EkonomiEkmekte 'nöbetçi fırın' dönemi mi başlıyor? Fırıncılardan ezber bozan teklif
365 gün, bayram seyran demeden çalışan fırıncılar, 7 gün 24 saat her gün tezgahının başına geçiyor. Yarım milyondan fazla kişinin ekmek yediği sektörde, her köşe başına açılan ya da ruhsatsız çalışan fırınlar en önemli sorunlar arasında. Mahalle fırıncılığının korunması gerektiğini belirten fırıncılar, gençlerin bu mesleğe ilgi duymamasından da yakınıyor.
04 Ağustos 2026 - 07:00 | Son Güncelleme: 04 Ağustos 2026 - 07:00
Hülya ÇAYLAKHülya ÇAYLAK / POSTA
Türkiye Fırıncılar Federasyonu’nun verilerine göre, Türkiye genelinde aktif olarak ekmek üreten tam 25 bin fırın var. Sektör lojistiğinden, ununu taşıyanından tezgahtarına kadar 500 bini aşkın insana, aileye doğrudan ekmek kapısı oluyor. Sadece İstanbul genelinde ise yaklaşık 4 bin fırın faaliyet gösteriyor. Fırıncı esnafı son yıllarda özellikle büyükşehirlerde artan giderlerden yakınsa da, merdivenaltı üretimden, nitelikli işgücü bulamamaktan ve kontrolsüzce her köşebaşına açılan fırınlardan da şikayetçi.
YARIM KAPASİTEYLE OLMUYOR
Fırıncılıkta “ortalama kazancın” olmadığını, kârlılığın tamamen fırının günlük tezgah satışına, yani üretim kapasitesine bağlı olduğunu belirten İstanbul Fırıncılar Esnaf Odası Başkanı Erdoğan Çetin, “Ama burada bir tezat var. Fırıncılar olarak günlük ortalama 200 milyon adet ekmek üretim kapasitemiz var. Buna karşılık günlük üretimimiz 105-110 milyon adet civarında. Yani fırınlarımız, toplam kapasitelerinin ancak yüzde 25’i ile yüzde 50’si arasında bir dolulukla çalışabiliyor. Yarım kapasiteyle dönen bir fabrika nasıl ayakta kalmakta zorlanırsa, fırıncı esnafımız da öyle zorlanıyor” dedi.
MALİYETİ KURTARAMIYOR
Şu anki ekmek fiyatlarının esnafın maliyetini kurtarmadığını anlatan Çetin, “Maalesef ucu ucuna, hatta çoğu yerde zararına bir mücadele var. Bizim en büyük çıkmazımız şu: Un, maya, işçilik, elektrik, doğalgaz maliyetleri her gün yerinde durmazken, ekmek tarifeli bir ürün olduğu için fiyatı aylarca sabit kalıyor. Esnafımız aylarca o biriken maliyet şokunu kendi cebinden sübvanse etmek zorunda kalıyor. Ekmek fiyatı belirlenirken sadece un fiyatına bakarak hesap yapmak yanlış, tüm girdi enflasyonu reel olarak masaya konmalı” diye konuştu.
DESTEK BEKLİYORLAR
Esnafı rahatlatacak destekler olması gerektiğini belirten Çetin, şunları söyledi: “Biz diyoruz ki, madem ekmek halkın temel gıda maddesi, o zaman bu ekmeği üreten fırıncıya da devletimiz ‘stratejik üretici’ gözüyle bakmalı. Esnafımızı biraz olsun rahatlatmak için fırınların kullandığı elektrik ve doğalgazda ticari tarife kaldırılmalı, ‘üretici/esnaf tarifesi’ adıyla indirimli bir model getirilmeli. Un ve maya fiyatlarında istikrar sağlayacak destekler verilmeli, en önemlisi de sırtımızdaki en büyük yük olan istihdam üzerindeki vergi ve SGK yükleri hafifletilmeli.”
