Kuantum bilgisayarların modern kriptografiyi kırabilecek güce ulaşmasının ilk işareti, Satoshi Nakamoto’ya ait Bitcoin’lerin toplu şekilde çalınması olmayabilir. Quantus Network CEO’su ve kurucu ortağı Christopher Smith’e göre saldırganlar, dikkat çekici bir hamle yapmak yerine birbirinden bağımsız görünen ve nasıl gerçekleştiği anlaşılamayan kripto cüzdan ihlallerini tercih edebilir.
Smith, yeterince güçlü bir kuantum bilgisayarın zincir üzerinde açığa çıkan açık anahtarlardan özel anahtarları türetebileceğini söyledi. Böyle bir durumda saldırgan, cüzdanı, kullanıcı cihazını veya bir borsanın iç sistemlerini ele geçirmeden varlıkları başka bir adrese taşıyabilir.
İçindekiler
ToggleQ-day saldırısını tespit etmek zor olabilir
Sektörde “Q-day” olarak adlandırılan senaryo, kuantum bilgisayarların standart açık anahtarlı şifrelemeyi kırabilecek seviyeye ulaştığı varsayımsal tarihi ifade ediyor. Smith’e göre böyle bir dönemin başladığını kesin biçimde anlamak oldukça güç olabilir.
Özellikle güvenliği yüksek bir kurumdan varlık çalınması halinde geleneksel saldırılarda görülen izlerin hiçbiri bulunmayabilir. Smith, böyle bir olayda elde kalan tek adli bulgunun sistemlerde herhangi bir ihlal tespit edilememesi olabileceğini söyledi.
Bu risk, kuantum algoritmalarındaki ilerlemelerin büyük blokzincirlerin kullandığı eliptik eğri kriptografisini hedeflemek için gereken hesaplama kaynaklarına ilişkin tahminleri aşağı çekmesiyle daha fazla tartışılmaya başladı.
İlk hedef Satoshi’nin Bitcoin’leri olmayabilir
Kuantum tehdidine ilişkin en fazla konuşulan senaryolardan biri, Satoshi Nakamoto’ya ait olduğu tahmin edilen ve haberin yayımlandığı sırada yaklaşık 63 milyar dolar değer taşıyan Bitcoin’lerin anahtarlarının kırılması. Bu varlıkların kısa sürede piyasaya sürülmesi önemli bir satış baskısı yaratabilecek bir senaryo olarak değerlendiriliyor.
Smith ise ilk hedeflerin doğrudan Satoshi’nin cüzdanları olmayabileceği görüşünde. Kuantum kapasitesine erişen bir tarafın öncelikle askeri sistemleri veya devlet sırlarını hedefleyebileceğini, blokzincir tarafında ise daha değerli yönetici anahtarlarının bulunabileceğini söyledi.
Quantus yöneticisine göre bunlardan biri Tether’ın token basımında kullanılan anahtar olabilir. Böyle bir yönetici anahtarının ele geçirilmesi halinde saldırgan, yetkili cüzdan üzerinden karşılığı olmayan token’lar oluşturabilir ve ihraççı müdahale edene kadar bunları piyasada satabilir.
USDT birden fazla blokzincirde çalışıyor. Stablecoin’in kullanıldığı bazı ağlarda ise kuantum sonrası güvenlik sistemlerine geçiş çalışmaları şimdiden yürütülüyor.
Borsa cüzdanları daha sessiz hedef olabilir
Blockchain Capital güvenlik araştırmacısı Sean Cheetham da saldırganların kamuoyunda anında alarm yaratacak cüzdanlardan uzak durabileceğini düşünüyor. Cheetham’a göre borsaların sıcak cüzdanlarını hedeflemek, Satoshi’nin Bitcoin’lerini çalmaktan daha olası bir ilk hamle olabilir.
Smith, saldırganların kuantum teknolojisi kullandığını saklamak için hırsızlığı sıradan bir anahtar kaybı veya geleneksel güvenlik ihlali gibi göstermeye çalışabileceğini de söyledi. Bu yöntem, saldırının gerçek kaynağının uzun süre tespit edilememesine yol açabilir.
Kuantum tehdidinin tarihi belirsiz
Google, mart ayında kuantum sonrası kriptografiye geçiş takvimini 2029’a çekti. Kararda, yapay zekâ destekli bir gelişmenin eliptik eğri kriptografisini kırmak için daha önce tahmin edilenden çok daha az fiziksel qubit gerekebileceğini göstermesi etkili oldu.
NGRAVE CEO’su Roy Blackstone, önceki tehdit modellerinin kuantum teknolojisinin yanında yapay zekânın da hızla ilerlemesini yeterince hesaba katmadığını söyledi. Eski tahminlerin mevcut açık anahtarlı sistemlerin gelecek on yılın önemli bölümünde güvenli kalacağını varsaydığını, ancak AI alanındaki ilerlemenin bu hesapları değiştirdiğini aktardı.
Kuantum bilgisayarların mevcut kriptografiyi ne zaman kırabilecek seviyeye ulaşacağı konusunda ise ortak bir tahmin bulunmuyor. Kuantuma dayanıklı bir blokzincir geliştiren Quantus Network’ün kurucusu Smith, bunun 2028’e kadar gerçekleşme ihtimalini yüzde 50 olarak görüyor.
Cheetham, 2030’ların başını neredeyse kesin bir zaman aralığı olarak değerlendirirken daha erken bir tarihin daha düşük ihtimal olduğunu söyledi. Solana Foundation bilgi güvenliği yöneticisi Michael Coates ise kesin bir tarih vermenin mümkün olmadığını savundu.
Coates’e göre kuantum teknolojisi için yıllardır sürekli yaklaşık beş yıllık bir zaman diliminden söz ediliyor. Belirsizlik devam etse de sektör temsilcileri hazırlıkların ertelenmemesi gerektiği konusunda birleşiyor. Blackstone, blokzincirlerin kuantum sonrası imza sistemlerine geçiş çalışmalarına başlamasının olumlu olduğunu, aksi durumda oluşabilecek zararın çok büyük olabileceğini söyledi.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.