Bilginin demokratikleştiği çağda farkı marka yaratacak Türkiye, satın almalarla küresel iddiasını artırabilir Problem çözme kültürü Türkiye'nin en büyük avantajı Veri merkezi yarışı yeni dönemin stratejik alanı olacak Teknoloji şirketleri artık büyük gemiler değil, hızlı botlar DEİK'te hedef teknoloji ekosistemini büyütmek Dünya küçüldü Türk ağı büyüdü Meslek seçmeyin beceri geliştirin
Yapay zekâ çağında rekabetin kurallarının yeniden yazıldığını söyleyen DEİK Dijital Teknolojiler İş Konseyi Başkanı ve Cerebrum Teknoloji Kurucusu Erdem Erkul, Türkiye'nin önünde tarihi bir fırsat bulunduğunu düşünüyor. Erkul'a göre yeni dönemin asıl hedefi yalnızca teknoloji üretmek değil; girişim sermayesi, veri merkezleri ve güçlü insan kaynağını kullanarak Türkiye'de ekosistem yaratacak dünya çapında teknoloji markası çıkarmak.
Teknoloji dünyası artık yalnızca yeni ürünlerin geliştirildiği bir alan değil; ülkelerin ekonomik gücünü, küresel rekabetini ve hatta jeopolitik konumunu belirleyen yeni bir yarış sahası. Yapay zekânın gündelik hayatın merkezine yerleşmesiyle birlikte oyunun kuralları da değişiyor. DEİK Dijital Teknolojiler İş Konseyi Başkanı ve Cerebrum Teknoloji Kurucusu Erdem Erkul, “Bu değişim Türkiye açısından önemli bir fırsat. Artık mesele yeni bir teknoloji icat etmekten çok, mevcut teknolojileri küresel ölçekte büyütecek markalar yaratabilmek” diyor.
"Bilgi artık herkeste var" diyen Erkul, yapay zekânın bilgiye erişim avantajını ortadan kaldırdığını, bundan sonra fark yaratacak unsurun analiz kabiliyeti, doğru soruları sorabilme ve ölçeklenebilir iş modelleri geliştirebilmek olduğunu vurguluyor.
Bilginin demokratikleştiği çağda farkı marka yaratacak
Erkul'a göre geçmişte bilgiye ulaşmak başlı başına bir rekabet avantajıydı. Bugün ise yapay zekâ sayesinde herkes aynı bilgiye birkaç saniyede ulaşabiliyor. Dolayısıyla ülkelerin rekabeti artık "kim daha fazla biliyor" üzerinden değil, "kim o bilgiyi daha hızlı değere dönüştürüyor" üzerinden şekilleniyor. Erkul, şunları söyledi:
"ABD’ye baktığımızda neredeyse her beş yılda bir, daha önce adını duymadığımız yeni bir teknoloji markasının dünya sahnesine çıktığını görüyoruz. Bugün Palantir, Anthropic gibi şirketler bunun en güncel örnekleri. Benim anlatmak istediğim de tam olarak bu. Türkiye'nin bugün güçlü markaları var ancak yeni nesil teknolojilerde de küresel ölçekte ses getirecek yeni markalar çıkarmamız gerekiyor. Asıl mesele, bu markaların doğacağı ekosistemi oluşturabilmek."
Türkiye'nin tam da bu noktada önemli bir avantaja sahip olduğunu söyleyen Erkul, toplumun hızlı adapte olabilen yapısını ve pratik çözüm üretme becerisini en önemli sermaye olarak görüyor. Cumhuriyet döneminden bugüne eğitim seviyesindeki yükselişe dikkat eden Erkul, özellikle yapay zekâ okuryazarlığının kısa sürede yaygınlaştırılabileceğine inanıyor. Ona göre Türkiye, dinamik nüfusu sayesinde teknolojik dönüşümü birçok ülkeden daha hızlı gerçekleştirebilir.
Türkiye, satın almalarla küresel iddiasını artırabilir
Erkul'un en çok üzerinde durduğu konu ise "marka." Ona göre teknoloji geliştirmek önemli ancak tek başına yeterli değil. Dünyanın en büyük şirketlerinin önemli bölümünün büyümesini satın almalarla gerçekleştirdiğini hatırlatan Erkul, Türkiye'nin de yalnızca yeni girişimler kuran değil, dünya çapında satın alma yapabilecek ve küresel ölçekte büyüyebilecek şirketler çıkarması gerektiğini söylüyor. Bunun için de girişim sermayesi kültürünün güçlenmesini, büyük şirketlerin teknoloji girişimlerine daha fazla yatırım yapmasını ve özel sektörün dönüşüme daha cesur yaklaşmasını öneriyor. Erkul'a göre Türkiye'nin yaratıcı insan kaynağı bu dönüşümü gerçekleştirebilecek kapasiteye sahip.
