CHP’nin çerçeve yasa ve Terörsüz Türkiye sürecine bakışını anlatan Kuşoğlu, dünyada yeni bir düzen kurulduğunu belirterek, "45 yıldan beri Türkiye'nin ayağında pranga olan, ekonomisini, gelişimini, toplumsal dinamiklerini öldüren bir süreç yaşadık terörle. Bunlar konusunda önümüz açılacak diye umuyoruz yani, inşallah öyle olur. Terörsüz Türkiye sürecinden sonra terör ortadan kalkar, bunu herkes, bu ülkeyi seven herkes bunu diler herhalde. Biz de mümkün olduğunca bu sürece destek olmaya çalışacağız" ifadelerini kullandı.
Değişen siteme Türkiye’nin hazır olması gerektiğini söyleyen Kuşoğlu, şunları kaydetti:
Değişecek olan kavramlardan bir tanesi de devlet kavramı. Daha farklı bir devlet kavramı söz konusu olabilecek. Yani vatandaşına rekabetçi bir devlet olmalı. Bakın şu anda bizim 500 bin civarında dil bilen, dünyayı bilen, mesleği olan insanımız yurt dışında çalışıyor, daha fazla para kazanabilmek için. Daha iyi imkanlar veren yerlere gidiyor gençlerimiz. O yurt dışında çalışan 4 milyon küsur işçimizin dışında, Türk vatandaşının dışında bunlar, Türkiye'de eğitim görmüş, dil öğrenmiş, dünyayı öğrenmiş insanlar. Bunları kaybetmememiz lazım. Ama sadece bizde değil, bütün dünyada, mesela Yunanistan'dan, Bulgaristan'dan, Romanya'dan, hatta Almanya'dan bile kaçıyorlar gençler. Daha iyi koşullar bulduklarında, daha iyi devletler, ülkeler bulduklarında, onun için devletlerin de artık rekabetçi olması lazım. Daha fazla özgürlük vermesi lazım, daha fazla ekonomik refah vermesi lazım vatandaşına. Şimdi devletlerin kendilerini de devam ettirebilmesi gerekiyor. Onun için entegrasyonlara ihtiyaç var yeni dönemde. Bunu gören birçok ülke var. Bizim de öyle entegrasyonlara ihtiyacımız var ama bizim Türkiye olarak çok fazla alternatifimiz de var. Yani Avrupa Birliği var bizim alternatiflerimizden bir tanesi. Akdeniz coğrafyasında önemli bir ülkeyiz, bir Akdeniz alternatifimiz var. Bizim Orta Doğu'da geçmişte aynı inancı, kültürü yaşadığımız ülkeler var. Bizimle beraber Osmanlı coğrafyasında yaşayan ülkeler var. Bizimle soydaş ülkeler var, Türk coğrafyasında. Öbür taraftan Balkanlarda, Kafkaslarda beraber olabileceğimiz ülkeler var. Bizim alternatifimiz de çok fazla. Dolayısıyla tüm bunların da değerlendirilmesi gerekiyor. Devletin de bunları görmesi gerekiyor. O anlamda da sürekli arayış içerisinde olunması gerekiyor.
Devlet aklı sözlerine açıklık getirdi
Verdiği bir röportajda kullandığı "devlet aklı" kavramının çok tartışıldığını hatırlatan Kuşoğlu, bu sözlerine açıklık getirerek, şunları söyledi:
Bir ülkeyi, bir devleti, özellikle demokrasileri seçilmişlerle atanmışlar idare ederler. Yani bürokratlar ve siyasiler. Devleti temsil edenler bürokratlardır, atanmışlardır. Siyasiler seçilmişlerdir, onlar halkı temsil ederler. Milletin temsilcisi, halkın temsilcisidirler. Türkiye'de son zamanlarda son dönemde, özellikle 2018 sonrası, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte seçilmişlerin etkisi çok azaldı. TBMM’nin, milletvekillerin etkisi çok azaldı. Bunu herkes kabul ediyor, görüyor net olarak. Bir de yürütme erkinde tek seçilmiş bir kişi kaldı. Cumhurbaşkanı. Onun dışında bakanların hepsi atanmış. Çok önemli görevler var hepsi atanmış. Sadece Cumhurbaşkanı seçilmiş yürütme erkinde. Şimdi böyle olunca seçilmişlerin etkisi azalınca demokrasi de zayıflamaya başladı. Çünkü seçilmişlerin etkisi, yani halkın etkisi dolayısıyla azalmış oluyor. Halkın etkisi, toplumun etkisi azalınca devlet o boşluğu dolduruyor tabii yani. Sonuçta bir boşluk var. Bu devlet haklıyla, bürokratlar tarafından, atanmışlar tarafından dolduruluyor. Ve mesela Terörsüz Türkiye süreci de öyle geldi. Evet karşı çıkmıyoruz ama orada CHP'nin fark etmesi gereken şey şu, devlet haklı çok fazla devreye giriyor. Yani atanmışların aklı çok fazla devrede. Seçilmişlerin, yani siyasilerin esamesi pek okunmamaya başladı. Bu demokrasimiz adına bir tehlikedir, sıkıntıdır. Onun için CHP'nin buna müdahale etmesi gerekir demiştim. O anlamda söylemiştim. Bunu daha farklı anladılar. Bu siyasiler tarafından getirilmiş bir olay değil, Terörsüz Türkiye süreci. Yani AK Parti'nin ya da bir başka iktidar partisinin, Milliyetçi Hareket Partisi'nin projesi değil bu. Bu doğrudan doğruya devlet aklının, bürokrasinin projesi, atanmışların projesi, her şeyiyle. Getirdiler, en sonunda komisyon kurdurdular vesaire. Sonuçta kanun haline geldi. Bundan gocunmuyorum. Türkiye'nin lehine olacaksa bu da olur tabii ki ama bunun halka mal olması lazım. Onun için siyasilerin devrede olması lazım. Onun için Sayın Kılıçdaroğlu da her zaman vurguladı, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin bu çözüm süreci içerisinde devrede olması gerekiyor diyor. Biz bu Terörsüz Türkiye sürecini destekleriz, destekliyoruz. Fakat halkın da katılımını şart görüyoruz. Onun için de parlamentonun, onun için de seçilmişlerin de devrede olması gerektiğine inanıyoruz. Bunun da olması lazım. Bu şartla tabii ki destekleriz.