TARİFE ESNEKLİĞİ OLMALI
“Üzerine bir de İstanbul’un ekonomik gerçeği ekleniyor” diyen Çetin, şöyle devam etti: “İstanbul, Türkiye’nin en pahalı şehri. Buradaki fırıncının giderleriyle Anadolu’daki bir fırıncının maliyeti bir tutulamaz. Dolayısıyla tüm Türkiye’ye tek bir fiyat tarifesi açıklamak İstanbul esnafını zor durumda bırakıyor. İstanbul’a özel, diğer illerden yüzde 10-15 daha yukarıda bir fiyat tarifesi getirilebilir. Daha uygun fiyatlı ekmek arayanlar için zaten İstanbul’da bir Halk Ekmek alternatifi var. Ama esnafımızın kapısına kilit vurmaması için bu bölgesel tarife esnekliği devletimizce mutlaka sağlanmalı.”
HER KÖŞE BAŞINDA OLMAMALI
Kontrolsüz açılan fırınlardan da şikayet eden Çetin, “Her köşe başına, plansızca açılan her yeni fırın, mevcut esnafın zaten dar olan üretim kapasitesini biraz daha baltalıyor, maliyetleri suni olarak yukarı tırmandırıyor. Nasıl ki eczanelerde bir nüfus ve mesafe kotası varsa, fırınlar için de acilen bir ‘Fırın Planlama Kotası’ devreye sokulmalı. Sınırsız arzın olduğu yerde kalite düşer, haksız rekabet esnafı bitirir. Bu durum artık sektörün ölüm kalım meselesidir” dedi. “Elini hamura sürmemiş, bu işin çilesini çekmemiş kişilerin fırın açmasının önüne geçilmeli” diyen Çetin, şöyle devam etti:
NİTELİKLİ ELEMAN BULUNAMIYOR
“Ruhsat için mutlaka mesleki yeterlilik belgesi şart koşulmalı. Usta-çırak ilişkisi zayıfladığı için nitelikli işgücü bulmakta zorluk çekiyoruz. Bu kültürü koruyamazsak gelecekte ekmeğimizi yapacak usta bulamayacağız. Mahalle fırıncılığı mutlaka korunmalı. Çünkü fırıncı sadece ekmek üretmez, zor günde kapısını çalacağınız bir dosttur. Şu an para verseniz dahi çalıştıracak hamurkar, pişirici, usta bulamıyoruz. Gece mesaisi olması ve fiziksel olarak ağır bir güce dayanması nedeniyle gençler mesleğe ilgi duymuyor. Bu krizi aşmak için fırıncılık meslek liselerini, çıraklık okullarını yeniden çok cazip hale getirmeliyiz.”
RUHSATSIZ ÇALIŞANLAR ESNAFIN SIRTINDA YÜK
Fırıncı esnafının bir diğer sorunu da merdivenaltı/ruhsatsız çalışan fırınlar. Bu durumu dürüst esnafın sırtındaki en büyük hançer olarak tanımlayan Çetin, “Merdiven altı yerler vergi vermiyor, sigortasız işçi çalıştırıyor, hijyen hak getire... Bu durum, tüm yasal yükümlülüklerini yerine getiren esnafımıza karşı çok ağır bir haksız rekabet yaratıyor. Belirli şartları ve kriterleri taşıyan mevcut ruhsatsız fırınlar için ‘bir defaya mahsus’ bir ruhsatlandırma yapılabilir. Bu miladı koyup mevcut yapıyı disipline ettikten sonra, kayıtdışı fırın açılışlarının önüne kesin olarak geçeriz” diye belirtti.
NÖBETÇİ FIRIN UYGULAMASI
Fırın işçiliğinin dünyanın en fedakar mesleklerinden biri olduğunu vurgulayan Çetin, şöyle konuştu: “Bizim fırınlarımız 7 gün 24 saat kesintisiz, durmaksızın çalışıyor. Bu ağır çalışma şartlarını biraz olsun insani boyutlara taşımak adına, kamu otoritesi tarafından her ilçenin kendi nüfusuna ve ekmek üretim kapasitesine göre yasal bir ‘nöbetçi fırın’ uygulaması getirilmesini istiyoruz. Bu sistem kurulursa, hem fırın çalışanlarımız ve esnafımız bir nefes alır, ailesine vakit ayırır hem de vatandaşımızın ekmeğe erişimi hiçbir şekilde aksamaz.”
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.