Problem çözme kültürü Türkiye'nin en büyük avantajı
Bugüne kadar 80'den fazla ülkeye gittiğini anlatan Erkul, farklı kültürlerle çalışmanın kendisine önemli bir perspektif kazandırdığını söylüyor. Bu deneyimlerin sonunda vardığı en önemli sonuç ise Türk toplumunun problem çözme refleksinin birçok ülkeden daha güçlü olduğu. Hızlı karar alabilme, zor koşullarda çözüm üretebilme ve kolay vazgeçmeme kültürünün teknoloji girişimciliği açısından büyük avantaj olduğunu belirten Erkul, Türkiye'nin bu özelliğini daha görünür hale getirmesi gerektiğini düşünüyor.
Veri merkezi yarışı yeni dönemin stratejik alanı olacak
Erkul’un dikkat çektiği önemli başlıklardan biri de veri merkezleri. Erkul, yapay zekânın yalnızca yazılımdan ibaret olmadığını; veri, işlem gücü, GPU altyapısı ve siber güvenliğin aynı zincirin parçaları olduğunu anlatıyor. Bu nedenle veri merkezlerinin önümüzdeki yıllarda bazı ülkelerin kaderini değiştirecek kadar kritik hale geleceğini düşünüyor. Türkiye'nin belirli alanlarda net hedefler koymasının önemine değinen Erkul, tıpkı savunma sanayiinde olduğu gibi teknoloji alanında da odaklanılmış stratejiler geliştirilmesi gerektiğini ifade ediyor.
Teknoloji şirketleri artık büyük gemiler değil, hızlı botlar
Avrupa'daki teknoloji zirvelerinde de aynı tartışmaların yapıldığını anlatan Erkul, günümüz teknolojisinin ağır ve büyük yapılardan çok çevik organizasyonları öne çıkardığını söylüyor. Eskinin dev şirketlerini büyük gemilere benzeten Erkul, yeni teknoloji girişimlerinin ise çok daha küçük ama çok daha hızlı hareket eden botlar gibi çalıştığını ifade ediyor. Bu nedenle Türkiye'nin de büyük ölçekli dönüşümleri beklemek yerine hızlı hareket eden girişim ekosistemini desteklemesi gerektiğini düşünüyor.
DEİK'te hedef teknoloji ekosistemini büyütmek
Yaklaşık 4,5 yıldır DEİK Dijital Teknolojiler İş Konseyi Başkanlığı görevini yürüten Erdem Erkul, bu süreçte önceliklerinin teknoloji ekosisteminde ortak bir topluluk oluşturmak olduğunu anlatıyor. Girişim sermayesi, dijital dönüşüm ve yeni teknolojiler konusunda iş dünyası ile kamu arasında farkındalık oluşturmayı amaçladıklarını belirten Erkul, konsey bünyesinde kurulan ilişkilerin yeni iş birliklerine dönüştüğünü ifade ediyor. Ona göre teknoloji dönüşümü ancak kamunun, özel sektörün ve girişimcilik ekosisteminin aynı hedef etrafında buluşmasıyla hız kazanabilir. Erkul, 1,5 yıl daha konseyin başında olacak.
Dünya küçüldü Türk ağı büyüdü
Erkul'un üzerinde durduğu bir başka konu ise dünyanın farklı ülkelerinde çalışan Türk profesyoneller. Bunu "beyin göçü" olarak değerlendirmediğini söyleyen Erkul, "Önemli olanın insanların bulunduğu yer değil, kalpleri kaybetmezsek, bu bizim yeni gücümüz olur" diyor. Bugün dünyanın birçok büyük teknoloji şirketinde Türk yöneticilerin görev aldığını hatırlatan Erkul, doğru network kurulduğu takdirde bunun Türkiye'nin teknoloji ekosistemi için önemli bir güç oluşturacağını düşünüyor. Ona göre fiziksel sınırlar eski önemini kaybetti; asıl değer bilgi paylaşımı ve güçlü bağlantılar kurabilmek.
Meslek seçmeyin beceri geliştirin
Gençlerin geleceğe ilişkin kaygılarının doğal olduğunu söyleyen Erdem Erkul, mesleklerin isimlerinin değişebileceğini ancak becerilerin kalıcı olduğunu vurguluyor.
Analitik düşünme, problem çözme, iletişim kurma ve öğrenmeyi öğrenmenin geleceğin en değerli yetkinlikleri olacağını belirten Erkul, üniversite tercihinin yalnızca bölüm seçmek değil; aynı zamanda bir çevre, kültür ve düşünme biçimi seçmek anlamına geldiğini ifade ediyor.
Gençlere merak ettikleri alanların peşinden gitmelerini tavsiye eden Erkul, hayatın tek bir sınav sonucu ya da tek bir tercih ile şekillenmediğini, karşılaşılan fırsatların ve sürekli öğrenmenin kariyerde belirleyici olduğunu söylüyor.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.