"42'nci ve 66'ncı maddeler değişmemeli"
Terörsüz Türkiye süreci kapsamında yeni anayasa tartışmalarının sorulduğu Kuşoğlu, "Terörsüz Türkiye süreciyle birlikte bir anayasa, özellikle 66 ve 42. maddeyle ilgili değişiklikler de öngörülüyordu. Yani olabilir şu kavramlar değişir vesaire. Öyle bir şey söz konusu olmadı. Değişmemesi de gerekiyor ilk dört maddenin ve 66 ile 42'nin de temel olarak böyle kalması gerekiyor, ona inanıyorum. Olmadığından memnuniyet duyuyoruz ama bundan sonra gelebilir mi? Sanmıyorum yani şimdi Meclis tatile giriyor. Yeni dönem başladığında hangi gerekçeyle anayasada böyle bir değişiklik yapılacak? Salt böyle bir değişiklik birçok iktidar götürür. Onun için seçim öncesi bir anayasa değişikliğinin olabileceğini pek düşünmüyorum" yanıtını verdi.
"Yavaş yıpratılmamalı"
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın CHP’de kalıp kalmayacağı ve cumhurbaşkanı adayı olup olmayacağının sorulması üzerine Kuşoğlu, "Bizim Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nden sonra en büyük yanlışlarımızdan bir tanesi, bizim kesim, parti olarak demiyorum, parti olarak da var ama en büyük yanlışlarımızdan bir tanesi zamanından önce cumhurbaşkanlığı adaylarını yarıştırmak oldu, birbirleriyle yarıştırmak oldu. Sayın Kılıçdaroğlu, Sayın Mansur Yavaş, Sayın Ekrem İmamoğlu. Bu yarış olumlu netice vermiyor. Bu sefer de şimdiden Sayın Mansur Yavaş'ı henüz daha, partide bir ayrışma oldu, ayrılma oldu, böyle bir dönemde hemen adayımız diye ortaya çıkartıp yıpratmak istemiyoruz. Onun için çok girmek istemem bu konuya. Belediye başkanlığını yapıyor, bir büyükşehir, başkentimizin belediye başkanlığı. Yıpranmaması lazım. Görevinin başında. O yarışa hemen sokmak istemem doğrusu onu. Kendisi de girmek istemiyor hemen böyle bir yarışa bugünlerde. Zamanı gelirse, toplumun, halkın teveccühü devam ederse tabii ki olur" ifadelerini kullandı.
"AK Parti cumhuriyet değerlerine yaklaştı"
CHP'li belediye başkanlarının AK Parti'ye geçişini de değerlendiren Kuşoğlu, "Bunu birkaç şekilde yorumlamak mümkün. Demek ki AK Parti CHP'ye çok yaklaştı. Çok yabancı görmüyorlar. Tabii ki korkudan dolayı, 'içeri girmeyin, bu tarafa geçin' korkusu var tabii ama AK Parti'nin CHP'ye yaklaşması da söz konusu. Kabul etmek lazım değil mi? AK Parti yakınlaştığı için çok uzak görülmemeye başlandı belki de. AK Parti cumhuriyet değerlerini daha fazla yaklaştı. Bu ülkenin kurucusu, çok saygı duyuyoruz ama kendi döneminden daha fazla bugün Atatürkçü var. Hepimiz Atatürkçüyüz neredeyse toplum olarak. AK Partisiyle, CHP'lisiyle. Kendi meşrebine göre yorumluyor herkes falan ama toplumun yüzde 70'i hatta bazı kamuoyu yoklamalarında 80'i Atatürkçüdür. Bu da Cumhuriyet'in başarısıdır. Dolayısıyla ben bu anlamda da AK Parti'nin cumhuriyet değerlerini benimsemesini, Atatürk'ü benimsemesi olarak görüyorum" dedi.
Independent Türkçe
Hakkında daha ayrıntılı: CHPAK Parti
DAHA FAZLA HABER OKU
Erdoğan, Cidde'de: Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında savunma anlaşması imzalanacak
Kuşadası Belediyesi'ne "rüşvet ve irtikap" operasyonu: 15 gözaltı
MGK Bildirisi yayımlandı: Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge yolundaki ilerlemeler ele alındı
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.