Kürt meselesi yüzyılı aşkın süredir devletin güvenlik politikalarının odağındaydı. İnkar, asimilasyon ve bastırma hamleleri askeri yöntemlerle sürdürüldü; zaman zaman masaya oturulsa da bu girişimler hiçbir zaman kalıcı bir hukuki zemine oturmadı. Meclis’e gelen kanun teklifi işte bu yüzden tarihsel bir eşik. Süreç ilk kez idari tasarruf veya bürokratik kararların ötesine geçerek Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin iradesiyle yasal bir statü kazanıyor.
Hukuki güvence ve siyasi meşruiyet
Yasanın en hayati tarafı, çatışmalı süreci doğrudan hukuk alanına çekmesi. Bu düzenleme, muhataplığın devlet tarafından parlamenter zeminde kabul edildiğinin açık göstergesi. Yürütme organı ve güvenlik bürokrasisinin tekelinden çıkan süreç, artık Meclis’in denetimi ve siyasi partilerin ortak sorumluluğunda yürüyecek bir yapıya bürünüyor.
Kısacası bu yasa çözümün kendisini değil, çözüme giden yolun hukuki çatısını inşa ediyor. Böylece sürecin, gelecekteki siyasi iklim değişikliklerinden veya dönemsel çalkantılardan etkilenmemesi için kurumsal bir zırh oluşturuluyor.
Kamuoyundaki yaygın yanılgı, bu metni Kürt meselesinin tüm boyutlarını halledecek nihai bir "barış yasası" gibi okumak. Oysa teklifin sınırı belli.
Yasa, öncelikle çatışmayı sonlandırmanın hukuki altyapısına odaklanıyor. Silah bırakacak kişilerin durumunu düzenlemek, sürecin meşruiyetini sağlamak ve müzakereye sınır çizmek temel amaç. Eşit yurttaşlık, anayasal güvence, yerel demokrasi, kültürel haklar ve demokratikleşme adımları ise bu ilk aşamanın ardından gelecek 2. ve 3. yasa paketlerinin konusu olacak. Dolayısıyla bu düzenleme bir sonuç değil, sürecin başlangıç fişeğidir.
Devlet açısından da tarihsel
Bu adımın en radikal boyutu, devletin pozisyonunda yaşanan değişimdir. Cumhuriyet tarihi boyunca sayısız Kürt isyanı sadece güvenlik politikalarıyla bastırıldı, mesele parlamenter müzakere zeminine hiç taşınmadı. İlk kez çatışmanın askeri yöntemlerle çözülemeyeceği kabul ediliyor ve siyasal müzakere esas alınıyor.
Burada "devlet kazandı"- “Kürt hareketi yenildi" ya da tersi gibi ifadelerle yüzeysel bir okuma yapmak doğru olmaz. Asıl mesele, güvenlik eksenli anlayışın tek başına sonuç vermediğinin görülmesidir. İki tarafın da mevcut yöntemin sürdürülemez olduğunu kabul ettiği ve çözümü siyasette aradığı yeni bir evredeyiz.
İlk etkiler nerede görülecek?
Yasa yürürlüğe girdiğinde ilk somut yansımayı cezaevlerinde göreceğiz. Sınır geçişleri ve silah bırakma başlıkları çokça konuşulsa da, öncelikli pratik sonuç binlerce tutuklu ve hükümlünün durumunu kapsayan hukuki düzenlemeler olacak.
Silahlı yapıların geleceği tek bir hamlede çözülecek bir konu değil; güven ortamına ve siyasi gelişmelere bağlı olarak aşama aşama ilerleyecek. Bu süreçte İmralı Adasına gidebilecek akademisyenler, gazeteciler ve yazarların dahil olacağı mekanizmaların kurulması, toplumsal rızanın ve güvenin inşasında kritik rol oynayacak.
Kamplaşmalara dikkat!
Barış süreçleri sadece devletle silahlı aktörler arasındaki teknik bir pazarlıktan ibaret değildir. Kalıcı bir sonuç için toplumun sürece dahil olması ve demokratik siyasetin inisiyatif alması şart.
Metin etrafındaki tartışmalar ise ne yazık ki hukuki içerikten ziyade siyasi kamplaşmalar üzerinden yürütülüyor. Bir taraf bunu "devletin teslimiyeti" olarak görürken, diğer taraf Kürtlerin taleplerinin görmezden gelindiğini savunuyor. Her iki yaklaşım da eksik. Çünkü bu düzenleme ne tek başına bir infaz yasasıdır ne de eksiksiz bir demokrasi paketidir. Esas işlevi, çatışmalı dönemi kapatıp siyasal müzakerenin önünü açmaktır.
Günün sonunda tartıştığımız şey sadece 12 maddelik bir kanun teklifi değil. Tartışılan; Türkiye’nin yüz yıllık güvenlik ezberini bozup siyasal müzakereyi esas alan yeni bir çağa adım atıp atamayacağıdır. Bu ilk adımın kalıcı bir başarıya ulaşması, arkasından gelecek demokratikleşme paketlerine, siyasi aktörlerin kuracağı dile ve taraflar arasında inşa edilecek güvene bağlı olacak.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish
Hakkında daha ayrıntılı: ÇERÇEVE YASAMilli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifimüjgan halis
DAHA FAZLA HABER OKU
Cafer Erdoğan Salah transferinin dayanılmaz hafifliği
Prof. Dr. Caner Yenidünya 12. Yargı Paketi'ndeki "IBAN mağdurları" düzenlemesi ne getiriyor?
Göktuğ Çalışkan Washington Afrika'yı yapay zekaya çizdirirse
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.