Evvela, 3 Ağustos'ta yayımlanan o meşhur askerî kararnamelerin detaylarına baktığımızda, operasyonun büyüklüğü daha net anlaşılıyor.
Hava Kuvvetleri, Kara Kuvvetleri ve Jandarma teşkilatının neredeyse tüm kilit bölge komutanları değiştirildi. Neden mi?
Çünkü Afrika'da son dönemde yaşanan darbelerin (Gabon, Nijer, Mali) ortak bir özelliği vardı: Darbeleri doğrudan devlet başkanının en yakınındaki elit muhafız alayları ya da güvendiği generaller yaptı.
Kamerun derin bürokrasisi, Cenevre'de olduğuna ilişkin haberlerin konuşulduğu süreçte, Cumhurbaşkanı Paul Biya'nın yokluğunda ordunun "gövde gösterisi yapabiliriz" hissiyatına kapılmasını engellemek için, potansiyel liderlik kumaşı olan kıdemli isimleri emekli etti.
Yerlerine ise tamamen rejime göbekten bağlı, operasyonel kabiliyetinden ziyade sadakati tescilli isimleri getirdi. Bu, tam anlamıyla bir "darbeye karşı bariyer" doktrinidir.
Öte yandan, Fransa'nın Orta Afrika'daki en güvendiği limanlardan biri her zaman Kamerun oldu. Paul Biya'nın fiziksel varlığının ortadan kalkması, Paris merkezli Frankofon elitler ile ülke içindeki milliyetçi damar arasında gizli bir savaşı tetikledi.
Şu an sahne arkasında iki isim konuşuluyor: Biri Paul Biya'nın oğlu Franck Biya (ki kendisi sessiz ama güçlü bir figür olarak hazırlanıyor), diğeri ise Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Ferdinand Ngoh Ngoh.
İşte o "Cenevre'den gelen imzalar", aslında bu iki kliğin güç savaşı sırasında birbirini dengelemek ve devlet mekanizmasını kilitlememek için ortaklaşa ürettiği bir bypass.
Olayın ekonomik boyutu Kamerun'un canını çok fena yakmaya başladı. Kamerun, Orta Afrika Ekonomik ve Parasal Topluluğu'nun en büyük ekonomisi. Devlet başkanının 61 gündür kayıp olması, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının radarından kaçmadı.
Ülkenin dış borçlanma tahvilleri değer kaybetmeye başladı çünkü yabancı sermaye "Yarın bu ülkede iç savaş çıkarsa muhatabımız kim?" sorusuna yanıt bulamıyor. Uluslararası bankalarla yapılan milyarlık tarım ve altyapı kredilerinin yetkilendirmeleri bile şu an hukuken şaibeli duruma düşmüş vaziyette.
Ortada fiziksel olarak bulunmayan bir liderin attığı iddia edilen imzalarla alınan borçlar, yarın muhalefet tarafından "yasa dışı" ilan edilebilir.
Tüm bunlar yetmezmiş gibi, ülke zaten içeriden iki büyük güvenlik kriziyle bölünmüş durumda. Bir tarafta kuzeyde asimetrik saldırılarına devam eden ve bu otorite boşluğunu fırsat bilen Boko Haram terörü, diğer tarafta ülkenin batısında yıllardır süren ve İngilizce konuşan azınlığın ayrılıkçı mücadelesi olan Anglofon Krizi(*), başkent Yaounde'de hükümetin tabiri caizse "otomatik pilotta" olması ve bakanların komik savunmalarla vakit kaybetmesi, bu cephelerdeki askerî moral ve motivasyonu bitiriyor. Başkentte durum böyleyken istihbarat zaafları baş göstermeye başladı çünkü emir-komuta zincirinin tepe noktası bulanık.
Velhasılıkelam, Kamerun'da şu an bir devlet, kurumsal yapısını korumak için "Paul Biya yaşıyor" illüzyonuna muhtaç durumda. Ancak bu illüzyonun raf ömrü tükendi. Önümüzdeki birkaç hafta içinde o koltuğun gerçek sahibinin kim olacağı ya askerî bir deklarasyonla ya da zorunlu bir anayasal geçişle ilan edilmek zorunda kalacak. Süreç el yordamıyla yönetilemeyecek kadar büyüdü.
*(*) Anglofon Krizi, Kamerun'daki İngilizce konuşan azınlığın, Fransızca konuşan çoğunluk ve merkezi hükümet tarafından siyasi, ekonomik ve kültürel olarak dışlanmaya tepki olarak başlattığı ve zamanla bağımsızlık talebiyle silahlı çatışmaya dönüşen kronik bir iç krizdir.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish
Hakkında daha ayrıntılı: KAMERUNAFRİKAUmut Berhan Şen
DAHA FAZLA HABER OKU
Zeki Sarıhan Çerçeve yasa: Az gittik uz gittik!
Cihad İslam Yılmaz Sınır ötesi iç hat: İstihbaratta mesafenin yeniden tanımlanması
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.