Neden Yükseldi ? Tümünü Göster >VESTL ve VESBE yapılandırma hamlesiyle tavan oldu >Petrol fiyatlarındaki düşüş risk iştahını destekliyor >Borsa kayıplarını büyük ölçüde geri aldı: Gözler 14 bin direncinde >Borsada Aziz Yıldırım rüzgarı: Fenerbahçe hisseleri uçtu! >Fenerbahçe hissesi uçtu, Galatasaray geriledi
Neden Düştü ? Tümünü Göster >LPG operasyonu DITAS'ı vurdu, hisse tabana oturdu >Beyaz et operasyonu Banvit hisselerini etkiledi >FENER’e son dakika golü: Hisseler taban oldu >Gübretaş hisselerinde 'Razi' düşüşü >Akfen hisselerinde 'Hamdi Akın ifade' düşüşü
ARACI KURUM RAPORLARI Piyasalarda temkinli iyimserlik öne çıktı Yabancı yatırımcı girişiyle dikkat çeken hisseler Piyasalar nefesini tuttu: Enflasyon rakamları bekleniyor BİST'te kazancın şifresi değişti! Yapay zekâ yatırımları teknoloji hisselerini destekliyor Tümünü Göster
HİSSE ÖNERİLERİ Özsermayesini güçlendirirken borsada da yükselen 19 sanayi şirketi Madencilik ve kıymetli maden hisselerinde çifte büyüme! Elektrik sektöründe esas faaliyet kârını artıran 8 şirket Hem temettü ödüyor hem kazandırıyor! Yılbaşından bu yana getiri sağlayan 22 hisse 7 hissede yükseliş yüzde 10'u aştı: 592 milyar TL'lik dev de listede! Tümünü Göster
TEKNİK ANALİZ PD/DD 1'in altında kalan metal şirketleri: Özsermayesine göre iskontolu 10 hisse Bilançosu açıklanan şirketlerde likidite yarışı 4 kritik göstergede güçlenen hisseler: İşlem hacmi ve fiyat aynı anda yükseldi Teknik göstergelerde ortak AL sinyali: 10 hissede güçlenen teknik görünüm Para girişi hızlandı: İşlem adedi 8 kata çıkan hisseler Tümünü Göster
Takip EtE-bültenimize abone olarak
en son bilgilere ve haberlere ulaşabilirsiniz.
04 Ağustos 2026 - 07:53 borsaningundemi.com
A1 Capital Yatırım'ın günlük bültenine göre, temmuzda enflasyon beklentilerin altında gerçekleşirken dezenflasyon süreci sürdü. PMI sanayide daralmanın hız kestiğine işaret etti. Dış ticaret açığı büyürken piyasalarda temkinli iyimserlik öne çıktı.
Temmuz 2026’da aylık TÜFE: %1,78 , Yıllık TÜFE: %31,75 ve Yİ-ÜFE: Aylık %1,52, Yıllık %27,83 olarak gerçekleşti. İlk dikkatimiz çeken rakamın kendisinden çok TCMB'nin son PPK metniyle ne kadar uyumlu olduğunun görülmesiydi. Çünkü geçen hafta Merkez Bankası faizleri sabit bırakırken aslında piyasaya şunu söylemişti:
"Dezenflasyon devam ediyor ama henüz zafer ilan edecek noktada değiliz." Bugünkü veri de tam olarak bu mesajı doğruluyor. Aylık TÜFE %1,78 geldi. Bu rakam piyasa beklentisinin hafif altında. Yıllık enflasyon ise %32,11'den %31,75'e geriledi. İlk bakışta olumlu görünüyor. Ancak finansal
piyasalar artık yıllık enflasyondan çok aylık enflasyonun kompozisyonuna ve mevsimsellikten arındırılmış eğilime bakıyor. Çünkü yıllık enflasyon hala baz etkisinin desteğini alıyor. Gerçek sınav ise aylık fiyatlama davranışlarının nereye oturduğu. Aslında son birkaç aydır Türkiye ekonomisinde iki farklı süreç aynı anda yaşanıyor. Bir tarafta kredi büyümesinin kontrol altına alınması, iç talebin kademeli yavaşlaması, TL'nin daha öngörülebilir seyri ve beklenti yönetimi sayesinde enflasyonun ana eğilimi aşağı geliyor. Diğer tarafta ise hizmet enflasyonu, kira, eğitim, sağlık ve ücret kaynaklı katılık devam ediyor. Yani mal enflasyonu belirgin şekilde yavaşlarken, hizmet tarafındaki yapışkanlık hala dezenflasyonun hızını sınırlıyor.
