiye’de övgü alabileceği en kritik kişiden övgü aldı; ziyarete gelen Erkan Baş’tan.

Özetle cezaevine girmemeye çalışın ama işinizi olması gerektiği gibi yapmanın karşılığı buysa en huzurlu uykular burada uyunuyor. Sonraki gün yapacak işinizin ya da verilmiş sözünüzün olmaması da cabası.

Kaldığım cezaevi “Kuyu Tipi” olarak biliniyor. Bu konuda uzmanların, avukatların ve uzun süre tecrübe etmek zorunda kalmış insanların yazdıklarını okumanızı tavsiye ederim. Benim kısa süreli gözlemim; güneşsizlik, havasızlık ve sosyal izolasyonun kalıcı fizyolojik ve psikolojik zararlar vermesi kaçınılmaz. Sayımlar dışında insan sesi duymadan günleri, haftaları geçen mahkumlar var. Cezaevi deyince aklımızda canlanandan çok daha yalnızlaştıran bir sistem.

Ben belki kısa süreli olacağını umduğum için dışarıda da bazen yaptığım goblin moduna geçerek şimdilik uyum sağladım. Ama öğlen 7 metrelik duvarları olan avluda yüzüme gelsin diye güneşle köşe kapmaca oynamam gerekiyor. Yolu bir şekilde bu kuyuya düşen güvercin* ve dev çekirgeler duvarları aşamadıkları için benimle beraber kalıyorlar, haklarında CİMER şikayeti olmamasına rağmen. Yalnız hissettirmiyorlar. Gönderdiğiniz kitap kargoları ve şimdiden plastik komodinimin iki çekmecesini dolduran mektuplar hayatımdaki en kalabalık zamanımı yaşamamı sağladı hücrede. Hepsini okudum mektupların, kalışım uzarsa cevap da yazacağım. Yakın arkadaşlarımdan “Niye cevap yazmıyorsun şerefsiz, bu sefer turnede olmadığını hepimiz biliyoruz” tarzı mektuplar gelmeye başladı. WhatsApp’tan kurtuldum, bu sitemden kurtulamadım. Kitap hediyeleri ve mektuplarla memurlara ek mesai çıkardık. Size de, şikayet etmeden hızla yardımcı olan memurlara da teşekkürler.

Düzenli ziyarete gelen avukatlar da nefes oluyor. Cezaevinin yıldızları onlar. Ton balığını cezaevi kantinine ekleten avukatla tanıştım, çok heyecanlandım. Burada Oğuzhan Uğur’dan daha popüler. Dışarıya dair haberleri de onlardan alıyorum.

Okul arkadaşlarım başta olmak üzere dışarıda destek olan, dayanışma gösteren herkese de çok teşekkürler. Sabah 8 sayımlarında memurlar gelene kadar uyanık kalabilmek için “Bugün kim tutuklandı” temalı programlar izlemeye alışmışken, bir sabah ODTÜ Mezuniyet pankartlarıyla uyandım. Gözlerim doldu ilk kez. İyi ki varsınız. Athena Gökhan’ın törende benle ilgili yaşadığı kafa karşılığına çok güldüm. Sansürcü Punkçı da Türkiye’ye kısmetmiş.

Anarchy in THE UK AcunMedya in Turkey

Böyle diyorum ama NATO ve Dünya Kupası bittiğinden beri Masterchef izliyorum. Açar açmaz orada da bir Karadenizli kazandı. Bütün ülkeyi kısık ateşte karadenize ettiler. (Deniz içerde şimdi ne şaka malzemesi biriktirmişsindir? Aynen kardeşim ful böyle notlar alıyorum, özür.) Burçin ve Tolğa favorim.

İlk hafta ülkeme dair moral tazelemek için Aktroll kanalları izledim; NATO Zirvesi Özel. Programlarda önce bana sövüp ahlak dersi veriyorlardı, sonra Donald Trump övüyorlardı, Türkiye için büyük şansmış varlığına duacılar. Ben de dersimi aldım.

“Değerleri aşağılayan komedyen” den, “Değerli dostum”a terfi etmek için eksiklerim:

- Epstein ile kanka olmak - Gazze’yi Netanyahu ile birlikte tatil köyü yapma vaadi

Bir kelime şakası ve bir didaktik çıkış yaptığıma göre aylık güncellememi sonlandırabilirim. Hala kararlıyım, Moby Dick’i bitireceğim. Geçen öyle yazdım ama elime geçmedi henüz. Diğer kitaplar geldi, Moby Dick hala kontrolde. Cezaevi okuma komisyonu da bitiremiyor, bela bir kitap. Aslında cezaevi kütüphanesi çok iyi, Chomsky bile var. Belki o da Epstein kontenjanından girmiştir.

(*) 2 haftadır benimle yaşayan güvercin Leo ile tanıştığımız günün öyküsünü yazdım, Uğur Gürsoy Uykusuz Ağustos sayısında çizdi. Benim yerime de okuyun, buraya Uykusuz sokamıyormuşuz.""

Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler."

Etiketler: dayanışma mektup Deniz Göktaş komedyen Çorlu Cezaevi Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi Kuyu Tipi Cezaevi Erkan Baş sosyal izolasyon cezaevi koşulları

Haber kaynağınızı doviz.com olarak seçin

Kaynak: Döviz.com
İlgili Haberler
Borsa Danimarka zorunlu askerlik süresini 11 aya çıkardı Döviz.com · 1 dk önce Borsa ABD Başkanı Trump'tan İran'a son şans uyarısı Döviz.com · 3 dk önce Borsa Ukrayna'dan dron saldırısı iddiası: Türk kaptandan yardım çağrısı Döviz.com · 3 dk önce Borsa Fatih Erbakan'dan Şimşek'e: Yazık Türkiye'ye, hepsi sıfır nokta dört için mi? Döviz.com · 9 dk önce Borsa Cem Küçük soruşturmasında Tahir Sarıkaya da gözaltında Döviz.com · 17 dk önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.