Bugünkü veri de aslında bu ayrışmanın devam ettiğini gösteriyor. Dikkat ettiğimiz noktalardan biri de üretici fiyatları. Yİ-ÜFE'nin aylık %1,52, yıllık ise %27,83 seviyesinde olması önemli. Çünkü yaklaşık bir yıldır üretici enflasyonu tüketici enflasyonunun altında seyrediyor. Bu durum maliyet baskılarının eskisi kadar güçlü olmadığını gösteriyor. Eğer kur tarafında yeni bir şok yaşanmazsa ve
enerji fiyatlarında ciddi bir yükseliş olmazsa, üretici fiyatlarından tüketici fiyatlarına geçiş etkisi önümüzdeki aylarda daha sınırlı kalabilir. Bu da TCMB açısından olumlu bir gelişme.
Piyasaların asıl odaklandığı konu ise reel faiz. Bugünkü veriden sonra politika faizi %37 seviyesinde kalırken yıllık enflasyon %31,75'e geriledi. Yani ex-post reel faiz daha da pozitife gidiyor. TCMB'nin uzun süredir oluşturmak istediği sıkı parasal duruş aslında burada daha net hissedilmeye başlıyor. Pozitif reel faiz hem TL varlıklara ilgiyi artırıyor hem de dolarizasyon eğilimini azaltıyor. Özellikle yabancı portföy yatırımcısı açısından bu oldukça önemli bir gösterge. Ancak burada ince bir denge var. Reel faiz ne kadar yükselirse iç talep üzerindeki baskı da o kadar artıyor. İç talep fazla yavaşlarsa büyüme tarafında sorunlar başlayabilir. Son dönemde açıklanan büyüme verilerinin beklentilerin altında kalmasının temel nedenlerinden biri de zaten bu kontrollü yavaşlama süreci. Dolayısıyla TCMB artık sadece enflasyonu değil, finansal istikrar ile büyüme arasındaki dengeyi de yönetmeye çalışıyor.
Türkiye İmalat PMI Temmuz ayında 47,7 olarak gerçekleşti. Haziran ayında bu rakam 47,1 idi. Yani endeks yükseldi ama Ancak unutmayalım ki PMI'nın 28 aydır aralıksız 50'nin altında kalması, sanayi sektörünün uzun süredir baskı altında olduğunu gösteriyor. Aynı zamanda Temmuz PMI verisi kötü bir veri değil. Çünkü "daralma devam ediyor ama en zor dönem geride kalıyor olabilir" mesajı veren bir rapor. Yeni siparişlere bakalım. Düşüş devam ediyor ancak önceki aya göre hız kaybetmiş durumda. Firmalar bunu hem iç piyasadaki zayıf talep hem de fiyat baskıları ve özellikle Orta Doğu'daki savaşın ihracat talebini de olumsuz etkilediği vurgulanıyor. Yani sadece iç talep değil, dış talep de henüz güçlü değil. Bu nedenle üreticiler yeni sipariş almakta zorlanıyor. Buna paralel olarak üretim de ikinci ay üst üste daraldı. Ancak burada da önemli bir ayrıntı var. Haziran ayındaki kadar sert bir düşüş yok. Sanayici üretimi tamamen durdurmuyor ama kapasitesini ihtiyatlı şekilde ayarlıyor. Bu da şirketlerin hala temkinli olduğunu gösteriyor. Aynı nedenle firmalar satın alma faaliyetlerini azaltıyor, stoklarını eritiyor ve yeni yatırım konusunda bekle-gör yaklaşımını sürdürüyor. Fakat rapordaki en olumlu bölüm bana göre maliyet tarafı. Girdi maliyetleri artmaya devam ediyor ancak artış hızı Kasım 2025'ten bu yana en düşük seviyeye gerilemiş durumda. Satış fiyatlarındaki artış da yılın en düşük seviyesine indi. Bu çok önemli çünkü son iki yıldır sanayicinin en büyük problemi maliyet enflasyonuydu. Şimdi ilk kez maliyet baskısının belirgin şekilde hafiflemesi, şirketlerin fiyat artırmadan rekabet edebilme şansını artırıyor. Özellikle TCMB açısından bakarsak bu gelişme enflasyon görünümü açısından oldukça olumlu.
PMI raporunu TÜFE verisiyle birlikte değerlendirsek; TÜFE bize dezenflasyonun sürdüğünü söylerken, PMI ise aynı anda büyümenin kontrollü şekilde yavaşladığını gösteriyor. Yani TCMB'nin istediği denge aslında oluşmaya başlamış durumda. Bu nedenle TCMB açısından bu veri oldukça rahatlatıcı. Çünkü sanayide talep hala zayıf olduğu için fiyat baskıları sınırlanıyor. Maliyet enflasyonunun düşmesi de çekirdek enflasyon açısından olumlu bir sinyal veriyor. Bu tablo,
Merkez Bankası'nın mevcut sıkı duruşunu korumasını desteklerken, ilerleyen dönemde uygun koşullar oluşursa kademeli gevşeme için alan yaratabilir.
Şimdi de dış ticaret verilerine bakalım. ihracatın %2,9 artarak 25,6 milyar dolara ulaşırken, aynı dönemde ithalatın % 5,2 artarak yaklaşık 33 milyar dolara çıkması ile dış ticaret açığı geçen yılın aynı ayına göre yaklaşık % 14 büyüyerek 7,4 milyar dolara yükselmiş durumda. Bu da bize, ihracat artıyor olsa bile ithalatın daha hızlı büyüdüğü bir ekonomik döngüye girdiğimizi söylüyor. Burada dikkat edilmesi gereken nokta şu; ithalatın kompozisyonu. Eğer ithalat artışı tüketim mallarından kaynaklansaydı bunu iç talebin yeniden aşırı ısındığı şeklinde yorumlayabilirdik. Ancak veriye baktığımızda asıl artışın ara malı ithalatında olduğunu görüyoruz. Ara malı ithalatı yıllık bazda yaklaşık % 12 artmış. Bu bize iki şeyi aynı anda söylüyor. Birincisi, PMI verilerinde son aylarda gördüğümüz toparlanmanın reel sektöre yansımaya başlaması. Firmalar yeniden üretim planlıyor, kapasite kullanımını artırıyor ve bunun için hammadde ile yarı mamul stokluyor. İkincisi ise Türkiye'nin üretim modelinde yapısal bağımlılık hala değişmiş değil. İhracat yapabilmek için önce ithalat yapmak zorundayız. Dolayısıyla ihracat artsa bile dış ticaret dengesi aynı hızda iyileşemiyor. İhracatın ithalatı karşılama oranındaki gerileme de bu görüşü destekliyor. Geçen yıl % 79,4 olan oran bu yıl % 77,7'ye düşmüş durumda. Cari işlemler dengesi açısından alarm vermese de yeniden bozulma eğiliminin başladığını ima ediyor. Sn aylarda kredi büyümesindeki toparlanma ve iç talepteki canlanma ile birlikte , ithalatın ihracattan daha hızlı büyümesi önümüzdeki aylarda cari açık tahminlerinin yukarı yönlü revize edilmesine neden olabilir. Bölgesel dağılıma baktığımızda ise ihracat tarafında çok büyük bir değişiklik yok. Avrupa Birliği yine en büyük pazarımız olmaya devam ediyor. İthalat tarafında ise
Çin'in ağırlığı giderek daha belirgin hale geliyor. Küresel tedarik zincirinde yaşanabilecek herhangi bir bozulma ya da ABD-Çin ticaret geriliminin yeniden tırmanması, Türkiye'nin üretim maliyetlerini doğrudan etkileyebilecek bir unsur olmaya devam ediyor.
Bu sabah piyasalara baktığımızda tek bir tema öne çıkıyor: "Risk iştahı geri geliyor ama yatırımcı hala temkinli." Geçtiğimiz hafta yaşanan sert dalgalanmaların ardından dün ABD borsalarında oldukça güçlü bir toparlanma gördük. Bu sabah Asya piyasaları da büyük ölçüde bu iyimserliği satın alıyor. Ancak jeopolitik riskler, Fed beklentileri ve Çin ekonomisine ilişkin soru işaretleri masadan tamamen kalkmış değil. ABD tarafında Özellikle imalat sektöründe açıklanan veriler, ABD ekonomisinin hala beklenenden daha dirençli olduğunu gösterdi. Bu da "ekonomi sert fren yapmıyor" algısını güçlendirdi.
Sayfada yer alan bilgiler tavsiye niteliği taşımayıp yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırımcı profilinize uymayabilir.
ETİKETLER :
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.